Perşembe, 19 Jumada al-awwal 1440 | 2019/01/24
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Müslümanların Yöneticileri Çin'in Müslümanlara Yönelik Cürümlerini Umursamıyor

  • Kategori Makaleler
  •   |  

HABER-YORUM

(Tercüme)

Müslümanların Yöneticileri Çin'in Müslümanlara Yönelik Cürümlerini Umursamıyor

HABER:

Çin merkezli İngiliz Global Times gazetesi, 5 Ocak Cumartesi günü yaptığı açıklamada; “Çin hükümetinin İslam'ı sosyalizmle uyumlu hale getirme amaçlı bir yasa çıkardığını belirtti. Gazete, hükümet yetkililerinin önümüzdeki beş yıl boyunca “İslam'ı sosyalizmle uyumlu olmaya ve dinin Çinlileştirilmesine yönelik tedbirler” uygulamalı olarak "Çin" yöntemine adapte olmak üzere uygulamayı yönlendirmeye karar verdiklerini söyledi.” Çin'in Yünnan eyaletindeki yetkililer, ihmal edilen Han etnik Müslümanlarının inşa ettiği üç camiyi de kapattı.

YORUM:

Çin rejiminin bu son hamleleri, İslam'ı Müslümanların zihninden uzaklaştırmak ve kendi ateist inançlarını terör ve korkutma yoluyla benimsemeye zorlamak için yaptığı acımasız kampanyasının bir devamıdır. Rejim, Çin’in bazı bölgelerinde oruç tutulmasını, İslamî kıyafetin giyilmesini, sakalın uzatılmasını ve 18 yaş altındaki çocukların camide İslami vaazları dinlemelerini yasakladı. Hükümet ayrıca ebeveynlerin yeni doğan çocuklarına İslamî isimler vermelerini ve çocuklarına İslamî eğitim vermelerini ya da İslamî faaliyetlere katılmalarını engelledi. Bunlar, Uygur Müslümanlarına, Müslüman olmayan Han bireyleriyle evlenme baskısına paralel olarak yapılmaktadır.

2016’da İslam’a karşı baskıların bir parçası olarak rejim, “Akrabalık” kampanyası başlattı. Han Çinli yetkililer, Sincan'daki Müslüman ailelerle beraber yaşamak için harekete geçtiler. Rapor etmek ve ev sahibi ailelerinin İslam ile bağlantılı olup olmadığına dair deliller sunmak ve hatta alkol içmeyi reddeden, cuma namazı kılan, Ramazan ayında oruç tutan hatta evlerinin duvarlarında İslami metinler içeren resimler gibi "aşırılık" ile ilgili raporları bildirmek için bu “Akrabalık” planını yürürlüğe koymuşlardır.

2017 yılının Aralık ayında, Sincanlı yetkililer, bu amaçla Müslüman Uygur evlerinde bir hafta geçirmek için bir milyondan fazla kişiden oluşan bir personeli harekete geçirdi. Yetkililer, Müslümanların yaptıkları diğer İslamî faaliyetleri, helal gıda seçmek ve hatta İslam'ı usule göre selamlaşmayı aşırılık olarak tanımladı. Sincan'ın başkenti Urumçi'deki Komünist Parti liderleri, helal ürünlere yönelik bir baskı başlattı ve önde gelen kadroların "helalden kurtulma" sloganıyla “kararlı bir savaşla mücadele etmesine” dair yemin ettiler. Gerçekten de, rejimin İslam'a karşı taşıdığı bu nefret, Müslümanların İslami usule göre cenazeyi defnetmeleri yerine, cesedi yakma geleneğini kabul etmelerine zorlamalarına kadar ileri seviyededir. Ayrıca, Birleşmiş Milletlere göre, inançlarını terk etmeleri, alkol içmeleri ve domuz eti yemelerinin yanı sıra iktidardaki Ateist Komünist Partiye bağlılık sözü vermeleri gereken bir milyondan fazla Uygur Müslümanları süresiz olarak kamplarda tutulmaktadır. Birçok mahkûm işkence görmekte, hatta öldürülmektedir. Dahası, İslami inançları bırakmaları ve komünist propagandalarını yapmaları yanı sıra, dinlerini terk etmek zorunda bırakılan zorunlu siyasi ve kültürel telkinlere maruz kaldıkları “Yeniden eğitim kamplarında” en az iki milyon Uygur bulunmaktadır. Agence France-Presse göre; “Yeniden eğitim kamplarında" olanlarla ilgili hükümet belgesi, onları daha iyi bir Çin vatandaşı yapmak için, bu merkezlerin önce “sayılarını, köklerini, bağlarını ve varlıklarını kırmak" gerektiğini vurgulamaktadır. Çin devleti ayrıca toplama kamplarında ya da sürgünde hapsedilmiş ebeveynlerden alınan çocuklar için yetimhaneler kurmaktadır. Bu yetimhanelerdeki çocukların İslamî hüviyetleri silinecek ve onları İslamî inançlarından çıkaracak şekilde eğitim verilmektedir. Rejimin amacı, Han’daki Uygur Müslüman çocuklarının gelecek kuşaklarını ateist ve Çin geleneklerini kucaklayan sadık vatandaşlara dönüştürmek ve Pekin'in Müslüman Uygurları yok etme ve İslam'ın izlerini temizleme vizyonuna inanmaktır.

Bununla birlikte, Çin devletinin İslam’a karşı yürüttüğü bu savaş ve Müslüman nüfusuna karşı etnik temizlik operasyonuna rağmen, Müslüman dünyasının rejimlerinden ve yöneticilerinden utanç verici ama şaşırtıcı olmayan bir sessizlik var. Aslında, Çin hükümetinin İslam'ı "ideolojik zihinsel hastalık" ve "beyin virüsü" olduğunu ilan etmesi bile bu hükümetlerin, özellikle de İslam'ın kutsallığına veya Müslümanların hayatlarının kutsiyetine inanan Müslümanların etkisiz yöneticilerini öfkelendirmek ve gerçek bir yanıt vermek için yeterli olmadı. Ancak bu rejimlerin ve onlara önderlik eden yöneticiler; Suriye, Yemen, Afganistan, Pakistan ve başka yerlerdeki Müslümanları katletmeye daha hevesli oldukları görülmekte, ayrıca İslam ve Müslümanlar için herhangi bir siyasi, askeri veya ekonomik etki kullanmayı reddetmektedirler. Örneğin; Pakistan hükümeti, Çin-Pakistan ekonomik koridorunu ve ülkedeki altyapı projeleri üzerinde çalışan Çinli vatandaşlarını güvence altına almak için 15.000 asker görevlendirdi. İslam'ın şerefini ve İslam ümmetinin onurunu güvence altına almak için bir asker bile görevlendirmedi!!!

Ağırlıklı olarak Sincan’dan geçecek ticaret yollarını inşa ederek, Asya ve Pekin ile Ortadoğu dâhil olmak üzere, küresel ticareti kolaylaştırmayı amaçlayan milyar dolarlık yol yapım girişimi, Çin hükümetinin İslam’a karşı hamlesi düşünüldüğünde İslami rejimlerin daha çok sessizliğe bürüneceği ortaya çıkacaktır. Böylece statüko aynı kalırken, İslam ve Müslümanların namusunu koruyacak gerçek bir İslami liderliğin olmadığı için, Çin'in Uygur Müslümanlarına karşı ateist hamleleri hız kesmeden devam edecektir. Böylelikle elleri serbest kalacak ve karşılarında kimse durmadığından istedikleri şekilde Müslümanları cezalandıracaklardır.

Bundan dolayı İslami ordulara soruyoruz? Sizi, Müslümanların hayatlarını dininizin düşmanlarına satan korkak yöneticilere bağlayan şey nedir? Onların gölgesinde yaşamayı ve onların ihanetlerine hizmet etmeye nasıl dayanabiliyorsunuz? Onurlu ve izzetli  olacağınız Nübüvvet Metodu üzere Râşîdi Hilafeti kurmak için  çalışanları destekleyin ve böylece dininizin kahramanları olarak, ümmeti koruma şerefine nail olun!!

﴿إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً أُوْلَـئِكَ لاَ خَلاَقَ لَهُمْ فِي الآخِرَةِ وَلاَ يُكَلِّمُهُمُ اللّهُ وَلاَ يَنظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلاَ يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ﴾“Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.” (Al-i İmran 77)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Adına

Nesrin Nevaz

Devamını oku...

Müslümanların Istırabı Ancak, Hilafet Kurulunca Bitecektir

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

HABER-YORUM

(Tercüme)

Müslümanların Istırabı Ancak, Hilafet Kurulunca Bitecektir

HABER:

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Suriye'deki şiddetli soğuk hava ve sağlık koşullarının yetersizliğinden dolayı, çoğunluğu bebeklerin olduğu 15 göçmen çocuğun öldüğünü bildirdi.

Ölen çocukların bir kısmı Güneydoğu Suriye'deki Ürdün sınırına yakın El-Rukban kampında, şiddetli insani yardıma muhtaç iken, diğerleri de beldenin doğusunda Daeş örgütünden kaçmak için çıktıkları zorlu yolculuk sırasında öldü. (El-Nehar)

YORUM:

Müslümanlar söz konusu olunca, her türlü acı ve katliamdan başka hiçbir şey duymuyoruz. İnsanlık havarisi kesilen Dünya’nın gözleri önünde kolektif acılar ve her türlü ıstıraplar çekiyorlar. Hiç şüphe yok ki, Müslümanlara müstahak görülen bu acı ıstıraplar İslam’a ve Müslümanlara karşı düşmanlık yapan kâfir Batı’nın öncülüğünde yapılmaktadır. Özellikle Suriye-Ürdün sınırında bulunan kamplarda çocuk, kadın, erkek ve yaşlılarının içinde bulunduğu seksen beş bin kişiden fazla insan bulunmaktadır. Bunlar savaşın soğuk yüzü ölümden kaçarken sert kışın yaşandığı şu günlerde genel olarak sağlık ve diğer hizmetleri almamaları nedeniyle başka bir ölüm çukuruna düştüler. Uluslararası toplum, Ürdün rejiminin Müslümanları öldürmekte ortak olduğu insanlara bir çıkış yolu bulmaktan aciz mi?

Müslümanlar, ıstıraplarının sebebinin Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in;“Muhakkak ki imam (Halife) kalkandır. Onunla savaşılır ve korunulur.” diye vasıfladığı imamın ve Hilafetin yokluğu olduğunu bilmelidirler. Kâfir Batı, mücrim Mustafa Kemal’in eliyle İslam devletini ilga etmesinden bu yana Müslümanlar felaketlere ve acılara musallat olmakla birlikte yetim kaldılar. Dinleriyle birlikte izzetli olduktan sonra, onlara zillet isabet etti ve Rableriyle güçlüyken vehn ile zayıfladılar. Yüzyıllarca dünyanın efendileri iken yarı köleliğe dûçar kaldılar. Onlar düşmanlarının masa başında hilelerine yenildiler ve düşmanları onları dev vücut iken parçalara, ayırdı. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in müjdelediği Hilafet kurulmadıkça Müslümanların acıları son bulmayacaktır. Sahabenin çektiği acıları ve bu acıları sona erdirmede takip ettiği metotta Müslümanlar için ibretler vardır. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Medine'de ilk İslam devletini kurduğunda,  Ebu Talip halkının öldürülmesi, işkence edilmesi ve kuşatılmasından ve Habeşistan’a tehcir edilmesini yasaklamıştı.

Müslümanlar, artık tüm bu yaşananlardan bir ders çıkarıp, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yolunu takip etmeyecekler mi?  Tüm bu ıstırapların son bulması için Allah’ın Şeriatını tatbik eden ikinci Râşîdi Hilafet Devletini kurmak için çalışmayacaklar mı? Yoksa bazılarının hala Müslüman beldeleri deney masası olarak kullanmasına razı mı oldular!?

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Adına

Ahmed AbdulVahab

Devamını oku...

Rukban Mülteci Kampında Çocuklar Soğuk ve Açlıktan Ölüyor, Yardımlarına Koşacak Kimse Yok!

15 Ocak 2019 Salı günü UNICEF, çoğunluğu bebek olmak üzere 15 çocuğun soğuk ve sağlık hizmetleri yetersizliği sebebiyle hayatını kaybettiğini bildirdi. Suriye’nin güneyinde Ürdün sınırına yakın Rukban mülteci kampında 13 yaşından küçük çocuklar yaşamını yitirdi. Kimisi insani yardım sıkıntısı nedeniyle kimisi de ülkenin doğusunda bulunan IŞİD’in kontrolündeki son cepten kaçtıktan sonra yaşadıkları zorlu yolculuk sırasında hayatını kaybetti. UNICEF Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesel sorumlusu Hayrat Kabalari, “Dondurucu soğukların ve zor yaşam koşullarının bölgede çocukların hayatlarını riske attığını” dile getirdi. “Sadece bir ay içinde çoğu dört aydan küçük, en küçüğü ise bir saatlik en az sekiz çocuğun öldüğünü” söyledi.

Suriye-Ürdün sınırındaki Rukban mülteci kampında, 50 bin Suriyeli insani krizle karşı karşıya zor şartlar altında hayata tutunmaya çalışıyor. Kumlu evleri ve plastik çadırları barınak olarak kullanıyor. Gıda ve ilaç sıkıntısı çekiyor. Kamptaki Sivil İdare Sözcüsü Halid El Ali’nin 13 Ocak 2019 Pazar günü Alman haber ajansı DPA’ya yaptığı açıklamada, Rukban kampında Suriyeli bir kadının, birkaç gündür üç çocuğuna yiyecek temin edemediği için kendini yaktığını bildirdi. Rukban mülteci kampında, altyapı, elektrik, su, sanitasyon, tıp merkezleri ve okullar bulunmuyor. Kışın gelişiyle birlikte mültecilerin sıkıntıları daha da şiddetlendi. Çünkü bu çöl bölgesinde yakacak hiçbir ağaç yok. Yakmak için mazot da satın alamıyorlar. Kamp sakinleri, rejimin kontrolündeki bölgelerdeki fiyatlardan kat be kat daha yüksek gıda ve sebze fiyatlarından mustaripler.

Suriye içindeki veya dışındaki diğer mülteci kamplarının durumu, Rukban mülteci kampındaki durumdan daha iyi değil. Bu kamplarda yaşayan insanlar ve çocukların durumu, Rukban kampındaki çocukların durumundan pek farkı yok. Hepsi de zulüm, acı ve terk edilmişlik içinde. Allah’tan başka ne yardımcıları ne de acıyanları var. Suriye ve diğer Müslüman ülkelerdeki savunmasız Müslümanlara yardım etmek, bir minnet ya da bir ihsan değil, aksine İslam inancı kardeşliğinin bir gereğidir. Ayet ve hadisler buna çağırıyor. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَإِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُEğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, yardım etmek üzerinize borçtur.[Enfal 72] Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem de şöyle buyuruyor:

مَا مِنِ امْرِئٍ يَخْذُلُ مُسْلِماً فِي مَوْطِنٍ يُنْتَهَكُ فِيهِ حُرْمَتُهُ، وَيُنْتَقَصُ فِيهِ عِرْضُهُ إِلا خَذَلَهُ اللَّهُ فِي مَوْطِنٍ يُحِبُّ فِيهِ نُصْرَتَهُ، وَمَا مِنِ امْرِئٍ يَنْصُرُ مُسْلِماً فِي مَوْطِنٍ يُنْتَقَصُ فِيهِ مِنْ عِرْضِهِ وَتُنْتَهَكُ فِيهِ حُرْمَتُهُ إِلا نَصَرَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي مَوْطِنٍ يُحِبُّ فِيهِ نُصْرَتَهُ»  Her kim bir Müslümanın saygınlığının kaybolacağı, onurunun zayıflayacağı bir yerde yardımsız bırakırsa, Allah da onu kendisine yardım edilmesini arzu ettiği yerde yalnız bırakır. Kim de bir Müslümana onurunun zayıflayacağı ve saygınlığının yitirileceği bir yerde yardım ederse, Allah da ona kendisine yardım edilmesini arzu ettiği bir yerde yardım eder.

Ancak Ürdün rejiminin literatüründe Müslümanlara ve davalarına ihanet etmek, komplo kurmak, Hilafet Devletinin ikamesi için çalışanları tutuklamak dışında düşkünlerin ve savunmasızların yardımına koşmak diye bir şey yok. Bu rejim, zulüm ve baskıdan kaçan Suriyeli mültecilere sınırlarını kapatıyor ve oraları askeri bölge ilan ediyor. Güvenliğini koruma ve “teröristlerin” sızmasını engelleme bahanesiyle kampları abluka altına alıyor. Ürdün ve diğer Müslüman ülkelerdeki rejimler, onur, erkeklik ve düşkünlere yardım kavramından yoksundur. Ama Ürdün halkı yoksun değildir. Zira Suriye’nin güneyinden gelen mültecilere Ürdün-Suriye sınırının açılmasını talep eden onurlu davranışlarına tanık olduk. Ürdün hükümeti, daha fazla Suriyeli mülteci alamayacağını açıkladıktan sonra Ürdün halkı kardeşlerini kucaklamaya hazır olduğunu gösterdi. Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in tek bir beden olarak tanımladığı İslam ümmeti hâlâ yardımseverdir. Ümmetin vuslatını kesen, Müslümanların birbirlerini yardım etmesini önleyen, tek bir bayrak, tek bir devlet ve tek bir yönetici altında Müslüman ülkelerin birleşmesine mani olan bu yapay ve sahte sınırları ortadan kaldırmaya çağırıyoruz.

Devamını oku...

Riverside Saldırısı, İslam ile Mücadele Amaçlı Kullanılmamalıdır

Hizb-ut Tahrir / Kenya, Nairobi’nin Riverside kentindeki Dusitd2 Otel’de meydana gelen ve 14 kişinin hayatını kaybettiği iğrenç saldırıyı nefretle kınar. Hizb-ut Tahrir / Kenya olarak biz, masum insanların kanının akıtılmasını kınıyor ve aynı zamanda aşağıdakileri kamuoyu ile paylaşıyoruz:

Saldırganların öldürüldüğüne dair haberler eğer doğruysa Kenya güvenlik güçlerini masum vatandaşlara zarar vermemeye çağırıyoruz. Ne yazık ki, güvenliği revize etmek bahanesiyle polisin Müslüman topluluğu izlemesi yaygın bir uygulamadır.

Hükümetin güvenliği artırdığı bir ortamda bu otel saldırısı gerçekleşti. Dolayısıyla burada sorulması gereken temel soru şudur: Saldırganların Kenya plakalı bir araçla otele ulaşıp söz konusu şeytani saldırıyı işlemeleri nasıl mümkün olabilir? Kategorik olarak belirtiyoruz ki vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak güvenlik güçlerinin en temel görevidir.

Eylemi bir terör eylemi olarak yaftalamak için feryadı figan eden yerel ve uluslararası medya, daha hükümet açıklama yapmadan hemen Müslümanları ve İslam’ı suçladı. Biz, bu saldırıyı İslam’ı karalamak ve topluluklar arasında dinsel düşmanlık yaratmak için kasten yapılmış bir eylem olarak görüyoruz. Batı rejimlerinin bu tür saldırıları terörle mücadele bahanesiyle İslam’ı daha da karıştırmak için kullandıklarını biliyoruz. En canı sıkıcı olanı ise Suriye, Irak, Güney Sudan ve diğer ülkelerde soykırım işlerken diktatörlerle işbirliği yapan Batının, diğer halkların servetlerini yağmalama konusundaki açgözlülüğüdür. İşledikleri terör, sözde demokrasiyi getirmek için girişilen bir özgürlük hareketi olarak tanımlanıyor!

Sonuç olarak terörizmin temel nedeni olarak İslam’ı gören Batının tuzağına düşmemeleri için Müslüman bilginlere içtenlikle tavsiyelerde bulunuyoruz. Batının İslam ile mücadele etmekten asla bıkmayacağını ve terörle mücadeleden amacın, Müslümanları İslami öğretilerden uzaklaştırmaya zorlamak olduğunu hatırlatıyoruz. Dahası biz, ilgili dinlerin müntesiplerinin dini öğretilerine müdahale edilmesini kabul etmeyeceklerine veya başkalarının zoruyla dini pozisyonlarını değiştirmeyeceklerine inanıyoruz. Batı, gerçek terörle savaşmak yerine Müslümanların, bugün insanlığın karşı karşıya kaldığı sorunlara çözümler üreten ve aynı zamanda kapsamlı bir ideoloji olan İslam’a sımsıkı bağlı kalmamalarını istiyor. Hizb-ut Tahrir / Kenya, nüzulünden dünyanın sonuna kadar İslam’ın, Müslümanlar veya Gayrimüslimlere yönelik tüm şiddet eylemlerini yasakladığını vurgular.

Devamını oku...

Pakistan Ekonomisini Sömürgecilerin Dolar Tuzağı ve Faiz Temelli Kredilerinden Ancak Hilafet Kurtarabilir

Pakistanlı Müslümanlar, kendilerini 23 Ocak 2019’da açıklanacak mini bütçeye hazırlarken, mevcut ekonomik sistemin halkın maruz kaldığı kötüleşen ekonomik sıkıntıların nedeni olduğu açıktır. Mevcut sistemde Batılı sömürgecilerin uluslararası ticarette temel aldığı dolar tuzağı nedeniyle Pakistan para birimi felç olmuş durumda. IMF ise bu tuzağın hamiliğini yapan unsurlardan sadece biridir. Doların vesayetini korumak için sömürgeciler, sübvansiyonların kaldırılmasını ve vergilerin artırılmasını talep ediyor ki böylece Pakistan, daha fazla dolar satın alabilsin, doların hegemonyasını korumak için rupi dolar karşısında zayıflasın. Son haftalarda düşen rupi, enflasyonun yükselmesine neden oldu. Faiz bazlı kredilere gelince, açgözlü, faiz bazlı bankacılık canavarının yararına Pakistan zenginliklerinin büyük bir bölümünün içine atıldığı dipsiz bir kuyudur. Bu bankacılık canavarı, sömürgecilik ürünüdür ve dünyanın her tarafına yayılmıştır. Pakistan Merkez Bankası’nın Borç Profiline göre, 2018 yılında Pakistan’ın borcu iki trilyon rupiye ulaştı. 1.5 trilyonu aşkın rupi, iç ve dış borcun faiz ödemelerine gitti.

İslam’ın kapsamlı bir şekilde uygulanmasından başka hiçbir şey Pakistan’ı ekonomik sıkıntılarından kurtaramaz. Mevcut sistemde önümüzdeki haftalarda bu ekonomik sıkıntılar daha da kötüleşecektir. İslam, dolara bağlı para birimini reddeder. Dolar rezervinin korunmasını ve yerel para biriminin dolar karşısındaki kırılganlığını kökten sona erdirir. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Medine’de kurulan İslam Devletinin para birimi olarak altın ve gümüşü belirledi. Nübüvvet metodu üzere Hilafet Devleti, devletin para birimini istikrar kavuşturacak ve güçlendirecektir. Çünkü altın ve gümüşün değeri zatidir ve uluslararası ticarette geçerliliği evrenseldir. Allah Subhânehu ve Teâlâ, faiz bazlı kredi tuzağı hakkında şöyle buyurdu:

وَأَحَلَّ اللَّهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبَا “Allah alışverişi helal faizi de haram kılmıştır.” [Bakara 275] Bu nedenle faiz bazlı dilenci kasesini sadece Hilafet kıracak, tarım ve sanayiye yatırım yapmak için büyük fonlar ayıracak ve ihtiyaç sahiplerini destekleyecektir.

Ey Pakistanlı Müslümanlar! Mevcut rejim, önceki yozlaşmış ve hain rejimleri size iyi göstermeye başladı. Sadece yüzlerde bir değişiklik yapmak için çalışmak ölümcül bir hatadır. Acilen yapılması gereken, yozlaşmış insan yapımı sistemi yıkmak ve yerine Nübüvvet metodu üzere Hilafeti yeniden kurmaktır. Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın indirdikleriyle yönetmek için çalışın. Bu hayatta Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın rızasına nail olmanın yegâne yolu budur. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَابْتَغِ فِيمَا آتَاكَ اللَّهُ الدَّارَ الآخِرَةَ وَلاَ تَنسَ نَصِيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا وَأَحْسِنْ كَمَا أَحْسَنَ اللَّهُ إِلَيْكَ وَلاَ تَبْغِ الْفَسَادَ فِي الأَرْضِ إِنَّ اللَّهَ لاَ يُحِبُّ الْمُفْسِدِينَ “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Allah bozgunculuk yapanları sevmez.” [Kasas 77]

Devamını oku...

Ürdün Güvenlik Mahkemesi Hizb-ut Tahrir’li Mühendis İsmail El Vahvah’ı Haksız Yere Hapis Cezasına Çarptırdı

Ürdün rejimindeki despot Askeri Güvenlik Mahkemesi, güvenlik güçlerinin 25 Temmuz 2018’de Kraliçe Aliye Havalimanı’nda gözaltına aldıkları Hizb-ut Tahrir’li Mühendis İsmail El Vahvah’ı dün Salı günü haksız yere üç yıl hapis cezasına çarptırdı. Düzeni yıkmaya teşvik suçlamasıyla cezasını bir yıla indirdi. Bu, istihbarat servisinin, günahkâr kararında Allah’tan korkmayan mahkeme için önceden hazırlamış olduğu baskıcı bir suçlamadır. Karar, mahkemenin daveti entelektüel ve politik olarak taşımak için Allah’a söz veren Hizb-ut Tahrir’li gençlerden nefret ettiğinin ve düşman olduğunun açık bir göstergesidir.

Yakın uzak herkes Hizb-ut Tahrir’in siyasi bir parti olduğunu bilir. Biz, Hizb-ut Tahrir ve gençlerine iftira atmaktan hiçbir zaman çekinmeyen rejimin bu mütemadiyen iftirası karşısında deriz ki:

Birincisi: Hizb-ut Tahrir, ideolojisi İslam olan siyasi bir partidir. Allah’ın farzını yerine getirmek üzere kurulmuştur. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَأُولَٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” [Ali İmran 104] Bu farz, her zaman farzdır. Ancak Hizb, Müslümanlara ait bir devlet veya siyasi varlığın olmadığı bir zamanda kurulmuştur. Onun için İslam’ı hayatı yeniden başlatmak, İslam ile yöneten ve uygulayan bir İslam devleti kurmak için ümmetle birlikte çalışmak zorundadır. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَأَنِ احْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ وَلا تَتَّبِعْ أَهْوَاءَهُمْ وَاحْذَرْهُمْ أَنْ يَفْتِنُوكَ عَنْ بَعْضِ مَا أَنْزَلَ اللَّهُ إِلَيْكَ “Aralarında, Allahın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allahın sana indirdiğinin bir kısmından seni şaşırtmalarından sakın.” [Maide 49]

İkincisi: Amacına ulaşmak için Hizb-ut Tahrir’in izlediği metot, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in ilk İslam Devletini kurana kadar izlediği metodun motamot aynısıdır. Ondan bir milim dahi sapamaz. Allah hakkında hiçbir kınayıcının kınamasından korkmaz. Fiziksel eylemlere başvurmadan entelektüel ve politik yolla daveti taşır. Köklü ve küresel siyasi bir parti olarak daha önce hiçbir maddi eyleme bulaşmamıştır. Hizb-ut Tahrir’in faaliyette bulunduğu çoğu Avrupa Birliği ülkeleri dâhil olmak üzere yabancı istihbarat servisleri bunu çok iyi bilirler. Avrupa Birliği ülkeleri, İsmail El Vahvah’ı tutuklayamadıkları için bu pis görevi Ürdün’deki despot güvenlik güçlerine havale etmiştir!

Üçüncüsü: Sosyal medya ortamında fikri ve siyasi görüş ve ifadeleri yayan ya da yayılmasına katkı sağlayanlar hakkında yapılan düzeni yıkmaya teşvik gibi saçma ve sahte suçlamalar, Ürdün rejiminin zalimane yasasına göre Hizb-ut Tahrir gençlerine mümkün olan azami cezayı vermek içindir. Ne insan yapımı anayasada ne de Allah’ın Şeriatında bu suçlamanın hiçbir temel ve dayanağı yoktur. Rejim, İslami hayatın yeniden başlamasına, Allah’ın Şeriatının uygulanmasına ve İslam ümmetine ait şeri siyasi varlığın yani Nübüvvet metodu üzere Hilafet Devletinin kurulmasına karşı mıdır? Dünyanın her yerinde Hizb-ut Tahrir Hilafet çağrısıyla ünlüdür. Hilafet Hizb için günlük iş ve gıda mesabesindedir.

Bizim için hapis, Allah’ın bir kazasıdır. Hapse karşılık Allah’tan sevap almayı umuyoruz. Ancak sırf Rabbimiz Allah dediğimiz için bizden nefret eden rejim, güvenlik güçleri ve Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin verdiği bu baskıcı kararlar aleyhlerinde zulüm ve zorbalık olacaktır. Böylesi kararlar, bizi Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafeti kurma çalışması yolunda ciddiyetle ve samimiyetle ilerlemekten caydıramaz. 

Devamını oku...

İlk Kuşaklardan Olan Bir Hizb-ut Tahrir Gencinin Vefat Taziyesi

مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُم مَّن قَضَى نَحْبَهُ وَمِنْهُم مَّن يَنتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا تَبْدِيلاً

Müminlerden öyle adamlar vardır ki, Allaha verdikleri söze sadık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir. Bir kısmı da beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.[Ahzab 23]

Hizb-ut Tahrir / Ürdün Vilayeti, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın kaza ve kaderini iman etmekle birlikte davetin ilk kuşaklarından güzide bir gencinin vefatı üzerine tüm İslam ümmetine taziye dileklerini sunar.

Hac Raci Musa Ez Zeul (rahimehullah)

Gençliğini İslami hayatı yeniden başlatmak ve Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafeti kurma uğrunda geçiren merhum, 14 Ocak 2019 Pazartesi günü 95 yaşında Hakkın rahmetine intikal etmiştir.

Merhum, daveti taşıyan ve Allah yolunda ender ve enfes her şeyi feda eden, sabreden, Allah’a iman eden ilk kuşak Hizb-ut Tahrir’li gençlerden biridir. Zalim ve zorbaların zulmüne maruz kalmakla birlikte tüm bunlar onu dininden ve davetinden alıkoymamıştır.

Aliyyül Kadir olan Allah, onu geniş rahmetiyle kuşatsın, mekânını cennet eylesin. Firdevs cennetinde onu Nebiler, Sıddıklar, şehitler, Salihler ile birlikte haşreylesin. Bunlar ne güzel dostturlar. Allah, bize ve ailesini sabır ve metanet ilham eylesin. Başımız sağ olsun.

إِنَّا للهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ

Biz şüphesiz Allaha aitiz ve şüphesiz Ona döneceğizderler.” [Bakara 156]

urdun vilayeti

2019 01 15 Hajj Raji

urdun vilayeti

- Muhammed Ebu El Hacı kardeşin Hac Raci Musa Ez Zeul'un (rahimehullah) cenazesinde konuşması -

urdun vilayeti

- Salah Sadık kardeşin Hac Raci Musa Ez Zeul'un (rahimehullah) taziye meclisinde konuşması -

 urdun vilayeti

- Bilal Kasravi kardeşin Hac Raci Musa Ez Zeul'un (rahimehullah) taziye meclisinde konuşması -

 

Devamını oku...

1 Ocak 2019 İtibariyle Kırgızistan Cumhuriyeti’nde Yasa Değişikliği Oldu

Radyo Sputnik’e göre Kırgızistan Cumhuriyeti Ceza Kanunu’nda para cezaları ile ilgili bazı değişiklikler oldu. Örneğin kamusal alanlarda yerlere tükürenler 5500, (yaklaşık 80 dolara), çöp kutusunu yakanlar ya da öylece bırakanlar 5500, kanalizasyon kapağını açık bırakanlar 5500 ve kamusal düzeni ihlal edenler 5500 Kırgızistan Som’u para cezasına çarptırılacak... Tüm cezalar neredeyse on kat arttı.

Araç sahipleri ve sürücülere verilecek para cezaları 1000’den 45.000 Kırgızistan Som’a çıktı. Halktan toplanan para cezaları ile “akıllı şehir” adı altında bir projeye start verilmesi bekleniyor. Proje kapsamında gözetlemek için şehir merkezine kameralar kurulacak ve kayıt sistemi yerleştirilecek. İhaleyi kazanan şirket bunu yapacak. Sonuçta trafik kurallarını “ihlal edenler” merkezi bilgisayara kaydedilecek ve vatandaşlar büyük miktarlarda para cezalarına çarptırılacak. Avrupa Birliği, Gürcistan ve Rusya gibi ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde halen bu sistem kullanılmaktadır.

Ancak Kırgızistan vatandaşlarının yaşam standartlarına bakıldığında, bu projelerin hayata geçirilmesi ve uygulanmasının basit olmadığını görüyoruz. Yani Kırgızistan halkının asgari geçim kaynağı 4700 Kırgızistan Som’udur! Emeklilerin aylığı ise bu miktarı kesinlikle geçmez! Yıllık ortalama aylık maaş 15000 Kırgızistan Som’udur. Küresel düzeyde işsizlik sayısı rekor düzeyde. Avrupa ülkelerinin aksine Kırgızistan devleti, her vatandaşa iş temin edilmesini görevinin bir parçası olarak addetmez. Orta Asya halkının büyük çoğunluğu memur statüsünde değildir. Halk zar zor geçiniyor. Rejimdeki yetkililer, düşük yaşam standardına sahip vatandaşlara iş ve kazanç sağlamak zorunda olduklarını düşünmezler.

Kırgızistan hükümeti, yapılan yukarıdaki bir dizi değişikliklerden ötürü ahmakça gurur duyuyor! Fakat para cezalarını ödeme talebinde bulunmadan önce vatandaşların hakkını yerine getirmek en temel görevidir... Yönetilenler mutlu bir hayat sürmeden yönetici mutlu bir hayat süremez... Ömer bin el-Hattab zamanında kıtlık olduğunda, Kuraklık kalkana kadar yağlı ürünler yememek üzere Allaha yemin etti. Bu nedenle açlıktan rengi değişti.[Ebu Bekir Eş Şeybani]... Ömer valilerine de bunu tavsiye ediyordu. Utbe’ye şöyle yazdı: Kendi yediğin şeylerden kendinden önce yolcu Müslümanları doyur.[El Beyhaki]

Hükümet, güttüklerinden sorumludur! Önce yükümlülüklerini yerine getirir sonra halktan yasalara uymalarını ister! Kırgızlı yetkililer, yukarıda belirtilen cezalara suçu önleme ya da insanların refahı perspektifinden bakmıyor! Aksine bu cezaların amacı, hükümetin siyasi ve ekonomik dengesiz icraatları nedeniyle boşalan bütçeyi doldurmaktır! “Ayağını yorganına göre uzat” diye bir deyim vardır. Yani hükümetin bu projeyi benimsemesi zamansızdır, dahası böyle yaparak yolsuzluğu artıracaktır. Güvenlik güçleri, yetkililer ve adli düzen, yasaların üstünde para kazanmak için kolayca bir suç ortamı oluşturabilecektir. Anayasayı bir yolsuzluk silahı olarak kullanacaklar ve böylece insanların kızgınlıkları gittikçe artacaktır... Bunu önlemek için hükümet, aylıkları ve ücretlere biraz zam yapacak, ancak nüfusun yarısından fazlasının işsiz olduğu ve para kazanmak için yurtdışında sıkıntı çektiği göz önüne alındığında, hükümetin bizi tekrar kandırdığı apaçık ortadadır!

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER