Logo
Bu sayfayı yazdır


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi Kadın Kolları

No: HT–BA–2019–MO–TR–06 H. 8 Muharrem 1441
M. Cumartesi, 07 Eylül 2019

Uygur Kadınlarının Çin’deki Toplama Kamplarında Zorla Kısırlaştırılması, Doğu Türkistan Müslümanlarına Karşı Kullanılan Başka Bir Soykırım Silahıdır

Geçtiğimiz haftalarda The Independent gazetesi gibi ana akım medya, Çin’in Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında tutuklu bulunan ve tutuklulukları sırasında zorla kısırlaştırılmaya maruz kalan Müslüman Uygur kadınları hakkında bir rapor yayımladı. Tutuklular, kendilerine düzenli olarak ne olduğunu bilmedikleri ilaçlar verildiğini, sonrasında regl dönemlerinin sona erdiğini açıkladılar. Ayrıca gardiyanlar tarafından çırılçıplak soyulduklarını, uzun süre işkence ve suiistimallere maruz kaldıklarını, yaklaşık 50 kişiyle tıka basa dolu 3 metreye 6 metre genişliğindeki bir hücrede tutulduklarını belirttiler. Daha önceleri yayınlanan sayısız raporlara göre Doğu Türkistan’daki Çin yetkilileri, hamileliklerinin son ayları olmasına rağmen Müslüman Uygur kadınlara zorla kürtaj yapmışlardı. İnsanlık dışı nüfus kontrol programlarının yasaklanmasını savunan Nüfus Araştırma Enstitüsü, Çin’i büyük çapta zorla kısırlaştırma yapmakla suçladı. Enstitü tarafından yapılan açıklamada Şu an Uygur nüfusu, Çinin toplam nüfusunun yüzde 1inden daha azdır. Bir ülkede bu büyüklükteki bir nüfusun doğal büyümesinin sınırlandırılması ve kontrol altına alınması, onların tamamen yok edilmesi ve soykırım yapılmasıdır. Bu nedenle Çin’in zorla kürtaj, doğum kontrol ve Uygurları kısırlaştırma politikası, nitelikli bir Uygur halkı yaratma politikası değildir. Tam tersine siyasi, ekonomik, sosyal araçlar ve kısıtlamalar yoluyla yavaş yavaş yok etmektir.ifadeleri kullanıldı. Ayrıca Çin rejimi, gayrimüslim Han erkeklerine Müslüman Uygur kadınlarıyla evlenmeleri için finansal teşvik programları sağlıyor. Amaç, Han-Uygur kökenli karışık çocuklar üretmek ve Doğu Türkistan’daki Müslüman nüfusu “karıştırmaktır”. Bu, “Gen yıkama” olarak bilinen bir uygulamadır. Uygur Müslümanlarına etnik temizlik yapmayı amaçlayan bir üreme politikasıdır.

Acımasız Çin rejimi, Doğu Türkistan’daki Müslüman Uygur nüfusu ve İslami kimliklerini yok etmek için en korkunç sosyal mühendislik taktiklerini kullanmaya devam ediyor. Bu arada İslami dünyadaki omurgasız rejimler, Pekin ile finansal çıkarlarını korumak ve genişletmek umuduyla Müslüman ve İslam karşıtı bu distopik devleti sıcak bir şekilde kucaklamayı sürdürüyorlar. Oysa bu devlet, acımasız kültürel soykırım kampanyası çerçevesinde İslam’ın tüm izlerini Doğu Türkistan’dan silmek amacıyla 1 milyondan fazla Müslümanı tutuklama kamplarına hapsetmiştir. Geçtiğimiz Temmuz’da Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Umman, Mısır, Pakistan ve Sudan gibi İslam dünyasındaki bazı rejimler, Çin’i desteklemek için açık bir mektup yayınladılar. Mektupta kitlesel tutuklamalar yapan, masum Müslüman erkeklere, kadınlara ve çocuklara komünist ateist akideyi aşılayan Çin’in “insan hakları alanında kayda değer bir başarı” kaydettiğini savundular. Dahası “Müslüman vatandaşlarını umursadığı” için utanç verici bir şekilde Çin’i BM İnsan Hakları Konseyi’nde öven Pakistan yönetimi, Uygur Müslümanlarına yönelik etnik temizliği Çin’in “iç meselesi” olarak niteledi. Ayrıca burada Türkiye’nin, sığınmak için ülkeye gelen Uygur Müslümanlarını -kadınlar dâhil- sınır dışı ettiğine, çalışma kamplarında tutuklanma ihtimaline rağmen acımasız Çin devletine teslim ettiğine dair raporlar var. Hiç şüphe yok ki, milyarlarca dolarlık anlaşmaları sağlama alma umudu, (Bloomberg’e göre) Türkiye’nin döviz rezervini artırmak amacıyla Çin Merkez Bankası’nın 1 Haziran’da yaptığı para transferi, Erdoğan’ın Uygur Müslümanlarına ihanetinde önemli rol oynamıştır. Açıkçası gelecekteki Doğu Türkistan Müslüman nesillerini yok etmek için Çin rejimi tarafından yürütülen “sosyal mühendislik ve sistematik kültürel soykırım kampanyası”, ruhunu dolara satan bu utanmaz korkak rejimler için hiçbir şey ifade etmiyor. Elbette ki Uygur kardeşlerimizin İslami kimliğini kültürel olarak yok etme çabalarının devam etmesine izin verilmesi mümkün değildir! Rabbimizin emrine mutlaka yanıt vermeliyiz. Rabbimiz şöyle buyurdu:

وَإِنِ اسْتَنصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُEğer din konusunda sizden yardım isterlerse, yardım etmek üzerinize borçtur.[Enfal 72] Doğu Türkistan Müslümanlarına karşı görevimizi yerine getirmenin yegâne yolu, bir an önce Nübüvvet metodu üzere Hilafeti kurmaktır. Çünkü siyasi iradeye sahip İslami liderlik, Müslümanlara zulmeden her devletin karşısında duracak, zenginliğin cazibesine kapılmayacaktır. Aksine İslam düşmanlarının yüreğine korku salmak ve mazlum Müslümanları suçluların pençesinden kurtarmak için envanterindeki her cephaneliği kullanacaktır.

Dr. Nesrin Nevaz
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi Kadın Kolları Direktörü
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi Kadın Kolları
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
el-Mezra’a, P.K. 5010-14, Kolombiya Merkezi B Blok Kat:2, Beyrut/Lübnan
Telefon: TEL: 0096 113 07 59 4 / GSM: 0096 171 72 40 43
www.hizb-ut-tahrir.info
E-Mail: media [@] hizb-ut-tahrir.info

Ortam

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.