Çarşamba, 24 Safar 1441 | 2019/10/23
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

“Barış Pınarı” Şam Halkının Maslahatı Pahasına Tüm Aktör Devletlerin Çıkarlarını Gerçekleştirmek İçindir

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

“Barış Pınarı” Şam Halkının Maslahatı Pahasına Tüm Aktör Devletlerin Çıkarlarını Gerçekleştirmek İçindir

Haber:

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Pazar günü yaptığı açıklamada, Batının ülkesine yaptırım uygulamasının ve silah ihracını yasaklama tehdidinin, Suriye'nin kuzeyindeki Kürt savaşçılara karşı devam eden "Barış Pınarı" sürecini durdurmayı engellemeyeceğini söyledi.

Öte yandan Erdoğan, ülkesinin "terör örgütleri" olarak nitelendirilenlerle görüşmeyi reddetmesinin yanı sıra bazı ülkelerin liderlerinin bu bağlamda öne sürdüğü arabuluculuğu da reddettiğini vurguladı. (el-cezire.net)

Yorum:

Türkiye rejimi, 09/10/2019 Çarşamba günü “terör koridoru” olarak nitelendirdiği şeyi ortadan kaldırmak ve Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönmeleri için güvenli bir alan oluşturmak için Halep şehrinin kuzey kırsalında faaliyet gösteren gruplarla birlikte Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Nehri’nin doğusuna “Barış Pınarı” harekatını başlattığı günden beri… o zamandan beri gece gündüz bazen tehdit edici bazı zaman da arabulucu karaktere sahip çeşitli, dahası çelişkili uluslararası açıklamalar devam ediyor. Bu ise kartları karmak ve sahneyi daha fazla karmaşık hale getirmek içindir. Bu yüzden resmin netleşmesi ve gerçeklerin ortaya çıkması için tüm vakaların ve olayların dayanakları olması gerekir ki bunlar şunlardır:

Türkiye rejimi, Suriye devriminin başlamasından günümüze kadar bölgesel çıkarlarını elde etmek için ABD politikasına uygun olarak hareket etmekte olup onun bundan başka bir düşüncesi de yoktur.

Sözde güvenli bölge çok zaman aldı, en son onaylanana kadar çok araştırma yapıldı ve vakıa zemininde yer bulmaya başlaması için de Amerika’dan yeşil ışık aldı.  Bu ise, kendi emrinde çalışan Türkiye güçleri ile grup güçlerinin girmesine zemin hazırlamak için ABD güçlerinin bazı bölgelerden çekilmesinden açıkça anlaşılıyor.

Bir yandan Türkiye rejimi ile ABD arasında, diğer yandan da Türkiye rejimi ile Rusya arasında yüksek koordinasyon olmamış olsaydı, Suriye Demokratik Güçler tarafından kontrol edilen Fırat’ın doğusundaki bölgeler kontrol altına alınmaya başlanmayacaktı. 

“Barış Pınarı” harekâtı, bölgedeki tüm aktörlerin çıkarlarını gerçekleştirmek içindir. Zira bir yandan güney sınırlarını güvence altına alarak Türkiye rejiminin çıkarlarını gerçekleştirmek diğer yandan da Şam tağutunun rejimini güvence altına almak içindir. Çünkü “Suriye Demokratik Güçleri’ni” onun kucağına gitmeye ve Türkiye rejimi ile Suriye gruplarının kontrol edemediği gerekçesiyle de birçok bölgeyi ona teslim etmeye zorladı. Bu ise “Suriye Demokratik Güçleri’nin” gelecekte silahsızlanmasına ve onun mutlak bir şekilde kontrol altına alınmasına zemin hazırlamak için olmasının yanı sıra tüm bölgeleri ajanı Şam tağutunun kontrolüne vermek amacıyla çalışan ABD’nin siyasi çözümü “Barış Pınarı” harekâtını kolaylaştırmak içindir. Dolayısıyla bunlar, bu harekâtın bazı çıkarları gerçekleştirmesi göz önüne alındığında Suriye halkının geçici maslahatları pahasına sabit uluslararası çıkarlardır. 

Suriye Demokratik Güçleri’ne olan şey, özellikle Horan’da ABD’nin onların üzerinden örtüyü kaldırdığı ve onları Rusların ölüm makinesi ile karşı karşıya bıraktığında Suriye’nin güneyinde faaliyet gösteren gruplara olan şeydir. Dolayısıyla Türkiye rejiminin, süresi dolduktan sonra onun üzerinden örtüyü kaldırdığı ve ondan istediği şeyler tamamen uygulandığında diğer gruplara olan ona da olacaktır.

Bu yüzden Türkiye rejiminin onları Şam tağutunun zulmünden korumayacağını ve onların onun kucağına geri dönüşlerinin önünde durmayacağını, aksine Şam tağutunun yerini pekiştirmekten ve onu çöküşten kurtarmak için çalışmaktan çekinmediğini herkesin anlaması ve bunun herkes tarafından bilinmesi gerekir. 

Sonuç olarak masayı alt üst etmek ve inisiyatifi yeniden ele almak için herkesin hızlı bir şekilde harekete geçmesi gerekir. Aksi takdirde kendilerini pişman olacakları insan görünümlü canavarların dişleri arasında bulacaklardır! 

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan

Ahmed Abdulvahhab

Hizb-ut Tahrir Suriye Vilayeti Medya Bürosu Başkanı

Devamını oku...

Türkiye Vilayeti: Haftalık Değerlendirme Toplantısı 15/10/2019

  • Kategori Türkiye
  •   |  

Türkiye Vilayeti: Haftalık Değerlendirme Toplantısı 15/10/2019

Hizb-ut Tahrir / Türkiye Vilayeti Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar bu hafta Türkiye gündemini meşgul eden önemli konuları değerlendirdi.

H. 16 Safer 1441 El-Muvafık M. 15 Ekim 2019

► BARIŞ PINARI HAREKÂTI VE VATAN SEVGİSİ
Gerçek vatanseverler kim: sosyetik Kemalistler mi, samimi Müslümanlar mı?

► HAREKÂTI KINAYAN VE DESTEKLEYENLER…
Batılılar Suriye’deki ayrılıkçı terör örgütlerini korumayı amaçlıyorlar!

► TRUMP’IN ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALARI…
Son açıklama daha bir cüretkâr ve daha bir tehditkâr!

Devamını oku...

Ey Hamduk! Eğer Ciddi İseniz, Hizb-ut Tahrir, Ülkeyi Uçurumdan Çıkaracak Ayrıntılı Programa Sahiptir

Riyad’da Sudan diasporası ile bir araya gelen Başbakan Abdullah Hamduk, burada yaptığı konuşmada, İktidara geldiğimizden beri Özgürlük ve Değişim Güçleri içindeki kardeşlerimizle diyalog halindeyiz. Kendilerinden geçiş dönemi için acil programlarını istedik. Yaptığımız toplantılara rağmen bugüne değin herhangi bir program sunmuş değiller.” diye konuştu.

Hamduk’un dediği gibi Özgürlük ve Değişim Güçleri’nin ülkeyi yönetmek için bir yıllık ya da üç yıllık ayrıntılı programlarının olmaması tuhaf ve şaşırtıcı değil. Sömürgeci kâfir Batıdan çözümler dilenen tüm partiler ve ideolojik olmayan oluşumların durumu budur. En canlı kanıtı, sözde Anayasal Bildiri’dir. Yüzde yüz Batı yapımıdır, dahası İngilizce yazılıp tanımında bile anlaşmazlığa düşülmüştür. Hakkındaki tartışmalar halen devam ediyor. Bu, sadece Özgürlük ve Değişim Güçleri ile partilerine özgü değildir. Otuz yıl hüküm süren eski rejim ile çeşitli partilerin katılımıyla gerçekleşen El Vesbe (Amerikan) diyalog ögelerinden biri, Sudan’ın nasıl yönetileceği sorusu idi?

Sudan ve diğer Müslüman ülkelerin kâfir Batı sistemleriyle yönetildiği su götürmez bir gerçektir. Müslüman ülkeler, politikada demokratik sisteme göre (cumhuriyet, kraliyet diktatörlük), ekonomide ise kapitalist ekonomik sisteme göre yönetiliyor. Müslüman ülkelerin bilhassa Sudan’ın ekonomik eklemlerinin neredeyse tamamı canavar IMF’nin kontrolündedir. IMF, ülke zenginliğini talan etmek ve halkı yoksullaştırmak için çalışmaktadır.

Hizb-ut Tahrir, ideolojik siyasi bir partidir. Siyaset, ekonomi, içtimai ve diğer hayat sistemlerinin fışkırdığı ümmetin akidesi temeline kuruludur. Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti, geçen yüzyılın altmışlı yıllarından günümüze değin bu ülkedeki tüm ardışık rejimlere siyaset, yönetim, ekonomi vb. hakkında ayrıntılı programlar sunmuştur. Bu programlara Allah’ın Kitabı ve Rasûl’ünün Sünnetinden doğru içtihatla türetilmiş (191) maddelik Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafet Devletinin Anayasa Tasarısı’nda rastlamak mümkündür. Biz, uygulama sahasına koymanız için bu anayasayı size vermeye hazırız. Bu anayasa ile Rabbinizi razı, halkınızı ve ümmetinizi mutlu edebilir, ülke ve kulların durumunu iyileştirebilirsiniz.

إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ الْمُؤْمِنِينَ إِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ أَنْ يَقُولُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَأُولَٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ “Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Rasûl’üne davet edildiklerinde, müminlerin sözü ancak İşittik ve itaat ettik demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.” [Nur 51]

Devamını oku...

Ekmek Parası Arayışıyla Yolsuzluğa Karşı Gerçekleşen Ayaklanma

01 Ekim 2019 Salı gününden itibaren ilerleyen günlerde Irak’ın orta ve güney kentlerinde büyük gösteriler gerçekleşti. Gösterilerde eylemciler ve işsizler, hizmetlerin iyileştirilmesi, iş imkânı sağlanması, yolsuzluk yapanların yargılanması, son olarak hükümetin devrilmesi çağrısında bulundu. Güvenlik güçleri gösterilere sert bir müdahalede bulundu. Su, göz yaşartıcı gaz ve gerçek mermiler kullandı. Bunun sonucunda Bağdat, Hille, Necef, Basra, Divaniye, Nasiriye ve diğer kentlerde hayatını kaybedenler oldu. İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre yüzlerce gösterici hayatını kaybetti, altı binden fazla kişi yaralandı. Yüzlercesi gözaltına alındı. Hükümetin İnternet hizmetini kesmesine rağmen gösteriler güçlü bir şekilde devam etti. Silahlı bazı kişiler, bir dizi uydu kanallarına ait ofisleri basıp, personelini darp ettikten ve cihazları parçaladıktan sonra ofisleri kapattılar. Cuma gecesi yarısı Başbakan Adil Abdül Mehdi, bir televizyon konuşması yaptı. Konuşmasında ülkenin durumundan söz etti. Konuşması hayal kırıklığı yarattı. Zira göstericilerin temel talepleri olan yolsuzlukla mücadele, işsizlik veya hizmetlerle ile ilgili hiçbir plan ortaya koymadı. Aksine (İktidarda bir yıl, ülke sorunlarını çözmeye yetmez) gibi yapıcı cümleler sarf etti. Başbakan bu konuşması ile kimleri kandırdığını bilmiyoruz. Adil Abdül Mehdi, 2003 yılından günümüze değin rejimin temel taşlarından biridir. Dört yıldır cumhurbaşkanı yardımcılığı yapıyordu. Yardımcı mı yoksa görevi sona erdikten ve astronomik maaşı durdurulduktan sonra uykusundan uyanan biri mi bilemiyoruz?

ABD, Irak’ı işgal ettikten sonra tek derdi, Irak’ın zenginliklerini yağmalamak ve tesislerini yıkmak olan yozlaşmış bir grubu ülkenin idaresine getirdi. 2003’ten 2019’a kadar bir trilyon doları aşkın Irak petrol kaynakları çarçur edildi. Bütün fabrikalar kapatıldı, sahiplerini kovduktan sonra silahlı çetelerce el konulan tarım arazileri yok edildi. Irak bölgeleri, silahlı milislerin kontrolündeki taşralar haline geldi. İktidar partileri koltukları aralarında paylaştılar. IŞİD’e teslim edildikten sonra birçok il yerle bir edildi. Güvenlik ve ekmek parası arayışıyla milyonlarca insan Irak dışına göç etti. Her türlü yolsuzluk yaygınlaştı. Ahlaksızlık yayıldı, her tarafta kumarhaneler açıldı. Uyuşturucu ticareti yarı açık hale geldi, gençler uyuşturucu müptelası oldu... Bütün bunlar, iktidar mafyasının (partiler ve milisler) himayesinde gerçekleşti.

Gösteriler, bu gün ortaya çıkmış değil. On yıldır Ramadi, Musul ve Haviya kentlerinde protestolar düzenleniyor. Silah gücüyle bastırıldıktan sonra bu iller yıkım için IŞİD’e teslim edilmiştir. İki yıldan fazla bir süredir Bağdat büyük gösterilere tanık oluyor. Sadır hareketi gösterileri kuşatıp sonlandırmıştır. Güçlü medya karartmasına rağmen yaklaşık iki yıldır Basra’da gösteriler gerçekleşiyor. Bağdat’ta dört aydır üniversite mezunları gösteri düzenliyor. Bütün bu gösteriler ve protestolara rağmen hükümet, göstericilerin sorunlarını tedavi etmek için kılını bile kıpırdatmamıştır. Şimdi de insanlar, iktidarın vurdumduymazlığı nedeniyle sorunlarını özellikle de ölümcül işsizlik sorununu bizzat kendileri çözmeye kalktılar.

Irak, Mısır, Tunus, Cezayir, Suriye ve diğer Müslüman ülkelerin sorunları, efendilerinin projelerini uygulayan ve ülkede bozgunculuk çıkaran Batı ajanı mücrim grubun tasallutunun doğal bir sonucudur. Bu yolsuzluk, en çirkin formatları ile ümmet üzerine uygulanan kapitalist sistemin doğal bir salyasıdır. Bu ümmet, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmettir, Allah İslam ile onu üstün kılmıştır. 1300 yıllık yönetiminde işsizlik, durgunluk ya da ekonomik çöküntüye hiç bir zaman tanıklık etmemiştir. Göstericilerin talepleri, köhne kapitalist sistemin yamaları ve ümmetin yaralarını azdırmak için her gün bozuk merhemler deneyen kişilerin değişimiyle değil köklü çözümlerle karşılanmak zorundadır. Radikal çözümün kaynağı Allah’ın Şeriatıdır. Şeriat, sadece Müslümanlar için değil bütün insanlık için bir kurtuluştur. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَأَنَّ هَـذَا صِرَاطِي مُسْتَقِيمًا فَاتَّبِعُوهُ وَلاَ تَتَّبِعُواْ السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَن سَبِيلِهِ ذَلِكُمْ وَصَّاكُم بِهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.” [Enam 153]

Devamını oku...

Kadınları Kapitalist Köle Pazarında Pazarlayan Rejimler

30 Eylül 2019 Pazartesi günü Hartum’da yapılan açılışı maçıyla Sudan kadın futbol Ligi start aldı. Yerel ve uluslararası medyada yer alan haberlere göre yüzlerce taraftar ve diplomat maçı tribünden izledi. Maç, kadın ve erkek taraftarların tezahüratları altında oynandı. Geçiş hükümetinin isteklerini yansıtan bu kadın futbol turnuvası ile güya özgürlüklerin güçlendirilmesi, Anayasal Bildiri’nin öngördüğü demokratik referans uyarınca kadınlara daha geniş özgürlükler veren prosedürler ve hakların uygulanması amaçlanıyor.

Kadınların oynadığı bu spor, kadın erkek karışımı, soyunma ve çıplaklık gibi tüm şeri kuralları ihlal ediyor. Helalı haram, haramı helal yapan FIFA’nın şartlarına, yasalarına ve yönetmeliğine uyuluyor. Allah’tan korkulmuyor. Kasıtlı bir şekilde kamuoyu Allah ve Rasûl’üne açıkça meydan okuyan, sömürgeci kâfir uygarlığı ile dostane ilişkiler kuran laikliğe doğru yönlendiriliyor. Oysa Batı uygarlığı, kadını bir meta olarak görür, safsatalarla oyalar, değersizleştirir. Toplumsal yapının omurgası olduğunu unutur! Peki, Batılı kadın modelini örnek alan akımlarla mücadele etmek için ümmetin evlatlarının akıllarında kültürel güvenlik çiti örülmesi rolünü kim üstlenecek?

Ey geçiş hükümeti! Biliyorsunuz, kadın ve erkek yaratılışları gereği farklıdır. Dolayısıyla rolleri de farklıdır. Yaratılış ve doğalarında meydana gelecek herhangi bir ihlal, doğal rollerinde aksamaya neden olacak, toplumun süratle çökmesine yardımcı olacaktır. Hanif Şeriatının hükümleri, İmran’ın kadını diliyle tek kelimeyle şöyle buyuruyor:

وَلَيْسَ الذَّكَرُ كَالأُنْثَ “Erkek kadın gibi değildir.” [Ali İmran 36] Hal böyleyken onca tavizlere rağmen önceki iktidardan hoşnut olmayan Batıyı hoşnut etmek için neden gerçeklik ve Şeriata aykırı davranıyorsunuz? Önceki yöneticiler aşağılık her yolu deneyimlediler. Birleşmiş Milletler ve UNICEF’e başvurdular ama fayda etmedi ve şefaatçi olmadı.

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Medya Bürosu Kadın Kolları olarak biz, Sudan halkına şöyle sesleniyoruz: Ey Sudan halkı! Kadınlarınızı koruyun ve onları koruyup kollayın. Onurlarını savunun. Çünkü durum gerçekten çok tehlikelidir. Geçiş hükümeti, toplumunuzu yok etmenin pazarlığı içinde. İslam’ın hükümlerine hiçbir değer vermiyor. Dipsiz çukuruma yuvarlanacak olan laik hükümetin dünyası için dünyanızı satmayın. Kutsalların ayaklar altında çiğnenmesine sessiz kalmayın. Yozlaşmış düşüncelerine açıkça meydan okuyun. Komitelerde, mahallelerde, üniversitelerde ve okullarda onları ifşa edin. Aksi halde eğer sessiz kalırsanız bilin ki kesinlikle Allah’ın gazabına ve cezasına maruz kalırsınız. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَاتَّقُوا فِتْنَةً لا تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَاصَّةً “Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz.” [Enfal 25]

Ey Müslümanlar! Bütün sorunların müzayedesi ve pazarlığını yapan bu rejimlere daha ne zaman kadar sessiz kalacaksınız? Kadını üstün kılan, koruyan ve bu sefil gerçeklikten yücelten kanaat ve kavramların fışkırdığı asil siyasi vizyonu görmezden gelen rejimlere daha ne zamana kadar rıza göstereceksiniz? Aradığınızı Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet sisteminde gerçekten bulabilirsiniz. Hilafet, kadını kapitalist köle pazarında pazarlayan rejimlerin aksine onure edecek, savunulması gereken bir namus yapacaktır. Daha hayırlı olanı daha aşağılık olanla mı değiştiriyorsunuz? Ne oluyor size ne biçim hüküm veriyorsunuz öyle?

Devamını oku...

Silahlı Kuvvetlerimizin Srinagar ve El Aksa Zaferi Tekbirleri Atmaları İçin Kalkanımız Olan Hilafeti Restore Edin

3 Ekim 2019 tarihinde dünyanın en büyük altıncı ordusunun Genelkurmay Başkanı Bajwa, Keşmir, Pakistanın şahdamarıdır ve Keşmirli cesur kardeşlerimizin self determinasyon hakkını reddeden hiçbir taviz verilemez.dedi. Kılıç, ateş ve kanla karşılık verilmesi gerekirken sözle karşılık verilmesi acınacak bir durumdur. Bajwa-İmran rejimi, Keşmir’in şahdamarımız olduğunu kabul ederken, yetenekli askerlerimizin demoralize olmuş ve çökmüş Hint işgal kuvvetlerini hezimete uğratmak için Kontrol Hattı’nı geçmelerine izin vermedi. Bajwa-İmran rejimi, soylu Keşmir Müslümanlarının cesaretini överken, 1 Ekim 2019’da polis teşkilatının Hizb-ut Tahrir’e karşı yayınladığı RWP-WAK-002476 sayılı FIR suç listesine göre Keşmir Müslümanlarının kurtarılması için Pakistan ordusuna çağrı yapılmasını “terörizm” olarak tanımladı.

Ey Pakistan Müslümanları! Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

إِذَا وُسِّدَ الأَمْرُ إِلَى غَيْرِ أَهْلِهِ فَانْتَظِرِ السَّاعَةَİş, ehil olmayana verildi mi kıyameti bekle![Buhari] Gerçekten de liderlik layık olana verilir, zayıf liderlik düşman saldırılarına davetiye çıkarır. Bajwa-İmran rejimi, savaşta orduya destek olmaları için Müslümanları seferber etmek yerine şahdamarımız kesilirken ve bedenlerimiz lime lime doğranırken sade bir seyirci gibi hareket etmektedir. Rejim, eylemsizliğine yoksulluğu gerekçe gösteriyor. Oysa Pakistan, zengin kaynaklara ve Allah rızası için evlerini boşaltacak asil insanlara sahiptir. Rejim, mazlumlara ihanetini savaşın yıkım getireceği korkusu ile örtbas ediyor. Hâlbuki düşman bundan korkmuyor, acımasız zulmünde kesintisiz ve sağlam bir şekilde ilerliyor. Korkunç nükleer savaştan kaçınmak için kurnazca ve akıllıca hareket ediyor.

Ey Pakistan Müslümanları özellikle de silahlı kuvvetleri! Mevcut insan yapımı sistem ve ürünü omurgasız yöneticilerde zerre kadar umut olmadığının bir başka göstergesi Bajwa-İmran rejiminin eylemsizliğidir. Değersiz düşmanın zulüm ve aşağılama dalgasını durdurmak için Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın indirdiği yönetimi restore etmenin zamanı gelmedi mi? Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu

إِنَّمَا الْإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ“Gerçekten de, İmam bir kalkandır. Onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur.” [Müslim] Hiç şüphesiz kalkanımızı restore edene kadar Müslümanların omurgasız yöneticileri, Hindistan ya da Yahudi varlığının haçlı işgali savaşlarında düşmanlarımıza zaman kazandırmaya devam edeceklerdir. Rızasına nail olmak ve gazabından kaçınmak için Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın indirdiği yönetimi restore etmek uğrunda çaba göstermeliyiz. Pakistan ordusu aslanlarımız, ya zafer elde etmek ya da şehit olmak istiyorlarsa Nübüvvet metodu üzere Hilafetin kurulması için nusret vermek zorundalar.

Devamını oku...

Halk Kurtuluş Talebinde Bulunurken, Ülke Yöneticileri Sömürgeciliği Perçinlemek İçin Çalışmaktadır

Yabancı büyükelçilerin, siyasi hayatın en ince ayrıntısına müdahaleleri sonrasında şimdi de geçici Tunus Cumhurbaşkanı Muhammed Nasır 01 Safer 1441 / 30 Eylül 2019 Pazartesi günü Kartaca Sarayı’nda Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Komisyonu Başkanı Kongre üyesi Alice L. Hastings başkanlığında ABD Temsilciler Meclisi ile Senatosu’ndan bir heyeti kabul etti. Hastings ziyaret sonrası yaptığı açıklamada, “Ülkesinin, iktidardan İslam’ı dışlamak için Batılı laik demokratik projeyi yerleştirmeye çalışğını ve ziyaretin amacının “Tunus’ta demokratik geçiş deneyiminin başarısına verilen önem vurgulamak olduğunu.” söyledi. Hastings, “Terörle mücadelede Tunus’un çabalarına ve bölgede istikrarı güçlendirmek için gelişen bir demokrasi olarak Tunus’un stratejik rolüne” değer verdiklerini belirtti.

Bu açıklamalar, ülkemizde Batı denetimindeki art niyetli demokratik oyunun İslam’ı iktidardan uzaklaştırmak olduğunu göstermiştir. Batı, Tunusluların seçimlere katılmasını istiyor. Amaç, düzenini yerleştirmek ve uygarlığını korumak konusunda Tunus’un Müslümanlara örnek olmasını sağlamaktır. Ki bölge halkları İslam temelinde köklü değişime kalkışmasınlar.

Ey Tunus halkı! Allah’ın lütfu sayesinde otoriter rejimlere başkaldıran devrimci halkların ilki oldunuz. Devrimin fitilini ateşlediniz ve ateşi bölgede hâlâ devam ediyor. Sömürgeci kâfirlerin uykularını kaçırıyor. Hadi devriminizi tamamlayın ve Hanif Şeriatı uygulayarak, demokratik sistem ve sömürgeciliği yerleştiren demokratik seçimleri çöpe atarak Allah’a yardım edin. Allah da size yardım etsin ve ayaklarınızı sabit kılsın. Hizb-ut Tahrir olarak biz, ceberut saltanattan sonra Allah’ın vaadini gerçekleştirmek üzere ateşiyle yanıp tutuştuğumuz Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafetin yeniden kurulması için sizi bizimle birlikte çalışmaya ve bize yardımcı olmaya çağırıyoruz.

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْأَرْضِ “Allah, içinizden, iman edip de Salih ameller işleyenlere yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına dair vaatte bulunmuştur.” [Nur 55]

Devamını oku...

Bajwa-İmran Rejimi, Kartarupur Sınır Açılış Törenine Manmohan Singh’ı Davet Ederek, Trump ve Modi ile İttifakın Her Şeyin üstünde Olduğunu Kanıtladı

Kritik bir noktadayız. Günümüzün Raja Dahir’i neredeyse iki aydır Keşmir Müslümanlarını rehin almış durumda. Hindistan Genelkurmay Başkanı General Bapan Rawat, Kontrol Hattı’ndan Azad Keşmir’e geçme tehdidinde bulundu. Hint ordusunun gelişigüzel ateşi ve bombardımanı nedeniyle neredeyse her gün Kontrol Hattı’nda masum Müslümanlar ve askerler şehit oluyor. İşgal altındaki mazlum Keşmir Müslümanlarının kurtuluşu için silahlı kuvvetler içinde Muhammed Bin Kasım gibilere ihtiyaç giderek artıyor. Bajwa-İmran rejimi, Kartarupur Sınır açılış törenine eski Hint Başbakanı Manmohan Singh’ı davet etmekle tüm ihanet sınırlarını aşarak gerçek yüzünü göstermiştir. Bajwa-İmran rejimi, Hindistan’ın acımasız saldırganlığı karşısında ikiyüzlü davranıyor. Ümmetin, asil Müslüman ordularını seferber etme talebini görmezden gelen rejim, 30 dakika dayanışma ve işgal altındaki Keşmir Müslümanlarına yapılan korkunç zulümden sözde uluslararası toplumu bilgilendirme gibi kozmetik eylemlere başvuruyor. Oysa sözde uluslararası toplum, dünyanın çeşitli bölgelerinde Müslümanlara karşı boğazına kadar suçlara karışmıştır ya da Hindistan’ın saldırganlığından bihaberdir!

Rejim, dünya standardında nükleer stoka sahiptir ve şehitlik için yanıp tutuşan dünyanın altıncı büyük ordusuna komuta etmektedir. Rejim, efendisi Trump ve Modi’ye yaptığı uşaklıkta yeni bir standart yaratıyor. Müslümanların kurtuluşunu gerçekleştirecek bir eylemde bulunmak yerine dişsiz manevralar yapıyor. İçerideki kamuoyunu yatıştırmak için böylesi eylemlerde bulunduğuna dair bir de Trump ve Modi’ye güvenceler veriyor. Rejim, Hindistan’a hava sahasını kapatacağını söyledi ama Hindistan’ın büyükelçilik operasyonlarını durdurmak için hiçbir şey yapmadı. Öte yandan hain rejim, eylemsizliğinin nedeninin ekonomik sıkıntılar olduğunu fısıldayan bir kampanya başlattı. Bajwa-İmran rejimi, yoksulluğun arkasına saklanırken, Batı sınırında GSYH’si Pakistan’ın onda birinden daha az olan Afgan direniş, GSYH’si 19 trilyon dolar olan ABD’yi dize getirmiştir. Trump ve Modi’ye yaranma, rejimi Allah ve Rasûl’ünün emirlerine açıkça isyana götürdüğü gibi tepkisini zayıflatmış, bu zayıf tepki “stratejik ulusal çıkarlar” için bir güvenlik riski haline gelmiştir Keşmir sorunu, salt insan hakları meselesi değildir ya da sokağa çıkma yasağı da değildir. Aksine Keşmir meselesi, İslam ümmetinin kalbine saplanan bir hançerdir. Hindu müşrikler ve Haçlılar ile ittifaka giren rejim, ahiretini tehlikeye atıyor.

Pakistan silahlı kuvvetleri içindeki samimi subaylar, Hizb-ut Tahrir’e nusret vermek üzere bir adım öne atılmalıdır. Nübüvvet metodu üzere Hilafet, Müslümanları kurtarmak için Pakistan silahlı kuvvetleri aslanlarını serbest bırakacaktır. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

اَلَّذِيۡنَ اٰمَنُوۡا يُقَاتِلُوۡنَ فِىۡ سَبِيۡلِ اللّٰهِ‌‌ وَالَّذِيۡنَ كَفَرُوۡا يُقَاتِلُوۡنَ فِىۡ سَبِيۡلِ الطَّاغُوۡتِ فَقَاتِلُوۡۤا اَوۡلِيَآءَ الشَّيۡطٰنِ‌ۚ اِنَّ كَيۡدَ الشَّيۡطٰنِ كَانَ ضَعِيۡفًاİman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tâğut (bâtıl davalar ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır.” [Nisa 76]

Devamını oku...

70 Yıllık Çalışma Neticesinde İlerleme Nerede?

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

HABER-YORUM

(Tercüme)

70 Yıllık Çalışma Neticesinde İlerleme Nerede?

Haber:

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, komünist yönetimin 70. yıldönümü kutlamalarının açılışını yaptı. Buradaki büyük geçit törenindeki konuşmasında; “hiçbir gücün ülkeyi sarsamayacağı ifade etti.” Hong Kong'daki protestolara rağmen Çin’e duyduğu güveni bildirirken, ülkenin oldukça güçlü olduğundan söz etti. Mao Zedong’un Ekim 1949’da Çin Halk Cumhuriyeti’ni ilan ettiği yer olan Tiananmen Meydanı’nın kapısında, Xi Jinping delegelere; “Bu büyük ulusun “hiçbir gücün Çin’in yükselişine engel olamayacağını” vurguladı. (El-Cezire)

Yorum:

Bu kadar güçlü bir devletse ve tüm bu açık bariz güç gösterisine rağmen neden İslam’dan korkuyor? Doğu Türkistan'da silahsız Müslümanlar, ses hızını iki kat aşan kitle imha silahlarına karşı ne yapabilir?

Muazzam maddi ilerlemelerine rağmen, aydınlanma ve kültür nerede? Bu nedenle, doğru, yanlış, iyi veya kötü olan şeylerin dikkatsiz veya daha temel gerçeklere kayıtsız oldukları görülüyor. Her şey, Çin Komünist Partisi'nin hayatta kalması, maddi zenginlik arayışı ve Çin halkının bölgesel ve küresel olarak tüm diğer ülkeler üzerindeki kontrolüyle ilgilidir.

Halkını çok sayıda idam etmesine rağmen hükümet, büyük ölçekli bir grup oluşturmak için parmak izi ve yüz tanıma gibi modern teknolojilerin uygulanmasını hâlâ gerekli görüyor. Sadece bir dine mensup oldukları için veya herhangi bir ırka mensup olmaları nedeniyle insanların toplu şekilde katledilmelerinin veya hapsedilmelerinin doğru veya yanlış olduğuna bu sistemde kim karar veriyor?

70 yıl sonra, neden kendilerine hakaret eden ırkçı sömürgecilerden daha iyi değiller?

İslam, insanlığı cehaletin karanlığından, hak ve batılın standartlarını düşünen her insanın temel sorusuna cevap vererek kurtarmaya geldi. Kısacık ömrümüzün hayattaki anlamı nedir? Bu sorulara verilecek cevaplar, benzersiz ve aydınlanmış bir hadaret inşa etmek için entelektüel düşünmeyi sağlar.

İslam, ırkçılığı ve aşiretçiliği reddediyor ve herkese merhametle davranılmasını emrediyor. Ayrıca, servetle ilgili hükümleri de belirtti. Toprak servetinin, dünya nüfusunun sadece % 2'sini oluşturan güçlü kapitalistlere, bürokratlara ait olmadığını hatta tüm halka ait olduğunu emreder. İslam mülkiyet hakları, oy kullanma hakkı, bilim adamı, işadamı, hâkim ve savaşçı ve kadınlara 1.400 yıldan fazla bir süre kendilerini temsil etme hakkı verdi.

Devletin bütün vatandaşlarının bakımı ve refahı dâhil olmak üzere Halife'nin sorumluluklarını tanımladı. İslam, halkına karşı casusluk, zulüm veya acımasızlığı da yasakladı.

Belki de, İslam korkusundan ziyade Çin, İslam'ı, onun ideolojisini ve ondan kaynaklanan sistemi ve üzerine bina edilen hadaretini inceleme cesaretine sahip olmalıdır. Sonra belki de devletinin iyiliği için, toplumunun gidişatını düzeltmek, gerçek bir ilerleme sağlamak ve karanlıktan aydınlığa çıkmak için İslam'ı benimser.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan

Muhammed Hamza

Devamını oku...

Feribot Trajedisi: Tamamen Kapitalizmin Bir Başarısızlığıdır!

29 Eylül 2019 Pazar günü saat 18.15’te yaşanan trajedinin üzerinden 72 saat geçmiş olmasına rağmen henüz 35 yaşındaki Mariam Kigenda ile kızının cesedi bulunamamıştır. 29 Eylül 2019 Pazar günü saat 18.15’te Mariam’ın aracı devrilip Hint Okyanusu’na düştü. Mariam Kigenda’nın arkadaşları ve akrabalarına en derin taziyelerimizi sunuyoruz.

Kenya Deniz Kuvvetleri ve Kenya Limanlar İdaresine bağlı dalgıçların olmasına rağmen arabası ile Okyanus’a düşen anne ile kızının cesetleri henüz bulunamamıştır! Ailesi, cesetlerini aramak için yerel dalgıçlara cebinden para ödemeyi bile kabul etti. Onca yıldır Kenya Feribotunun tek bir dalgıç bile olmadan faaliyet göstermesi acı vericidir! Burada acilen sorulması gereken soru şudur; ordu subaylarının böyle trajediler ile başa çıkmak için yeterli hazırlıkları var mıdır? Yoksa sadece ulusal törenlerde arzı endam etmek için mi vardırlar?

Bu olay bir kez daha Kenya Feribot Hizmetleri ve genel olarak Ulaştırma Bakanlığı’nın yönetim eksikliği ve stratejik yoksulluğunu gösteriyor. Bu trajedi, hükümet, Ulaştırma Bakanlığı ve Feribot Hizmetleri’nin ihmalkârlığının bir sonucudur. Kamu güvenliğini sağlamak için bu tür trajedilerin meydana gelmesini mi bekliyorlar? Biz insanlara iyi hizmet edemeyen kapitalist sistemin başarısızlığını protesto ediyoruz. Kapitalizm, kamu güvenliği dâhil tüm kamu işlerini ağırdan alan bir sistemdir. Bu yüzden biz tüm insanları Nübüvvet metodu üzere Hilafetin yeniden kurulması çalışmalarını desteklemeye çağırıyoruz. Gerçekten Hilafet, yolcular dâhil tüm kamu güvenliğine en üst düzeyde önem gösterecek, yolcu gemilerini denetleyecek, sefere çıkmadan önce her bir gemiye kazaları önlemek için bir ekip yerleştirecektir.

Şaban Muallim
Hizb-ut Tahrir
Kenya
Medya Temsilcisi

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER