Pazartesi, 30 Rabi' al-awwal 1439 | 2017/12/18
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

GÜNCELLENDİ - Hizb-ut Tahrir Malezya: Uluslararası Hilafet Konferansı Kuala Lumpur, 1439 H - 2017 M

  • Kategori Malezya
  •   |  

Hizb-ut Tahrir Malezya:
Uluslararası Hilafet Konferansı Kuala Lumpur, 1439 H - 2017 M

Hizb-ut Tahrir Malezya, 21 Rebiyülevvel 1439 H - 9 Aralık 2017 M tarihinde Kuala Lumpur'da Uluslararası Hilafet konferansı düzenledi. Konferans'ta İslam ümmetinin vakıası ve uyanışı, 3 Mart 1924'de sömürgeci kafirler eliyle Hilafet'in yıkılışı ve Hizb ut Tahrir ile çalışarak Ümmetin üzerine farz olan Hilafet'in tekrar ikamesi için daveti taşımak konuları ele alındı. Hizb-ut Tahrir gecesini gündüzüne katarak Allah'ın ve Rasulünün vaadi olan Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafet'in tekrar ikamesi için çalışmaktadır.

Hizb ut Tahrir Malezya Sözcüsü Prof. Abdulhakim Osman'ın
Uluslararası Hilafet Konferansı Daveti

malezya

 

malezya

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Müdürü Dr. Osman Bahaş’ın, H. 21 Rabî-ul Evvel 1439 M. 09 Aralık 2017 Tarihinde Malezya’da Düzenlenen Hilafet Konferansında Yaptığı

“Ümmet Hilafet İçin Hazır”

Başlıklı Konuşması

malezya

 Konuşmacılar İle Röportajlar

malezya

- Konferansın Video Kayıtları -

Wan Hisyam Kardeşin Konuşması
Hizb-ut Tahrir Malezya Üyesi

Dr. Muhammed Ebul Eyan'ın Konuşması
Hizb-ut Tahrir Malezya Üyesi

Mahmut Kar'ın Konuşması
Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti Medya Bürosu Başkanı

Vassim Dureyhi Kardeşin Konuşması
Hizb-ut Tahrir Avustralya Üyesi

Heysam Kardeşin Konuşması
Hizb-ut Tahrir Amerika

Değerli Şeyh İsam Amira'nın Konuşması
Hizb-ut Tahrir Mübarek Belde Filistin Üyesi

Abdul Hakim Osman'ın Konuşması
Hizb-ut Tahrir Malezya Resmi Sözcüsü

Osman Bahaş'ın Konuşması
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Müdürü

malezya

Devamını oku...

Dağ Sonunda Fare Doğurdu

  • Kategori Makaleler
  •   |  

Haber-Yorum

Dağ Sonunda Fare Doğurdu

Haber:

İslam dünyasındaki ülkeler, İstanbul’da düzenlenen konferansın sonunda Filistin devletini ve başkenti olarak da “Doğu Kudüs’ü” kabul ettiklerini açıklayarak tüm dünya ülkelerini de işgal edilmiş Doğu Kudüs’ü Filistin devletinin başkenti olarak kabul etmeye çağırdılar. Sorumsuz olarak nitelendirilen Trump’ın Kudüs’ün Yahudi devletinin başkenti olarak tanınması ve büyükelçiliğin oraya taşınmasıyla ilgili kararının, “geçersiz” olduğu ifade edildi. (Kudüs El-Arabi) “Uyarlama”

Yorum:

16 İslam ülkeleri yöneticileri, ABD Başkanı Donald Trump'ın kararına yönelik tepkileri değerlendirmek için İstanbul ilinde düzenlenen olağanüstü zirvede bir araya geldiler. Nitekim dağ sonunda fare doğurdu. 

İşgal edilmiş Doğu Kudüs’ü Filistin devletinin başkenti olarak ilan ettiler. Bunlar hangi devletten bahsediyorlar?! Turmp’ın kararına sağlam ve güçlü bir cevap olarak onu tamamen kurtaracakları bir devletten mi? Yoksa işgale boyun bükmek olan 67 yılında işgal edilmiş sınırlar üzerinde sıska bir devletçikten mi?!

İşgal edilmiş toprakları kurtarmak yerine böldüler ve biri başkent olmasını ilan etmeyi Trump’ın üstlendiği Yahudi varlığı devleti diğeri ise başkent olmasını ilan etmeyi İslam ülkeleri yöneticilerinin üstlendiği Filistin devleti olmak üzere her bir devlet için de başkent belirlediler. Bugüne kadar geçen günler içeresinde meydana gelenler, sadece rollerin paylaşılmasından ibaret olup yoksa güçlü ve sağlam olarak nitelendirebilecek ciddi bir atak ve tepki değildir.

Onların bu açıklaması, dikkate değer bir tepki kapsama girmez. Bilakis sözde barış süreci kapsamında kabul edilen kasıtlı siyasi bir adımdır. Barış, dahası teslimiyet sürecinin sonucunda ise işgal edilmiş Filistin’in başkenti Doğu Kudüs, Yahudi devletinin başkenti ise Batı Kudüs olmuştur.

Siyasi süreçte Amerikan rolünü reddeden Abbas’ın açıklamalarına aldanmayacağız. Çünkü o, kendisinden talep edilen her şeyi harfi harfine yerine getirmiştir. Yine bu zirvenin vaftiz babası Erdoğan’ın Filistin kırmızıçizgimiz şeklindeki çağrılarına da aldanmayacağız. Çünkü o, Kudüs’ü Filistin ve Müslümanların ülkesini gasp ve işgal eden Yahudi varlığının aşağılık ve rezil liderleri arasında bölüştürmesinden dolayı Amerikan şeref madalyasına layık görülmüştür. 

İslami olan bir zirve, tüm alınan kararlarda İslam şeriatı ile hükmetmeyi gerektirir. Yoksa tüm kararlarında tagutla hükmeden İslam ülkeleri yöneticilerine ev sahipliği yapmakla İslami olunmaz. 

Heyhat, sadece karşı çıkma, eleştirme ve kınamakla yetindiniz. Heyhat, sadece İslam adına çıkarılan aşağılık ve rezil kararlarla ümmete merhamet ediyorsunuz. İslam sizden, aşağılık ve zelil davranışlarınızdan ve zirvelerinizde getirdiğiniz slogan ve başlıklarınızdan beridir. Sizler, uzun yıllar varlığını kabul ederek değil de mukaddesatları kirleten işgalciyle savaşmayı zorunlu kılan hükümlerden çok uzak kimselersiniz.

Rana Mustafa

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu İçin Yazdı

Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir Mübarek Belde Filistin Kadın Kollarından “Düşünürler ve Siyasiler Forumu”

  • Kategori Filistin
  •   |  

Hizb-ut Tahrir Mübarek Belde Filistin Kadın Kollarından “Düşünürler ve Siyasiler Forumu”

Filistin’in Batir şehrinde 9 Aralık 2017 Cumartesi günü kadın düşünürler ve siyasiler forumu düzenledi. “12 Rebiyülevvel... Büyük Hatıralar ve Şeref” adlı foruma 200’den fazla bayan katılımcı oldu.

Forumda bu tarihte nelerin yaşandığı ve ne anlamlar içerdiği konuşuldu. Bu tarihin yıldönümünün doğru bir şekilde hatırlanmasına vurgu yapılan forumda, Nübuvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafet’in ikamesi ve çocuklarımızın Kur'an ve Sünnetten çıkan bir İslamî eğitim ile yetişmelerinin önemine vurgu yapıldı.

Forumda çeşitli videolar gösterildi ve en etkili video “Peygamberi görseydiniz neler söylerdiniz?” oldu.

Soru cevap ile sonlandırılan forumda Allah’ın şeriatının ikamesi için daha çok çalışma çağrısı yapıldı.

 

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Mübarek Belde Filistin Delegasyonu

Devamını oku...

Erdoğan, 23 Yahudi Varlığı Askeri Tarafından Sürüklenen Gözleri Bağlı Bir Çocuğun Resmini Gösteriyor ve Halkına Ondan Bahsediyor!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Erdoğan, 23 Yahudi Varlığı Askeri Tarafından Sürüklenen

Gözleri Bağlı Bir Çocuğun Resmini Gösteriyor ve Halkına Ondan Bahsediyor!

Haber:

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Washington’un Kudüs'ü Yahudi varlığının başkenti olarak tanıması kararının protesto edildiği bir sırada işgal altındaki Batı Şeria'nın El-Halil kentinde (14 yaşındaki)  Fevzi El-Cunidi isimli bir çocuğun Yahudi varlığı askerleri tarafından vahşice tutuklanmasına yönelik yayılan resmi gündeme getirdi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Anadolu Ajansı kamerası tarafından çekilen fotoğrafın yayılmasının, yerel ve ulusal medya organları tarafından geniş bir şekilde dolaşımının ve Cunidi adlı çocuğun 23 asker tarafından çevrili olarak gözleri bağlı şeklindeki fotoğrafının ortaya çıkmasının ardından bu olayı kınadı.

Erdoğan, “Adalet ve Kalkınma” Partisi’nin (İç Anadolu) “Sivas” İl Kongresi sırasında yapmış olduğu konuşmada şöyle dedi: “Bakın bu teröristler, 14 yaşındaki bir çocuğu “gözleri” bağlı bir şekilde nasıl sürüklüyorlar?”

Erdoğan konuşuyor, ardından da iki büyük kamerada onun resmini gösteriyor.

Günün erken saatlerinde, söz konusu ildeki kalkınma projelerinin açılışı sırasında yaptığı konuşmada Erdoğan şunu vurguladı: “İsrail, bir işgal ve terör devletidir.” Zira “1947’den beri Filistin topraklarını işgal ediyor.” (huffpost-10 Aralık)

Yorum:

Yazar, birkaç gün önce facebookta aynı resim üzerindeki bu sözleri yorumladı ve şöyle dedi: “Yahudi ordusunun korkak bir taburu, El-Halil’in kahraman Müslüman bir gencini çevreliyor.” Ahhh, keşke Müslümanların bir gücü olsaydı! Sahi yüz binlerce Müslüman orduların kanları kaynamıyor mu? Tabi kanları varsa?

Türkiye yöneticisi, Facebook ve Twitter yorumcularıyla rekabet mi etmek istiyor?

Erdoğan’a şu şekilde nasihat edecek biri yok mu: Sen, güçlü ve büyük Müslüman bir ülkenin yöneticisisin, emrinde büyük bir ordu var, sen emrin altındaki  Facebook ve Twitter hesapları yoluyla elektronik iletişim araçlarındaki bir aktivist değilsin?!

Her neyse atılan sloganlar ve tehditler ile sahadaki eylemler arasında bir tutarlılık görebiliyor muyuz? Yoksa o, kendini “görkemli” gösterip aldatıyor mu?

Şimdi bu, her şeyi açıklayıp ortaya koyan flaş bir hesap envanteri ve hızlı bir turudur:  

-En büyük Türk ekonomi heyeti, 10 yıldan beridir Yahudi varlığını ziyaret ediyor. (Mayıs-2017)

http://alasr.ws/articles/view/18657

-      Türkiye, Birleşmiş Milletler Hukuk Komitesi başkanlığı için Yahudi varlığını aday gösterdi. (Haziran-2016)

http://bit.ly/1W3RK0e

-      Türkiye, Yahudi varlığı için yangın söndürme uçakları gönderdi. (Kasım-2016)

http://www.turkey-post.net/p-173768/

-      Türkiye ile Yahudi varlığı arasında ticaret patlaması. (Mayıs-2012)

http://bit.ly/2ix91hY

Bunun dışında daha niceleri…

Sanırım tarih tekerrür ediyor ama hafif bir farkla; zira daha önce yönetici Amerika ile onun üvey evladı Yahudi varlığına açık bir şekilde hakaret eder ama gizliden ihanet ederdi. Ama bugün, hakareti de ihaneti de açıkça yapıyor! Allah’ın Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne kadar da doğru söylemiştir:

إنَّ مِمَّا أَدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلَامِ النُّبُوَّةِ الْأُولَى: إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْت “İnsanların Peygamberliğin ilk sözlerinden eriştiklerinden birisi de: Haya etmiyorsan dilediğini yap.” (Buhari rivayet etti.)

M. Usame El-Suveyni-Kuveyt

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu İçin Yazdı

Devamını oku...

Ürdün Vilayeti: Mescidi Aksa'ya, Kudüs'e ve Tüm Filistin'e Destek Gösterisi

  • Kategori Ürdün
  •   |  

Ürdün Vilayeti: Mescidi Aksa'ya, Kudüs'e ve Tüm Filistin'e Destek Gösterisi

Hizb-ut Tahrir Ürdün Vilayeti, El-Aksa, El-Kuds (Kudüs) ve Filistin'i desteklemek için Amman'ın başkentinde bulunan Grand Hüseyni Camii meydanı önünde gösteri düzenledi ve Müslüman orduların, El-Aksa ve Kudüs'ün Doğusunu ve Batısını ve Filistin'in tümüne yönelik Şeriat (İslami) görevlerini yerine getirmeleri için seferber edilmesi talep edildi.

Cuma, 27 Rebiu'l Evvel 1439 H - 15 Aralık 2017 M

Gösteriye Daveti Okumak İçin Tıklayınız

Basın Açıklamasını Okumak İçin Tıklayınız

 urdun vilayeti

Gösterinin Video Kaydı

urdun vilayeti

Hizb-ut Tahrir Ürdün Vilayeti Medya Bürosu Başkanı Memduh Ebu Katişat'ın Konuşması

urdun vilayeti

Salim Sahri'nin konuşması

urdun vilayeti

Nnpc Gazetesinin Memduh Ebu Katişat ile röportajı

Devamını oku...

Tataristan, Hizb-ut Tahrir Üyelerini Hapis Cezasına Çarptırdı

Kazan Askeri Mahkemesi, 8 Aralık 2017 tarihinde Rusya’da yasaklı İslami siyasi parti Hizb-ut Tahrir faaliyetleri düzenlemek suçlamasıyla 8 Müslümanı hapis cezasına çarptırdı. Cezaya çarptırılan gençlerin isimleri şöyledir:

Hafizov Esğat Hasanovich, 1985 doğumlu, 19 yıl 2 ay.

Adiyev Lenar Azatoviç, 1987 doğumlu, 19 yıl.

Doltshin Ruzil Rimoviç, 1988 doğumlu, 18 yıl 6 ay.

Valiloline Albert Rivikoviç, 1974 doğumlu, 18 yıl.

Hafronin Pavel Vladimiroviç, 1986 doğumlu, 18 yıl.

Özbekov Timur Narimanoviç, 1990 doğumlu, 18 yıl.

Zaripov Radiyek Ramalovic, 1985 doğumlu, 16 yıl.

Gençlerin hepsi yüksek güvenlikle cezaevine konuldu. Ayrıca mahkeme, gençleri 100-150 bin Ruble arasında değişen oranda para cezasına da çarptırdı. “Stalin” dönemini andıran bu cezalar, Rusya tarafından izlenen sistematik İslam karşıtı politikanın bir sonucudur. Gün be gün cezalar iyice ağırlaştırılıyor. Sözüm ona (terörle) mücadele, içeride ve dışarıda Rusya’nın izlediği İslam karşıtı politika için bir kılıftır. Güvenlik güçleri, güya (terörle) mücadele adı altında Hizb-ut Tahrir üyelerine karşı düzmece davalar uyduruyorlar. Ancak Rusya, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın indirdiği yüce İslam dini ile mücadelede asla zafere erişemeyecek. İslam düşmanlarının düşmanlıkları, kendi durumlarını komplike haline getirmektedir.

Müslümanlar, savunmasızdır ve kendilerini koruyacak bir devletleri yoktur. Onun için Hizb-ut Tahrir, kendisini bu devletin kurulmasına adamıştır. O yüzden Hizbin gençleri, cezaevini Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın bir sınavı olarak görüyorlar. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu.

الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَانًا وَقَالُوا حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ “İnsanlar onlara: “Düşmanınız olan insanlar size karşı bir ordu topladılar, onlardan korkun” dediler. Bu, onların imanını artırdı da: “Allah bize yeter. O ne güzel Vekil’dir” dediler.” [Ali İmran 173]

Cezalar mahkûmların yüzlerini okunmadan önce Hafizov Esğat kardeşimizin söylediği son sözler şöyleydi: Allaha hamd olsun, salat ve selam yaratıkların ve nebilerin en hayırlısı, onun âline, ashabına ve din gününe kadar ihsanla ona uyanlar üzerine olsun... Bana yöneltilen Hizb-ut Tahrir üyeliğisuçlaması, yeni değil. 2010-2011 yılında da benzer suçlamaya maruz kaldım. Rus Ceza Kanununun 282.nci Maddesinin 2.nci Bendi uyarınca yargılandım. Bu kez de benim sorumlu (mahalli üye) olduğum iddia ediliyor. Ancak sorumluluktan değil, Hizb-ut Tahrir üyeliğinden yargılandım. Yetkililerin Hizb-ut Tahrir ve üyelerinin olası tehlikesini nasıl takdir ettiklerine inanamıyorum. Aynı suçlamadan 2011 yılında bir yıl hapis cezasına çarptırıldım. Ancak aldığım bu hapis cezası, 100 bin ruble para cezasına çevrildi. Şimdi ise aynı suç ve eylem yüzünden 15 ya da 20 yıl arasında hapis cezasına çarptırıldım. Bu, neredeyse cezanın 10-15 kat arttığı anlamına gelmektedir. Niye? Hizb-ut Tahrir ve eylemlerimde bir değişiklik var mı? Yok. Hizb-ut Tahrir’den de ayrılmış değilim. 2008 yılından bu yana Hizb-ut Tahrir üyesiyim. Hal böyleyken anlamıyorum, niye eylemlerim arasında ayrım yapıldı. Neden aynı eylemlerden dolayı ceza kanununun iki farklı maddesi uyarınca ceza aldım. Hizb-ut Tahrir üyesiyim ve üyeliğim de bir değişiklik yok. Ben Allah için Hizb-ut Tahrir ve kardeşlerimi çok seviyorum. Hapiste geçirdikleri onca cezalara rağmen hakkın üzerinde sebat etmeleri ile de gurur duyuyorum.

Rus yetkililer, İslama savaş açtılar. Rusyanın Suriye müdahalesi bunun göstergesidir. Ayrıca Rusya, Afganistan, Yemen ve diğer Müslüman ülkelerde devam etmekte olan çatışmalara da müdahale etmeyi planlıyor. Rusya, terörle mücadelebahanesi altında İslam’a karşı savaş yürütüyor. Malum, (terör) dediğimizde, insanların akıllarına İslam geliyor. Kaldı ki Rusyada terör”den yargılananlar Müslümanlar değil mi? Takdir sizin, ya zalim ve zorba yetkililerin bir maşası olursunuz ya da olmazsınız. Şunu bilin ki herkes bir gün Âlemlerin Rabbinin huzuruna çıkacak ve bu yaptığı seçim yüzünden hesaba çekilecektir. Hak ve batıl, iyilik ve kötülük arasındaki bu çatışma, kıyamet gününe kadar devam edecektir. Zafer, İslamın olacaktır. Bu, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın bir vaadidir. Kuşkusuz Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın vaadi haktır. Sonunda zafer Allahın izniyle Hizb-ut Tahrir eliyle olacaktır.

Son olarak derim ki, İslamın emin bir bekçisi olacağıma, Hizb-ut Tahririn fikir ve mefhumlarını eylem ve söylemde benimseyeceğime, liderliğine güveneceğime, görüşlerime aykırı olsa da kararlarını uygulayacağıma, üyesi olduğum sürece hedeflerini gerçekleştirmek için çalışacağıma Allaha yemin ederim. Allah Subhânehu ve Teâlâ söylediklerime şahittir. Allah bana yeter ve O ne güzel vekildir.

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER