Pazar, 21 Safar 1441 | 2019/10/20
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

Son Olaylar ve Rejimin Tepkisi Üzerine Köklü Çözüm

Cezayir'de hükümetin temel tüketim ürünlerinin fiyatlarını ciddi oranda arttırması üzerine geçen çarşamba günü öfkeli protestolar patlak verdi. Ardından protestolar kısa bir zamanda yirmi vilayete yayıldı. Zira göstericiler ile emniyet güçleri arasında yaşanan çatışmalar sonucunda beş kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı ve bine yakın gösterici tutuklandı. Bunun üzerine Cezayir hükümeti, hızlıca insanların öfkesini dindirmek ve kargaşayı önlemek amacıyla fiyatları düşürme yönünde "acil tedbirler" alınacağını duyurdu. Ayrıca Cezayir rejimi, Devlet Başkanı Abdulaziz Buteflika'nın 2006'da oluşturduğu "yolsuzlukla mücadele kurulunu" canlandırmaya çalıştı. Kurulun başkanı da şu açıklamada bulundu: "Yolsuzluğa ve yolsuzluk yapanlara demir yumrukla darbe indirilecektir!"

Allah Cezayir'e, özellikle petrol ve doğalgaz olmak üzere muazzam servetler bahşetti. Ancak ajan Cezayir rejimi, ardıl hükümetleri sayesinde bu serveti sömürgeci kafirin mülkü yaptı. Zira Cezayir, doğalgazın her 6m3'nü 1 dolara satarken maliyet, kolay ve güvenli ulaşım farkına rağmen Venezüella gibi devletler aynı miktarı 27 dolara satmaktalar. Aynı zamanda Cezayir'de şişe gazın fiyatı da 3 dolardır. Böylece Cezayir rejimi, büyük devletler ile IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlarının talimatlarını bağlanarak heder, ifsat, zulüm ve münker için açmadık tek bir kapı bırakmadı. Zira Cezayir rejimi, geçen asrın doksanlarından bu yana yalancılıkla sözde "ekonomik reform" uygulamaktadır. Böylece yabancı yatırımcıları vergiden muaf tutan ve mali kolaylıklar sağlayan kanunlar çıkardı. Buna mukabil katma değer vergisi sistemini benimseyerek insanların belini büktüğü gibi kamu kurumlarını ve tesislerini özelleştirmeye başladı, temel tüketim ürünlerinin genelinden sübvansiyonu, yabancı emtiaların ithalatını kolaylaştıracak gümrük sınırlamalarını kaldırdı, fırsatçı kuyruklarından ve yandaşlarından oluşan ifsatçıların ellerini serbest bıraktı. Onlar da ülkede fesat saçtılar ve korkunç şekilde zenginleştiler.

Cezayir, 4.68 milyar dolar fazlalık verdiği geçen yılın aynı dönemine göre son 11 ay içerisinde dış ticaret dengesinde 14.83 milyar Amerikan dolarını bulan bir fazlalık verdiğini, döviz rezervinin 150 milyar doların üzerinde olduğunu ve hayali rakamlarda kalkınma projeleri açıkladığı bir sırada halk, hala işsizlik sıkıntısı, barınma, kötü yaşam ve evlenememe sorunu çekmektedir... Bu da gençlerin göç etmesine, hayal kırıklığı ve ümitsizliğe kapılmalarına, korkunç durum ve yolsuzluk nedeniyle intihar etmelerine yol açmaktadır. Ticari denge, insanların hayatına niye yansımıyor?! Cezayir'de yaşanan olaylar, insanların ihtiyaçlarına ve onuruna hiçbir değer vermeyen, ülkenin ve insanların boyunlarına musallat olan bir zümrenin insanların genelinin ayakları altında ezilmesini umursamayarak muazzam servetleri tekeline almalarını sağlayan laiklik felsefesine dayanan rejimin utanç verici çöküşünü göstermektedir.

Geçici rahatlama veya yama hükümetinin mevcut yüzlerin yerine şekli veya gerçek laik muhalif yüzler çıkarması sayesinde Cezayir'deki geçim sıkıntılarına köklü çözüm getirmek imkansızdır. Hele ki bu, Tunus'ta olduğu gibi işlerin kontrolden çıkması halinde bu rejime tahakküm eden devletlerin uğraştığı bir çözümse hiç olmaz. Bilakis çözüm, Allah'ın farz kıldığını, yani yöneticinin, insanların ihtiyaçlarını temin etmeye ve göç etmeye itmek yerine onlara iş imkanı sağlamaya itina göstermesini farz kılan ve şeri nizam olan Hilafet Nizamı'nı kurmakla olur. Zira İmam bir çobandır ve güttüğünden mesuldür. İslam'da devlet, gözetim devletidir tahsilat devleti değildir. Nitekim hadis-i şerifte şöyle geçmiştir: لا يدخل الجنة صاحب مكس "Meks (gümrük vergisi) sahibi cennete giremez."

Ey Cezayir'deki Müslümanlar!

Bu diktatör rejimler, sizlerin gözeticisi değildir. Bilakis Batının ülkelerinizdeki çıkarlarının gözeticisi olup Batının çıkarlarını güvence altına almak için çalışmaktadırlar. Hatta kafirleri hoşnut etmek için üstün başarılar göstermede birbirleriyle rekabet etmektedirler. Bu rejimler, işlerinizi gözetmemenin de ötesine geçerek sizleri aç bırakmak, boyun büktürmek, yaşam mücadelenizde ve onurunuzun geri kalanında sizlerle savaşmaya çalışmaktadır. Allah, zulme karşı çıkmamızı ve münkere karşı koymamızı bizlere farz kıldı. Ancak kanları mubah kılarak, kurumları ve otobüsleri yakarak, kamu mallarını tahrip ederek, yolları keserek değil. Her kim bunu yaparsa tüm bunları haram kılan Allah'tan korkmuyor demektir. Bilakis zulme karşı çıkmak ve münkere karşı koymak, Resulünüz Muhammed [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in Allah'ın dinini yeryüzünde ikame etmek için yaptığı gerçek çalışma ile mümkündür ki böylece yeryüzü Rabbinin nuru ile aydınlansın ve Allah'ın Nebiniz [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'e indirdiği kitabın nuru insanları kuşatsın. Allah, resulüne şöyle buyurmuştur: وَأَنِ ٱحْكُم بَيْنَهُمْ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلاَ تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ وَٱحْذَرْهُمْ أَن يَفْتِنُوكَ عَن بَعْضِ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيْكَ "Aralarında Allah'ın indirdikleri ile hükmet ve onların arzularına uyma! Allah'ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın!" [el-Mâide 49] O halde Resulünüz Muhammed [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in yakında nübüvvet minhacı üzere kurulacak olan İkinci Raşidi Hilafet Devleti'ni kurarak Allah'ın dinini ikame etmek için takip ettiği hak metoda göre Hizb-ut Tahrir'in içerisinde bizimle birlikte çalışmak üzere kıyama kalkınız ki hem Rabbinizin rızasına hem de dünyada ve ahirette izzete ve müreffeh bir hayata nail olasınız. Allahuteala, şöyle buyurdu: وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْناً يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئاً وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُون "Allah, sizlerden iman edip salih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halife kılacağını, onlar için seçtiği dinlerini (İslam'ı) yeryüzünde hâkim kılacağını, (geçirdikleri) bu korkularını güvene çevireceğini vaâdetti. Zira onlar yalnız Bana kulluk ederler ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Her kim de bundan sonra inkâr ederse işte onlar fasıkların ta kendileridir." [en-Nûr 55]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir


H. 22 Safer 1432
M.  Çarşamba, 26 Ocak 2011

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER