Pazartesi, 22 Safar 1441 | 2019/10/21
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

Lübnan’da Artan Irkçılık... Yıkımın Habercisidir!

Kısa bir sür önce Lübnan Kuvvetleri mensubu Bakan Kamil Ebu Süleyman başkanlığındaki Lübnan Çalışma Bakanlığı, Lübnan’daki Filistinlilere çalışma izni vermek ve yabancı muamelesinde bulunmak için eşsiz bir girişim başlattı! Girişim, insani haklarını meşru çerçevede savunan Lübnan’daki Filistinlilerin protestosuna neden oldu. Desteklemek için bu gece Basel de gösterilere katıldı! Aralarındaki güçlü siyasi farkındalıklara rağmen ırkçılık onları bütünleştirdi... Burada biz diyoruz ki:

Birincisi: Avniler, Lübnan Güçleri, Ketaibler ya da Ermeniler gibi farklı eğilimlerdeki Lübnan Hristiyanları arasında ırkçılık yaygın bir hastalık haline geldi... Öyle ki zaman zaman Lübnan’daki Suriyeli ve Filistinlilere karşı ırkçılık naralarının atıldığını duyuyoruz. Dahası demagoglardan haçlı savaşı tehditleri, efendimiz Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in makamına saldırılar yapıldığını işitiyoruz. Sessizliğini koruyan yetkililer, sıradan insanlara yapılan saldırılara karşı aldıkları önlemleri Peygamberin makamını korumak için almadıklarına tanık oluyoruz. 

İkincisi: Lübnan’daki Filistinliler, bu ülkenin yabancısı sayılmazlar. Aksine bu ülkenin dokusunun köklü parçasıdırlar. 71 yıldır bu ülkede yaşıyorlar ve Lübnan halkıyla acı tatlı bir hayat sürdüler... Tüm belgeler, 1948 yılında Lübnan’a göç ettiklerinde Lübnan’a yüklü miktarda para ile geldiklerini, birçok açıdan gelişimine katkıda bulunduklarını gösteriyor... Lübnanlılar ile hısım ve akraba oldular, kalıcı bir hayat sürdüler. Bu durum saygın bir ülkede meydana gelmiş olsaydı, ayrımcılığa uğramazlar, aksine o ülkenin bir parçası olurlardı. Malum, Lübnan’daki Filistinlilerin büyük çoğunluğu yüksek lisans sahibidirler. Okul verileri hâlâ üstün niteliklere sahip bariz kişiler olduklarını gösteriyor.

Üçüncüsü: Hatta Lübnan’ın imzalamış olduğu ve bayraktarlığını yaptığı uluslararası yasalar bile eğitim, yardım, çalışma, güvenlik, tazminat, mülkiyet ve temel insan hakları gibi konularda yetkililerin onlara en iyi şekilde davranmalarını gerektiriyor. Yeni mülteciler ve yerinden edilmişler için durum buysa, peki, yıllarca bu ülkede yaşayanlar, devletin pasaport, kimlik kartı ve kalıcı ikamet izni verdiği kimseler için durum nasıl olur? Böylesi insanlar yabancı muamelesini hak ediyorlar mı? Bu, yetkililerin şahsiyetinde ve bu garip varlıkta bir kopma olduğunu kanıtıdır.

Dördüncüsü: Hak talep eden bu barışçıl hareketi kayda alıyoruz. Fakat eylemcilere diyoruz ki, cahiliye bayraklarına dikkat edin. Lübnan ve Filistinli liderler, Sykes-Picot bayrakları olan Filistin-Lübnan bayraklarını sallamanızı istiyorlar. Çünkü vatanseverlik kriteri ve bu bayraklar, Lübnanlı, Filistinli, Suriyeli olmanın bir mazeretidir. Bunlar, birleştirici değil ayrıştırıcı unsurlardır... Lübnanlılar arasında gerçek birleştirici unsur, yüce İslam dini ve bayrağıdır. İslam kardeşliği, daha önce muhacirler ile Ensar arasını birleştirdiği gibi bugün sizi de birleştirebilir, bu birlikteliği koruyabilir. 

Beşincisi: Kamplardaki mülteciler, komşu tüccarları boykot ettiler. Burada Müslümanlar arasında düşmanlık yaşanmaması gerektiğine dikkat çekmek istiyoruz. Düşmanlık olması yakışık olmaz. Çünkü aslolan ve gerçek olan şu ki sizler Allah’ın kullarısınız ve kardeşsiniz. Bununla beraber Lübnan halkına diyoruz ki: Filistinli kardeşlerinize karşı sabırlı olun, onların durumlarını, yaşadıkları geçim sıkıntılarını, sabırsızlıklarını ve kamplarda kuşatma altında olduklarını en iyi siz bilirsiniz. Onları devletin zulmünden ve adaletsizliğinden kurtarmak için din kardeşliği, hısım ve akrabalık ilişkisini sürdürün... Yasal ve şeri haklarını almalarına yardımcı olun.

Altıncısı: Ey Lübnan’daki Filistinliler! Dün size karşı, Suriyelilere, Suriye’deki Filistinlilere karşı faaliyet yürütenlerin, katliama ortak olanların bugün yanınızda yer almalarına kanmayın... Bu, bencil çıkarları içindir. Sizden destek alıp iç düşmanlarla mücadele etmek için kullanılıyorsunuz. Dava bahanesiyle kullanılmaya devam edeceksiniz... Bu yüzden onlara fırsat vermeyin. Dahası temsilciniz olduğunu iddia edenler ile temsilcilikte reform talep edenler ve liderleriniz olduğunu ileri sürenler ya da bu liderliğe muhalefet ettiğini söyleyenler arasına mesafe koyun. Çünkü siz bunlar için çatışmanın yakıtından başka bir şey değilsiniz. Onun için dikkatli olun.

Yedincisi: Ey Müslüman Lübnan halkı! Lübnan’daki Filistinliler, sizin gerçek dayanağınızdır. Belli amaç ve emeller için ırkçılığın bu dayanağı kırmasına izin vermeyin. Herkes bu emellerin ne olduğunu biliyor. Ülke ele geçirilip çevresinden ve İslami aslından koparılmak isteniyor... Filistin halkı sizin güç kaynağınızdır. Bu yüzden haklarına sessiz kalarak onları hüsrana uğratmayın. Irkçılarla tek başlarına mücadele etmelerine izin vermeyin.

Sekizincisi: Müslüman politikacılara da diyoruz ki, ırkçılar inandıklarını ve iman ettiklerini ifade ediyorlar. Bazıları “Yahudilerle aramızda “ideolojik” bir sorun yok” diyor. Bazıları da “Bu ülke bizim ve sizden geri alacağız” diyor... Peki, ey Müslüman politikacılar! Siz ne demelisiniz? Bu iğrenç ırkçılıkla mücadele konusunda sizden sadece bir arada yaşam ve sivil barış nameleri duyuyoruz... Sizden düşmanlık ve ırkçılık söylemleri talep etmiyoruz. Müslümanlar dün böyle değildi ki bugün böyle olsun! Güçlü bir şekilde şöyle haykırmanızı istiyoruz. Biz bu yüce evrensel dinin evlatlarıyız, tarihi kökleri olan bu İslam ümmetine mensubuz. Bu ülkedeki her Müslümanın temsilcisiyiz, dinimizin ve halkımızın yanındayız... Ümmet, seçeneklerini belirlemek üzeredir. Sessiz kalarak ya da bencil çıkarlar veya çarpık ittifaklar tarafında yer alarak bu seçeneklerin dışında kalmayın... Bu ümmet yeniden şerefine kavuşacaktır, onunla birlikte ve ondan olun, aksi takdirde sonunuz ümmetin yolunu seçmeyen önceki yöneticiler ve politikacıların sonu gibi olacaktır.

Son olarak bugün doğum sancıları artıyor. Ümmet pahasına yapılan anlaşmalar ihanetle doludur. Bu yüzden ey Lübnan ve Filistin Müslümanları! İçerdeki ve dışardaki şiddetli saldırılara göğüs germek için ümmetle aynı platformda birleşecek net bir çizgi belirleyin. Sadece Rabbiniz ve Şeriatın emirlerine uyun.

شَرَعَ لَكُم مِّنَ الدِّينِ مَا وَصَّى بِهِ نُوحًا وَالَّذِي أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِهِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى وَعِيسَى أَنْ أَقِيمُوا الدِّينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا فِيهِ كَبُرَ عَلَى الْمُشْرِكِينَ مَا تَدْعُوهُمْ إِلَيْهِ اللَّهُ يَجْتَبِي إِلَيْهِ مَن يَشَاء وَيَهْدِي إِلَيْهِ مَن يُنِيبُ “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nuh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrahim’e, Mûsâ’ya ve İsa’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslâm dini), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.” [Şura 13]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Lübnan Vilâyeti


H. 20 Zilka’de 1440
M.  Salı, 23 Temmuz 2019

Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER