Salı, 30 Dhu al-Qi'dah 1438 | 2017/08/22
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Lübnan’da Dejenere Olmuş Politik Kavramlar, Mezhep Irkçılığı İle Övünen Bir Belediye Başkanı Üretiyor!

Zağrata Ardah Belediye Başkanı, Kanun uyarınca işin ucunda hapse girmek olsa da şehir dışından gelen ve Hristiyan olmayan bir satıcı için mal beyanı vermeyeceğini” söyledi. Önceliklerinin Ulusal Birliği korumak olduğunu vurgulayan Belediye Başkanı, “Ardah kazasında Müslüman Sünni satıcı satış yapamaz. Çünkü bu durumda demografik yapı bozulur ve birlikte yaşam ilkesi zedelenirifadelerini kullandı.

Biz, daha önce yayınladığımız Bırakın Onu, Çünkü O Çürüktür. Mezhep Irkçılığı Çürüktür, Sınır Tanımaz.başlıklı bildiride ırkçılığın riskleri hakkında uyarmıştık. Bildiride şöyle demiştik: Başta Cumhurbaşkanının akımı olmak üzere ırkçı sembollerin Lübnandaki sığınmacılara yönelik yaptığı açıklamalar, tarih boyunca tekrarlanan gizli kinleri ve kokuları burun deliklerini burkan köhne ırkçılığı ifraz eder. Irkçılığın nedenleri bir sır değil. Politik söylemin faşist ırkçı söyleme dönüşmesi çok tehlikelidir. Söz konusu tehlikenin etmen ve yansımaları, Haçlı Seferlerindekine benzer düzeye çıkabilir.

Bildiride yine şöyle dedik: Irkçı siyasi söylem, ırkçılık sınırına da aştı. Topluluklar arasında husumet, Lübnanda yıpranmış politik rejimin kusurlarını örtbas etmek için kışkırtılıyor. Körüklenen husumetle yönetimdeki ırkçı liderlerin politik kavram yoksunluğu gizleniyor. Irkçı liderler, ülkenin kara, hava ve deniz sahasında bozgunculuk çıkarıyorlar. Husumet, tehlikeli ve kaygan bir zemindir. Ülke halkı bu husumete bir dur demelidir. Suriye halkına yapılan saldırılar ve bu saldırıları yansımaları, saldırganlar ve fitnecilerin betimlemelerinden çok daha tehlikelidir.

Bakın küçük bir kazanın bir Belediye Başkanı bile ırkçı açıklamalarda bulunabiliyor. Uyardığımız kaygan zeminde pratik olarak ırkçılık yapıyor. Kurum ve kuruluşları ile hükümet, ülke halkına karşı en büyük suçu işliyor. İnsanlar arasında fitne yayıyor, ayrımcılığa teşvik ediyor. Liderler, baskın ırkçı söylemlere sahip olmasalardı, çıkıp bir Belediye Başkanı “Kanun uyarınca işin ucunda hapse girmek olsa da şehir dışından gelen ve Hristiyan olmayan bir satıcı için mal beyanı vermeyeceği”gibi bir ırkçı söylemde bulunma cesaretini gösterebilir miydi? Ahmak hükümet sayesinde Belediye Başkanı, sahip olduğu ırkçılık ve mezhepçilik anlayışını kanun üstü görüyor.

Hizb-ut Tahrir olarak biz, iktidara yönelik uyarılarımızı tekrarlıyor ve yineliyoruz. Diyoruz ki ırkçılık söylemi, kişinin kendi kendisini yok etmesinin en hızlı yoludur. Bu yüzden derhal bu söyleme dur demek gerekir. Aksi takdirde Ardah Belediye Başkanı gibi onlarcası olacak, sonra da bu ateş herkesi yakacaktır.

Devamını oku...

Suriye’deki Mücrim Rejim İle Normalleşme Hükümeti

Amerikan terör devletine hizmet etmek ve ABD ajanı Beşşar Esed’i korumak amacıyla unsurları Suriye’de ölüme göndererek Suriye’de oynadığı mücrim rol ile yetinmeyen İran partisi, şimdi de bakan ve yandaşları üzerinden politik köhnelikte derinleşiyor. Amerika tarafından büyütüp beslenen zorba rejime hayat üflemek için çalışıyor. İran partisinin bakanları, Şam’daki sanayi fuarına davet edildikleri gerekçesiyle Şam’a gideceklerini duyurdular.

Bakanlar kurulu tarafından yapılan göstermelik açıklamada, bu ziyaretin kabul edilemez olduğu belirtildi. Göstermelik diyoruz, çünkü Başbakan, kabine üyelerinden birine (Sanayi Bakanı) resmi değil “kişisel” olmak koşuluyla Suriye rejimi ile normalleşme ziyaretine izin verdiğini kaydetti.

Biz, bu ziyaretin bakanlar kurulu toplantısında gündeme geldiğini biliyoruz. Fakat devletin egemenliği ve politik karar bağımsızlığı Lübnan yönetiminin umurunda değil. Umurunda olan, petrol, elektrik üretimi, fiber optik şebeke ve atık şirketler gibi yolsuzluk ve yağmacı anlaşmalardır. Yönetim, yozlaşmış anlaşma karşıtlarına savaş ilan ediyor. Karşıtları adalet sarayında bir yargıç veya halk hareketi olsa bile!

Devamını oku...

Es-Sibsi, Erkek ve Kadın İçin Miras Eşitliği Çağrısında Bulundu

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

HABER-YORUM

(Tercüme)

Es-Sibsi, Erkek ve Kadın İçin Miras Eşitliği Çağrısında Bulundu

HABER:

Tunus Cumhurbaşkanı Baci Kayed es-Sibsi, din farkı gözetmeden erkeğin bir yabancıyla evlenme hakkını verdiği gibi kadına da eşit şekilde miras hakkına izin verilmesi için yasal düzenlemeye davet etti ve “Bu düzenleme din ve özgürlüklerin korunmasından sorumlu olan devletin anayasasıyla çelişmez.” dedi. Es-Sibsi Ulusal Kadınlar günündeki bir konuşmasında: “Eşitlik mevzuatının bozulmaması ve somutlaştıran zaman bağlamında değişen gerçekliğin kültürel gereksinimlerine ayak uydurabilmek için birçok alanda kişisel durum yasalarını geliştirmek gerekmektedir.” dedi.

YORUM:

Allah Subhanehu ve Teâlâ Nisa süresinin 11. ayetinde şöyle emrediyor: يُوصِيكُمُ اللّهُ فِي أَوْلاَدِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الأُنثَيَيْنِ “Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder.” ve Bakara suresinin 221. ayetinde şöyle emrediyor: وَلاَ تَنكِحُواْ الْمُشْرِكَاتِ حَتَّى يُؤْمِنَّ “İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin.”

Bu iki ayet subuti ve manaya delaleti kat-i ayetlerdir. Bütün Müslümanların bu iki hüküm konusunda icması vardır ve aksine hüküm veren olmamıştır.

Dinde zaruri olarak bilinen kat-i hükümleri inkâr ederek açık küfre davet eden Burgiba’nın yaptığı gibi Es-Sibsi ve laik partisi de İslam’a karşı savaş açtı. Laik parti olarak bilinen Tunus Nida partisi bu dinsiz projenin din ile uyumsuz olmadığı konusunda ne tepki verecek?

Halbuki Es-Sibsi hiçbir zaman din ile ilgilenmemiş ve dini hükümleri de göz önüne almamıştır? Ve ne zaman devletin başvuru kaynağı Kur'an-ı Kerim ve Sünnet olmuştur ki.

Tunus halkı Müslüman halktır ve açık küfür hükümlerini reddedeceklerini bildiği için Es-Sibsi, davet ettiği şeyin dinle çelişmediğini yani kendisinin içtihad ettiğini ve istişare ederek bu hükümlerin din ile çelişmediğini ispat ederek insanları aldatmaya ve alaya almak için bu yola başvurdu. Bu yüzden yaptığı küstahlıktır.

Parlamentodaki Nahda hareketinin İslamcı temsilcilerinin pozisyonu ne olacak? Bu dinsiz projeye karşı itiraz etmeye cesaret eden biri çıkacak mı? Ya da bu konuda Es-Sibsi’yle “zamansal gelişme ve medeni ilerleme” yolunda yürüyecekler mi?

Bizler, Munsif Marzuki ve diğerleri gibi yönetime ulaşmak için İslamî söylemleri kullanan Raşid El-Gannuşi liderliğindeki El-Nahda partisinin 69 İslamcı vekilinin alacakları pozisyonlarını merak ediyoruz. Bu açık küfür karşısında onların konumu ne olacak bekliyoruz. Belki içlerinden akıllı bir veya daha fazla vekiller çıkar da bu yasaya itiraz ederek kendilerinin bundan beri olduklarını açıklarlar.

Bu karşı çıkma eylemi El-Nahda partisi, ya da Mu’temer partisi (Cumhuriyet Kongre Partisi) için ağır talep sayılabilir. Fakat en azından Tunus’ta İslami hayatı başlatmak ve İslami yönetime dönmek için davet yapan ve bu yüzden yıllarca laik sistemin hapishanelerinde yatan İslamcı tabanları onlardan talep etmektedir.

Bu partileri destekleyen tabanları bunlardan, beşerin hükmünü Allah'ın hükmüne tercih etsinler, milletvekili olarak Parlamentoda otursunlar ve açık olarak Allaha ve Rasulüne savaş açsınlar diye mi bütün bu fedakârlıkları yaptılar?

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Bürosu adına

Müh. Yusuf Selame - Almanya

Devamını oku...

ABD’nin İdlib Planı Kırk Katır mı Kırk Satır Mı

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber – Yorum

ABD’nin İdlib Planı Kırk Katır mı Kırk Satır Mı

Haber:

“Türkiye'ye üç günlük bir ziyaret için gelen İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, dün Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ı ziyaret etmesinin ardından bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda bir araya geldi.” Ajanslar 17.08.2017

Yorum:

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Michael Ratney’in “İdlib’de ABD’nin gerekli askeri önlemlere başvurmamaları konusunda uluslararası aktörleri ikna etmesi çok zorlaştı” dedikten hemen sonra Türkiye Başbakanı Yıldırım “ABD İdlib’i vurursa tedbir amaçlı sınırları kapatacağız” açıklaması gelmiş ve kapılar kapatılmıştı. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ise konuyla ilgili olarak “İran ve Rusya ile görüşüyoruz ve görüşmeler olumlu geçiyor, İdlib’i Rusya ile birlikte çözüme kavuşturacağız” demişti. Bu açıklamalardan sonra 8-9 Ağustos tarihlerinde Türkiye, Rusya ve İranlı uzmanlar Tahranda 6. Astana görüşmelerinin hazırlıklarını yaptılar.

Bu görüşmeler yetmemiş olacak ki şimdi de İran Genelkurmay başkanı Muhammed Bakıri üst düzey askeri heyet ile 3 günlük ziyareti için Türkiye’ye geldi. Yanında Dışişleri bakan yardımcısı, Devrim muhafızları komutanı, Genelkurmay istihbarat ve güvenlik daire başkanı ve birçok üst düzey askeri yetkili olan Bakıri, Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Savunma Bakanı ve MİT ile resmi görüşmeler yapacak. Daha sonra ise Rusya Genelkurmay başkanı Türkiye’yi ziyaret edecek…

Şüphesiz ki Suriye konusunda Türkiye, Rusya ve İran arasında uzun zamandır devam eden birlik hayra değil şerre yöneliktir. Türkiye bir yandan ABD ile birlikte hareket ederken diğer taraftan da yine ABD siyasetine hizmet eden Rusya ve İran ittifakı ile hareket ediyor.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Michael Ratney bölgedeki muhaliflere seslenmiş olacaklardan Heyet Tahrir Şam’ın olduğunu ve ondan ayrılmaları gerektiği söylemişti. Bu aslında kurdun kuzuyu yemek için uydurduğu bahanenin aynısıydı. Hama, Humus, Dera, Halep, Musul, Rakka’daki milyonlarca Müslüman kardeşimiz vurulurken de aynı bahane ile vurulmuştu. Irak, Afganistan ve daha birçok beldemizde bu sebeple işgal edilmişti. Çünkü oradaki Müslümanlar ABD liderliğindeki kâfirler için tehlike unsuruydu. Ya öldürülmeli ya da boyun bükmeliydiler. Şimdi sıra İdlip’deki milyonlarca Müslüman kardeşimiz
için aynı plan devrede. Ölümü göstererek sıtmaya razı etmeye çalışıyorlar. ABD tehdidi ile başlayan bu hamlelerin amacı; ABD, Türkiye, Rusya, İran şer ittifakının yön verdiği Astana’ya katılarak Suriye devrimini bitirmek. Bu şekilde olursa belki Halep gibi şehri boşaltmaları ölümden beter bir hayatı Esed rejimi ile yaşamaları temin edilecek! Eğer rıza gösterip boyun bükmezlerse bu sefer Musul’da yapıldığı gibi şehir harabeye çevrilecek! Tabi bu kâfirlerin şer planı esas olan, yaşanacak ise Allah’ın planı olacak.

Peki, tüm bu yaşananlara rağmen Türkiye Halep, Musul, Rakka işgalinde olduğu gibi asıl terör devleti olan ABD, Rusya, İran ile birlikte mi hareket edecek? Dün masum gördüğü Müslüman kardeşlerimizi ve halkın tamamını sırf ABD istedi diye terörist olarak mı görecek? ABD ve müttefikleri katliam yaparken onlara destek vermeye devam mı edecek? Milyonlarca Müslümanın katili olan devletler ile mi Suriye konusunu çözecek!

Biz ne ABD’nin ne Rusya’nın ne de İran’ın yaptıklarını unutmadık! Onlar İslam’a ve Müslümanlara düşmanlar ve Allah’ın dini ile savaşıyorlar. Muhakkak ki Allah dinine sahip çıkanlara yardım edecektir. Bugün bu yapılanlara karşı kâfirlerle birlikte olmak değil Müslümanların yanında olmak tüm imkânlar ile İdlip’e sahip çıkmak zorunluluktur. Bunu yapmayan tüm yönetimler birlikte oldukları kâfir ve zalimlerin tüm cürümlerine ortaktırlar. Rabbimizden niyazımız ise bugün Müslümanları terörist gören, efendilerine hizmet için kapıları kapatan tüm yönetimlerin yerine kapılarımızı Müslümanlara ardına kadar açacak, o kapılardan masumlara yardım etmek ve kâfirlere hadlerini bildirmek için orduları yürütecek Raşidi Hilafeti bizlere nasip etmesidir.

Hizb ut-Tahrir Merkezi Medya Ofisi Adına

Musa BAYOĞLU

Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Sözcüsünün Mescidi Aksa’ya Destek Olmak Amacıyla Düzenlenen Konuşma Festivali’nde Yaptığı Konuşma...

Allah’a hamdolsun. O ki Mescidi Aksa’nın şanını yüce, etrafını mübarek kılmıştır. Salat ve Selam Mescidi Haram’dan Mescidi Aksa’ya gece yolculuğu yapan efendimiz Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem, onun ali, hayırlı ashabı, tabiin, hidayetine uyanlar, metodu üzere dosdoğru yürüyenler üzerine olsun.

Ey Kerim kardeşlerim! Es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh

Bu konuşmayı yaparken kelimeler boğazıma düğümleniyor, kalbim acı ve üzüntü ile dolu. Çünkü aşağılık bir hayat yaşıyoruz. Bugün Yahudiler, Mescidi Aksa’yı kirletiyorlar, acımasızca kontrol altına almaya çalışıyorlar. Doğrusu, Mescidi Aksa, ümmet birliğini kaybettiği, ulusal ve milliyetçi varlıklara parçalandığı, kalkanını yitirdiği gün zayi olmuştur. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

إِنَّمَا الْإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِİmam ancak bir kalkandır. Arkasında savaşılır ve onunla korunulur.O gün Hilafet yıkılmış, İslam ülkesi parçalanmış, Müslümanlar darmadağın olmuşlardır. Müslümanların tek bir devleti devletçiklere bölünmüştür. O devletçikleri sömürgeci kâfirler, halkları karşısında aslan, efendileri karşısında da kuzu kesilen yöneticiler aracılığıyla kontrol ediyorlar. Bu hain yöneticiler, Yahudi varlığını ortadan kaldırmak yerine bekçiliğini yapıyorlar. Yahudiler ile savaşmak ve onları kutsal topraklardan çıkarmak için çalışanlar ile savaşıyorlar.

Ey değerli kardeşlerim! Ey ümmetin âlimleri! Ey ümmetin komutanları ve liderleri!

Safları perçinleyin. Başların ve rızkların kesilmesi pahasına olsa bile hakkı söyleyin. Ümmet, herkesin tanıklığında bu bozuk vakayı Allah ve Rasûlü’nün hoşnut olduğu bir vakaya dönüştürmek için ciddiyetle harekete geçmenizin özlemini çekiyor. Öfke yürüyüşleri, kınama ve telin gösterileri yeterli değil. Bu mitingler ve yürüyüşlerde ümmetin vahdeti talep edilmeli, Allah yolunda cihat ve kutsal toprakları kurtarma şeri vecibelerini yerine getirmek üzere İslam ordularına bir çağrıda bulunulmalıdır. Çünkü bu ordularda subay ve askerlik yapanlar, sizin kardeşleriniz ve oğullarınızdır. Sizin gibi aynı duygu ve hissiyata sahiptirler. Damarlarındaki kan kaynıyor, ama prangalara vurulmuş durumdalar. O yüzden bu prangaları kırmak, zorbaların döneminden kurtulmak için onlara yardımcı olun. Zira bu zorbalar, kuvvet zoruyla ümmetin tepesinde oturuyorlar. Bu kuvveti onlardan söküp alın ve onu batılın karşısında hakkın gücü haline getirin. Allah’ın dinine yardım edin ki O da size yardım etsin.

إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ“Eğer siz Allaha yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.” [Muhammed 7]

Ey Müslüman orduları!

Artık imbik taht ve koltukları korumak için birbirinizle yaptığınız savaşa bir dur deyin. Mutasım gibi bir haysiyete ve Selahaddin gibi ordusundaki bir askeri bile koruyacak kapasite olmayan bu devrik yöneticilere boyun eğmeyin artık. 

Ey İslam ordularının subay ve askerleri!

Ümmetinizin bu durumundan razı mısınız? Mümin hakkında ne bir ahit, ne de bir antlaşma gözetmeyen yöneticilerin elinde maşa olmaya rıza gösteriyor musunuz? İslam ve dava adamları ile mücadele eden ajan yöneticilere körü körüne itaat etmeyi kabul ediyor musunuz? Âlemlerin ve Amerika’nın Rabbinin değil de Amerikan rızasını elde etmek için o yöneticilerin elinde maşa olmayı yeğliyor musunuz?

Hayır, vallahi siz buna razı olacak kimselerden değilsiniz. Hadi zorbalar karşısında aslanlar gibi kükreyin. Zafer tugaylarına komutanlık edin. Bu ümmeti yaşadığımız bu ceberut saltanattan sonra Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafetin gölgesi altında birleştirme uğrunda çalışanlara nusret verin. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

ثُمَّ تَكُونُ مُلْكًا جَبْرِيَّةً، فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ تَكُونَ، ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا، ثُمَّ تَكُونُ خِلاَفَةٌ عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةٍ ثُمَّ سَكَتَDaha sonra ceberut bir saltanat olacaktır. O da Allahın dilediği kadar devam edecektir. Ardından Allah dilediği zaman onu ortadan kaldıracaktır. Sonra, Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır. Sonra sustu.[Ahmed] Hadi Hilafetin dirilişi için çalışan Hizb-ut Tahrir’e nusret veren o ordudan olun. Kuşkusuz o ne güzel ordudur...

Safları sıklaştırın ve sömürgeci kâfirin hegemonya kurmak için ürettiği ulusal vatanların ulusal orduları olmak yerine İslam ümmetinin orduları olun. Biliyorsunuz, “böl ve yönet” kadim ve yeni bir politikadır. İslami fetihleri ve Halid Bin Velid, Selahaddin Eyyubi, Kutuz, Baybars, Fatih Sultan Mehmet gibi yüce komutanların biyografisini yeniden ihya edin. Ki Allah sizi katındakiler ile birlikte ansın. Onların şanını yücelttiği gibi sizin de şanınızı yüceltsin. Ümmete izzet ve onurunu yeniden iade etmenin, düşmanlarına karşı zafer elde etmesinin ve Mescidi Aksa’yı tekrar İslam’ın bağrına koymanın ve müstahkem kalesi haline getirmenin yegâne yolu budur. Bunun dışında başka bir yol yoktur.

لِمِثْلِ هَذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَİşte Çalışanları bunun için çalışsın.[Saffat 61]

Devamını oku...

Demokratik Yüz Değişimi Kesinlikle Yetersiz

Bugün 28 Temmuz 2017 Cuma günü öğleden sonra Başbakan Navaz Şerif’i görevinden azleden Pakistan Anayasa Mahkemesi, ailesine, yandaşlarına ve kendisine karşı yolsuzluk davası açılması tavsiyesinde bulundu. Tüm İslam dünyasının yolsuzluk ve zulüm batağına gömüldüğü bir dönemde adaletin tecellisi olarak görülen bu karar karşısında Müslümanların sevinmesi hiç sürpriz olmasa gerek. Ancak unutmamalıyız ki yolsuzluk ve zulmün babası addedilen demokrasi son bulmadıkça kapsamlı ve tam bir adaletten bahsetmek imkânsız. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şu sözünü hatırlayın:

لاَ يُلْدَغُ الْمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ وَاحِدٍ مَرَّتَيْنِ“Mümin aynı delikten iki kere ısırılmaz.” [Buhârî, Müslim] Demokrasi öylece kalıp demokratik yüzler değiştiği sürece her zaman ısırılmaya mahkûmuz. Hatırlayın, 1999 yılında Navaz Şerif istifa edip yerine Müşerref geçtiğinde sevinmiştik. Sonra Müşerref istifa edip yerine Zerdari geçtiğinde yine sevindik. Sonra Zerdari istifa edip yerine Navaz geçtiğinde, şimdi de Navaz istifa edip yerine kokuşmuş yeni demokratik yüz geçtiğinde yine sevindik. Yüzler değişse de demokraside hiçbir değişim olmadı. Daha kaç kez demokrasi umutlarımızı şahlandırıp sonra hayal kırıklığına uğrayacağız?

Demokrasi var olduğu sürece yolsuzluğun da var olacağını unutmayalım. Panama Belgeleri, demokrasinin sadece Pakistan’da değil, Rusya’dan Güney Amerika’ya kadar tüm dünyada yolsuzluğun güvencesi olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca demokrasi, finansal ve diğer tüm yolsuzluğun hamisidir. Demokrasi, Allah Subhânehu ve Teâlâ’yı öfkelendiren bir yönetim sisteminin koruyucusudur. Oysa Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أنزَلَ ٱللَّهُ فَأُوْلَـٰئِكَ هُمُ ٱلظَّالِمُونَ“Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” [Maide 45] Demokrasi, insanların ülke zenginliklerinden paylarını almamalarının garantörüdür. Oysa Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

كَىْ لاَ يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ ٱلأَغْنِيَآءِ مِنكُمْ“Sizden zenginler arasında dolaşan bir mal olmasın diye.” [Haşr 59] Demokrasi, İslam ve Müslümanların düşmanları ile ittifak kurulmasının sigortasıdır. Oysa Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارَىٰ أَوْلِيَاءَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ“Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onlar birbirinin dostlarıdır. Aranızdan herhangi biri onları dost edinirse, o da onlardandır.” [Maide 51] Ve demokrasi, Mescidi Aksa, Filistin ve işgal altındaki Keşmir’i düşmanlarımıza peşkeş çekmenin bekçiliğini yapar. Oysa Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَإِنِ ٱسْتَنصَرُوكُمْ فِى ٱلدِّينِ فَعَلَيْكُمُ ٱلنَّصْرُ“Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, yardım etmek üzerinize borçtur.” [Enfal 8]

Dolayısıyla sakın ha bir kez daha demokrasi tarafından ısırılmayın. Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın Kitabı ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Sünneti ile hükmetmek ve hakiki sevinci tatmak için Hizb-ut Tahrir gençleri ile birlikte mücadele edin. Ki böylece Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesine nail olun. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdular:

ثُمَّ تَكُونُ مُلْكًا جَبْرِيَّةً فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ تَكُونَ ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ ثُمَّ سَكَتَ“Sonra ceberut saltanat olacaktır. Allah’ın olmasını dilediği kadar olacaktır. Sonra kaldırmak istediğinde de kaldıracaktır. “Sonra Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır. Sonra sustu.” [Ahmed]

Devamını oku...

Ürdün Parlamentosu, Ülke Halkının Onurunu Korumak ve Onlara Karşı Kurulan Entrikayı Durdurmak Zorundadır

Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin, Ürdün Huveytat aşiretinden Mearik Ebu Tay’ı hapse mahkûm ettiği zalimane karar yüzünden, Kudüs ve Mescidi Aksa’da olanlar yüzünden, Yahudi varlığının, Amman Büyükelçiliğinde iki evladımıza karşı işlediği suç yüzünden Ürdün genelinde zillet ve aşağılık duygusu hâkim. Bu iki kahraman evladımız, kahraman, cesur, fedakâr, görkemli, düşman ve ümmetin ölüm kalım meselelerine karşı duyarlı Mahşer ve Ribat toprakları halkı mensubudur. İşte böyle bir zamanda Ürdün parlamentosu, bazı maddeleri yürüyüşleri, gösterileri, mitingleri ve görüş belirtmeyi suç sayan 2017 Ceza Reform Paketi Kanun Tasarısını tartışıyor. Yasa tasarısının yasadışı dernek altındaki maddesi, şiddet, fiziksel eylem veya Vandalizm’den yoksun barışçıl politik yolla İslami hayatı yeniden başlatmak ve İslam hükümlerini uygulamak için çalışanları suç kapsamına alıyor. Nitekim yasa tasarısının bazı maddeleri, Ürdün halkının tepesine Demokles’in kılıcı gibi dikmek için (terör) tanımını da genişletiyor. Ki Amerika ve onun yaramaz çocuğu Yahudi varlığı karşıtlarına ya da bu ikisi hakkında söz söyleyenlere, konuşma yapanlara veya makale yazanlara kadar uzansın. İslam ümmetini, kutsallarını ve yüce İslam dinini hedef alan küresel sömürgeci ve zorba güçler karşısında durmak için çağrıda bulunanları da içine alsın. Ülke ve halkına karşı dışarıdan yardım isteyenleri muhasebe edenleri de kapsasın.

Ey saygıdeğer milletvekilleri! Ülke halkı, ülkenin yaşadığı zillet, aşağılanma, ümmet ve birey haklarının heder edilmesi karşısında duyduğunuz endişe, takındığınız pozisyon ve döktüğünüz gözyaşlarını görüyor. Hatırlayın, iptal çağrılarına rağmen 16.cı dönem millet meclisi, Devlet Güvenlik Mahkemesi yasasını onamamış olsaydı, belki de Ebu Tay ömür boyu hapse mahkûm olmazdı. 12.ci dönem parlamento da alçak Vadi Aruba Anlaşması’nı onamamış olsaydı, güvenlik görevlisi iki ülke evladını öldüren Yahudi varlığının büyükelçiliği Ürdün topraklarında barınamazdı. 17.ci dönem parlamento da (terörü) önleme yasa reformu paketini onamamış olsaydı, Facebook’ta sarf edilen sözler ya da beğeniler yüzünden cezaevleri dolup taşmazdı. O halde 18.ci millet meclisi de önceki meclisler gibi mi olacak? Ülke halkını boğazlayacak bir kılıç üretip haklarında ne bir zimmet ne de bir ahit gözetmeyen birilerinin eline mi verecek? Ya da 2017 Ceza Reform Paketi Yasa Tasarı adıyla insanların zulüm ve baskısını yasalaştıran bu insan yapımı yasa tasarısını reddederek ülke halkının geride kalan onur, güvenlik ve haklarını mı koruyacak?

يَا عِبَادِي إِنِّي حَرَّمْتُ الظُّلْمَ عَلَى نَفْسِي وَجَعَلْتُهُ بَيْنَكُمْ مُحَرَّمًا فَلَا تَظَالَمُواEy kullarım! Şüphesiz ben zulmü kendime haram kıldım. Ve onu sizin aranızda da haram kıldım; o halde birbirinize zulmetmeyin.[Kutsi hadis]

Ülke halkı, kendisini savunanları ve kendisine karşı entrika kuran kimseleri deşifre edenleri asla unutmayacaktır. Ayrıca entrika kuranları, baskılarını kanunlaştıranları, kindar şeytani yasalarla zulüm yapanları, kırıp geçirenleri de asla unutmaz, unutmayacak.

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِآيَاتِ رَبِّهِ فَأَعْرَضَ عَنْهَا وَنَسِيَ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُKim, kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir?[Kehf 57]

Devamını oku...

“Yemenli Çocuklar, Unutulmuş Savaşın Mağdurlarıdır ” - Hizb-ut Tahrir / Merkezi Medya Bürosu Kadın Kolları Kampanyası

  • Kategori Kampanyalar
  •   |  

Hizb-ut Tahrir / Merkezi Medya Bürosu Kadın Kolları, ülkede devam eden acımasız savaş nedeniyle korkunç bir insani krizle karşı karşıya kalan milyonlarca Yemenli çocuğun yürek burkan durumuna uluslararası toplumun dikkatini çekmek için bir kampanya başlattı.

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER