Pazar, 23 Rajab 1442 | 2021/03/07
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

Ey Suriye'deki Müslümanlar! Bu Helak Olmuş Rejimin Enkazı Üzerine Raşidi Hilafeti Kurma Şerefine Nail Olunuz

Suriye güvenlik birimleri, geçen Şubat ayında Deraa şehrinde medya organlarının çocuk olduğunu belirttiği 16 öğrenciyi, Tunus ve Mısır'daki olaylardan etkilenerek duvarlara Suriye rejiminin yıkılmasını talep eden sloganlar yazdıkları suçlamasıyla tutukladı... Bu öğrencilerin tutuklanmalarının ayrıntısı şöyledir: el-Cevabira Aşiretinin muhtarı, Deraa ilindeki Siyasi Güvenlik Sorumlusu Tuğgeneral Atıf Necip'in bürosuna geldi ve ona, bir üstazın kendisine sloganlar atılması ve duvarlara sloganlar yazılması üzerine okulundaki bazı çocukların isimlerinin alındığını, bu isimleri kendisine verdiğini ve bu çocukların küçük olduğunu söyledi. Ancak söz konusu tuğgeneral, sadece görmek ve tanımak için onların getirilmesinde ısrar etti ve mesele kapanmış gibi bir intiba verdi. Ancak bu öğrenciler, gelir gelmez tutuklandılar. Bu kişilerin tutuklanmasından sonra tuğgeneral, hiçbir kimse ile görüşmek istemediği gibi tanımadığı kimselerin telefonlarını cevaplamıyor, evlatlarının akıbetlerinden endişe duyan ve büyük bir kısmı Körfezden gelen tutuklu çocukların ailelerinin taleplerine önem vermiyordu. Ardından onlardan biri, muhtara ve çocukların ailelerine ulaştı ve onlara, tuğgeneral ile valinin bir lokantada dinlendiklerini söyledi. Muhtar, lokantanın kapısında tuğgeneral ile görüşerek ona şöyle dedi: "Evlatlarımız nerede? Muhtar, şok edici şöyle bir cevapla karşılaştı: "Rejime karşı bu şekilde konuşanın veya konuşacak olanın anasını bilmem ne yaparım." Onun bu sözü, orada bulunanları beyinlerinden vurulmuşa döndürdü ve onu dövmeye kalkışınca valinin müdahalesi üzerine lokantanın içine kaçtı. Ardından lokantanın sahibi, tuğgeneralin binanın çatısından kaçmasını sağladı. İşte bu olay, Deraa'daki aşiretlerin tepesini attırınca 18.03 cuma günü şehirde büyük protestolar patlak verdi. Devlet de her zaman olduğu gibi bu protestolara, dört kişinin ölümü, onlarca kişinin yaralanması ve birçoğunun tutuklanması ile sonuçlanan zalimane ve vahşi bir şekilde karşılık verdi.

Bu olayın aleyhine gelişmesinden korkan ve Deraa'nın yanı sıra ülkenin genelindeki insanların tepkisini gören Suriye rejimi, tutuklu çocukların serbest bırakılacağı sözü vermekle birlikte olaya karışan ve herhangi bir suç işleyen herkes hakkında soruşturma açıldığını açıkladı. Ancak 19.03 cumartesi günü ortaya çıkan yoğun şekildeki güvenlik güçlerinin davranışları, rejimin soruşturma açılacağı ve tutukluların serbest bırakılacağı sözünü yalanladı. Zira bu güvenlik güçleri, önceki gün öldürülenler için yürüyüşe geçen, rejime karşı ayaklanmaya çağıran ve sayıları on binleri bulan kalabalıkla karşılaştıklarında, göz yaşartıcı bombalar ve coplarla karşılık verdiler. Bir kişiyi öldürdüler, çoğunu yaraladılar, birçok göstericiyi tutukladılar ve güvenlik şubesi güçleri, Deraa Hastanesindeki bazı yaralıları kaçırarak helikopterlerle bilinmeyen bir yere götürdüler.

Buna mukabile Deraa'yı temsil eden aşiretler, güvenlik güçleri ilden çekilmediği, hava uçuşları durdurulmadığı ve tutuklanan çocuklar serbest bırakılmadığı takdirde rejime karşı koyulma girişiminde bulunmakla tehdit ettiler. Fakat kendisinden başkasını görmeyen ve insanların onuruyla oynamayı alışkanlık edinen devlet, sözlerini yerine getireceğine protestolar durdurulmazsa çok sert bir şekilde cevap vermekle tehdit etti. Derken durum iyice gerildi, protestolar ve gösteriler günlük olarak devam etti, hükümet ve Baas Partisi merkezlerine saldırıldı, baba Hafız Esad'ın heykelinin bir kısmı yıkıldı ve bu arada devlet despotik uygulamalarını sürdürdü. Hatta gerilim, güvenlik şubesi kuvvetlerinin devlet hastanesinin güvensiz hale gelmesinin üzerine yaralıların tedavi edildiği ve cenazelerin hazırlandığı bir meydan hastanesine dönüşen Ömer mescidini bastığı 23.03 çarşamba sabahı yeniden doruk noktaya çıktı. Zira güvenlik kuvvetleri, Deraa'nın suyunu, elektriğini, iletişim ağını kestikten sonra Ömer mescidini basarak gerçek mermi sıktılar ve zararlı kokusu uzak mesafelere ulaşacak yoğunlukta göz yaşartıcı bomba attılar ve onlarca kişiyi öldürdüler. Ardından saldırının silahlı bir çeteyi hedef aldığını iddia ettiler ve devlet televizyonu, göstericilerin kullanıldığını ve dışarıyla bağlantılı olduklarını göstermek için el konulan silah, mühimmat ve paraların olduğu bir görüntü yayınladı. Ayrıca bu katliama öncülük edenin Mahir Esed olduğunu söyleyenler de bulunmaktadır...

Suriye rejimi, önceki trajedilerini tekrar sahneleyen hatta aynı yöntemlere bel bağlayan babadan oğla aynı rejimdir... Tüm gerçekler, onun kendisini düşmanı olan halkıyla büyük kavgaya hazırladığını, ve Müslümanların göğüslerine çöreklenerek baki kalma oyununu sürdürmek için zulmün yanı sıra tüm tuzaklarını ve hilelerini kullanacağını gösteriyor. Zira Suriye rejimi, kamu ve özel kurumları tahrip etmeleri ve bunu göstericilerin üstüne atmak amacıyla karanlık elleri gösterilere hazırladı, bazı kimseleri sloganlar atmaları, birbirlerinin omzuna çıkmaları ve gösterilerin gidişatını tahrif etmeleri amacıyla gösterilere hazırladı, devlet başkanını destekleyici ve halk gösterileri karşıtı gösteri yöntemleri hazırladı, internet ve uydu kanalları yoluyla rejimi savunacak ve iğrenç görüntüsünü güzelleştirecek bir çalışma gurubu hazırladı, rejimi savunmaları ve tahrip eylemlerinde bulunan dış bağlantılı karanlık ellerin olduğunu iddia etmeleri amacıyla medyacılardan, siyasilerden ve parlamenterlerden birçok kişi hazırladı, başta Yahudi devleti olmak üzere arkalarında yabancı odakların olduğu şeklinde göstericilere yönelik bir suçlama hazırladı, para, silah, mühimmat ve sahte destekleyici belgelerden oluşan bir koleksiyon hazırladı ve dışarıyla bağlantılarının olduğunu itiraf etmeleri için tutukladığını iddia ettiği kendi adamları olan bazı kimselerle röportajlar hazırladı... Tüm bunlar, helak olan babasının aynı arşivi olup bir kez daha ancak bu defa müflis bir kimsenin kullanacağı ifşa olmuş bir yöntemdir. Bu nedenle kurduğu tuzağa kendisinin düşeceği ve zulmünün kendisine döneceği helak olan bu hilebaz rejimden olabildiğince sakınmak gerekir. Suriye rejiminin, halkına karşı kullandığı dil işte budur. Bu dil, değişmez aynı dil olup düşmanlık, suçlama, zulüm ve aldatma dilidir.

Deraa'daki halkımızın Suriye rejimi karşıtı protestoları, beyanın başında belirttiğimiz sebeplerden ötürü diğer bölgelerdeki gösterilerinden daha çok ivme kazandı. Ancak diğer bölgelerde de başlangıcına nazaran önemli görülecek protestolar ve gösteriler meydana geldi. Genelde bu gösteriler, Şam, Humus, Halep, Banyas, Kamışlı, Dyerizor, Süveyde, el-Muarra, Misyaf, Casım, el-Mı'damiye, Duma ve Madaya olmak üzere ülkenin Kuzeyinden Güneyine ve Batısından Doğusuna birçok şehri sardı... Aslında bu olaylar, 15.03 tarihinde, yani Deraa'da çıkan ve sonrasında yaşanan olayların öncesinde başladı. Ve rejim, bu olayları gizlemek amacıyla yoğun çaba harcadı, olaylı bölgeleri güvenlik güçleri kordonu altına alarak bölgeleri birbirinden tecrit etmeye dönük habis yöntemler benimsedi, kendisine karşı güçlenmesinler diye her bölgeyi tek başına bırakmak ve birbirleriyle bağlantı kurmalarını engellemek için elektrik, su ve iletişim ağlarını kesti.

 

Ey Suriye'deki Müslümanlar!

Suriye ve bölgedeki olaylar, değişime doğru ilerlemekte ve rejime karşı koyuş, dönüşü olmayan bir noktaya ulaştı. Bu rejimden ve trajedilerinden kurtulmak, kaçınılmaz bir durumdur. O halde trajedilerinizi hafifletmek ve kısa zamanda yok etmek için işlerinizi bunun üzerinde birleştirin ve tek saf haline gelin. Suriye halkı şunu iyi bilmelidir ki bu rejimle ilişki kurmak olur bir iş değildir. Çünkü o, zulmediyor, öldürüyor, aşağılıyor, insanları fakirleştiriyor ve meselelerinizi düşmanlarınıza teslim ediyor. Sadece bu da değil her şeyin ötesinde o, Allah'ın ve dininin düşmanıdır. Dahası amellerimizin Allah katında makbul, şehitlerimizin O'nun katında şehit ve ecrimizin Allah katından umulmuş olması için ondan kurtulmak gerekir ki öfkemiz yalnızca Allahuteala için olsun.

 

Ey Suriye'deki Müslümanlar!

Bu helak olmuş rejimin enkazı üzerine ahir-i zamandaki Allah'ın hükmünü yeryüzünde ikame etme şerefine nail olun, Allah'ın ve resulünün sevdiği bir değişim gerçekleştirin, değişiminizi yarım yamalak bırakmayın, İslamî Hilafeti ilan etme önceliğine nail olun, bir yöneticiyi benzer bir yönetici, bir anayasayı benzer bir anayasayla değiştirmeyin, değişim amellerinizde yabancı kafirden yardım almayın ve sizin adınıza bu doğrultunun dışında konuşması için hiçbir kimseye çağrıda bulunmayın. Evet, değişimi, İslamî Hilafet olarak ilan edin. Artık Hilafetin zamanı geldi, vakti yaklaştı ve Allah'ın izniyle sizler buna ehilsiniz... Aranızı karasal, fikirsel ve duygusal sınırların ayırmayacağı diğer Müslümanlarla tek bir İslamî ümmet olduğunuzu ilan edin... İslamiyeti yankılı bir şekilde ilan edin ki Allah'tan başkasının rızasını ummayın ve Allah için hiçbir kınayıcıdan çekinmeyin. Ümmet ama tüm ümmet, sizden bunu beklemektedir. O halde Allah katında bu önceliğe ve bu şerefe nail olun. Zira sizler, Allah'ın izniyle buna ehilsiniz.

 

Ey Suriye Ordusundaki Subaylar!

Şimdi Allah'ın dinine nusret verme zamanıdır ve Suriye rejimi, sizden korkmaktadır. Bu nedenle sizleri uzaklaştırmakta ve insanlarla birlikte sizleri aşağılamak için adlarına güvenlik şubeleri oluşturduğu zebanilerini kendisine yakın tutmaktadır... Sizler, rejimin kendisine tepki vermesinden korktuğu ve Hilafeti kurarak Allah'ın hükmünü ikame etmek için çalışanlara, kendisini bu azim hedefe hazırlayan Hizb-u Tahrir'e nusret vermek yoluyla ümmetin dinine nusret vererek kendisine yardım etmenizi için harekete geçmenizi beklediği bir güç olarak durmaktasınız.

Hizb-ut Tahrir, diğer İslam beldelerinde girdiği gibi Suriye'de de siyasî bir mücadele içerisine girmiştir. Bu uğurdaki şehitleri ve mahkum olanları bunun en büyük kanıtıdır. Keza fikrî bir çatışmanın içerisine de girerek Baasçı, milliyetçi, vatancı, demokratik kapitalist ve öncesinde de demokratik sosyalist fikrileri yok etmiştir... Sömürgeci planları ifşa ederek Suriye rejiminin, bölgedeki en önemli araçlarından biri olduğunu açıklamış, semanın ve arzın sakinlerinin razı olacağı Nübüvvet Minhacı Üzere Raşidi Hilafeti kurmaya yönlendirmek için ümmetin maslahatlarını benimsemiştir...

 

Ey Suriye'deki Müslümanlar ve Subaylar!

Hizb-ut Tahrir, bu durumları köklü bir şekilde değiştirmek için sizden ve mevkii sahibi herkesten nusret talep etmektedir. Bu sizin şeri bir görevinizdir. Keza hedefini gerçekleştirmesi için Hizb-ut Tahrir'e nusret vererek bu dine nusret vermek subayların şeri görevidir. Çünkü subaylar, Hizbin ihtiyaç duyduğu güç subayların elindedir. Her bir Müslüman, akrabası ve tanıdığı subaylardan nusret vermeye muktedir olanları Hizb-ut Tahrir'e nusret vererek bu dine nusret vermeye sevk etmelidir. Allah'tan herkesin kalbini buna yönlendirmesini temenni ediyoruz. Bugün değişimin tek yolu budur.

 

وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ (4) بِنَصْرِ اللَّهِ يَنصُرُ مَن يَشَاء وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ "İşte o gün, müminler de Allah'ın nusretiyle, zaferiyle ferahlayacaklardır. Allah dilediğine nusret, zafer verir. O, Azîz'dir, Rahîm'dir." [er-Rûm 4-5]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Suriye Vilâyeti


H. 21 Rabi’-ul Âhir 1432
M.  Cumartesi, 26 Mart 2011

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER