Cuma, 18 Jumada al-thani 1440 | 2019/02/22
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Erdoğan Adana Mutabakatı Bahanesiyle Suriye Rejimine Kapı Aralıyor

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Erdoğan Adana Mutabakatı Bahanesiyle Suriye Rejimine Kapı Aralıyor

Haber:

Erdoğan, 24/01/2019 tarihinde Moskova’da, değerli dostum olarak nitelendirdiği Putin ile yapmış olduğu görüşmenin ardından şöyle dedi: Türkiye, Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesine ve güvenli bölge oluşturulmasına izin veren 1998 yılındaki Adana Mutabakatına bağlı kalmaktadır. Putin’de şöyle dedi: “Terörle” mücadele ve Türkiye’nin Güney sınırlarının güvenliği çerçevesinde Şam ile Ankara arasında 1998 yılında varılan mutabakat hala devam etmektedir. “Terörle” mücadele üzerinde yoğunlaşan iki dost, ileriki günlerde Suriye hakkında İran ile üçlü bir zirve gerçekleştireceklerdir.   

Yorum:

Adana Mutabakatı, Türkiye’nin Suriye’ye 5 kilometre derinliğinde müdahale hakkı sağlamakta olup Erdoğan bunu, Amerika'nın 20 mil derinliğinde (32 kilometre) güvenli bir bölge oluşturma teklifinin uygulanmasını talep ettiği bir sırada istiyordu. Ama Erdoğan, az olanla yetiniyor. Çünkü verdiği sözleri yerine getirme konusunda efendisi Amerika’ya çok fazla güvenmiyor. Buna dair kanıt şu sözleridir: “Sabrımız sınırsız değildir. Bize verilen sözlerin yerine getirilmesini sonsuza kadar da bekleyecek değiliz.” Dolayısıyla Amerika’nın bölgedeki etkisini pekiştirmesi ve bunun ona zarar vermeyeceğini yeğleyerek Amerika’nın bu bölgeyi denetlemesini istedi. Çünkü Amerika, bölgedeki etkisini korumak için Türkiye’de üsler kuruyor. Nitekim Erdoğan, 2015 yılında Suriye ve Irak’taki Müslümanları vurması için İncirlik üssünün kullanılmasına izin vermiş ve 2003 yılında Amerika’nın Irak’ı işgal etmesini desteklemişti. 

Ancak bölgede bir etkisi olmayan Rusya’nın, uygulamasının bir garantörü olarak Adana Mutabakatının uygulanmasını tercih ettiği görülüyor. Belki de bu sayede orada bir varlık elde edebilecek. Trump’ın önerdiği yirmi millik bölgeye gelince; Rusya bununla bir varlık elde edemeyecektir. Çünkü Erdoğan, buranın Amerika tarafından denetlenmesini talep etmiştir.    

Suriye rejiminin ise bunu, yumuşak bir tepki olarak kabul ettiği görünüyor. Zira Türkiye’yi buna uymamakla suçlamıştı. Yani dolaylı olarak bunu kabul ettiği anlamına geliyor. İkinci yönden olana gelince; Suriye rejimi bunu kabul ediyor. Çünkü Suriye’nin işlemiş olduğu tüm cürümlerin, halkını tehcir etmesinin ve burayı tahrip etmesinin ardından meşruiyeti resmen tanınmış oluyor. Bu da Erdoğan’ın diğer dostu Ömer El-Beşir’in kapı aralamasına benzer bir şekilde Türkiye’nin de Suriye rejimine kapı aralaması sayılır. Zaten Türkiye rejiminin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun bir ay önce, 16/12/2018 günü Katar-Doha’da, güvenilir seçimleri kazanması halinde Türkiye’nin Beşşar Esed ile çalışmayı kabul edebileceği şeklinde açıklama yaptığı da bilinmektedir.      

Erdoğan ve Putin’in terörist gruplarla savaşmak için her zaman tekrar ettikleri açıklamalara gelince; öncelikli olarak Laikliği reddeden, rejimin devrilmesini ve İslam’ın tatbik edilmesini isteyen grupları kastetmektedirler ki her ikisi de bunu fiilen yapıyorlar. Dolayısıyla her ikisi de tüm yöntemlerini kullanarak savaştıkları Suriye devrimini düşürmeyi amaçlıyorlar. 

Onların gündemlerinde, Türkiye’nin iğrenç bir şekilde uygulamaya çalıştığı, grupları aldattığı ve liderlerinden vazgeçtiği İdlib ile ilgili olan Soçi Anlaşması vardır.

Eğer insanlar meselenin, grupların akıllarını başlarına alması, Türkiye ile işbirliği yapan liderleri terk etmesi ve onun pörsümüş eteklerinin altından çıkmaları olduğunu anlayamazlarsa, işler daha da kötüye gidecek ve rejimin düşmesi daha da zorlaşacaktır. Zira onlara en büyük komployu kuran Erdoğan’dır. Hatta onun tehlikesi, uçaklardan, patlayıcı varillerden ve scud füzelerinden daha tehlikelidir.   Bu sorumluluğu Suriye halkının taşımasına ve kararlı bir şekilde kalmasına rağmen Erdoğan iğrenç oyunlarıyla birçoklarını aptal yerine koymaktadır. Nitekim devrimin içeriden patlak verdiği, devrimin parçalanıp bitirilmek istendiği ve facir rejimin düşmesinin engellendiği kesin olarak kanıtlanmıştır. Bu yüzden insanların, Türkiye ile işbirliği yapan ve onunla koordinasyona giren grup liderlerine karşı çıkmaları, onları izole edildikleri tampon bölgenin dışına hareket etmeye zorlamaları ve rejimin devrilmesi ve sadece kafir, zalim ve fasıkların engellemeye çalıştığı Allah’ın hükmünün ikame edilmesi için Şam’a doğru yönlendirmeleri gerekir.    Nitekim Allah, belli bir zaman sonra bile olsa onlara zafer ve iktidar vereceğini vadetmiştir. Muhlis bir şekilde çalışanlar, işte bunun için çalışsınlar.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Adına

Esad Mansur

Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER