Pazar, 11 Rabi' al-thani 1441 | 2019/12/08
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

Musa Caminde Müslümanlara Karşı Yapılan Saldırı, İşkence ve Katliamın Ardından Kenya, Çaresiz Kalan Efendisi Amerika Adına İslam'a Karşı Küresel Savaşı Sürdürmektedir

02 Şubat 2014 Pazar günü, Kenya polisi, bir grup Müslüman gencin Somali'de savaşan Şebab Hareketi saflarına katılmak için eğitim gördüklerini ve adam devşirdikleri iddiasıyla Mombasa'daki Musa Magngo Camine saldırı düzenledi. Bu saldırı sırasında polis güçleri, Camiye girdiler ve mabetlerin kutsallığına hükmeden tüm insani standartları çiğnediler. Polis botları ile Camiye girip orayı kirlettiler. Caminin içinde kabadayı gibi düşmanca gezindiler. Namaz kılanlara saldırdılar, bazılarını öldürdüler. Polisin bu eylemi, en üst düzeyde kötü disiplin ve kötü davranışı gösterir. Müslümanlar, onların bu eylemini çirkin görüp kınamadılar. Oysa Müslümanlar, özellikle Müslümanlar söz konusu olduğunda polisin kötü değerlerine ve muamelesine defaatla daha önceleri de şahit oldular. Dünya sıralamasında Kenya polisinin kötü muamelesini, düşük değerlerini, yolsuzluğunu ve gasp eylemlerini bilmeyen yoktur. Kenya polisinin davranışları hakkında çeşitli araştırma yapan çok sayıdaki kuruluşlar da bu gerçekleri doğrulamaktadır. Bu gerçekler, pratik ve en son olarak polisin Nairobi West Gate ticari merkezine düzenlediği operasyon ile de iyice perçinlemiştir.

Kenya'nın bu mücrim eylemleri, terörle mücadele, devletin iç ve dış güvenliğini korumak bahanesiyle Kenya polisini eğitmek amacıyla ülkede ordu kampları kuran efendileri sömürgeci kâfir Amerika ve İngiltere'nin talimatlarına bir bağlılık taahhüdüdür. İnsan haklarının bayraktarlığını yaptığını iddia eden Amerika ve İngiltere, bu sözde insan haklarını ihlal edenlerin başında geldiğini biliyoruz. Bu devletler, işgal ettikleri ülkelerde halklara acımasız ve korkunç katliamlar yaptılar, baskı ve işkence uyguladılar, gasp ettiler. Onlar hakkında ne bir yakınlık ne de bir anlaşma gözettiler. Hâlâ Ebu Gurayb, Bagram ve Guantanamo hapishanelerinde Müslümanlar, her türlü aşağılanma ve işkenceye maruz kalmaktadırlar.

Ey Müslümanlar! Amerikan önderliğinde yürütülen bu savaş, Musa Camine veya yalnızca Kenya Camilerine karşı bir savaş değildir. Aksine bu her yerde İslam'a ve Müslümanlara karşı yürütülen bir savaştır. Süper güç kabul edilen Amerika, kendini dünyanın jandarması olarak görüyor. Sömürmek ve halkların kaynaklarını kontrol etmek amacıyla dünyaya demokrasi ve kapitalizmi yayıyor. Ya benimlesin [Kölem olmayı kabul edeceksin] ya da karşımdasın doktrinini açıklayan Amerika'dır. Bununla o, vahşi sömürgeciliği haklı göstermeye çalışıyor.

Biz, Müslümanlarız ve inandığımız bir İslam var. İslam, akide ve hayatın tüm yönlerini kapsayan bir sisteme sahiptir. Doğal olarak İslam, kapitalizme zıttır. Amerika'nın dünya jandarmalığına ortak olabilecek tek gerçek güç biziz. Amerika liderliğindeki kâfir Batı, bunu çok iyi biliyor. Bu nedenle Amerika, deliriyor ve İslam'ın geri dönüşünü önlemek için tüm insani değerleri ayaklar altına alıyor. Bütün bu savaşların nedeni işte budur. Onun bu durumu tamamen Firavuna benziyor. İsrail oğullarının Nebisi Musa Aleyhisselam eliyle krallığının sona ereceğini öğrenince deliye dönmüş ve Nebinin doğumunu engellemek için İsrail oğullarının tüm çocuklarının öldürülmesini emretmiştir. Ama hem Firavun hem de onun tarafından alınan tüm önlemler başarısızlığa uğramıştır.

Amerika ve müttefikleri sadece kendilerini kandırıyorlar. Allah Subhânehu ve Teâlâ mümin kullarına yardım etmeyi dilediği zaman, tüm adaletsizlik, cinayet ve tahribata rağmen bu dine ve ümmete yardım etmek için her türlü atmosfer ve sebepleri hazırlayacaktır. Asrın Firavunu Amerika, demokrasi ve kapitalizmin yok olmaya başladığının farkındadır. İslam, Hilafet Devletinin kurulması ile yeniden dünyaya egemen olacaktır. Dolayısıyla Amerika, İslam'ı karalamak, Müslümanları terörist ve köktendinciler olarak nitelemek için her türlü vasıtaları kullanıyor, kumpaslar kuruyor. Müslüman halklara işkence ediyor, tutukluyor, katlediyor, gasp ediyor ve bunu teşvik ediyor. Bütün bunlar, İslam'ın yeniden geri dönüşünü önlemek ve Müslümanların kalplerine korku salmak içindir. Yanı sıra böl ve yut ilkesi gereği Müslümanları birbirleri ile iç çatışmalara sürüklüyor. Tüm Müslümanların gerçek düşmanları ve onun kâfir akidesine karşı birleşmelerini engellemek için İslami ülkelerin bölünmüşlüğünü iyice yerleştirmek için çalışıyor.

Rabbimiz Allah dedikleri için Müslümanlar katlediliyor ve inandıkları İslam'a karşı savaş yürütülüyor. Tüm dünyada Amerika ya aktif olarak Müslümanlar ile savaş halindedir ya da Burma'da olduğu gibi Müslümanların öldürülmesi için başkalarını teşvik ve tahrik ediyordur. Ayrıca bazen havuç bazen de sopa siyaseti gereği Müslümanlar ile mücadele etmeleri için ajanlarını kışkırtıyor. Irak, Afganistan ve Somali'de başlatılan savaş, Yemen ve Pakistan'da İHA saldırıları, ajanları İran ve onun Lübnan partisi tarafından yürütülen Suriye'deki iç savaş, tüm bunlar askeri, istihbarat, entelektüel ve siyasi dâhil bütün araçları kullanmak için Amerika tarafından yürütülen acımasız savaşın örnekleridir. İster Kenya, Tanzanya ve Uganda olsun isterse başka bir ülke olsun Afrika kıtasında da durum bundan pek farklı değildir.

Bölgemizde ve dünyada bütün bunlar olmasına rağmen Müslüman ülkelerdeki mevcut hükümetler, sömürgeci efendisinden bağımsız olduklarını iddia ediyorlar. Ama gerçek, bunun tam tersidir. Bu ülkeler, hâlâ sömürgeci kapitalist ülkelerin hegemonyası altındadır. Bu ülkelerin yöneticileri hâlâ birer bekçilerdir. Tüm sorunlarımız, sömürgeci güçlerin uygun gördüğü temele göre yönlendiriliyor. Devletlere kendi insanlarını öldürmeleri için dış komutlar gelince, Kenya'da olduğu gibi tam bir işbirliği içinde hemen bu komuta icabet ediyorlar. Bu bağlamda Samir Han, Abud Rogo ve Tanzanya'nın Tanga iline bağlı Killenda'daki diğerleri gibi Müslüman aktivistler öldürülüyor. Doğu Afrika ve diğer tüm bölgelerde durum budur.

Ey Müslümanlar! Bilin ki siz yüce bir akide taşıyorsunuz. O, insan aklına kanaat veren ve insan fıtratına uygun düşen bir akidedir. Çünkü o, Allah'tandır. İnsanın tüm sorunlarını çözme kapasitesine sahiptir. Sömürgeci kapitalist Batının, İslami hayatın yeniden başlamasını önlemek için bütün enerjileri ile çalıştığını bilin. Onun için değişimde doğru metot üzerinde sebat edin. Nebî SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Medine'de İslam Devletini kurana dek Mekke'deki metoduna bağlanın. Musa Caminde Allah'a ibadet etmek ve İslam'ı etüt etmek için Müslüman gençlerin toplanmış olmaları, gençlerin İslam'ı taşımaya yöneldiklerinin bir göstergesidir. Aynı zamanda bu Allah'ın yardımının yakın olduğunun bir işaretidir. Bununla birlikte biz, İslam'ı taşımak için çok çalışmalıyız. Bu tehditlerin bizi dinimizden uzaklaştırmasına izin vermemeliyiz.

Hizb-ut Tahrir / Doğu Afrika olarak biz, Kenya ve tüm dünyadaki bütün Müslüman kardeşlerimize samimi ve içtenlikle bir çağrıda bulunuyoruz, Hilafeti kurarak İslami hayatı yeniden başlatmak üzere çalışın. Müslümanların tüm sorunlarının çözümü hilafettir. Hilafet, gerçek değişimin anahtarıdır. Yine İslam'ın bütün hükümleri üzerinde sebata ve uyanıklığa çağırıyoruz. Ajan yöneticilerin komplolarına karşı uyanık olun. Onların dünyaya karşılık dinlerini satan âlimlerinin sömürgeci kâfire veya onun acımasız fikrine hizmet etmek amacıyla bizi manipüle etmelerine ve kullanmalarına izin vermeyin.

Sonuç olarak Musa Caminde öldürülen tüm Müslümanlara başsağlığı dileklerimizi bildiriyoruz. Allah'tan onlara mağfiret diliyor, onları Salihlerden eylemesini ve onları Naim cennetler ile nimetlendirmesini temenni ediyoruz. Yaralılara Allah'tan acil şifalar diliyor, tutukluların salıverilmesini ve ailelerine de sabır ve sebat ilham eylemesini niyaz ediyoruz. Sabır ve içtenlikle Nebî SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in metoduna uygun olarak çalışmak için Allah Subhânehu ve Teâlâ hepimizin yar ve yardımcısı olsun. Çalışmalarımızı Hilafetin kurulması ile taçlandırsın, dünyaya İslam'ın mesajını taşımayı bizlere nasip eylesin. Allahım Âmin.

يُرِ‌يدُونَ أَن يُطْفِئُوا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَيَأْبَى اللَّهُ إِلَّا أَن يُتِمَّ نُورَ‌هُ وَلَوْ كَرِ‌هَ الْكَافِرُ‌ونَ هُوَ الَّذِي أَرْ‌سَلَ رَ‌سُولَهُ بِالْهُدَىٰ وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَ‌هُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِ‌هَ الْمُشْرِ‌كُونَ "Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. O, Allah'a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir." [Tevbe 32-33]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Doğu Afrika


H. 14 Rabi’-ul Âhir 1435
M.  Cuma, 14 Şubat 2014

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER