Pazar, 09 Dhu al-Qi'dah 1439 | 2018/07/22
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Sabır ve Sebat Üzere Bir Hayat - Murat Savaş

  • Kategori Video
  •   |  

Sabır ve Sebat Üzere Bir Hayat - Murat Savaş

O bu yola girip İslâm davetini taşımaya başladığında hiçbir şeyin kolay olmayacağını biliyordu; hayatın güllük gülistanlık geçeceğini düşünmüyordu. Zira taşıdığı davet İslâm davetiydi; sünnetullah böyleydi. Ve sıkıntılı ve meşakkatli bir hayat onu karşıladı, imtihanlarla dolu bir sürece muhatap oldu.

O, sabır ve metanetle karşıladığı her imtihanın sonunun hayır olması için Rabbinden gelene teslimiyetle tâbi oluyor, tüm bu çektikleri karşısında gücüne güç katması için O’na sığınıyordu.

1982 senesinin Haziran ayında Aksaray’da doğdu Murat Savaş…

Çocukluğu ve gençliği her Anadolu insanınınki gibi geçti gitti. İslâmi davet çalışmalarına 2005 yılında Hizb-ut Tahrir ile başladı. İslâmi hayatın başlaması ve Râşidî Hilâfet’in ikamesi için taşıdığı davet ve verdiği mücadele sonrasında hayatında karakol yüzü görmemiş, adliyeye yolu düşmemiş yüzlerce Hizb-ut Tahrirli davetçi gibi o da cezaeviyle tanıştı. İlk olarak 2009’da Hizb-ut Tahrir’e üye olmak suçlaması ile tutuklandı ve 13 ay cezaevinde tutuklu olarak kaldı. Cezaevindeyken evi yandı ve çocukları yangından Allah’ın yardımı ile kurtarıldı. Cezaevinden tahliye olduğunda babası vefat etti, aradan iki yıl geçmedi ki peşinden annesi de vefat etti.

2017 yılı sonunda Yargıtay tarafından mahkûmiyeti onanmış 7,5 yıl ceza için Murat şimdi yine zindanlarda. Zira hayat arkadaşının, eşinin vefat haberini cezaevindeyken aldı.

3’ü Murat’ın ilk hanımından, 3’ü de kendisinden olan 6 çocuğa annelik yapan Hatice Savaş Kocasının cezaevi sürecinde amansız bir hastalığa yakalandı. Beynine toplanan sudan kaynaklanan rahatsızlığından ötürü zorlu bir tedavi sürecine girdi. Bu sırada, Yargıtay’ın “105 Hizb-ut Tahrirli davetçi için 660 yıllık ceza” onamaları arasında Murat’ın dosyası da bulunuyordu. Bir taraftan hasta eşinin tedavisi, diğer taraftan yeni doğmuş ikiz bebeklerinin ve diğer 4 çocuğunun bakımı, öte yandan durmayan azim ve gayretle davet çalışmaları…

O hiç yılmadan davet taşıdı, gecesi gündüzüne karıştı, bazen çocuklarını, bazen eşini ihmal etti ama daveti hiç ihmal etmedi. Uzun süre boyunca Köklü Değişim Konya Temsilciliği görevini layıkıyla yerine getirdi. Birçok temaslara imza attı; birçok medya, STK temsilcisi ve kanaat önderi ile güçlü diyaloglar kurdu.

Sıcak ve samimi insan ilişkileriyle çevresinde her daim sevilen bir şahsiyet olan Murat Savaş, hakkında onanmış hüküm kararının infazı sebebiyle 2018’in Şubat ayında tutuklandı ve Denizli T Tipi Cezaevine gönderildi. Bu tutuklama ile görüldü ki 28 Şubat bitmemiş devam ediyor.

Bir kez daha İslâm’a hizmet ettiği için çocuklar ve anneler cezalandırıldı. Yeni doğmuş ikiz bebekler ve 4 civan babasız bırakıldı. Sadece Hilâfet istediği için Hatice Savaş eşinden ayrı hastalığı ile mücadele etmek zorunda kaldı.

Hatice Savaş, Hizb-ut Tahrir’in Konya’daki kadın çalışmalarında, genel faaliyetlerinde ve kampanyalarında aktif görev alan muvahhide bir hanımdı. En son “Hizb-ut Tahrir’e Yönelik Yargı Zulmüne Dur De!” kampanyası için hazırladığı video mesajında bir nebze de olsa özelde kocasının ve genelde tüm Hizb-ut Tahrir üyesi kardeşlerinin maruz bırakıldığı yargı zulmüne dikkat çekti.

Ve Hatice Savaş, bu zor ve meşakkatli hayata veda etti. Ameliyat sonrası kısa bir süre yoğun bakımda kaldı ve ahirete irtihal etti. Murat Savaş, eşinin son nefeslerinde yanında olamamış, cenaze merasimine dahi katılamamıştı. Cezaevinde hükümlü olduğundan cenazeye katılamayan Savaş, ertesi gün alınan özel izinle dostlarının ve dava kardeşlerinin taziyelerini kabul edebildi.

Allah, Hatice Savaş bacımızın taksiratını affetsin! Merhameti geniş olan Rabbimiz ona gani gani rahmet eylesin! Onu altından ırmaklar akan cennetine koysun! Murat Savaş kardeşimize de katlandığı türlü zulümlere sabrı ve azmi dolayısıyla kat kat ecir yağdırsın. Rabbimiz, çocuklarına merhamet etsin ve onlara İslâm üzere bir hayat nasip eylesin. Dünyada birbirinden ayrı kalan bu aileyi Rabbimiz cennette birbirlerine kavuştursun.

وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَالرَّسُولَ فَأُولَئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالِحِينَ وَحَسُنَ أُولَئِكَ رَفِيقًا

“Onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!” [Nisa 69]

H. Zilka'de1439 - M. Temmuz 2018

 

Devamını oku...

Köklü Değişim: İslâmî Nefsiyetin Dinamikleri

  • Kategori Video
  •   |  

Köklü Değişim: İslâmî Nefsiyetin Dinamikleri

Bu kitapta, genel olarak Müslümanlara ve özel olarak da dava taşıyıcılarına İslâmî nefsiyeti kuvvetlendiren unsurlar hatırlatılmıştır: “Böylece İslâm davetini taşıyanlar Hilâfet’i kurmak için çalışırken dili Allah’ın zikriyle ıslansın, kalpleri Allah’a takva ile dolsun. Dava adamı Kur’an okusun ve onunla amel etsin, Allah ve Rasulü’nü sevsin, Allah için sevsin ve Allah için buğzetsin. Allah’ın rahmetini ümit etsin ve O’nun azabından korksun. Sabretsin, ahiretin mükâfatını uman biri olsun, ihlaslı olsun ve Allah’a tevekkül etsin. Yüksek dağlar gibi hak üzere dimdik olsun. Müminlere karşı ince, şefkatli ve merhametli ama kâfirlere karşı Allah için hiçbir kınayıcının kınamasına aldırmaksızın sapasağlam ve izzetli olsun. Güzel bir ahlaka sahip, aynı zamanda konuşması tatlı ama kuvvetli delile dayalı olsun. İyiliği emreden ve kötülükten sakındıran olsun. Bu dünyada yaşasın ve çalışsın ancak gözleri daima, takva sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan Cennet’te olsun.”

H. Zilka'de1439 - M. Temmuz 2018

 

Devamını oku...

Tunus Vilayeti: "Anayasadan Kurtulmak ... Düşmanlara Tam Teslimiyet ve İslam'a ve Peygamberine Karşı (Sav) Savaş!"

  • Kategori Tunus
  •   |  

Tunus Vilayeti: "Anayasadan Kurtulmak ... Düşmanlara Tam Teslimiyet ve İslam'a ve Peygamberine Karşı (Sav) Savaş!"

Hizb-ut Tahrir Tunus Vilayeti, Safakes'teki El Lahimi Cami önünde "Anayasadan Kurtulmak ... Düşmanlara Tam Teslimiyet ve İslam'a ve Peygamberine Karşı (Sav) Savaş!" başlıklı bir gösteri düzenledi.

Cuma, 22 Şevval 1439 H - 06 Temmuz 2018 M

Devamını oku...

Suriyeli Göçmenleri Sınır Dışı Etmek İçin Kurulan Komiteler, 21. Yüzyılın Engizisyon Mahkemeleridir

Ülke halkına karşı ekonomik, güvenlik ve insani yükümlülüklerini yerine getirmeyen siyasi iktidar, büyük-küçük ülke sorunlarında kale alınmıyor. Resmi tavrını, mezhepçi milis liderleri arasındaki çatışmalar ve mezhepsel kotaların paylaşımıyla sınırlıyor. İşte böyle bir ortamda gerek İran-Lübnan partisi gerekse Özgür Yurtsever Hareketi, Suriyelileri sınır dışı etmek için iç komiteler kurdu.

Bu komiteler, insanlığa Endülüs Müslümanlarını zorla sınır dışı etmek için kurulan Engizisyon mahkemelerini anımsatıyor!

Özgür Yurtsever Hareketi’nin ırkçılığı ve Lübnan’daki İran partisinin caniliği herkesçe malum. Mezhepsel kisvesiyle İran partisi, Blackwater benzeri bir kuruluştur. Suriyeli Müslüman göçmenlere karşı canilik yapanlara diyoruz ki:

Birincisi: Lübnan, Müslüman ülkesidir. Yakında İslam Devleti Nübüvvet metodu üzere Hilafetin bir parçası olacaktır. Fransa, Amerika ve bölgedeki ırkçı uşakların hoşuna gitmese de.

İkincisi: Bu komiteler, yakın gelecekte komiteleri oluşturanların boynuna dolanacaktır. Daha önce de defalarca söylediğimiz gibi ırkçı söylemler -bugün görünüşte Suriyeliler karşı söylenmiş olsa da- aynı ülkenin evlatları arasında mezhep çatışmasına dönüşmüştür.

Üçüncüsü: Başbakan, gittikçe kötüleşen politik söylemde bir çöküş olduğunun yalancı tanığı değil mi? Peki neden bu duruma bir son vermiyor?

Dördüncüsü: Kim ülkede kötüleşen ekonomik durumu göçmen halkımızla ilişkilendirirse, günahkârdır, müfteridir, daha doğrusu saçmalamıştır. Ülke halkının aklıyla dalga geçmiştir. Zira yediden yetmişe herkes, Fransa’nın Lübnan’ı Şam diyarından koparmasından bu yana mezhepsel liderlerin yolsuzluk ve hırsızlık çukurunda debelendiklerini, Suriye devriminden önce borcun gittikçe kabardığını bilir.

Suriyeli göçmenler, din ve soy kardeşlerimizdir. Ya da akrabalarımızdır. Onun için Lübnanlı Müslümanların bu durumunu sineye çekmeleri ya da hükümet ve bakanların, ülke ve halkı zulüm girdabına sürüklemelerine sessiz kalmaları yakışık almaz.

وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَانًا وَإِثْمًا مُّبِينًا“Mümin erkekleri ve mümin kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden eziyet edenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.” [Ahzab 58]

Devamını oku...

Yeni Kırgızistan Hükümeti, Önceki Kurumun Yolsuzluk Davalarını Çözmeye Devam Ediyor

Kırgız hükümeti, önceki yönetimin ekonomik yolsuzluk cürümlerini çözme girişimlerini sürdürüyor. Hükümet, bir yandan önceki iktidardaki siyasi elitin skandallarını ifşa ederken, bir yandan da mevcut hükümetteki yolsuzluk düzenini örtbas etmeye çalışıyor. Kırgızistan’da defalarca hükümet değişikliği oldu, ancak bu şerir hükümet, çok kısa sürede önceki hükümetler gibi yozlaşmış bir hükümete dönüştü. Hatta belki de daha da kötü olabilir. Bu hükümet, halkın parası hortumlanmaya devam ediyor. Aniden ortaya çıkan yolsuzluk vakaları, bir grup insan veya belirli kişilerin devlet hazinesinden milyarlarca dolar hortumladıklarını gösterir.

Nice yolsuzluk vakaları da sumen altı edilmiş olabilir. Yeni hükümet, yolsuzluk vakalarını çözemez, zira kendisi de yolsuzluk bataklığına batmıştır. Atambayev’in sıkıca iktidara tutunma çabasının arkasındaki neden işte budur. Böyle yaparsa, bu büyük skandallar ifşa olmayacak, aksine devam edecektir. Kırgız hükümet sistemi, bu ilkelere dayanmaktadır. Kırgızistan’daki tüm politikacılar ve yönetim kurumu bunu çok iyi biliyor. Küresel siyaset, bu mücrim rejimi tanıyor, hatta onu umursuyor, yemliyor, dolayısıyla bu politika, üçüncü dünya ülkelerinin gelişimini engelliyor.

Kâfir rejim, bağışçıülkelerden özel fon almamızı sağlayan kurallar ve uluslararası yasalar icat etti. Sömürgeci ülkelerin yarattıkları kötü politik ortam, yozlaşmış yöneticiler üretiyor. Özel fonlar doğru şekilde kullanılmıyor. Sonuçta ödünç alınan fonların çok küçük bir kısmı planlanan şekilde harcanıyor. Çünkü iktidar partisi, fonların büyük bölümünü yasadışışekilde kontrol ediyor. Kredi aldığımızda, kreditörler alınan bu kredilerin altyapının geliştirilmesi ve iyileştirilmesi için harcanıp harcanmadığını kesinlikle kontrol ederler. Çünkü onlar, ekonomik sorunlarımızı çözebilecek ve sanayimizi geliştirebilecek sektörlerin gelişimi için kesinlikle bize kredi vermezler. Sonuçta artan borçlarla birlikte büyük güçlerin, sömürülen zayıf ülkeler üzerindeki etkisi de artacaktır. Kapitalizm gibi kirli temele dayalı küresel küfür sisteminin hakikati budur!

Kırgız elitler, bu rejimin yaptığı yolsuzluğun farkındalar, ancak küresel siyasetin bu kirli entrikalarını deşifre etmekten korkuyorlar. Bunun yerine daha kolay seçeneği kullanıyorlar, yeni gelenler, seleflerini suçluyorlar, sorumluluğu onların üzerine atıyorlar veya onlarıülkeden kovuyorlar. Böylece dünya politikası imparatorunun rızasını kazanmaya çalışıyorlar. Herkesin de çok iyi bildiği gibi yeni ekip de uluslararası bağışçılardan fon almak için yalvarmak zorunda kalacaktır. Elbette ki bu sorunun bir çözümü var. Ama bu küfür sisteminde değil. Kırgızistan gibi zayıf bir ülkede iç politikada değişikliğe gitmek imkânsızdır. Çünkü dâhili her politik sorun, genellikle etkin dış politik güçlere bağlıdır ve bu güçler göz ardı edilemez. Bu nedenle sorunun yegâne çözümü, küresel kâfir sisteme boyun eğmeyi reddetmektir. Onun için yeni bir ideolojik yönetim sistemine ihtiyaç var. Sadece ideolojik İslam’ın hayat sahasına dönüşüyle çözüm mümkündür. Ayrıca kapitalizmin çöküşü kaçınılmazdır. Kendileri bile bunu itiraf ediyorlar. O halde elverişli tek bir sistem vardır, o da İslam sistemidir. Bu yüzden Hilafet sistemi, yakın gelecekte Allah’ın izniyle yeniden geri dönecektir. Bu sistem sadece Kırgızistan ve diğer İslam ülkelerinde değil, tüm dünyada barış ve huzuru sağlayacaktır.

Bunun için biz Kırgızistanlı Müslümanlar olarak sorunun farkında olmalıyız ve iktidar çevreleri kendi aralarında kavga ederken ivedilikle bu kötü ortamı düzeltmek için katkı sağlamalıyız. Demokratik politikacılar varken Kırgızistan’ın kalkınması için zerre kadar umut olmadığını fark etmeliyiz. Bu nedenle toplumu kurtarmak, ümmetin zenginlikleri ve Müslümanların haysiyetini korumak ve İslam’ı yeniden hayata döndürmek için her türlü çabayı sarf etmeliyiz.

Defalarca hükümet değişikliği olsa da inançsızlığa dayalı bu hükümet sistemi değişmedikçe, ümmet hayal kırıklığı yaşamaya devam edecek ve her seferinde hor görüleceğiz! Bilim adamlarımız ümmete şifa olmak için küfre yardım etmeyi bırakmalıdır. Ümmet şunu bilmelidir ki küfürde umut da yok. Kim, kurtuluş için kâfirlere yaslanırsa, kâfirlerin destekçisi olmuş olur. Allah bizi bundan korusun! Sadece bu durumda Allah’ın merhametini elde edebiliriz!

Devamını oku...

Rejim Skandallarını Örtbas Edemiyor Terörizm “Gerçek Bir Mühimmat” Haline Dönüştü

08 Temmuz 2018 günü Cendube vilayetinde masum güvenlik güçlerine yönelik düzenlenen saldırıda 9 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. Bu saldırı büyük bir suçtur ve ancak kiralık hain korkaklar böylesi bir saldırıyı düzenleyebilir. Bu saldırı korkunç suçların yeniden başladığı anlamına gelir. Güçlü siyasi pozisyonlar yaratmak, (terörizm) ve (aşırıcılık) bahanesi altında ümmetin kimliğiyle savaşmak, ülkeyi ve hatta tüm bölgeyi gizli sömürge vesayeti altına almak için masum evlatlarımızın kanları akıtılıyor.

Basiret ve feraset sahibi herkes, bu kirli operasyonların arkasında siyasal istihbarat ve bölgemize hâkim olmak isteyen sömürgeci devletlerin olduğunu bilir. Bu ülkeler, planlar çizdiler, siyasilere kirli paralar akıttılar, iradelerine boyun eğen ve emirlerine uyan yöneticiler atadılar. İşler deşifre olunca, skandallar örtbas edemeyecek kadar büyüyünce, Tunus halkı da dinlerine aykırı, zenginliklerini yağmalayan, çocuklarını köleleştiren tüm politikaları reddedince, sömürgeci güçler yeniden terör silahını devreye soktular.

Hizb-ut Tahrir / Tunus Vilayeti olarak biz diyoruz ki:

İhanete uğrayıp hayatını kaybedenler için hem halkımıza hem de kendimize taziyelerimizi sunuyoruz. Biz rejimin zulmünden, ihanetinden, çatışan tarafların suçlarından beriyiz. Tunus halkını da bu skandal rejimden beri olduğunu ilan etmeye davet ediyoruz.

Güvenlik güçleri kardeşlerimize ve onların silah arkadaşlarına da taziye dileklerimizi sunuyor ve diyoruz ki terör endüstrisinin kanlı kirli istihbarat oyununu en iyi bilen sizlersiniz. Bu terör oyunlarıyla siz ve Tunus halkı dize getirilmek isteniyor. Ki sömürgecilik ürünü ajan ve korkak bu yozlaşmış rejime karşı bir devrim olmasın.

Mağaralarında terör aramayın, büyükelçiliklerde arayın. Büyükelçilikler, terör yuvasıdır. Planlar orada yapılır, terör oradan fonlanır, oradan adam devşirilir. İngiliz büyükelçilik skandalı hafızalarda terütazedir. Mağaradakiler sadece emre amade kılınmış birer araçtır. Elçilik görevlileri, elçilik ziyaretçileri ve Batı sevdalıları ise, hastalığın ta kendisidir, ihanet ve belanın başıdır...

Bilin ki yaslı gözyaşları, gerçekleri ve hakları hatta bütün ülkeyi zayi eden soruşturma komitelerinin incelemeleri Tunus ve halkına karşı işlenen bu ardışık suçları durduramaz!

Tunus’u terör ve üreticilerinden sadece yüce İslam arındırabilir. İslam, ümmetin seçip beğendiği, Peygamberin kurduğu gerçek bir devlette muhlislerin uyguladığı bir dindir. Hilafet, ülkeyi korur, zenginliklerimizi muhafaza eder, düşmanları geri püskürtür, bozguncu elleri keser, tebaanın işlerini İslam’a göre güder.

Devamını oku...

Müslümanlar, Trump’tan Daha Ziyade Onu İktidara Ulaştıran Laik İdeolojiyi Protesto Etmelidir

ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta İngiltere’ye bir ziyaret gerçekleştirecek. Pek çok insan, ülke çapında bir dizi protesto gösterileri düzenleyerek yaşadığı hayal kırıklığını dile getirecek. Kuzey Kore ve Amerikalı göçmenlere karşı olan tutumu yüzünden halk Trump’ın başkanlığına öfke kusuyor. Sergilediği küstahlık ve gayri insani davranışa verdiği destek yüzünden siyasi yelpazede öfke seli hâkim.

Trump, Müslüman topluluklara karşı yaptığı kışkırtıcı açıklamalar, Müslüman ülkelerden gelen misafirlere karşı izlediği ayrımcı politikalar ve işgalci Yahudi varlığına destek olmak için Amerikan Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı nedeniyle Müslümanları incitti. 

İğrenç kişiliği nedeniyle olası protestolar, Trump’ın temsil ettiği fikirlerden daha ziyade kişiliğine odaklanacaktır. Ancak unutulmamalıdır ki Amerika’da şuan uygulanan insanlık dışı göç politikaları, Obama’nın başkanlığı döneminde uygulanan politikaların tıpatıp aynısıdır. Yetmiş yıldır onun gibi önceki tüm Amerikan başkanları da Filistinlilerin haklarını umursamadılar, işgalci Yahudi varlığını desteklediler. Trump, daha açıkça dile getirse de 1940’lardan beri Amerikan dış politikası mevcut dünya düzenine tenezzül etmemektedir. Uygulanan tutarlı politika gereği son yıllarda tüm ABD başkanları, Amerika için Suriye, Mısır, Yemen ve Libya’da kanlar akıtmışlardır.

Pek çok Amerikalı Trump’tan utanıyor. Hâlbuki ondan önceki başkan ve yönetimler gibi Trump da kapitalist ideolojiye inanmaktadır. Önceki tüm Amerikan başkanlarının dünya çapında hegemonya arzusunu belirleyen ve Atlantik ötesindeki halkların haklarını göz ardı eden çürük laik kapitalist ekonomik sistemdir. Selefleri gibi Trump’ın izlediği politikalar, diğerleri pahasına bir avuç kapitalist Amerikan elitini zenginleştirmeyi amaçlıyor.

Bu ideoloji, Amerikalılardan önce İngilizlerin bir avuç İngiliz elitini zenginleştirmek için dünyanın büyük bir kısmını sömürgeleştiren laik ideolojinin aynısıdır. Aynı açgözlülük yüzünden bugün bir avuç liberal elit, Brexit macerası ile insanların geleceğiyle oynuyor.

İki sömürgeci devletin kısır dış politikası yüzünden acı çeken dünyadaki mazlumlar gibi İngiliz ve Amerikalı sıradan insanlar da liderlerine karşı öfke duyacak pek çok nedene sahiptir. Ancak Trump ve May gibi bireylere odaklanan öfke, uyguladıkları zehirli ideoloji üzerine odaklanmadığı sürece dünyanın acıları dinmeyecektir.

İnsanların laik kapitalist demokratik yaşam tarzının dehşetinden uyanmaları çok önemlidir. Trump, Obama, May veya başka bir laik liderin politikalarında somutlaşmış olsun bugün tüm dünyanın gördüğü zulmün sebebi laik kapitalist ideolojidir. Liderler gelip geçicidir, laik ideolojiler bakidir.

Bu nedenle hayal kırıklığına uğrayan ve öfkelenen pek çok sıradan insanla temasa geçecek Müslümanlara mevcut dünya zulmünün gerçek nedenlerini hatırlatmaya özen göstermeleri tavsiyesinde bulunuyoruz. Eğer öfkemizi sadece Trump’a yönlendirirsek, o zaman başka bir seküler gündemi destekleyebiliriz. Ki bu, dünyanın sefaletini kısaltmayıp uzatacaktır.

İslami yaşam biçimine inanan Müslümanlar, hayati role sahiptir. Laik kapitalist ideolojinin yanlışlığını açıklayabilir, İslami yaşam tarzını gerçek ve adil bir alternatif olarak sunabilirler. İslam ideolojisine davet, Nübüvvet metodu üzere Hilafeti yeniden kurma ve Müslüman topraklarda İslami hayat tarzını yeniden başlatma çalışmasıyla eş zamanlı olarak yürütülmelidir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ “Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allahın ve Rasûlünün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, Onun huzurunda toplanacaksınız.[Enfal 24]

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER