حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Mübarek Toprak (Filistin)
Medya Bürosu
| No: FL–BA–2026–MB–TR–11 |
H. 10 Safer 1448 M. Cuma, 24 Temmuz 2026 |
Gazaba Uğrayanların Suçları Tırmanışta!
Peki, Ne Zaman Orduların Dalgakıran Gibi Gelip Onların Kökünü Kazıdığını ve Mübarek Toprakları Kurtardığını Göreceğiz?!
24 Temmuz 2026 Cuma günü, Nablus’a bağlı Till beldesinde dört kişi, katil ve suçlu varlığın ordusu ve onların koruması altındaki yerleşimcilerin saldırılarına karşı kendilerini ve beldelerini savunurken şehit düştü. Saldırganlardan biri, elinden alınan silahla öldürülmüş olsa da, köy halkı tamamen silahsızdı. Kendilerini savunmak için sahip oldukları tek şey, nefret ve suç kurşunlarına karşı siper ettikleri çıplak göğüsleriydi.
Bu katliam, Gazze’de durmak bilmeyen, ardı arkası kesilmeyen, sanki sayımı durmuş ve unutulmaya terk edilmiş trajedilere eklenen yeni bir katliam niteliğindedir. Bunun yanı sıra suçlular, Batı Şeria’nın dört bir yanında Filistin halkına yönelik kundaklama, bıçaklı saldırı ve yıldırma eylemlerini de sürdürüyorlar. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, bir de gaspçı varlığın başı Netanyahu çıkıp utanmazca şu açıklamayı yapıyor: “Terörü her yerde kovalayacağız, sabotajcılara ve arkalarındakilere ulaşacağız ve onlardan hesap soracağız.” Suç ordusu da Batı Şeria’ya beş bölük daha sevk ederek burayı askerî operasyon bölgesi ilan etme kararı aldı ve yerleşimcilere karşı duranları hedef alacağını duyurdu. Smotrich de yaptığı açıklamada “Till, Irak Burin ve Beyt Furik köyleri, Nablus ve Tulkarem’deki mülteci kampları gibi olmalıdır.” diyerek, Filistin halkının kanı üzerinden yeni bedeller ödetileceğini söyledi. Mücrim işgalci, halkı katlettiği ve mülklerine saldırdığı yetmezmiş gibi bir de onları cezalandırıyor. Bu varlık ve suçları yalnızca azgınlık, saldırganlık ve kibir denklemi üzerine kuruludur. Gerçek bir savaşın ya da uzun süreli bir mücadelenin yükünü tek başına taşıyamayacak kadar çürük ve zayıftır.
Suç üstüne suç işlenirken, kınama içerikli iğrenç ve mide bulandırıcı kınama açıklamaları da aralıksız sürmektedir. Bu açıklamalardan daha da iğrenç olanı ise, halka yerleşimci sürücülerine karşı “halk direnişi” gösterme çağrısında bulunmalarıdır. Abbas yönetimi sorumluluğunu üstlenmekten kaçmış, yükü hiçbir gücü ve kuvveti olmayan insanların sırtına yüklemiştir. Halk yerleşimcilere karşı durduğunda ise, karşılarında yerleşimcilerle omuz omuza saf tutan işgal ordusunu bulmuş, buna karşılık Filistin yönetiminden kınama ve protestodan başka kayda değer hiçbir adım görmemiştir. Bu durum, ihanet olarak nitelenen Oslo Anlaşması’nı temel siyaset kabul eden, “işbirlikçi” güvenlik koordinasyonunu dokunulmaz sayan ve işgalci yapıyı tanımayı belediye veya parlamento seçimlerine katılmanın ön şartı hâline getiren bir yönetimden beklenmeyecek bir şey değildir.
Filistin halkı, dünyanın en korkak insanlarının ateşiyle kavrulmaktadır. Her gün ölüme sürüklenirken ne sempati ne de dökülen gözyaşları onlara bir fayda sağlamaktadır. Evlerinden sürülürken övgü ve destek sözleri de onlara hiçbir yarar getirmemektedir. Mübarek topraklarda kalmanın bedelini her gün kendi kanlarıyla yazılan faturalarla ödemekte, bu bedel ise her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır.
Filistin halkı; özellikle Batı Şeria’sı, Gazze’si, esirleri ve Mescidi Aksa’sı etrafına baktığında, düşmanın onları önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından kuşattığını görüyorlar. Düşmanın ötesinden bir yardımcı beklediklerinde ise karşılarında kuşatmayı daha da sıkılaştıran, bağları daha da sağlamlaştıran, katille omuz omuza ve el ele veren rejimler buluyorlar. Bu rejimler, Filistin’in kurtuluşu için cihada can atan bir ümmeti ve Mescid-i Aksa’da namaz kılmak için yanıp tutuşan orduları kardeşlerine yardım etmekten alıkoyuyorlar.
Bugün Filistin halkı, kaçınılmaz ölümden kaçacak bir sığınak ve planlı tehciri durduracak bir engel görememektedir. Karanlık onları her taraftan kuşatmış durumdadır. Yine de ümmet ve onun ordularında küçük bir umut ışığı görmektedirler. Ancak bu umut da, ümmete ve ordularına defalarca yapılan çağrıların karşılıksız kalması sebebiyle sönmeye yüz tutmaktadır. Beklenen hareket; bugüne kadarki girişimlerden farklı, teslimiyet ve normalleşme düzenlerini yıkacak, Müslüman ordularını işgalci yapıyı koruma konumundan çıkaracak, askerleri kışlalarından, topları depolarından ve uçakları hangarlarından çıkaracak bir harekettir. Hıttîn’i, Ayn Câlût’u, Kadisiye’yi ve Yermük’ü hatırlatan bir seferberliktir.
Peki ne zaman Mescid-i Aksa’nın avlularında cihat nidaları, zafer tekbirleri ve büyük fethin şükür secdeleri yankılanacaktır?
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Mübarek Toprak (Filistin) Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi Telefon: 0598819100 www.pal-tahrir.info |
E-Mail: info@pal-tahrir.info |