Cumartesi, 17 Rabi' al-thani 1441 | 2019/12/14
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Ey Irak Halkı, Kurtuluşunuz Yalnızca İslam'dadır

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

HABER-YORUM

(Tercüme)

Ey Irak Halkı, Kurtuluşunuz Yalnızca İslam'dadır

Haber:

Irak'taki yapılan protesto dalgası, Deaş’in ülkenin geniş alanlarını kontrol altına aldığından beri hükümetin karşı karşıya kaldığı en büyük krizdir.

Protestocular hükümetten iş imkânı ve yolsuzlukla mücadele talep etmekle birlikte petrol zengini ülkelerinde kamu hizmetlerinin kötüleşmesini de kınadılar.

Irak'ta istifa etmek zorunda kalan Başbakan Adil Abdulmehdi sonrası yeni Başbakanı belirlemek için siyasi partiler ve meclis blokları arasında müzakereler sürüyor. (BBC)

Yorum:

Irak'taki krizler, efendilerinin Washington’daki projelerini yürüten Amerika’ya kuklalık eden bir avuç hain suçlunun cürümlerinin kaçınılmaz bir sonucudur. Ülkeyi ve insanları düşmanlarına teslim ediyor, imkân ve zenginliklerini yağmalamalarına izin veriyorlar. Onlar da çıkarlarına göre davranıyorlar ve istedikleri gibi tasarrufta bulunuyorlar.

Bu yozlaşma bir yönden Amerikan işgalinin doğal bir sonucu olmakla birlikte diğer yandan da kapitalist sistemin en vahşi şekilde Irak halkına uygulanmasıdır. Bu nedenle, Irak halkının talepleri, yozlaşmış kapitalist sistemle aynı çizgide bir çözüm olmamalıdır. Yoksa diz çökmüş bu sistemin görünür görünmez yanlışları hep devam eder. Şahısları değiştirmek var olan yaralarına daha çok zarar verir ve bu yaralar artarak ağır sonuçlar doğurur.

İslam’la izzetli olan Irak halkı için köklü çözüm ancak; İşsizlik, depresyon ya da ekonomik çöküşe şahit olmadıkları yüzyıllardır tatbik edilmiş olan Nübüvvet Metodu Üzeri İkinci Râşîdi Hilafet Devletinin gölgesinde Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın şeriatını uygulamaktır. Bu devletin adaleti sadece Müslümanları kapitalizmin zulmünden kurtarmaz, aynı zamanda tüm insanlığı kurtarır.

اَلَٓا اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ “…Yine bilesiniz ki, Allah’ın vaadi haktır. Fakat onların çoğu bunu bilmez.”(Yunus 55)

Hizb-ut Tahrir Merkez Medya Ofisi İçin Yazan

Muhammed AbdulMalik

Devamını oku...

Suriye Vilayeti: "Kah Katliamının Kanı, Grupların ve İşbirlikçilerinin Omuzlarında" Başlıklı Gösteri

  • Kategori Suriye
  •   |  

Suriye Vilayeti: "Kah Katliamının Kanı, Grupların ve İşbirlikçilerinin Omuzlarında" Başlıklı Gösteri

Hizb-ut Tahrir Suriye Vilayeti İdlib kırsalındaki Kah Kasabasında, "Kah Katliamının Kanı, Grupların ve İşbirlikçilerinin Omuzlarında" başlıklı bir gösteri düzenledi.

1 Rebiul Ahir 1441 H - 28 Kasım 2019 M

Devamını oku...

Tunus Vilayeti Kadın Kolları: ‘’Kadına Karşı Şiddeti Yok Etme Yasası’’ Etkinlikleri Merhametli Görünse de aslında içeriden yıkıcıdır.

  • Kategori Tunus
  •   |  

Hizb ut Tahrir / Tunus Vilayeti Kadın Kolları:
"Kadına Karşı Şiddeti Yok Etme Yasası’’ Etkinlikleri Merhametli Görünse de aslında içeriden yıkıcıdır."

2019 12 06 TNS WS ACTV LOGO

Hizb ut Tahrir / Tunus Vilayet Kadın Kolları
"Kadına Karşı Şiddeti Yok Etme Yasası Etkinlikleri Merhametli Görünse de aslında içeriden yıkıcıdır." adı altında çeşitli etkinlikler düzenledi:

Cuma, 09 Rebî'ül-âhir 1441 H el muvafık 6 aralık 2019 M

tunus

2019 12 06 TNS WS ACTV ADV

Tanıtım

tunus

Diyalog Noktası Etkinliği

Hizb-ut Tahrir / Tunus Vilayeti Kadın Kolları al-Thawra caddesinde ‘’Kadına Karşı Şiddeti Yok Etme Yasası Etkinlikleri Merhametli Görünse de aslında içeriden yıkıcıdır.’’ Adı altında bir diyalog noktası düzenledi.
Elhamdülillah Rabbimizin ihsanıyla, Hizb-ut Tahrir’in sunduğu fikirlere yönelik olumlu etkileşim oldu. Diğer yandan Ağustos 2017’de çıkartılan (kadına şiddeti yok etmek ile alakalı) 58 No’lu Anayasa kanunu ve buna benzer aile ve toplumun yozlaşmasına yol açan başka kanunlara yönelikte büyük bir nefret vardı.

Hizb-ut Tahrir / Tunus Vilayeti Kadın Kolları
Cuma, 09 Rebî'ül-âhir 1441 H el muvafık 6 aralık 2019 M

tunus

El-Muruc Belediye Konuşma Salonunda Konuşma Etkinliği

Pazar, 11 Rebî'ül-âhir 1441 H el muvafık 08 aralık 2019 M

tunus

Devamını oku...

Turizm Bakanı Roni Trablusi, Gaspçı Yahudiler İçin Güvenli Bir Sığınak Arıyor

Tunus Turizm Bakanı Roni Trablusi, daha önce Alman Haber Ajansına verdiği demecini, 4 Aralık 2019 Çarşamba günü Radyo Şems FM’e yaptığı açıklamasıyla doğrulamış oldu. Bakan, Yahudi varlığında yaşayan Tunuslu Yahudilere Cerba adasındaki El Gariba Sinagogu’nu ziyaret etmeleri için Tunus pasaportu verilmesi çağrısında bulundu. Bunun gaspçı varlık ile normalleşme anlamına gelmeyeceğini belirten bakan, Tunus lehçesiyle Biz, normalleşmenin ticaretini yapmıyoruz. Ticaretini yapan ve Tunusluların aklıyla oynayan tacirler vardiye konuştu.

Bakan bu cesareti nereden alıyor? Yahudi varlığındaki dinsiz imansız kardeşlerinin Tunus pasaportuyla ülkeye giriş yapmalarını mı istiyor? Allah’a yemin olsun ki bu, büyük bir günahtır.

Haliyle buna şaşırmıyoruz. Çünkü yönetim, Hizb-ut-Tahrir gençlerinin Gazze’ye yardım etmek ve Filistin’i kurtarmak için Müslümanlara ve ordularına çağrı yapan etkinlikler düzenlemesini engelliyor. Hizb-ut-Tahrir’i askeri ve adli mahkemelerde yargılıyor. Çünkü Yahudileri Cerba adasında ağırlayan, Filistin halkı katilleri ile mescidi Aksa gaspçılarının güvenliği sağlamak için ordu ve güvenlik birimlerini seferber eden Tunus yöneticilerini şiddetle kınadı. Hiç şüphe yok ki bu tip bir otorite, daha dün gölgemizden korkanlar tarafından kolayca aşağılanacaktır. Bir deyiş vardır: Aşağılananların aşağılanması kolay olur

Ey Tunus halkı! Tunus’taki Siyonistlerle normalleşme projesinin mimarına, kâfir Yahudileri ağırlayan, güvenliklerini sağlamak için ordu ve güvenlik birimlerini seferber eden, Cerba adasını askeri kışlaya çeviren yöneticilere sessiz kaldınız. Ajan hükümetlerin, Yahudilerin saldırıları karşısında Gazze’ye destek olmak, Filistin ve esaret altındaki Mescidi Aksa’yı gaspçı Yahudi varlığından kurtarmak için Hizb-ut Tahrir kardeşlerinizin düzenlediği etkinlikleri engellemesi karşısında sustunuz. Bu sessizliğiniz, yöneticileri ve normalleştirici bu bakanı cesaretlendirdi ve diasporanın ötesinde bir şeyler istedi.

Ey Tunus’taki Yahudi varlığı yandaşları! Normalleşme maskesi altında sakladığınız niyetinizi biliyoruz. Anlaşmaya ihanet eden, Filistin topraklarını gasp eden Yahudiler için güvenli bir sığınak sağlamak istiyorsunuz. Hahamlarınız sizi haberdar etmiştir; askeri devletinizin ömrü yakındır. Hizb-ut Tahrir olarak biz, dünyadaki yükselişinizin üçüncü kez yok olacağına eminiz. Bu, Allah’ın vaadidir.

وَإِنْ عُدْتُمْ عُدْنَا Ama siz dönerseniz. Biz de döneriz.[İsra 8] Ve Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesidir: 

لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يُقَاتِلَ الْمُسْلِمُونَ الْيَهُودَ فَيَقْتُلُهُمْ الْمُسْلِمُونَ حَتَّى يَخْتَبِئَ الْيَهُودِيُّ مِنْ وَرَاءِ الْحَجَرِ وَالشَّجَرِ فَيَقُولُ الْحَجَرُ أَوْ الشَّجَرُ يَا مُسْلِمُ يَا عَبْدَ اللَّهِ هَذَا يَهُودِيٌّ خَلْفِي فَتَعَالَ فَاقْتُلْهُ إِلَّا الْغَرْقَدَ فَإِنَّهُ مِنْ شَجَرِ الْيَهُودِ Müslümanlarla Yahudiler savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır. O savaşta Müslümanlar Yahudileri öldürecekler. Öyle ki, Yahudi, taşın ve ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; ´Ey Müslüman, Ey Allah´ın kulu, şu arkamdaki Yahudi’dir, hemen gel de öldür onu!´ diye haber verecektir. Sadece Garkad ağacı müstesna, çünkü o, Yahudilerin ağaçlarındandır?[Müttefikin Aleyh]

Devamını oku...

Zulümde, Sapıklıkta, Haksızlıkta Azgınlaşan Ürdün Rejimi, Bir Başka Hizb-ut Tahrir Gencini Daha Gözaltına Aldı

Ürdün güvenlik güçleri, 3 Aralık 2019 Salı günü evine dönerken toplu taşıma aracından gözaltına aldıkları Mazen El Haşlemon’u (Ebu Hamza) Genel İstihbarat Servisi’ne naklettiler.

Sapıklığını, adaletsizliğini, azgınlığını sürdüren Ürdün rejimi, sanki ülkeyi ve zenginliklerini satan, Ürdün halkını uçuruma sürükleyen Hizb-ut-Tahrir’li gençlermiş gibi dava erlerinin peşine düşüyor. Oysa gençler, ümmete ve itibarına en fazla düşkün olan kişilerdir. Koltuklarını ve geçici tahtlarını korumak için dinlerini, ülkelerini ve ülke zenginliklerini çok ucuza satan yöneticiler ve rejimlerin talihsizliklerinden ümmeti kurtarmak için canhıraş çalışmaktadırlar. Ümmet ve samimi insanlar, bunun en güzel tanığıdır.

Bu gözaltı, daha önceki ve olası sonraki tutuklamalar, azmimizi zayıflatamaz. Aksine Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya olan güvenimizi, Peygamberimiz Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in metodu üzerindeki sabrımızı artıracaktır. Zira Efendimiz Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem bu dini ve daveti taşımış, yaşadığı bütün zorluklar ve sıkıntılara rağmen Allah’ın yardımı gelip dinini üstün kılana dek sabretmiştir.

  

Talihsizlikler zifiri karanlık gibi üzerimize çökse de, sıkıntılarımız çığ gibi büyüse de Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın bu dine ve dava erlerine yardım edeceğine dair vaadine ve Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesine yakinen iman ediyoruz. Allah Subhânehu ve Teâlâ, ahiretten önce bu dünyada müminlere yardım edeceğini vaat etti. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

إِنَّا لَنَنْصُرُ رُسُلَنَا وَالَّذِينَ آمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ الأَشْهَادُ Şüphesiz ki, Rasûllerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.[Mümin 51]

Devamını oku...

“CEDAW” İle Kadın Haklarının Korunması: Hastalığın Hastalıkla Tedavisidir!

Afrika Boynuzu Stratejik Kadın Girişimi yaptığı açıklamasında, Kamu Düzeni Yasası’nın feshedilmesinden büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Açıklamasında, ceza hukuku altında hala yürürlükte olan ve kadınlara kıyafet kuralları dikte eden maddelerin feshedilmesi, kamu düzeni polisinin ve özel mahkemelerin dağıtılması ve bir ceza biçimi olarak kırbaçlanmanın yürürlükten kaldırılması çağrısında bulundu. Girişim, Sudan’da kadına karşı yasadışı ayrımcılığı durdurmak, haklarını ve onurlarını korumak için CEDAW sözleşmesi ve Afrika Kadın ve Kız Hakları Protokolü’nün -Maputo protokolü- imzalanması ve onaylanmasının “zorunlu” olduğunu belirtti. Girişim, bu konuda Başbakanın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ayrımcılığın önlenmesi ile ilgili verdiği taahhüdüne güveniyor. [30.11.2019 Sudan Tribune]

Ulusal Kurtuluş İçin Devrimci Komuta Konseyi hükümeti, kadınlara karşı yapılan haksızlığın belirli yasalardan (Kadınlara özgü bazı İslami hükümlerden) kaynaklandığını düşünüyor. Aslında bu düşüncesi, sapıklık ve sahtekârlığı için sadece bir bahanedir. İkna edici entelektüel araştırmalardan, fikri kanıt ve delillerden, bu yasaları inkâr eden laik deneyimden tamamen yoksundur.

Şüphesiz ulusal kurtuluş hükümeti, İslam’ı uygulamamış, sadece Ahvali şahsiye yasasındaki hassas ve spesifik bazı şeri hükümler korumuştur. Bu bile İslam düşmanlarını azdırıyor, bu yüzden Müslümanları dinlerinin hükümlerinden uzaklaştırmak için o hükümlerin değiştirilmesi isteniyor. Amaç, kadın erkek eşitliği talebiyle kirli planların yürürlüğe konulmasıdır. Hükümet, kadınların şeri hükümlere bağlı kalmadan güncel işlerinde başına buyruk hareket etmesi için yasaları değiştiriyor.

Laik hükümet merkezli feminist örgütlerin bayraktarlığını yaptığı CEDAW sözleşmesi, kapitalist bakış açısına sahip kâfirlerin ürünüdür. Allah’sız bir yasamadır, ahlaksızlığa, müstehcenliğe ve şeytanlığa çağırır. İslam hükümleri ise, saflık ve iffete çağırır, onur ve haysiyeti korur. CEDAW sözleşmesinin hükümlerini şeri hükümlerle değiştirmek isteyenler, bozgunculuk peşindedir. Çünkü CEDAW, her türlü ahlaksızlığı yapmak, dini ne olursa olsun istediğiyle evlenmek üzere kadını özgür bırakır. İstediği zaman evlilik sözleşmesini feshedebilir. O halde bu sözleşme kadın haklarını koruyabilir mi?

Ey kadın dernekleri! Dinimize ve toplumumuza yabancı varlıklarsınız. İslam düşmanlarının ürünüsünüz. Aklınızı başınıza toplayın ve ümmetinizin kucağına geri dönün. Rezalet ve ahlaksızlık kaynağı bu saçmalığı bırakın. Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet Devletinde İslam sancağının dalgalanacağı gün gelmeden önce tövbe edin. O gün yapımcılarınız ve örneklikleriniz sizden uzak duracaktır. Böylece hem dünyada hem de ahirette kaybedenlerden olacaksınız.

Ey Sudan halkı! Geçiş hükümeti ve Batı uygarlığı eksenli kadın dernekleri, toplumunuzda çürümeyi yaymaya, kadını koruyup kollayan dini değerleri ve inançları ortadan kaldırmaya çalışıyor. Onun için onlara efendilerinin istediğini yapma şansı vermeyin.

Ey Müslümanlar! CEDAW çağrısı, evlilik, boşanma, çok eşlilik ve mirasta eşitlik gibi şeri hükümlerin iptali anlamına gelir. Buna ek olarak CEDAW, erkekle kadın arasında hiçbir fark olmadığına inanır, toplumun entelektüel ve sosyal dokusunda “Cinsiyet” terimini yerleştirmek için uğraşır. Eşcinselliği kabul eder, erkekle kadın arasındaki geleneksel evliliği ortadan kaldırır, doğal aile yapısını baltalar. Aileyi, anneliği ve geleneksel evliliği kadına baskının sebepleri ve üzerinde bir yük olarak görür!

أَلَا سَاءَ مَا يَحْكُمُونَ “Ne kadar kötü hüküm veriyorlar!” [Ankebut 4]

Devamını oku...

Abdül Mehdi Hükümetinin, Halkın Adil Taleplerine Boyun Eğmesi Yozlaşma Dönemi İçin Sonun Başlangıcıdır

Başkent Bağdat ile orta ve güney illerdeki meydanları tıka basa dolduran kitlesel protestoların ikinci ayındayız. Rejimi koruma güçlerinin, orantısız şiddeti nedeniyle ya da diğer bir deyişle zulüm ve zalimleri koruma enstrümanlarının, devrimin kararlılığını kırmak için gerçek ve lastik mermiler, ölümcül sis bombası kullanması sebebiyle gösterilerde yaklaşık 500 masum devrimci genç hayatını kaybetti, 15 binden fazla kişi de yaralandı ve sakatlandı. Devrimcilerin kararlılığı, ülkede bozgunculuk çıkaran, katliam yapan, halkı yerinden eden iktidar partilerini dehşete düşürdü. Bu yüzden ölüm sessizliğine büründüler...

فَإِذَا هُمْ مُبْلِسُونَ Birdenbire onlar bütün ümitlerini yitirdiler.[Enam 44] Her gün ve günün her saatinde hâlâ orada burada ölenler ve yaralananlar oluyor.

Gösteriler, iktidarının birinci yılındaki Abdül Mehdi hükümetini dize getirdi, yenilgiyi tattırdı. Hakkı olmayanları yağmalamak dışında devlet diye bir kurum yok. Başbakan Abdül Mehdi, istifasını çaresiz parlamentoya sundu. Adı dışında feraseti olmayan Dini Merciliğe kutsallık atfetti. Ülkeyi kaosa sürüklememek için istifa ettiğini, iktidardaki kalan süresini doldurmak için göreve devam edeceğini belirtti.

Ama yozlaşma henüz sona ermiş değil. Hâlâ uzun ve zorlu bir yol var. Endişe, pozisyonun efendisidir. Yönetimin sembolleri, iktidarın dizginlerini kaybettiklerinde ve ganimetinden mahrum olduklarında zayiatın sanılandan çok olacağı kanaatine varırlarsa, hükümetin istifası daha fazla kan akmasına yol açabilir.

Gerçek şu ki, Irak ve bölgedeki diğer halkların, iktidardaki zorbalar grubuna karşı zaferi, ümmetin yaşadığı krizleri çözmez, mutluluk getirmez ya da dilekleri gerçekleştirmez. Demokratik zorba rejimleri değiştirmez, sadece kapitalist akideye inanan başka birilerini iktidara getirir. Yine Şeriatın hakemliği ve âlemlerin Rabbinin Şeriatı hayattan dışlanır. Demokrasi hilesi altında yaşayan dünya milletleri, amaçlarına ulaşıp baskı ve sömürü kâbusundan kurtulabildiler mi? Dünyada ve ahirette mutluluğa erişmenin yolu, Âlim ve Habir olan Allah’ın yönetimine dönüştür. Gayrısı sapıklık ve dalalettir.

إِنِ الْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ يَقُصُّ الْحَقَّ وَهُوَ خَيْرُ الْفَاصِلِينَ Hüküm ancak Allah’ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.[Enam 57]

Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir / Hollanda: “Ben Müslümanlardanım” başlıklı Siyasi seminer

  • Kategori Hollanda
  •   |  

Hizb-ut Tahrir / Hollanda:

“Ben Müslümanlardanım” başlıklı Siyasi seminer

Hizb-ut Tahrir / Hollanda Den Haag’da, İslami kimliği esas alan “Ben Müslümanlardanım” başlıklı siyasi seminer düzenliyor. Seminerde iki konuşma olacak. Birincisi Hizb-ut Tahrir Hollanda Medya Temsilcisi Okay Pala (Ebu Zeyn) tarafından, ikincisi ise Mikail Hasan kardeşimiz tarafından yapılacak. Konuşmaların ana konusu Hollanda’da kalan Müslümanların Hollanda ile olan bağı; Hollanda’da yaşayan bir Müslüman mısın ya da Hollanda’lı Müslüman mısın?

Seminer sadece erkekler için.

Etkinlik akşam 19:30 – 22:00 arası düzenlenecektir

Tarih: Perşembe 15 Rebî'ül-âhir 1441 H el muvafık 12 Aralık 2019 CE

hollanda

Daha fazla bilgi için lütfen ziyaret ediniz:

Hizb-ut Tahrir / Hollanda Resmi websayfası

Hizb-ut Tahrir / Hollanda Resmi Facebook sayfası

Hizb-ut Tahrir / Hollanda Twitter

Hizb-ut Tahrir / Hollanda Instagram

hollanda

Tanıtım Videosu

 
 

hollanda

2019 12 12 NL ACTV Poster

Devamını oku...

NATO Yüz Binlerce Müslümanın Katledilmesinden Sorumlu Şer İttifakıdır

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber - Yorum

NATO Yüz Binlerce Müslümanın Katledilmesinden Sorumlu Şer İttifakıdır

Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Türkiye, coğrafi konumunun gereği olarak kendi öncelikleri çerçevesinde NATO ile iş birliği halinde çok yönlü bir dış politika yürütmektedir... NATO’nun sağladığı bir güvenlik şemsiyesi bizim için önemli. Ancak ittifakın bir yenilenme içinde olduğu da açıktır” şeklinde açıklamalarda bulundu (www.sabah.com.tr)

Yorum

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO’nun kuruluşunun yetmişinci yılı münasebetiyle Londra’ya hareket etmeden önce NATO hakkında yapmış olduğu açıklamalar tutarsızdır. Bu gören ve düşünen herkes için gizli de değildir. Merak ediyorum Erdoğan acaba NATO hakkında yaptığı açıklamaların doğruluğuna kendisi inanıyor mu? Gerçekten NATO’nun güvenlik şemsiyesi görevini hakkıyla yaptığına inanıyor mu? Erdoğan ister inansın isterse de inanmasın bu NATO’nun vakasını ve yaptıklarını asla gölgelemeyecektir.

Ne hazindir ki Türkiye, Batı ve ABD gibi kâfir devletlerin kurduğu bu haçlı ittifakının yani NATO’nun içinde yer alan halkı Müslüman olan tek ülkedir. Her ne kadar NATO üyesi 29 ülke yer yer kendi menfaatlerinden kaynaklı olarak çekişmeler yaşıyor olsalar da söz konusu İslam’a ve Müslümanlara karşı mücadele olduğu vakit ayrılıkları bir kenara atıp ittifak etmektedirler. Bizler maalesef bu gerçeği siyaset kitaplarından değil NATO tarafından tarumar edilen topraklarımızda yaşayarak öğrendik.

NATO, Afganistan, Pakistan, Bosna Hersek, Orta Doğu, Afrika ve en son Libya’nın vurulmasında aktif olarak rol almış, yüz binlerce Müslüman’ın katledilmesinden ve yaralanmasından sorumlu olmuş haçlı ittifakının askerî kanadıdır… Erdoğan’ın bahsettiği güvenlik şemsiyesi ancak sömürgeci kâfirlerin kendi menfaatleri söz konusu olduğunda geçerlidir. Sömürgeci kafirlerin yani haçlı ittifakın Müslümanların hayrına bir şeyi asla istemeyeceklerini bile bile NATO’nun Müslümanların güvenliğini sağlayacağına dair ya da güvenliği için bir şeyler yapacağına dair açıklamalarda bulunmak sanırım en iyi demagoji ve aldatmak ile ifade edilebilir.

Türkiye, NATO üyesi olduğu günden bugüne kadar Afganistan’daki uluslararası güç, Bosna Hersek’teki barış gücü ve diğer bölgelerdeki harekâtlara askerî olarak destek vermiş ve “Türkiye NATO toprağıdır” gerekçesi ile hareket ederek bu zulümleri işleyen şer ittifakı içerisinde yer almış ve maalesef sömürgeci kâfirlerin kirli planlarının bir parçası olmuştur. Bilinmelidir ki bu, övünme değil pişmanlık vesilesidir.   

NATO’nun bu zulüm dolu tarihi, şer ve bir o kadar da kanlı bir ittifak olduğunu gösteren en büyük delildir. Bu kanlı tarihe imza atan NATO’ya karşı durmak ona karşı inkari bir duruş sergilemek için başka delile de ihtiyaç yoktur. Daha dün gibi hatırlıyoruz;  2015 yılının Aralık ayında NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in; “…Bu savaşı Müslümanlar için yürütemeyeceğiz” ifadeleri bu şer ittifakın İslam’a karşı var olduğunu, İslam beldelerini kullansalar da asla Müslümanların hayrına bir iş yapmayacaklarının en büyük delilidir.

Hal böyleyken, topraklarımızın NATO toprağı olarak kullanılmasına izin vermeye devam mı edilecek? Ya da ey yöneticiler sizler halen celladınızdan hayır ummaya devam mı edeceksiniz? İslam’ı ve Müslümanları yok etmek için var olan şer ittifakının içerisinde yer almaya devam mı edecek siniz? NATO’nun 60 küsur yıldır yaptığı zulümlere ortaksınız; bu vebal sizin uykularınızı kaçırmıyor mu?

Müslümanların kanları ile fethedilmiş bu topraklardaki NATO’ya açtığınız üsleri hala kapatmayacak mısınız? Katil askerleri topraklarımızda barındırmaya daha ne kadar devam edeceksiniz?

Allahu Teala’nın وَلَا تَرْكَنُٓوا اِلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُۙ“zalimlere meyletmeyin yoksa size ateş dokunur”ayeti kerimesindeki uyarıyı ciddiye almayacak mısınız?

Mademki yeryüzünü kana bulayan, bunca acı ve gözyaşına sebep olan başta ABD olmak üzere sömürgeci kâfirler ve şer ittifaklarıdır, öyleyse yakışanı yapın. NATO işbirliğinize son verin. Arka bahçeleri gibi kullandıkları topraklarımızdan, ülkelerimizden ve üslerimizden kovun. Çünkü biz, sömürgeci kâfirleri baş tacı yapan, kâfirlerin kanlı masasına oturan yöneticiler değil, kardeşkanının akıtılmasına rıza göstermeyen, satvetleriyle kâfirlere korku salan izzeti ve şerefi Allah katında arayan Raşid Halifeler istiyoruz. Şüphesiz ki bu Allah’a hiç de zor değildir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan

Abdullah İmamoğlu

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER