Pazartesi, 22 Safar 1441 | 2019/10/21
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

Irak Seçimleri Bir Serap Gibidir Susamış Kimse Onu Su Sanır

Nisan ayının sonlarında yapılması planlanan seçimlere teşvik, haftalar öncesinden her düzeyde tüm hızıyla devam ediyor. Politikacılar [hükümet ve parlamento], dini otoriteler ve Allah'ın, bu ümmete karşı minimal sorumluluk duygusunu kalplerinden söküp aldığı bir avuç elit tabaka tarafından seçimler, bu ülkenin maruz kaldığı sıkıntıların devası olarak görülüyor. Seçimlere teşvik, Irak hükümeti [el-Maliki] önderliğinde birkaç bölge ve şehirde sözde terörü yok etmek bahanesi altında yürütülen amansız askeri saldırı altında son sürat devam ediyor. Seçime katılacak adaylar, güvenliğin sağlanması, hizmetlerin sunulması, terörizm ve yolsuzluğun ortadan kaldırılması yanı sıra mezhepsel ve etnik bölünmenin sona erdirilmesi gibi vaatler sunuyorlar. Oysa bu adayların çoğunluğu- hepsi olmasa da- uzun süredir ya mevcut hükümetin ya da bu meclisin üyeleridir. Bu yüzler önceki seçimlerde aynı sloganları dile getirmemişler miydi? Bu vaatlerin hangileri gerçekleşti? Yıllardır halk, bu vaatlerin afaki olduğunu görmediler mi? Bu vaatler bir serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır. Adayların vakası budur. Seçimler hakkındaki şeri hükme gelince, dilsel açıdan seçim [İntihap], bir şeyi ihtiyar etmek anlamına gelir. Seçimin vakası açısından ise, seçim bir vekâlettir. Seçim bir amaç değildir. Aksine belirli bir konuda insanların ne istediklerini öğrenmenin bir aracıdır. İslam'da vekâlet, vekâlet verilen şeyin hükmünü alır. Vekâlet verilen şey helal ise, vekâlet de helal olur. Haram ise, o zaman vekâlet de haram hükmünü alır. Bu seçimlerin vakasına baktığımızda, demokratik kapitalist sistem içinde yapıldığını görürüz. Demokratik kapitalist sistemde yasama Allah'a değil insanlara aittir. Oysa bu, en büyük haramlardan biridir. Nitekim sübutu ve delaleti kati şeri nasslar bunu gösterir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu: أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ يَزْعُمُونَ أنهمْ آمَنُوا بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِنْ قَبْلِكَ يُرِيدُونَ أَنْ يَتَحَاكَمُوا إِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ أُمِرُوا أَنْ يَكْفُرُوا بِهِ وَيُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَنْ يُضِلَّهُمْ ضَلاَلاً بَعِيدًا وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا إِلَى مَا أَنزَلَ اللهُ وَإِلَى الرَّسُولِ رَأَيْتَ الْمُنَافِقِينَ يَصُدُّونَ عَنْكَ صُدُودًا "Sana indirilen Kur'an'a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tağutu tanımamaları kendilerine emrolunduğu hâlde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor. Münafıklara, "Allah'ın indirdiğine ve Rasûlü'ne gelin" dendiği zaman, onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün." [Nisa 60-61] Parlamentonun diğer görevleri ise şunlardır: Allah Şeriatı ile yönetmeyen Devlet Başkanını seçmek, Allah'ın indirdiğinden başkasıyla yöneten bakanlığa güvenoyu vermek, insan yapımı anayasa temelinde yöneticiyi muhasebe etmek vb. Bunlar, Allah'ın haram kıldığı konularda vekâlet vermektir. Dolayısıyla seçimlere katılmak ve aday olmak haramdır.

Ey Irak Müslümanları! Allah'ın bizi İslam'a hidayeti bize bir minnetidir. Onun için herhangi bir eylemi Allah'ın Şeriatına arz etmek farzdır. Bir hükmü Şeriattan başka yerde aramak haramdır. Bu nedenle bu günaha [seçimlere] katılmak, Müslümanın şahsiyetini zedeler. Hem bir yandan İslam akidesine inanmak, hem de bu parlamenterlerin yasama yetkilerine rıza göstermek büyük bir cürüm ve çelişkidir.

Ey Müslümanlar! Kurtuluşumuz, Allah'ın hükümleri ve Şeriatından vazgeçmek ve feragat etmekle asla olmaz. Daha ziyade kalp ve zihinle onlara bağlanmakla olur. Bunun ilk adımı, Nübüvvet metodu üzere Hilafeti kurarak İslami hayatı başlatmak için bu ümmetin samimi evlatları ile ciddi olarak çalışmaya koyulmaktır. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu: وَعَدَ اللهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لاَ يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمْ الْفَاسِقُونَ "Allah, içinizden, iman edip de Salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaatte bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir." [Nur 55] Ancak o zaman ümmet zafer elde eder. Uluslararası arenada etkili olur. Müslümanlara zarar veren herkesten intikamını alır.  وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ بِنَصْرِ اللهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ "O gün Allah'ın zafer vermesiyle müminler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir." [Rum 6-7]

 

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Irak Vilâyeti


H. 20 Cumâde’s Sânî 1435
M.  Pazartesi, 21 Nisan 2014

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER