Cuma, 10 Safar 1440 | 2018/10/19
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

Danimarka Hükümetinin Getto Planı, Danimarka Değerleri İçin Ölümcül Bir Darbedir!

Danimarka hükümeti, Mart ayının başında Danimarka değerlerine aykırı ve tehdit teşkil eden değerlerile mücadele kastıyla bir getto “Müslümanların yoğunlukta yaşadığı bölgeler” planı açıkladı.

Plan aslında bir değerler savaşıdır, her ne kadar medya, hükümetin açıkladığı planın gettolarda görülen suç, işsizlik ve vandallık olgusuyla mücadeleyi amaçladığını söylese de.

Getto planıya da “Paralel topluma hayır,tek Danimarka” gibi söylemler, 2030 yılından önce gettoları yok etmeyi amaçlıyor. Hükümetin açıkladığı planın giriş bölümünde şöyle geçiyor: Hükümet, özgürlük, hukukun üstünlüğü, eşitlik, açıklık ve hoşgörü gibi demokratik değerlere dayalı tek bir Danimarka istiyor.Ama planın muhtevası ve içeriği, eşitlik, hukukun üstünlüğü ve hoşgörü ilkelerinden yoksun.

Belli bölgelerde mukim bir grup insana özel bazı paralel yasalar çıkarmayı hedeflediği için bu plan, öncekilere nazaran türünde bir ilktir. Plan, belli etnik ve dini azınlıkların ya da Avrupa kökenli olmayanlarınyoğunlukta yaşadığı bölgeleri getto olarak değerlendiriyor. Danimarka Başbakanı bu gettolara Danimarka haritasındaki gediklerdiyerek açıkça ırkçılık terimleri sarf etti. Hükümetin “getto” adını verdiği bu gruplandırma, 1948’den 1993’e kadar Güney Afrika’daki apartheid rejimini anımsatıyor.

Hükümet, hoşgörü, açıklık ve hukukun üstünlüğü değerlerini daha somut hale getirmek için Danimarka kökenli olan vatandaşları ile olmayan ve gettolarda yaşayan vatandaşlara özel kanunlar yapıyor. Sonuçta bu plan, hiçbir siyasi muhalefetle karşılaşmadı. Dahası, Danimarka solu -başta Sosyal Demokrat Partisi- hükümet planına bazı eklemeler yaptı.

Danimarka için bu ilk değil. Yapılan yasalar ağırlıklı olarak Müslümanları hedef alıyor. “İmamlar paketi… Özel okullar yasası… Terörle mücadele paketi… Ve ileride çıkacak peçe yasağı ile ilgili düzenlemeler” buna bir örnektir.

Başbakan, “getto planı” olarak adlandırılan projesini şu sözleriyle kamuoyuna açıkladı: Ülkemizde yaşayan bir nesil içinde büyük bir değişim oldu. Bu değişim, toplum uyumu için bir meydan okumadır.” [01.03.2018 Berlingske gazetesi] Tuhaf olanı, bu “uyum” toplam nüfusun yüzde 6’sını geçmeyen farklı dini grupların varlığına tahammül edemiyor.

Başbakanın bu sözleri, Danimarkalı politikacıların kanun ve baskı yoluyla Müslümanları dize getirme girişimlerini yansıtıyor. Bugün buna tanık oluyoruz. Danimarkalı politikacılardaki siyasi çaresizlik ve entelektüel iflas, Müslümanların zorla Danimarka toplumuna asimilasyonunu sağlamak için bu tür yöntemlere başvurdurtuyor.

Müslümanlar, paralel yasalar, sıra dışı kanunlar, ceza artırımı ve beşikten mezara kadar hayatın her alanına devletin müdahalesiyle zoraki laikleştirilmek isteniyor. Bu adımlar, şüphesiz Danimarka değerlerinin zayıflık ve kırılganlığını aksettirir. Ülke nüfusunun yüzde 6’sını geçmeyen ve hâlâ büyük bir kısmı kararsız olan Müslümanların entegrasyonu ve laik değerlere iknası konusunda Danimarka toplumu başarısız oldu...

Hükümetin getto planı, Danimarka toplumunun uçuruma doğru yuvarlandığını gösterir. Bu yuvarlanma, çözülme, erime ve kültürel iflası temsil eder. Bugün Avrupa’nın tamamı aynı durumda.

Hükümetin getto planı, Müslümanlar için olumlu göstergelerdir. Bu ülkede azınlık durumunda olsak da özgürlük değerlerinin ikiyüzlülüğünü ifşa etmeyi başardık. Böylece Danimarkalı siyasi elit, çürümekte olan liberalizm tabutuna son çiviyi çakıyor. Bu politikacılar, uygarlığımızı kendi toplum değerlerine doğrudan bir “tehdit” olarak gördüler.

Ey Müslümanlar!

Karalama, suçlama, baskı kampanyaları ve hakkınızda çizilen olumsuz portreye rağmen Allah Subhânehu ve Teâlânın şu sözünü sakın aklınızdan çıkarmayın:

وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَنتُمُ الْأَعْلَوْنَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَGevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.” [Ali İmran 139]

Öncekileri gibi bu plan da toplumun apartheid sistemine doğru yuvarlandığı gerçeğini teyit etme dışında yeni bir şey getirmiyor. Zira dini, etnik yapı ve Bölgeselcilik olguları göz önünde bulundurularak açıkça ayrımcılık yapılıyor.

Dolayısıyla bu plan, Danimarkalı politikacıların sözde savunduklarını iddia ettikleri Danimarka değerlerinin özüne son darbe niteliğinde! Farklı insan grupları karşısında baskıcı ve totaliter yönteme başvurmak, demokratik liberalizmin kusur ve kültürel iflasının bir göstergesidir. Baskıcı ve totaliter yöntem, Danimarka hükümeti dâhil olmak üzere Batılı hükümetlerce desteklenen Müslüman ülkelerdeki diktatör rejimlerin başvurduğu politikaların ta kendisidir.

Sertlik yanlısı Danimarkalı çevrelerce “hukuk devleti” nin mezara gömüldüğü bir anda Müslümanlar, kimliklerine sımsıkı sarılmalı, ayrımcılık politikası karşısında tek bir vücut gibi hareket etmelidir. Ve küfrün karanlığından İslam’ın aydınlığına çıkarmak için sapık halklara Rablerinin Risâleti’ni taşımalıdır. İslam’ın izzet ve üstünlüğü bizde somutlaşmalı ve sadece Allah için eğilmeliyiz. Değerli dini üzerinde sabır ve sebat etmeliyiz.

فَأَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا فِطْرَتَ اللَّهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا لَا تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللَّهِ ذَٰلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ(Rasûlüm!) Sen yüzünü Hanif olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. Allahın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.[Rum 30]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
İskandinavya


H. 21 Cumâde’s Sânî 1439
M.  Cuma, 09 Mart 2018

Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER