Salı, 05 Shawwal 1439 | 2018/06/19
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Endonezya Konferans Konuşması – Vilayetlerin Konuşmaları “Müslüman Gençlik... Gerçek Değişimin Öncüleri” Müslüman Gençliği Canlandırmak ve Yeniden Konumlandırmak

بسم الله الرحمن الرحيم

Endonezya Konferans Konuşması – Vilayetlerin Konuşmaları

“Müslüman Gençlik... Gerçek Değişimin Öncüleri” Müslüman Gençliği Canlandırmak ve Yeniden Konumlandırmak

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Bizi dosdoğru yola ileten ve peygamberlerin efendisinin hidayetine sevk eden Allah’a hamd, Allah’ın Rasûlü’ne, ehline, sahabesine ve davetine çağrıda bulunan, şeriatına bağlılık gösteren, Minhâcı üzere Hilafeti kurmak için çaba harcayan ve Allah yolunda hakkıyla cihat edenlere Salatu selâm olsun. Âmin.

Yüce Allah’ın selâmı ve rahmeti hepimizin üzerine olsun ve Allah bu forumda hazır bulunmanızdan ötürü sizleri hayırla mükâfatlandırsın.

Değerli Kardeşlerim, Seçkin Konuklar ve Gençlik Aktivistleri

Endonezya’da Müslüman çocuklara ve gençlere karşı Batılı ülkeler tarafından yürütülen kitlesel liberalleşme akımının farkında olmalıyız. Batı, Müslüman gençlerin laik ve liberal değerleri benimsemesi ve Batılı yaşam tarzına ve sistemine bağlı kalması için kalpleri, akılları ve davranışları ele geçirmeye yönelik küresel stratejiler ve çeşitli programlar tasarlamıştır. Ne yazık ki, hükümet bu programlar için gerekli zemini hazırlamış ve şu an gerçekleştirilmek üzereler. Sonuç olarak, İslam’ın Müslüman gençliği gerçek değişimin öncüleri ve İslam’ın emin bekçileri olarak tanımladığı konum bugün yitirilmiş ve gençliğin potansiyeli ve canlılığı heder edilmiş durumda.

Batı’nın Müslüman çocukları ve gençleri liberalleştirme stratejisi, 12 Şubat 2016 tarihinde başlatılan ve Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen “şiddete dayalı aşırılığı önleme eylem planı”adlı belgeyle aşikâr ortadadır. Eleştirmemiz gereken iki husus var: Birincisi, Müslüman gençliği gerçek İslam’ı anlamaktan alıkoyma çabaları söz konusu. İkicisi, Batılı kapitalist devletlerin, bilhassa BM’nin karanlık patronu ABD’nin hegemonyasını korumak üzere Müslüman gençliğin potansiyelini ve canlılığını ele geçirme çabaları söz konusu.

Müslüman gençliği İslam’ı anlamaktan alıkoyma çabaları, şiddete dayalı aşırılığı önleme eylem planında açıkça görülmektedir. BM Genel Sekreteri, 2015 Amman gençlik için sonuç bildirgesinde gençliğin, dünya barışını korumada öncü ve şiddete dayalı aşırılığı önlemede aktif olması gerektiğini ifade ediyor. Ama bunun çok öncesinde Batı dünyası, şiddetin faillerinin İslami gruplar olduğu yönünde bir hikâye üretmiştir. Nitekim 11 Eylül 2001’de Dünya Ticaret Merkezi’nin bombalanmasından, son günlerde yaşanan Paris, Ankara, Sarina ve Brüksel patlamalarına kadar bu tür şiddet eylemleri birtakım İslami gruplarla ilişkilendirilmiştir.

Üstelik şiddete dayalı aşırılığı önlemeye yönelik Batı stratejisi artık yalnızca fiziksel bir savaş değil, aynı zamanda bir düşünce ve politika savaşına dönüşmüştür. ABD, Rand Corporation adlı Amerikan düşünce kuruluşunun önerisi üzerine, kendine ortak olarak bir takım “ılımlı Müslümanlardan” oluşan bir ağoluşturmuştur. Ayrıca bu öncelikli ortaklara, liberal ve laik Müslüman akademisyenlerin yanı sıra ılımlı genç aydınlar ve hocalar da dâhil edilmiştir. Rand Corporation’ın kıdemli araştırmacılarından Angel Rabasa “ılımlı Müslümanları”, çoğulculuğu, feminizmi, cinsiyet eşitliğini, demokratikleşmeyi, hümanizmi ve sivil toplumu kabul edenler olarak tanımlamıştır.

Kıymetli Kardeşlerim, Değerli Konuklar ve Gençlik Aktivistleri, Allah’ın Rahmeti Üzerinize Olsun...

Endonezya hükümeti şu anda kampüslerde, okullarda ve geleneksel medreselerde ılımlı İslam akımını yerleştirmeye çalışmaktadır. Geçenlerde Cumhurbaşkanı Jokowi, Ezher Şeyhi’ni davet ederek ılımlı İslam düşüncesini yaymasını talep etmiştir. Ayrıca Diyanet İşleri Bakanlığı aracılığıyla Endonezya Hükümeti, “barışçıl İslam”veya “Âlemlere rahmet İslam”adını kullanarak İslami eğitim müfredatını değiştirecektir. Diyanet İşleri Bakanı, bu yeni müfredatın öğrencilere çeşitliliklere daha saygılı olan, barış ve hoşgörüyü özendiren ve demokrasiyi teşvik eden bir İslam öğretisi aktarmak için hazırlandığını açıkça ifade etmiştir. Bakan bunun ayrıca, eğitim kurumlarında ortaya çıkabilecek radikalizmin yayılmasını önlemenin bir yolu olabileceğini de iddia etmiştir. Savunma Bakanlığı ise, lise, üniversite ve medrese öğrencileri için “ülke savunması”adı altında bir milli eğitim programı hazırlamaktadır. Bu ise ülkeye gelebilecek sınır ötesi radikal düşüncelere karşı koymak için gençlere milliyetçilik aşılanacağı anlamına gelmektedir.

Ilımlı İslam esasen İslam hükümlerine aykırı olan her şeyi kabul etmeye yönelik bir doktrindir. Yalnızca farklılıkların vakıasını kabul etmek değil, bilakis o farklı düşüncenin bizatihi kabulüne matuftur. Ilımlılar, LGBT toplumundan rahatsız olmayan, insan hakları adına küfrün liderlerini kabul eden, kiliselere gruplar halinde gitmekten mutlu olan ve çoğulculuk adı altında küfür davranışlarını hoşgörüyle karşılayan bir güruhtur. Ilımlı İslam düşüncesinin tehlikesi son derece açıktır. Müslüman ümmet arasında karşılıklı şüphe çıkaran bir fitnedir. Ümmeti, radikal Müslüman ve ılımlı Müslüman diye ayıran bölücü bir düşüncedir. Şüphesiz ki güçlü bir İslami Akideye, seçkin bir ahlaka ve bu ümmetin meselelerine karşı duyarlı bir sorumluluğa sahip İslami şahsiyette Müslüman gençler yetiştirilmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur. Fakat bugün bu yöndeki çabalara zarar veriliyor. Okullarda, üniversitelerde ve medreselerdeki Müslüman öğrenci dernekleri terörist yuvaları olarak fişleniyor. Sonuçta genç kuşak İslam’ın doğru anlaşılmasından uzak tutuluyor. Allah’ın hükümlerini ikame etmek için mücadele eden samimi dava adamları, ümmetten uzaklaştırılıyor ve “aşırılar”diye damgalanıyor. Aslında, liberal demokrasi ve kapitalist ekonomik sistemin uygulanması sonucu ortaya çıkan çok boyutlu sorunlarını çözmek için ümmetin siyasi İslam’a ihtiyacı var. Fakat Batı Müslümanları bir bütün olarak İslam şeriatına ve davetçilerine düşman etmek istiyor. Batı, ümmetin potansiyel liderleri olan Müslüman gençleri, ılımlılaştırmaya ve böylece varlıklarına tehdit olmaktan çıkarmaya çalışıyor.

Kıymetli Kardeşlerim, Değerli Konuklar ve Gençlik Aktivistleri, Allah’ın Rahmeti üzerinize olsun...

İkinci kritik konu, Müslüman gençliğin potansiyelini baltalamaya yönelik Batılı çabaların bir parçası olarak, gençlerin ekonomik ve sosyal alanlara yöneltilmesidir. Aynı “şiddete dayalı aşırılığı önleme eylem planı”belgesinde, Birleşmiş Milletler diyor ki, şiddetin tetikleyicileri – dini motiflerin yanı sıra– sosyal marjinalleşme ve yoksulluktur. Bunu önlemek için BM, eğitim, beceri geliştirme, istihdam olanakları, stratejik iletişim, internet ve sosyal medya konularında gençleri hedefleyen bir takip eylem planı hazırlamıştır.

Eğitim konusunda boyun eğmemiz gereken konulardan biri de gençlerin mesleki eğitim kaynakları ve girişimci yetenekler için kuluçka süreçleridir. Kapitalist tarzı eğitim sistemi pragmatik ve piyasa yanlısıdır. Bilim insanları değil, işçiler üretmeye odaklanır. Meslek okulları, ön lisans ve lisans mezunları Batılı kapitalistlere ait şirketlerin işçileri olmak üzere hazırlanır. Üniversitelerdeki araştırmalar ülkenin ekonomik bağımsızlığını kurmak üzere devlet tarafından değil, bilakis kurumsal şirket çıkarları doğrultusunda yönlendirilir. Aslında, bizatihi yoksulluk problemi bile açgözlü Kapitalist sistemin uygulanmasıyla ortaya çıkmıştır.

İletişim, internet ve sosyal medya konusunda, bunları aşırılar tarafından şiddet düşüncesini yaymak ve genç insanları kandırmak için kullanıldığı bahanesiyle Birleşmiş Milletler, online medyanın müzik, sanat, film, çizgi roman ve mizah yoluyla şiddete dayalı aşırılıkla mücadele amacıyla dünya çapında binlerce genç aktivist ve sanatçıyı destekleyeceğini açıklamıştır. Bu arada Batılı ülkelerin geçen yüzyılda bilgi ve iletişim teknolojisinde çığır açtığını biliyoruz. Ancak aynı zamanda bunu liberal kültürü yerleştirme aracı olarak yapmışlardır. Hazcı, materyalist, tüketici, bireyci ve “mezhebi geniş”bir yaşam tarzı teşvik ederek Müslüman gençleri harap etmişlerdir.

Günümüzün bilgiye dayalı ekonomi çağında, iletişim cihazları ve dijital bilgi teknolojisi üreten kapitalist şirketler, bu imkânları büyük ölçüde muazzam karlar elde etmek için kullanmayı alışkanlık haline getirmiştir. 2020 yılında 130 Milyar dolar hedefiyle Güneydoğu Asya’nın en büyük dijital ekonomi pazarı olan Endonezya’nın devlet başkanı Jokowi’nin vizyonu, ABD’deki yaratıcı endüstri merkezi kabul edilen Silikon Vadisi ile iyi ilişkiler kurulması için bakanlarını harekete geçirmesini gerektirmiştir. İyi de bu vadi gerçekte kimin işgali altında? Ne diye sıklıkla “umut vadisi”diye tanımlanır? Liberal bir yaşam tarzını yaymak için uğraşan teknoloji şirketlerinden başka kim olabilir ki?

Medya, Müslüman çocukları ve gençleri uyuşturmuştur. Zamanlarının çoğunu önemsiz güncellemeleri takip etmek, karşı cinsten arkadaşlarıyla sohbet etmek ve idol edindikleri sanatçıların özel hayatları hakkındaki dedikoduları öğrenmek için harcamaya başlamışlardır. Eğlence sektörünün çekiciliği düşüncesi veya bir oyuncu ya da şarkıcı olarak kısa yoldan zengin olma hülyası, Müslüman çocukları ve gençlerin aklını başından almış, uzun soluklu baş belası maceralara sürüklemiştir. İslam ahlakının aksine, çocukların anne babalarına karşı saygısız tutum ve davranışlara yöneltildiği hedonistik yaşam tarzı ve aile değerlerini yok eden eşitlikçi anlayışı teşvik eden TV dizileri de cabası.

İşte Müslüman nesilleri gerçek İslam’dan uzaklaştırmaya ve potansiyellerini heder etmeye yönelik küresel strateji ve Batı’nın gündemi budur. Gençler bir yandan liberalizmin elçileri haline getirilirken, aynı anda Batılı değerler, yaşam tarzı ve nizamlarının kurbanı olmuşlardır. İslam’a ilgi gösteren gençler, Batışı düşünceler, değerler ve nizamları lehine ılımlı olmaya yöneltilmekte, diğerleri ise dilediğince hareket etmek için özgürlük düşüncesine kapılmış, kimlik krizine sürüklenmiş, gelecek umudunu kaybetmiş karamsar kişilikler haline getirilmektedir. Böylece uyuşturucu, gayri meşru ilişkiler, içki tüketimi, fuhuş ve diğer sapkın davranışlar tuzağına düşürülmektedir.

Şüphesiz bu yolla, nice değerli hazinelerimizi kaybettik. Görüyoruz ki bu hayırlı ümmetten nefret eden Sömürgeci kâfirler bizi her taraftan çepeçevre kuşatmaya çalışıyor. Bu gidişata bir son vermek zorundayız, çünkü bu apaçık bir sapıklık. Nitekim Allah’ın Rasûlü SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyuruyor:

من رأى منكم منكرا فليغيره بيده، فإن لم يستطع فبلسانه، فإن لم يستطع فبقلبه، وذلك أضعف الإيمان“Sizden bir kim münker (kötülük) görürse onu eliyle değiştirsin, yapamazsa diliyle (değiştirsin), (bunu da) yapamazsa kalbiyle (tiksinip öfkelensin) ki bu imanın en zayıfıdır.”[Müslim]

Muhakkak ki Allah bunu bize farz kılmıştır. Münkeri ortadan kaldırmak ve İslam’ın emrettiği gibi gençliği hak ettiği ve layık olduğu konuma ve göreve yeniden hazırlamak zorundayız. Gençler köklü değişimin öncüleri ve İslam’ın emin bekçileri olmalıdırlar. Tıpkı Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem daveti taşırken Kureyş’ten türlü türlü eziyetlere maruz kaldığı zaman, gençler o zaman küfre ve zulme karşı en ön saftaydılar. Gençler İslam’ın elçileri olmalıdır, tıpkı genç Musab b. Umeyr RadiyAllahu Anh gibi. O ki Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in emriyle Yesrib’e (Medine’ye) gidip daveti taşımış ve İslam’ın ilk elçisi olmuştu. Musab dünyanın sahte gururunu terk edip Ahiretin gerçek izzetini arzulamıştı. İşte bu yüzden onun mücadelesi, henüz bir yıl geçmeden meyvesini vermiş, tüm Yesrib halkı İslam’ı kabul etmişti, Maşallah... Allahu Ekber!

Müslüman çocukların ve gençlerin konumu, potansiyeli ve canlılığını geri kazanmak için, onların uyanıklığını ve bilincini güçlendirecek İslami bir siyasi parti tarafından yürütülmesi gereken bir hareket olmalıdır. İslam ideolojisi üzerine kurulu İslami bir siyasi parti olmadığı sürece, tam anlamıyla İslami şahsiyete sahip Müslüman bir gençliğin inşası mümkün olmaz. İslam’ın genç neslini yok etmeye yönelik sömürgeci Batı komplosunu ifşa edecek, laik Kapitalist ideolojinin hezimetini ve liberal demokrasinin insan hayatını rezil ve perişan ettiğini gözler önüne serecek İslami bir siyasi parti olmazsa olmazdır.

Elbette Müslüman gençliğin en önemli rolü, İslam’ın bir bütün olarak eksiksiz uygulandığı İslami toplumda görülebilir. Gençliğin güçlendirilmesi için gerekli her şeyi hazırlayacak olan, Nübüvvet Minhâcı üzere Hilâfet kurulduğu zaman... Hilafetin uygulayacağı İslam’a dayalı eğitim sistemi, içtimai, iktisadi ve siyasi nizamlar, İslam’ın koruyucuları ve emin bekçileri olarak gençlerin potansiyelinin tümüyle etkinleştirilmesini destekleyecektir. Böylelikle insanlık hayır yolunda ilerleyecek, ümmetin refahı güvence altına alınacaktır. Akıllar ve kalpler İslam’a sapasağlam bağlanacak, ümmetin izzeti daima üstün olacaktır. Dolayısıyla bugünden Müslüman gençliğin fikri yönden geliştirilmesi ve güçlendirilmesi, Allah’ın izniyle Nübüvvet metodu üzere Hilafetin kurulması hedefiyle bağlantılı olacaktır.

Son olarak, Müslüman gençlere Allah Subhânehu Teâlâ’nın Kehf suresinin 28. ayet-i kerimesinden kavliyle çağrıda bulunuyoruz:

وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَن ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوَاهُ وَكَانَ أَمْرُهُ فُرُطًاSabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme.

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun, Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun…

Ummu Fazilet - Endonezya

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER