حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi Kadın Kolları
| No: HT-BA-2026-MO-TR-11 |
H. 1 Zilka’de 1447 M. Pazar, 19 Nisan 2026 |
Takween Merkezi Ateist Bir Nesil Yetiştirmek İçin Ayak Basabileceği Bir Yer Arıyor!
2024 yılında Mısır’da reddedilen “Takween (Arap Düşüncesini Oluşturma) Merkezi”, 5 Nisan 2026 Pazar günü kendine bir dayanak noktası bulmak amacıyla Fas’a çıkarma yaptı. Bu amaçla, Rabat’taki bir otelde sadece belirli gazetecilerin katılımıyla yarı gizli bir toplantı düzenlendi. Merkez kendisini; “hoşgörü söylemini geliştirmek, diyalog ufuklarını açmak, eleştirel incelemeleri teşvik etmek, fikri tabuları sorgulamak, dini düşünceye yenilenme ve ıslahat ruhunu yaymak, dini düşünceye çağın yenilikleriyle iletişimini ve entegrasyonunu geri kazandırmak” üzere çalışan bir kurum olarak tanımlıyor. Ancak İbrahim İsa, Olfa Youssef, İslam Behiri ve Firas es-Sevvah gibi mütevelli heyetinde yer alan isimlere kısaca bir göz atıldığında, bu projenin İslam hakkında açıkça şüphe uyandırmayı hedefleyen bir proje olduğu görülecektir.
Aydınlanma mı, Sahtekarlık mı?
Kendilerini “aydınlanmacı” olarak nitelendiren bu kişilerin amacı; modernleşme, yenilenme ve değişim adı altında dinin sabiteleri hakkında şüphe uyandırmaktır. Onlar, reformcu kılığına girmiş bozgunculardır. Adeta bir şüpheler savaşı yürüterek Kur’an’a saldırmaktalar, Sünnet ve Sahih kaynaklara dil uzatmaktalar, Sahabe hakkında itibar suikastı yapmaktalar, Tabiin ve İslam alimleri hakkında ileri geri konuşmaktalar, İslam tarihini karalamaktalar ve ahlaksızlığı yaymaktadırlar. İmam Hafız en-Nesai (Rahimehullah) şöyle demiştir: “İslâm, kapısı bulunan bir ev gibidir. İslâm’ın kapısı ise sahabedir. Bir eve
girmek için kapıyı çalan kimse gibi her kim sahabeye eziyet etmek isterse bilsin ki bununla İslâm’a eziyet etmek istemiştir.” (Tehzîbu’l-Kemâl 1/339)
Bu kişiler, Müslüman gençleri hedef alan bu şüphe uyandırıcı kampanyalarını yaymak için finans ve medya desteğine sahipler. Bunlar, ilmi bir tartışmaya kapı aralamıyorlar, aksine mirastan kurtulma adı altında, dışarıdan bakıldığında hakka benzeyen ancak hakikatte İslam’ın özünü hedef alan çarpık yorumlarla seçici bir yönlendirmenin temelini atıyorlar. Takween Merkezi, fitne yaymak için kurulmuş bir çekirdekten başka bir şey değildir. İnsanları aldatma ve yanıltma konusunda mahirdirler. İnsanların akidelerini bozan, ilim iddia eden ama aslında hak yolunu kesen ve insanları cehennem kapılarına çağıran, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in tanımladığı gibi, temele içeriden darbe indiren birer davetçilerdir. Huzeyfe bin el-Yeman’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
يَكُونُ دُعَاةٌ عَلَى أَبْوَابِ جَهَنَّمَ، مَنْ أَجَابَهُمْ إِلَيْهَا قَذَفُوهُ فِيهَا»، قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ صِفْهُمْ لَنَا. قَالَ: «هُمْ قَوْمٌ مِنْ جِلْدَتِنَا يَتَكَلَّمُونَ بِأَلْسِنَتِنَا“Cehennem kapısında duran bazı cehennem davetçileri olacaktır. Çağrılarına uyanları cehenneme atacaklardır.” Dedim ki: Onların niteliklerini bize anlatır mısın? Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Onlar bizim kavmimizden olup bizim dilimizle konuşacaklardır.” buyurdu.
Gizli Ateist Düşüncenin Tehlikesi
Ateizm (İlhad), sözlükte; maksattan sapmak ve bir şeyden yüz çevirmek demektir. Sadece maddi ateizmle, yani Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın varlığını inkâr etmekle sınırlı değildir; bilakis haktan ve Allah’ın dininden mutlak anlamda sapmaktır. Şeyh Tahir b. Aşur Allah rahmet eylesin Et-Tahrir ve’t-Tenvir adlı eserinde şöyle der: “İlhad, bir şeyin ortasından kenarına kaymaktır. Bütün türevleri bu anlama gelir. Bir şeyin ortası hak ve doğruya benzetildiği için, haktan batıla sapmak da ilhad olarak adlandırılmıştır. Dolayısıyla küfür ve ifsada da ilhad (ateizm) denmiştir…” Ateizm ve modern düşünce alanında uzman araştırmacı Dr. Heysem Talat da gizli ilhadın üç ayağı olduğunu ifade eder: 1- Sünneti inkâr etmek. 2- Metni yorumlayan otoriteleri dışlamak (İcma, Sünnet veya alimlerin görüşlerinin metni anlamada devre dışı bırakılması) 3- Kur’an’ı anlamından koparmak. Böylece dini metinler her türlü yoruma açık hale gelecek, sembolizm (Kur’an kavramlarının sembolik olduğu, zahiri anlamının kastedilmediği) ve tarihselcilik (şerî hükmün geçmiş tarihe ait olup bittiği) gibi yöntemlere ve akla hayale gelebilecek her türlü ateizme kapı aralanacaktır. İşte ateistlerin Takween Merkezi bu metodoloji üzerine kuruludur.
Gençler: Etken mi, Yoksa Edilgen mi?
Dini sorgulama ve şüphe uyandırma kampanyalarının son sürat devam ettiğini ve buna sınırsız paralar harcandığını biliyoruz. Bizler, alimlerin iyiliği emredip kötülükten sakındırmalarının engellendiği, kovuşturmaya uğrayıp hapse atıldığı; buna karşılık laiklere, şeytani vahiylerini tebliğ etmeleri için izin verildiği ve fon sağlandığı bir dönemde yaşıyoruz. Toplumu kasıp kavuran bu ateist ve şüpheci dalgalar, gençlerin inandığı İslam’ın şekilsel düzeyde kalması ve inandıkları dinin içeriğinin boşaltılması istenmektedir. Şu Hadis-i Şerif’te Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem, ahir zamanda Müslümanların durumunun ne olacağını, cehaletin yerleşeceğini ve ilmin kaldırılacağını haber vermektedir. Huzeyfe bin el-Yaman’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
يَدْرُسُ الْإِسْلَامُ كَمَا يَدْرُسُ وَشْيُ الثَّوْبِ حَتَّى لَا يُدْرَى مَا صِيَامٌ وَلَا صَلَاةٌ وَلَا نُسُكٌ وَلَا صَدَقَةٌ، وَلَيُسْرَى عَلَى كِتَابِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ فِي لَيْلَةٍ فَلَا يَبْقَى فِي الْأَرْضِ مِنْهُ آيَةٌ، وَتَبْقَى طَوَائِفُ مِنَ النَّاسِ، الشَّيْخُ الْكَبِيرُ وَالْعَجُوزُ يَقُولُونَ: أَدْرَكْنَا آبَاءَنَا عَلَى هَذِهِ الْكَلِمَةِ؛ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، فَنَحْنُ نَقُولُهَا “Elbisenin nakışı eskiyip gittiği gibi İslâmiyet de eskiyip gidecektir. Hatta oruç nedir, namaz nedir, Hac ve Umre nedir, sadaka nedir bilinmeyecektir. Aziz ve Celil olan Allah Kur’an’ı bir gecede kaldırıp götürecek ve yeryüzünde ondan tek bir ayet bile kalmayacaktır. Çok yaşlı erkekler ve pek ihtiyar kadınlardan meydana gelen birtakım insanlar kalacak ve: ‘Biz babalarımıza Lâ ilâhe illâllah kelimesi hâli üzerine yetiştik ve (dinden bildiğimiz) bu kelimeyi söyleriz.’ diyeceklerdir.”
Peki, Müslüman gençler, bu akım karşısında durabilecek ve ona meydan okuyabilecek bir donanıma sahipler mi? Yoksa akıntıya kapılıp bu fikirleri benimseyen ve onlarla eriyip giden birer sel kütlesine mi dönüşecekler?
Ey Müslüman anneler! Dini yaşayabilmeleri ve Allah’ın razı olacağı şekilde Allah’a kulluk edebilmeleri için çocuklarınızın kalbine Allah’ın farz kıldığı asgari dini bilgileri aşıladınız mı? Çocuklarınızı kale gibi sapasağlam korudunuz mu? Onları İslami kimlikleriyle gurur duyacak şekilde yetiştirip, akideyi bu hayatta başka aidiyet ve bağlılık aramayacakları bir hayat pusulası haline getirdiniz mi? Çocuklarınızı Kur’an’a bağladınız mı ve Allah’ın kitabını, Peygamberimizin sünnetini anlayabilmeleri ve tefekkür edebilmeleri için Arapça dillerini geliştirmelerini sağladınız mı? Onlara düşmanlarını tanıttınız mı, savaş yöntemlerini öğrettiniz mi? Bu ağır bir emanettir, sakın onu zayi etmeyin!
Ey Müslümanlar! Yeryüzünde İslami otoritenin yokluğunun acılarını her gün yudum yudum tadıyoruz. Şayet Allah’ın şeriatıyla hükmeden bir devlet olsaydı, bu cahil güruhun bir kürsüsü ve gür çıkan bir sesi olabilir miydi? Nübüvvet metodu üzere Hilafet Devleti olmadan İslam’ın hiçbir etkisi ve gücü olamaz. O halde Hilafeti kurmak için acele edin ve gençlerinizi kurtarın. Zira gençler, bu ümmetin yakıtıdırlar. Onlar, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e nusret vermişler, fetihlere önderlik etmişler ve büyük kahramanlıklar gerçekleşmişlerdir...
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Merkezî Medya Ofisi Kadın Kolları |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi el-Mezra’a, P.K. 5010-14, Kolombiya Merkezi B Blok Kat:2, Beyrut/Lübnan Telefon: TEL: 0096 113 07 59 4 / GSM: 0096 171 72 40 43 www.hizb-ut-tahrir.info |
E-Mail: media [@] hizb-ut-tahrir.info |