Pazartesi, 05 Muharram 1439 | 2017/09/25
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

Ayn El- Hilve Mülteci Kampında Çatışmalar Çıktı, Silahlar Hatta Kalleş Piyonlar, Daha Ne Zamana Kadar Dış Güçlerin Hizmetinde Olacak?

Ayn El-Hilve mülteci kampında patlak veren silahlı çatışma, 1 Mart 2017 Çarşamba günü doruk noktaya ulaştı. Çatışma, güvenlik kurulu toplantısı ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Lübnan ziyareti ile aynı zamana denk geliyor. Çatışmalar sürerken kamptaki etkin gruplarla Lübnanlı siyasi ve güvenlik yetkilileri arasında yoğun görüşmeler oldu. Görüşmeler Filistin’in Beyrut büyükelçiliğinde gerçekleşti. Görüşmelerin en önemli gündem maddesi, güvenlik kurulunun yapısı ve arananların Lübnan devletine iadesi idi... Bilindiği gibi çatışma, kalabalık ve dar bir coğrafyada gerçekleşmektedir. Çatışmalarda silah ve füzeler kullanıldı. Görünüşe göre çatışmalara bir anlam vermek imkânsızdır. Merkezinden kuzeyine kadar mülteci kampına barikatlar ve engeller kondu. Ölenler oldu. Yedi kişi yaralandı. Mülteci kampını korku sardı, kamptan kaçanlar oldu. Maddi zarar bir yana hizmetler aksadı, okullar tatil edildi. Lübnan’daki Filistinli mültecilerin bir bu eksiklikleri vardı da sanki. Zaten mülteciler mülkiyet ve iş gibi en temel haklardan mahrumdur. Bununla geçim sıkıntısı ve sefaletleri iyice arttı! Bu yinelenen olaylar, acaba son olacak mı? Bu karanlık tünellerin bir sonu var mı?

Şüphe yok ki Ayn El-Hilve mülteci kampında yaşanan olaylar acı vericidir. Bu olaylar, 1948 yılından günümüze kadar genel olarak Lübnan’da Filistinli mültecilerin yaşadığı acı siyasi gerçekliğin bir türevidir. Bu acı trajik vakanın nedeni, Filistin topraklarının Yahudi varlığı tarafından gasp edilip halkının sürgüne gönderilmesidir. İşgal sonrası Filistin halkının kaderi, kurtuluş ile direniş projesi arasında gidip geldi. Bu projeler teslimiyetin bir ifadesidir. Projeler, sorunlar üzerinden ticaret yapıyor. Hatta bu projeler yüzünden zaman zaman bölgedeki ajan yöneticiler birbirine girdiler. Ajan yöneticilerin Yahudi varlığını Filistin topraklarına yerleştirmek dışında hiç bir gündemleri yok. Sömürgeci efendilerine yakınlaşma ve sadakat liyakatinde bulunmak isteyen ajan yöneticiler, Müslümanları kontrol altına almak için bu cafcaflı sloganları kullandılar... “Uluslararası efendileri” için mültecilere yeni kriterler ithal ettiler. Mültecilere “terörist” gözüyle bakılmasını sağladılar... Sonra aynı hareket içinde kanatlar arasında çatışmalar patlak verdi. Aracılar üzerinden mesajlar gönderildi. Verilen mesajlarda “Terörle” mücadele kisvesiyle güçler konuşlandıracağız diyenler bile oldu. Bazı ülkeler de aynı terörle mücadele gerekçesi ve başka nedenlerden ötürü ayaklarınız altındaki zemini alev topuna çevirebiliriz dediler. Ayn El-Hilve mülteci kampında taraflar arasında çıkan çatışma tam bir saçmalıktır! Bu çatışmaların nedeni, Lübnan’daki politik varlığın zafiyetidir. Lübnan devleti, “BM kararları”, “dönüş hakkının korunması” ya da “vatansızlık” bahanesiyle mülteci kamplarına müdahale edemiyor. Kamplara müdahale yetkisinin olmadığını ileri sürüyor... Güvenliği sağlamak için kamplarda belli kesimlere yasal yetkiler de vermiyor. Kamplardaki mültecilere salt güvenlik perspektifinden yaklaşıyor. Hizmetlerle güvenlik algısı iç içe geçmiş durumda. Kamplar etrafındaki kuşatmayı iyice sıkılaştırdı. Kapılar, tel örgüler hatta duvarları metrelerce yükseltti. Yine de Lübnan devleti tarafından arananlar mülteci kampına “sızabiliyor”. Bu kimselerin varlığı güvenlik olayları için bir bahane ve gerekçe haline gelmiştir. Güvenlik olayları Nahr El Bared kampı trajedisi ile başlamadı. Maalesef Ayn El-Hilve kampında yaşanan son olaylar ile de son bulacağa benzemiyor.

Evet, altmış dokuz yıl sonra Lübnan’da Filistinli mültecilerin yaşadığı hikâyenin kısaca özeti budur. Komplekslerle dolu detaylara girmedik. Detaylar, bu muhteşem hikâyenin bilmecelerine benziyor. İstisna (iltica) asla dönüşmüş halde. Doğan çocuklar bile mülteci olarak anılıyor!

Hizb-ut Tahrir’in Ayn El-Hilve’deki Ofisi de tarafların çatışmasından nasibini aldı. Gençleri bombardıman riski ile karşı karşıya kaldı. Oysa Hizb-ut Tahrir, ideolojik siyasi bir partidir. Halkına yalan söylemeyen bir liderdir. Hizbe göre Filistin ve halkı için yegâne çözüm siyasi çözümdür ve bu siyasi çözüm bütün Müslümanları kapsamalıdır. Kurulacak Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet Devleti ile yapay sınırlar ortadan kalkacak ve sahtekâr vatanseverlik duygusu zamanla yok olup gidecektir. Hilafetin orduları Müslümanlar ile omuz omuza Yahudi varlığının, daha da önemlisi ajan yöneticilerin kökünü kazıyacaktır... Hizb-ut Tahrir aynı zamanda tefrika ve bölünmüşlükten kaynaklı kısmi sorunlar için çözümler de benimsemiştir. Bu çözümlerle Müslümanlara gerçek vakalarını açıkça ortaya koymakta, gözlerindeki perdeleri bertaraf etmektedir. Bunu yaparken Allah konusunda hiçbir kınayıcının kınamasından korkmamaktadır... Buna göre diyoruz ki:

Ey kamp halkı!

Bildiğiniz ya da bilmediğiniz siyasi ve güvenlik projeleri için piyonlar olmayın. Piyon olursanız, silahlarınızı birbirinize doğrultursunuz da birbirinizi öldürür ve masum insanları korkutursunuz. Hâlbuki Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur.

وَمَن يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُّتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِدًا فِيهَا وَغَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَأَعَدَّ لَهُ عَذَابًا عَظِيمًا “Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” [Nisa 93]

مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الْأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ جَمِيعًا “Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur.[Maide 32] Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem de şöyle buyuruyor:

لو أن أهل السماء وأهل الأرض اشتركوا في دم مؤمن لأكبهم الله في النار “Bütün yer ve gök ehli bir müminin kanında ortak olsa, Allah onların hepsini yüzükoyun cehenneme atar.[Tirmizi] Ebu Davud’un Ebu Hurayra’dan rivayet ettiğine göre Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

لا يَحِلُ لمُسلمٍ أن يُروعَ مسلما “Müslümanın Müslümanı korkutması helal değildir.

Bu yüzden bilinmelidir ki savaşa dışarıdan para desteği verenlerin, içerideki uygulayıcıların, ateş açılması emri verenlerin ve emirlere uyup ateş açanların hepsi, bu günaha ortaktır. Bu büyük günahtan ötürü ve bir daha bu benzeri günahı işlememek üzere Allaha tövbe etmeleri gerekir. Zira bu günahı işleyenlere Allah’ın gazabı, laneti ve çetin azabı terettüp etmektedir... Kamp halkı ve akıllı kişiler, bir daha bu soruna dönmemek üzere bu kimselere engel olmalıdır. Bu sorun Ayn El-Hilve gibi küçücük bir yerde bile olsa Müslüman ülkelerdeki yabancı güçlerin ajandasına uygun sorunlardır...

Lübnan halkına da diyoruz ki mülteci kardeşleriniz, sizin halkınızdır, sizin soydaşlarınızdır, sizin yakınlarınızdır. Onlarla sizin aranızda çirkin ırkçılık dışında hiçbir engel yok. Onlara yardım etmek ve onurlu bir yaşam yaşamaları için çalışmak farzdır. Belgeler ve kısıtlamalar sizi ayıramadı. Bu sınırlar ve engeller de sizi ayırmamalıdır. Lübnanlı politikacılara baskı uygulayarak onlara destek olabilirsiniz. Politikacılar, mültecilere güvenlik perspektifinden değil, politik perspektiften bakmalıdır. Uluslararası ve yerel güçlerce tanımlanan terör perspektifinden değil, şeri çerçeveden bakmalıdırlar. Onların tek güvencesi ve yardımcısı Şeri çerçevedir...

Şunu aklınızdan çıkarmayın ki Filistin topraklarını kurtarma yükümlülüğü, Filistin halkının sorunu değil, bütün Müslümanların sorunudur... Sakın uluslararası talimatlara uymayın. Bu talimatlar sizin için, Filistin halkı ve tüm Müslümanlar için bir felakettir. Koşullar patlama noktasına geldi. Bölge iç çatışmanın kucağına itiliyor. Şeriatı hakem kılma nimetinden gittikçe uzaklaşılıyor. Bölgede birlik, ülkeyi kurtaracak, Müslümanların işlerini güdecek, zimmetlerini, kanlarını, onurlarını ve mallarını koruyacak tek bir devletle mümkündür.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ “Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Rasûlüne icabet edin.” [Enfal 24]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Lübnan Vilâyeti


H. 5 Cumâde’s Sânî 1438
M.  Cumartesi, 04 Mart 2017

Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER