Cumartesi, 05 Rajab 1441 | 2020/02/29
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Ümmetin Minberi: Tel Kerame Halkı ve İleri Gelenleri Bağımsız Devrimci Tugayları Desteklediklerini Açıkladı

  • Kategori Ümmetin Minberi
  •   |  

Ümmetin Minberi: Tel Kerame Halkı ve İleri Gelenleri Bağımsız Devrimci Tugayları Desteklediklerini Açıkladı

İdlib kırsalındaki Tel Kerame kasabası halkı ve ileri gelenleri bağımsız devrimci tugayları desteklediklerini beyan ettiler.

Pazartesi, 30 Cumâde’l Ahir 1441 H. El-Muvafık 24 Şubat 2020 M.

Not: "Ümmetin Minberi" adlı kanal, bizim ümmet tarafından hazırlanan Hilafet kayıtları yayınlamaktadır. Bu kayıtlar Hizb-ut Tahrir veya başka resmi kaynaklar tarafından verilmemiştir. Aksine bunlar bizim İslami ümmet tarafından yapılan kayıtlardır ki biz bunları İslam ve Müslümanlar için sitemizde yayınlıyoruz.

Devamını oku...

Bir Lider Halkına Asla Yalan Söylemez

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Bir Lider Halkına Asla Yalan Söylemez

Haber:

İzmir’de Menemen-Aliağa-Çandarlı otoyolunun açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ekonomiden teröre kadar birçok alanda yeni bir İstiklal Harbi verdiğini söyledi. Türkiye'nin Suriye ve Libya politikalarının bir macera ya da keyfe keder bir tercih olmadığını söyleyen Erdoğan, bu mücadelede Türkiye ile diğer güçlerin çıkarlarının zaman zaman çatıştığını belirterek, “Hamdolsun Türkiye’nin gücü ve kapasitesi bağımsız siyaset izlemeye yeterlidir. Gerekirse tek başımıza adımlar atarak ülkemizi doğru hedeflerine götürmeye çalışıyoruz. Artık Türkiye'nin gücü ve kapasitesi, bağımsız siyaset izlemeye ve bunu sahada hayata geçirmeye yeterlidir. Hem siyasette hem diplomaside, gerektiğinde askeri gücümüzü en üst düzeyde kullanıyoruz. Sahada ve masada tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Netice almayı başardık. Bugün sıkıntı yaşadığımız noktaların sebebinin geçmişte güçlü duruş sergilenmemesinden kaynaklandığını görüyoruz” ifadelerini kullandı. (amerikaninsesi.com‎ / 22.02.2020)

Yorum:

Bir liderde bulunması gereken en önemli iki özellik; halkına yalan söylememesi ve bir plan ve eylem ortaya koyduğunda bundan amaçlanan sonuçları net bir şekilde ortaya koymasıdır. Bunun en bariz örneğini yüce Rabbimizin kelamından dinleyelim: وَاَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ اِلَيْهِمْ “Sana da, insanlara gönderileni açıklayasın diye Kuran'ı indirdik. Belki düşünürler.” [Nahl-44] Nitekim Allahu Teala Kur’an’ın indiriliş amacının insanlara açıklanması olduğunu bildirmiş ve Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bunu layıkıyla yerine getirmiştir. Yine Allah’ın Rasulü Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Mekke halkını İslam’a davet ederken davetinin amacını net bir şekilde açıklamış ve bu hususta en ufak bir gizlilik ve kapalılığa gitmemiştir. Zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: اِنْ اَنَا۬ اِلَّا نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۜ “Ben sadece gerçekleri apaçık ortaya koyan bir uyarıcıyım.” [Şuara-115] Yani Mekke halkı Allah’ın Rasulü’nün neye davet ettiğini kesin bir şekilde anlıyorlar ve tepkileri de anladıkları doğrultuda oluyordu. Yani insanlar neyin, neden ve hangi amaçla yapıldığı noktasında bilinçlendirilmediği taktirde gelişmeleri doğru bir şekilde okuyamayacaklar ve verilmesi gereken doğru tepkiyi de veremeyeceklerdir. İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı tam da budur. Zira Erdoğan ekonomi ve terör noktasında istiklal harbi verdiğini söylüyor ama doğru bir ekonomik kalkınma ve terörün ne olduğu noktasında amaçladığı şeyin ne olduğunu apaçık ortaya koymuyor. Ayrıca ülkeyi doğru hedeflere götürdüğünü söylüyor ama bu doğru hedeflerin neler olduğunu apaçık ortaya koymuyor. Türkiye’nin siyasette ve diplomaside askeri gücünü kullandığını söylüyor ama kullanılan askeri güçten amaçlanan bu siyaset ve diplomasinin ne olduğunu ve kime hizmet ettiğini apaçık ortaya koymuyor.  Bugün yaşanan sıkıntıların geçmişte güçlü bir duruşun sergilenmemesinden kaynaklandığını söylüyor ama bu duruşun ne olduğunu apaçık ortaya koymuyor.

İşte tüm bu nedenlerden dolayı bu noktalarda aydınlatılmayan halk da neyin, neden olduğu ve olanlardan amaçlananın ne olduğunu bilmediğinden doğru bir tepki veremiyor ve bilinçsiz bir şekilde ve körü körüne Erdoğan’ın söylemlerini ve eylemlerini destekler yönde hareket ediyor. Eğer Erdoğan, Suriye’de takip etmiş olduğu siyasetin, diplomasinin ve askeri gücün, Müslüman Suriye halkının mübarek devrimini çalmak ve Suriye’yi yeniden kasap Beşşar Esed’e teslim etmek isteyen kafir Amerika’nın planına hizmet etmek için olduğunu apaçık bir şekilde söylemiş olsa, insanların kendisine destek vermeyeceklerini bildiğinden özelde Türkiye genel de ise tüm dünya Müslümanlarından gerçek siyasetini gizliyor ve onları aldatıyor. Yine Erdoğan, şayet Libya’ya göndermiş olduğu askeri gücün amacının, Amerika’nın Libya’da Kaddafi döneminden kalma İngiliz yanlısı siyasi gücün karşısına kendi yanlısı bir siyasi güç oluşturmak için Libya’ya gönderdiği uşağı General Hafter’i desteklemek, dolayısıyla Libya’da Amerikan politikasını desteklemek için olduğunu apaçık bir şekilde söylemiş olsa insanların kendisine destek vermeyeceklerini çok iyi bildiğinden amacını gizliyor ve insanları aldatıyor. Dolayısıyla bir Müslümana düşen, olayları İslami bir bakış açısıyla değerlendirmesi ve başındaki yönetici veya liderin takip etmiş olduğu siyasetin doğru veya yanlışlığına bu ölçüye göre karar vermesidir. Aksi takdirde halkına yalan söyleyen ve halkını aldatan liderin yaptıklarına ortak olup bu siyasi çıkmazdan kurtulamayacak ve bununla birlikte hem dünyada hem de ahirette kaybedenlerden olacağız maazallah.

O halde Müslümanlar olarak Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu kavlini kendimize rehber edinelim ki yöneticilerin ve liderlerin yalan ve aldatmalarına maruz kalmayalım: اتَّقُوا فِرَاسَةَ المُؤْمِنِ فَإِنَّهُ يَنْظُرُ بِنُورِ اللَّهِ “Müminin ferasetinden korkun. Çünkü O Allah’ın nuru ile bakar.”

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan

Ramazan Ebu Furkan

Devamını oku...

Batıl Davetlere Karşı Dikkatli Olun!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

HABER-YORUM

(Tercüme)

Batıl Davetlere Karşı Dikkatli Olun!

Haber:

12 Şubat 2020'de,devletin temeli ve ülkenin siyasi ideolojisi olan beş ilke Pancasila'nın mimarlarından ideolojik yapı ajansı başkanı dedi ki: “Dürüst olursak, Pancasila'nın en büyük düşmanı ırk değil dindir” (news.detik.com, 12/02/2020)

Bu konuşma ile ilgili video, sosyal medyada yaygın olarak paylaşıldı. Ayrıca başkan konuşmalarına şunları ekledi; “Ama bunu başarmak için laikliğe değil “Sekülerizme” ihtiyacımız var. Bu, tespit etmemiz gereken kendi kurallarımızla ilgili olduğu anlamına geliyor.” 13.02.2020 tarihinde Müslümanlara seslenerek, ümmette ve devlette Kutsal Kitap’tan anayasaya geçmeye başladıklarını söyledi. Aynı şey, tüm dinler için geçerlidir. Bu yüzden bugünün dili, muhakkak ki anayasa kutsal metinlerden daha önemlidir. Bu sosyo-politik bir hakikattir.

Yorum:

Açıklama Endonezya’da gelişen olayların dinin hayattan ayrılması olduğunu göstermektedir. “Din en büyük düşmandır’’ ifadesi, anayasal metnin Kutsal Kitap’tan (Kuran) üstün olduğu anlamına geliyor. Bu ifade güneşin ışığı gibi açıktır. Laiklik yerine “Sekülerizm” kelimesinin kullanımı sadece kelimelerin manipülasyonudur. Onun açıklaması, isteğinin ve kastının laiklik olduğunu gösteriyor. Yaptığı açıklamaya bakın; “Bu, tespit etmemiz gereken kendi kurallarımızla ilgilidir.”

Anayasal metnin, mukaddes ayetlerden (Kur’an) üstün olduğunu söylemek, Yüce Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e karşı zanlı sözdür. Anayasa insan aklı tarafından yapılırken, Kur’an Allah Subhânehu ve Teâlâ tarafından indirilmiş bir vahiydir. Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın emri hükümlerine uyulmasıdır. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

﴿أَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللَّهِ حُكْماً لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ﴾

“Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için, kimin hükmü Allah’ınkinden daha güzeldir?” (Maide 50)

Müslümanları Kur’an'dan vazgeçip ümmet ve devlet alanında insan yapımı anayasaya yönlendirme çağrısı, münkere davettir. Allah Subhânehu ve Teâlâ bize münafıkların doğasını hatırlatır:

﴿الْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ بَعْضُهُمْ مِنْ بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِالْمُنْكَرِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ أَيْدِيَهُمْ نَسُوا اللَّهَ فَنَسِيَهُمْ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ هُمُ الْفَاسِقُونَ﴾

“Erkeğiyle kadınıyla münafıklar birbirine benzer; kötülüğü özendirip iyiliği engellerler, hayır için harcamaya elleri varmaz. Onlar Allah’ı umursamadılar, O da onları kendi hallerine bıraktı. Gerçek şu ki münafıklar günaha batmış kimselerdir.” (Tevbe 67)

Diğer bir yönden Allah Subhânehu ve Teâlâ müminlere İslam’ın tüm hükümlerine inanmalarını ve boyun eğmelerini emretti. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا ادْخُلُوا فِي السِّلْمِ كَافَّةً وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبِينٌ﴾

“Ey iman edenler! Hep birden İslam’a girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin; çünkü o, apaçık düşmanınızdır.” (Bakara 208)

Bu nedenle Müslümanlar bu batıl davetlere karşı çok dikkatli olmalıdır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan

Muhammad Rahmet Kurnia – Endonezya

Devamını oku...

Ümmetin Minberi: Armanaz'da Gösteri; "Bağımsız Devrimci Tugaylar Bizi Temsil Ediyor"

  • Kategori Ümmetin Minberi
  •   |  

Ümmetin Minberi: Armanaz'da Gösteri; "Bağımsız Devrimci Tugaylar Bizi Temsil Ediyor"

İdlib kırsalındaki Armanaz kasabasında "Bağımsız Devrimci Tugaylar Bizi Temsil Ediyor" başlıklı bir protesto.

Cuma, 27 Cumâde’l Ahir 1441 H. El-Muvafık 21 Şubat 2020 M.

Not: "Ümmetin Minberi" adlı kanal, bizim ümmet tarafından hazırlanan Hilafet kayıtları yayınlamaktadır. Bu kayıtlar Hizb-ut Tahrir veya başka resmi kaynaklar tarafından verilmemiştir. Aksine bunlar bizim İslami ümmet tarafından yapılan kayıtlardır ki biz bunları İslam ve Müslümanlar için sitemizde yayınlıyoruz.

Devamını oku...

Ebyad Kentinde Hilafet Konferansına Davet

İslam ümmeti, Hilafetin gölgesi altında en güzel günlerini yaşadı. Rabbine kulluk yaptı, buyruğunu yerine getirdi, indirdikleriyle yönetti, dünyaya iyilik ve adalet yaydı, izzet içinde yaşadı, 13 asırdan fazladır zafer yolundu yürüdü. Kâfirlerin tuzağı, münafıkların hilesi onu durduramadı. Ta ki 28 Recep 1342’de Hilafet yıkılana kadar. Hilafetin yıkılışıyla izzetin yerini zillet ve zayıflık, zaferin yerini yenilgi ve hainlik, adaletin yerini zulüm ve zorbalık aldı.

Bu koşullarda Hizb-ut Tahrir, ümmeti küfür sistemleri ve fikirlerinden kurtarmak, Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafeti kurmak ve İslami hayatı yeniden başlatmak için ortaya çıktı. Recep ayına girdik. Bu haram ayda biz, ümmete Hilafet Devletinin yıkılışını hatırlatıyor, Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafeti yeniden kurmak için adam gibi adamları bizimle birlikte çalışmaya davet ediyoruz.

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti’nin Sonra Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır.sloganı altında Hilafetin 99 yıldönümünü anmak amacıyla düzenleyeceği konferansa katılmaya çağırıyoruz.

Tarih: 05 Recep 1441 / 29 Şubat 2020 Cumartesi Saat: 16.00

Yer: Ebyad Özgürlük Meydanı.

Katılımınız ümmetin varlık yokluk meselesine ilgi ve alaka gösterdiğiniz anlamına gelir.

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER