Perşembe, 14 Rajab 1440 | 2019/03/21
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Rusya Müftüsü: Nüfusun %30'u Müslüman Olacak

HABER-YORUM

(Tercüme)

Rusya Müftüsü: Nüfusun %30'u Müslüman Olacak

HABER:

Rusya’da Müftüler Konseyi Başkanı Ravil Gaynutdin’in son zamanlarda Rusya Parlamentosunca düzenlenen “Rusya’da İslam Tarihi: Ulusal birliktelik gelenekleri” konulu bilimsel konferansta şunları söyledi: “Rusya'da Müslümanların sayısı önümüzdeki gelecek yıllar içinde artacaktır. Uzmanların tahminlerine göre,  bundan 15 yıl sonra, Rus nüfusunun yaklaşık %30'unu Müslümanlar oluşturacaktır.” Bu tür öngörüler genellikle pratik olarak onaylanır. Örneğin, 2018'de Kurban Bayramı hakkında, resmi bilgilere göre yalnızca Moskova bölgesinde bayram namazına 320.000'den fazla Müslüman katılmıştır ve bu kayıtlar yıllık olarak güncellenmektedir. Bu istatistiklerin neden belirtildiğini açıklayanGaynutdin: “Başkan Putin’in sözlerini kullanarak, uzun süredir stratejik hedefler belirlendi, ancak bu birikim için zaman kalmadı. Rusya'nın en büyük şehirlerinde kültürel ve eğitim altyapısına karşılık onlarca yeni camiye ihtiyacımız var. Müslüman din adamları grubunun oluşturulması ve özellikle varoşlarda olmayan mevcut dini merkezleri güçlendirmek ve aynı zamanda başkentler, akademik bilimin ana merkezlerine yakın olması gerekir.” dedi.

YORUM:

Resmi bilgilere göre Rusya’da, 20 milyondan fazla Müslüman yaşamaktadır. Bu oran ülkenin toplam nüfusunun yaklaşık %15’ine tekâbül etmektedir. Bu, Volga bölgesi, Urallar, Sibirya ve Kafkasya’nın 16. yüzyılın ortasından beri işgal ettiği Müslüman bölgelerini içerir. Orta Asya'dan gelen göçmen işçilerle dolu Rus bölgeleri, Rus halkının neslinin tükenme süreci ve Müslüman halkların yaşadığı kalıcı demografik patlamalar göz önüne alındığında, müftüler tarafından belirtilen rakamların elbette belli ölçüde gerçekçi payı vardır.

Tabii ki, Müslümanların gayrimüslimlere oranla sayısındaki artış, Müslümanlar adına gurur verebilir. Fakat dedikleri gibi Müslümanların sayısının artışı olumlu yönde olduğu gerçek mi? Özellikle Kremlin bu durum karşısında seyirci kalmamakta bilakis sömürdüğü Müslüman ümmeti İslam’a değil de Rusya’ya sadık olmalarını sağlamak için büyük çaba sarf etmektedir. Ne yazık ki, müftü Gaynutdin sayesinde, Rusya'nın çabaları başarılı olmuştur. Rusya'nın son 20 yılda, Müslümanların siyasi ve dini uyanıklığı ciddi şekilde hasar gördü. Kremlin'e Büyük Müftü Gaynutdin’in vaat ettiği gibi, sömürgeciliğe hizmet edecek 40 milyon Müslüman’dan daha iyi bir şey olur mu?

Müftü Gaynutdin, hiç tereddüt etmeden, sayıları artan Müslümanların Rus çıkarlarına daha iyi hizmet etmelerini sağlamak için sömürgeciden finansman sağlamasını talep ediyor. Ayrıca baş müftü bu düşüncede yalnız değil, hemen hemen bütün Rus müftüleri ve dini örgütleri aynı faaliyette bulunuyor.

Aslında Müslümanların Rusya'da Dırar camilerine ve Rus yanlısı fasid imamlara ve sahte din öğreten dini okullara muhtaç olmadıklarını bilmeleri gerekir. Bugün Volga, Urallar, Sibirya ve Kafkaslar bölgesindeki Müslümanların, atalarının taşıdıkları ve dinlerinin kendilerine yüklediği uyanıklığa ve sahip oldukları misyonun bilincine ihtiyaçları vardır.

Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya hamd ederek, bütün bu alanlarda Müslümanların, dini ve İslami kimliği canlandırmaya meyilli olduklarını görüyoruz. Rusya’daki Müslümanların kaderi hakkındaki tartışmalar en sık olanıdır. Müslüman halka Rus sömürgesi konusunda uyanıklığı artırma ve Müslümanları birleştirmenin önemine dikkat çekmek mümkündür. Bu yüzden bugün Rusya'daki bütün samimi İslam davetçileri, dava taşıyıcıları, ilim ve bilim insanları tarafından odaklanılması gereken bir süreçtir. Sonuçta, bu bölgedeki Müslümanların İslam tarihinde ve ümmetin belirleyici olduğu bir anda yapması gereken rol ve takınılması gereken tavır çok önemli olacaktır. Allah Subhânehu ve Teâlâşöyle buyurmaktadır: 

﴿وَلَن يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً﴾ “Artık kıyamet gününde Allah aranızda hükmedecek ve kâfirlere, müminler aleyhinde asla yol vermeyecektir.” (Nisâ 141)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Adına

Muhammed Mansur

Devamını oku...

Bu, Katil Bir Rejimdir, Ortadan Kaldırılmalıdır

9 Mart 2019’da Sağlık Bakanlığı, kadın hastalıkları ve neonatoloji merkezinde 11 çocuğun hayatını kaybettiğini açıkladı. Başbakan soruşturma açılmasına izin verdi. Sağlık bakanı istifa etti ve Kayed El Sibsi Ulusal Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırdı. Siyasiler ve yetkililer, kaygılı ve endişeli art arda açıklamalar yaptılar. Sanki katliamın nedenlerini bilmiyorlarmış gibi ya da olay kazara olmuş gibi soruşturma başlatılması ve gerçeğin açığa çıkarılması çağrısında bulundular!

Sağlık sektöründe yaşanan krizleri, yapılan ihmal ve israfı herkes bilmiyor mu? “Saadet” çağında bile tıbbi hatalara bolca rastlamak mümkündür. İlaç yetersizliği ile ilgili haberlerden bihaberler mi? Sonra hastanelerin bütçesini kim belirliyor? Kim onaylıyor? Uzman doktor eksikliğinin hatta ülke dışına kaçmalarının sebebi ne? Sağlık sektöründeki atamalar kimler ve kimlerin emriyle iptal edildi? Sağlık ve tıp sektöründe ciddi eleman yetersizliği yaşanıyor... Hastanelerde karşılaşılan trajediler sürekli tekrarlanmıyor mu? Uzman doktor eksikliği nedeniyle Kasserine ve Sidi Bouzid’deki hastanelerde hamile kadınlar hayatını kaybetmedi mi? Klinik haftada sadece bir gün açık olduğu için Raniya çocuk Ayn Derahim kırsalında yaşamını yitirmedi mi? Trajediler ve masum canların hayatına kıyan katliamlar, halkı ve ülkeyi kurtaracağını iddia ettikleri bu politikaları ifşa etmedi mi?

Ey ez- Zeytune ülkesi Müslümanları! Hizb-ut Tahrir / Tunus Vilayeti olarak biz, çocuklarını kaybeden halkımıza başsağlığı dileklerimizi sunuyoruz. Rejimin zulüm ve suçlarından beriyiz. Tunus halkını da rejimin bu skandallarından beri olduklarını açıklamaya çağırıyor ve diyoruz ki:

- Katil bellidir. Belirsiz değil. Çocukların hayatını kaybetmesinin nedeni, sömürgecinin dayattığı rejim ve halkın temsilcileri olduğunu iddia eden parlamentonun onadığı Uluslararası Para Fonu ve Avrupa Birliği’nin kapitalist politikalarını uygulamak için demokrasi gediğinden sızan sömürgeci hizmetkârlarıdır. Sağlık sektöründeki manda kapısını kapatın. Onlar ki binlerce doktorun göç etmesine sessiz kaldılar, Uluslararası Para Fonu’nun emirlerine uydular, yürürlükten kaldırılmasının bir hazırlığı olarak sübvansiyon bütçesini düşürdüler. Sübvansiyonun düşürülmesi, sağlık harcamalarında kısıtlamaya gidilmesi anlamına gelir. Buna bağlı olarak insanlar ilaç arayışı içerisine girecek, hastane bütçeleri en temel bakım gereksinimlerini bile sağlayamayacaktır.

- Bu olay, ister iktidarda isterse muhalefette olsun, bütün siyasilerin teşvik ettiği politikaların çirkinliğini ortaya koyuyor.

- Egemen sınıfın arkasında olduğu bu vahşet, sömürgeci vesayet sistemlerine karşı devrim yapan Tunus halkını cezalandırmak için üstüne çullanan sömürgeciyi ifşa ediyor. Bu sömürgeci, Tunus halkını cezalandırıyor. Devrimin maliyetini artırıyor, saygınlık ve güç uğruna ağır bedel ödemelerini istiyor. Dahası zalim ve nobran rejim, evlatlarımızı öldürülüyor.

“Çocuklarımızın katilleri, ülkemizin hırsızları” söylemiyle hakikatleri dile getirdiniz. Belirgin bir farkındalık gösterdiniz. Sömürgeci ve hizmetkârları ile ülkede yaşanan felaketler ve suçlar arasında link kurdunuz. Biliyorsunuz, bu katliamın tedavisi, hemşire veya doktoru cezalandırmak değil. Bakanın istifası ya da hükümetin değişmesi veya seçim günü iktidar partisini cezalandırmak, diğer felaketleri engellemeyecek ve bu rejimin suçlarını durduramayacak.

Bu felaketleri önlemenin yolu, bu rejimleri ve onları yürütenleri ortadan kaldırmaktır. Çünkü onlar, ülkemizi soyma, çocuklarımızı öldürme konusunda sömürgeci enstrümanıdırlar. Bu suçlar, gerçek bir devlet kurulana kadar durmayacaktır. O devlet, âlemlerin Rabbinin kulları için seçip beğendiği rahmet dini olan yüce İslam’ı uygulayacaktır.

Bu nasıl olacak sorusuna gelince, yanıtı bellidir, Allah’ın Kitabında ve asil Peygamberimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in siretinde mesturdur. Peygamberimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem, yönetimi teslim edip biat edene kadar güç ve kuvvet ehline hitapta bulundu. Ensar liderleri, itaat etmek ve işitmek üzere Peygamberimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e biat etti. Ardından Peygamberimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem Medine’ye hicret etti ve ilk İslam Devletini kurdu.

Günümüze gelince, ülkemizdeki güç ve kuvvet ehli Müslümanlardır. Bu yüzden onlara diyoruz ki: Asil ve onurlu halk üzerine suçların yağmur gibi yağdığını gördüğünüz halde daha ne bekliyorsunuz? Bu rejimin oğullarımızı öldürdüğünü, ülkeyi ve servetini sömürgeci kâfire teslim ettiğini ve dine meydan okuduğunu görmüyor musunuz? Damarlarınızda akan kan daha kaynamıyor mu? Bu halkın koruyucusu olmak için Allah’a en ağır yeminler ettiniz. O halde daha ne bekliyorsunuz? Bu halkın katillerinin bekçiliğini mi yapıyorsunuz? Rabbinize dönmenizin, ailenizin, ülkenizin ve dininizin safında yer almanızın zamanı gelmedi mi? Arkanızda yiğitler var. Halk da arkanızda duruyor. Aziz Rabbiniz size yardım edecektir. Dünya ve ahiretin görkemine sahip olacaksınız. Gökyüzü ve yeryüzü kadar geniş cennete özlem duymuyor musunuz? İhsanla takip ettiğiniz Ensar gibi olmaktan hoşlanmıyor musunuz? Rabbinizin sizden razı olmasını istemiyor musunuz? Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَالسَّابِقُونَ الْأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالْأَنْصَارِ وَالَّذِينَ اتَّبَعُوهُمْ بِإِحْسَانٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي تَحْتَهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَداً ذَٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ İslâmı ilk önce kabul eden muhacirler ve Ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da Ondan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.” [Tevbe 100]

Devamını oku...

“Hilafet, Allah’tan Bir Zafer ve Yakın Bir Fetihtir” Mottosu Altında Hilafetin Yıkılışının 98.nci Yıldönümünü Anma Etkinlikleri

Gün geçmiyor ki daha doğrusu bir saat geçmiyor ki ümmet, sığınacağı güçlü bir payandaya gereksinim duymasın. Ümmet, hedefi haline geldiği sömürgeciliğin şiddetli saldırıları karşısında kendisini savunacak bir devlete muhtaçtır. O devlet akan kanları durduracak, onurunu ve kutsallıklarını koruyacak, işlerini yeniden düzenleyecek, mezhepsel çatışmalara son verecek, ümmeti paramparça eden yapay sahte sınırları ortadan kaldıracaktır.

Filistin’de, Suriye’de, Irak’ta, Mısır’da, Libya’da, Sudan’da, Yemen’de, Afganistan’da, Myanmar’da, Doğu Türkistan’da... Tüm dünyada Müslümanlar zor koşullarda yaşıyorlar. Her yönden sömürgecilerin çepeçevre kuşatmasına maruz kalmış durumdalar. Sıkıntıları giderek şiddetleniyor, halka daralıyor, ümmet yakın bir sevinç ve doğuşun bekleyişi içerisinde.

Recep ayı Hilafetin yıkılış yıldönümüdür. Ancak bu elim yıldönümü, her sendelemeden sonra tekrar ayağa kalkmaya alışık ümmete bazı müjdeler barındırıyor. Ümmet, başarı unsurlarına, ilahi ideolojiye, uygarlık projesine, Allah yolunda, davayı taşıma ve Risalet’i âleme yayma uğrunda denize dalsa dalacak yiğitlere sahiptir.

Bu vesileyle Hizb-ut Tahrir / Mübarek Ülke Filistin, ümmette çeşitli düşünceleri perçinlemek amacıyla Hilafet, Allahtan bir zafer ve yakın bir fetihtirmottosu altında bu yıl Hilafetin yıkılış yıldönümünü farklı faaliyet ve etkinliklerle anıyor. En önemlisi şunlardır:

• Hilafet, ümmetin kurtuluşu ve şeri bir farzdır. Sömürgecilik hegemonyasından kurtuluşun tek pratik yoludur.

• Ümmet, yaşadığı onca şeye rağmen değişim yapabilir. Tarih ve günümüz bunun için bir derstir.

•Hilafet, Allah’ın vaadi, Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesidir. Ve yakında kurulacaktır Allah’ın izniyle.

• Ümmete yönelik uluslararası sömürgecilik saldırılarının artması, sömürgecilerin ülkemizdeki çıkarları ve nüfuzuna risk teşkil eden tehlikenin farkında olduğunun bir işaretidir.

•Hilafet, Filistin’i düşmanlardan korudu... Müslüman ülkelerdeki rejimlerin entrikası ve ihanetinin ardından yeniden Filistin’i kurtarabilir.

•Hilafet, İslam’ı uygulayacak, insanlığı kapitalizmin sefaletinden, politik ve ekonomik krizlerinden kurtaracaktır. Hilafet çağında İslam, gündüz ve gecenin ulaştığı yere ulaşacaktır. Bu, Allah ve Rasûl’ünün vaadidir. Allah ve Rasûlü kuşkusuz doğruyu söyler.

Yaşanan felaketlerin ve aşamanın ciddiyetinin farkındayız. Buna rağmen Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafetin kurulması uğrunda her türlü zorluğa göğüs germeye hazırız. Ümmet içindeki tüm güçlere çağrımızı yeniliyoruz. Bu büyük amaç için enerjinizi seferber edin ki ümmeti kalkındıralım, onurunu tekrar iade edelim, kutsallarını kurtaralım, insanlığı kapitalizmin karanlık ve zulmünden İslam’ın adaleti ve rahmetine eriştirelim. Yarışanlar işte bunun için yarışsınlar.

Devamını oku...

“Kim Allah’tan Başka Daha Güzel Hüküm Verebilir?” Başlıklı Kampanya Kapsamında Recep Ayı Etkinlikleri

Hizb-ut Tahrir / Ürdün Vilayeti, وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللهِ حُكْماً “Kim Allah’tan başka daha güzel hüküm verebilir?” [Maide 50] başlıklı kampanya kapsamında H.28 Recep 1342 yılında yıkılan Hilafetin yıkılış yıldönümünü anmak amacıyla Recep ayı etkinliklerinin başladığını duyurur. Etkinliklerin amacı, Müslümanların kalesi, kalkanı ve koruyucusu olan Hilafetin hayat sahasından dışlanması ile yüzyılın suçunu hatırlatmaktır. Bugün İslam ümmetinin yaşadığı çöküntünün, sefaletin, mutsuzluğun, parçalanmışlığın, milletlerin üşüşmesinin, sömürgeci kâfirlerin Müslümanlara entrikasının, varlıklarının yağmalanmasının, kanlarının akıtılmasının ve söylem farklılığının nedeni, Hilafetin yokluğudur.

Ayrıca etkinliklerde ümmetin evlatlarına Hilafetin farziyeti hatırlatılacak. Hilafet, farzların tacıdır, İslami hükümleri uygulama mekanizmasıdır. Yeniden kurma çalışmasından uzak durmak, en büyük günahlardan biridir. Etkinliklerde Hilafeti kurma metodu da açıklanacaktır. Hilafeti yeniden kurma farz olduğu gibi bu metodu izlemek de farzdır. Bu metot, Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Medine’de ilk İslam Devletini kurana kadar izlediği metodun aynısıdır.

Ey Ürdün halkı! Söylem, çağrı ve eylem olarak sizi bu etkinliklere katılmaya davet ediyoruz. Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet Devleti farzını yerine getirmek için bizimle birlikte yürümenizi istiyoruz. Allah’ın halef kılma, hâkimiyet ve güvenlik vaadi yakında mutlaka gerçekleşecektir. Hilafetin gölgesi altında yaşadığımız şuan ki sefalet ve geçim sıkıntısından kurtulup, rahmete, adalete, refaha ve Allah’ın rızasına erişeceğiz.

Devamını oku...

Garantör Ülkeler, Suriye Halkının Sıkıntılarını Artırıyor, Bu Sıkıntıları Uluslararası Konferans Kararlarına Boyun Eğdirmenin Bir Aracı Olarak Kullanıyorlar

Şam tiranı ve garantör ülke Rusya, roket ve topçu saldırısıyla, kurtarılmış bölge semalarında aylardır gözükmeyen savaş uçaklarıyla Suriye’nin kuzeyindeki kurtarılmış şehir ve kasabalara yönelik hava saldırısını artırdı. Gittikçe tırmanan bu saldırılarda çocuklar, kadınlar ve yaşlılar öldürülüyor. Halk öfke ve korku içinde evlerini yurtlarını terk ediyor. Garantör ülke Rusya katliam işlerken, zorla halkı yerinden ederken, diğer garantör ülke Türkiye, grupların kırmızıçizgileri aşmasını engelliyor, sadece gözetleme ve sessizlikle yetiniyor.

Ey İslam’ın Payitahtı Biladu’ş Şam Müslümanları! Bu vahşi katliamlar, sizi Soçi kararlarını kabule zorlamanın bir aracıdır. Şam zorbası ve avenelerini koruyacak bir tampon bölge kurulması planlanıyor. Tampon bölge büyük bir hapishaneye dönüşecek, oradan çıkışınız engellenecektir. Böylece rejimi devirme hayaliniz, tarih olacaktır. Ayrıca Şam zorbasının kurtarılmış bölgelere sızmasını sağlayacak uluslararası yollar yeniden trafiğe açılacak ve bunlar üzerinde ona uluslararası egemenlik kazandıracaktır.

Türk rejiminin rolü ve kontrol noktalarının işlevi izahtan varestedir. Bu noktalar, gözlem içindir, bazılarının sandığı gibi sizi korumak için değil. Kendinizi zihinlerde var olan gerçeklikten uzak yanılsamalarla kısıtlamayın. İslam ülkelerindeki siyasal iktidarların amacı, halklarını korumak değil, devrime kalkışmalarını akıllarından bile geçirmeleri durumunda hepsini öldürmektir. Hal böyleyken bu rejimler, diğer halkları nasıl koruyacaklar? Bu rejimlerin tek umursadığı şey, Müslümanların canları ve kanları pahasına olsa bile efendileri ve kendilerinin çıkarlarına korumaktır.

Ey mübarek Suriye devrimi Müslümanları! Uluslararası konferansların kararlarına boyun eğmek, sizi Şam tiranı ve efendilerinin katliamlarından kurtarmayacaktır. Hak sözü söylememek, zayıf ruhları fedakârlıklarınız üzerinden ticaret yapmaya sevk edecektir. Sabır ve sebat etmekten, bütün bu kararları reddetmekten başka çareniz yok. Bu kararlar, sizi güç kaynaklarınızdan soyutlamak, şartları belirlemekten alıkoymak ve akıbetinizi kolaylaştırmak için belirlenmiş kararlardır. Zulüm ve zorbalıktan kurtulmak, İslami yönetimi kurmak için değerli ve ender her şeyinizi feda ettiğiniz devrimin kaderiyle oynamak isteyenler karşısında sesinizi yükseltmelisiniz.

Bilin ki tek garantörünüz, Allah Subhânehu ve Teâlâ’dır. Allah Azze ve Celle Aziz Kitabında şöyle buyurdu:

وَنُرِيدُ أَنْ نَمُنَّ عَلَى الَّذِينَ اسْتُضْعِفُوا فِي الْأَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ أَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ الْوَارِثِينَ وَنُمَكِّنَ لَهُمْ فِي الْأَرْضِ وَنُرِيَ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا مِنْهُمْ مَا كَانُوا يَحْذَرُونَ  “Biz ise, yeryüzünde mustazaflara lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları varis kılmak istiyorduk. Ve o yerde onları hâkim kılmak; Firavun ile Haman’a ve ordularına, onlardan korktukları şeyi göstermek (istiyorduk).[Kasas 5-6]

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ  Ey iman edenler! Siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder, ayaklarınızı savaşta sabit kılar.” [Muhammed 7] Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın yardımına koşun. Hizb-ut Tahrir’li kardeşleriniz ile omuz omuza verin. Hizb halkına asla yalan söylemeyen bir liderdir. Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafeti kurmak için çalışın. Hilafet, yeryüzünde Allah’ın Şeriatını uygulayacak, Müslümanların akidesini koruyacak, işlerini güdecek ve İslam Risalet’ini âleme taşıyacaktır. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آَمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُون Allah, içinizden, iman edip de Salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaatte bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.” [Nur 55]

Devamını oku...

Suriye Vilayeti: Mescid Konuşması; Cephe Hatlarını Açma ve Rejimin Kurtarılmış Bölgeleri Bombalamasına Sessiz Kalmamaya Yönelik Gruplara Çağrı

  • Kategori Suriye
  •   |  

Suriye Vilayeti: Mescid Konuşması;

Cephe Hatlarını Açma ve Rejimin Kurtarılmış Bölgeleri Bombalamasına Sessiz Kalmamaya Yönelik Gruplara Çağrı

Hizb-ut Tahrir üyesi Abdul Gani Cuma'nın İdlib, Eriha'daki El Fatih Camiindeki Gruplara yönelik; kurtarılmış bölgelerin bombalanmasına sessiz kalmamaları ve cephe hatlarını yeniden açmaları çağrısını yaptığı konuşması.

Çarşamba, 06 Receb 1440 H - 13 Mart 2019 M

Devamını oku...

Ümmetin Minberi: Cezayir'de Protestocular İslam Devletinin Kurulmasını İstedi!

Ümmetin Minberi: Cezayir'de Protestocular İslam Devletinin Kurulmasını İstedi!

Cezayir'in kalbinden (Harrach eyaleti - başkent), göstericilerin sesleri İslam devletinin kurulması için yükselirken İslam ümmetinin gerçek ve tek talebini duyuracak medyası nerede?

08 Receb 1440 H - 15 Mart 2018 M

Not: "Ümmetin Minberi" adlı kanal, bizim ümmet tarafından hazırlanan Hilafet kayıtları yayınlamaktadır. Bu kayıtlar Hizb-ut Tahrir veya başka resmi kaynaklar tarafından verilmemiştir. Aksine bunlar bizim İslami ümmet tarafından yapılan kayıtlardır ki biz bunları İslam ve Müslümanlar için sitemizde yayınlıyoruz.

Devamını oku...

Panel: Batı'nın İkiyüzlü Terör Algısı

  • Kategori Değişim TV
  •   |  
Panel: Batı'nın İkiyüzlü Terör Algısı
 
Köklü Değişim Yayıncılık CNR EXPO Kitap Fuarında Yılmaz Çelik ve Mahmut Kar ile birlikte "Batı'nın İkiyüzlü Terör Algısı" konulu bir panel gerçekleştirdi.
 
H. 11 Receb 1440 - M. 18 Mart 2019
 
Devamını oku...

Panel: Hilafet İslam Ümmetine Ne Vadediyor?

  • Kategori Değişim TV
  •   |  
Panel: Hilafet İslam Ümmetine Ne Vadediyor?
 
Köklü Değişim Yayıncılık CNR EXPO kitap fuarında, Abdullah İmamoğlu ve Musa Bayoğlu ile birlikte "Hilafet İslam Ümmetine Ne Vadediyor?" konulu bir panel gerçekleştirdi.
 
H. 04 Receb 1440 - M. 11 Mart 2019
 
Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER