Logo
Bu sayfayı yazdır


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu

No: PK-BA-2026-MB-TR-07 H. 10 Ramazan 1447
M. Cuma, 27 Şubat 2026

Ey Müslümanlar Topluluğu! Allah’tan Korkun, Allah’tan Korkun! Allah Sizi İslam’la Hidayete Erdirmişken, Sizi Onunla Onurlandırmışken, Onunla Cahiliye Düzenini Ortadan Kaldırmışken ve Kalplerinizi Onunla Birleştirmişken Hâlâ Cahiliye Davası mı Güdüyor

Bu sarsıcı sözler; Yahudilerden Şâs bin Kays’ın, Ensar’dan Evs ve Hazreç kabileleri arasında kabile asabiyetini körüklemek için Yahudi bir genci kullanması ve neredeyse aralarında bir savaş çıkaracak noktaya gelmesi üzerine Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in söylediği sözlerdir. Bu nasihat bugün bizim hâlimize de tam olarak uymaktadır. 26 Şubat’ı 27 Şubat’a bağlayan gece Afganistan’daki Taliban güçleri, Pakistan’a ait bazı sınır noktalarına saldırı düzenledi. Bu saldırının, Pakistan hava kuvvetlerinin Pakistan Talibanı’na ait olduğu iddia edilen hedeflere yönelik hava saldırılarına misilleme olarak gerçekleştirildiği bildirildi. Medyada yer alan haberlere göre bu hava saldırılarında kadınlar ve çocuklar hayatını kaybetti. Pakistan Afganistan’ı söz konusu örgüt unsurlarına barınma imkânı sağlamak ve onların sınırı geçmelerine göz yummakla suçlarken Afganistan bu suçlamaları reddetmektedir. Her iki taraf da sanki Filistin’i gasp eden Yahudilere karşı bir cihat meydanındaymışçasına yüzlerce Müslümanın öldürülmesinden bahsediyor! Halbuki Gazze’de katliamların sürdüğü bir dönemde her iki ülkenin orduları da kışlalarında çakılı kalmış, Müslümanları savunmak için ne bir cesaret ne de bir çaba göstermişlerdir. Fakat iş birbirleriyle savaşmaya gelince nedense aslan kesilmektedirler!

Oysa İslam’da bir Müslümanın bir diğer Müslümanla savaşması çok tehlikeli ve büyük bir cürümdür; zira Müslümanın kanı Müslüman kardeşine haramdır. Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem Kurban Bayramı günü yaptığı hutbede şöyle buyurmuştur:

إنَّ دِمَاءَكُمْ وَأَمْوَالَكُمْ وَأَعْرَاضَكُمْ عَلَيْكُمْ حَرَامٌ، كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا، فِي شَهْرِكُمْ هَذَا، فِي بَلَدِكُمْ هَذَا“Böylesi kutsal bir beldede ve böylesi kutsal bir ayda bu gününüzün kutsallığı gibi mallarınızı kanlarınız ve onurlarınız da birbirinize karşı kutsaldır.” [Buhari] Ahnef b. Kays’ın rivayet ettiğine göre Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

إِذَا الْتَقَى الْمُسْلِمَانِ بِسَيْفَيْهِمَا، فَالْقَاتِلُ وَالْمَقْتُولُ فِي النَّارِ». قال: يا رسول الله، هذا القاتل فما بال المقتول؟ قال: «إِنَّهُ كَانَ حَرِيصاً عَلَى قَتْلِ صَاحِبِهِ “İki Müslüman kılıçlarıyla karşılaşırsa ölen de öldüren de Cehennemdedir.” Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem de Yâ Rasûlallah! Öldürenin durumu belli, ama ölen niçin cehennemdedir? diye sordum. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem de “Çünkü o, arkadaşını öldürmek istiyordu” buyurdu.” [Buhari] Allah Subhânehu ve Teâlâ Kuran’ı Kerimde şöyle buyurmaktadır:

وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِناً مُتَعَمِّداً فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِداً فِيهَا وَغَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَأَعَدَّ لَهُ عَذَاباً عَظِيماً“Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası içerisinde ebedi kalmak üzere cehennemdir. Allah ona gazap eder ve lanet eder. Onun için büyük bir azap da hazırlamıştır.” [Nisa 93] Bütün bu naslar, Müslümanların birbirleriyle savaşmasının haram olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle, özellikle milliyetçilik veya kabilecilik gibi duygularla körüklenen İslami gruplar arasındaki savaşlar, her ne şart altında olursa olsun derhal durdurulmalıdır; zira bu çok daha büyük bir haramdır.

Maalesef bugün her iki taraf da milliyetçi, kabilevi ve coğrafi (ulus-devlet) saiklerle savaşmaktadır. Bu asabiyetler İslam’ın vahdetiyle taban tabana zıttır. Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

مَنْ قَاتَلَ تَحْتَ رَايَةٍ عِمِّيَّةٍ، يَدْعُو إِلَى عَصَبِيَّةٍ، أَوْ يَغْضَبُ لِعَصَبِيَّةٍ، فَقِتْلَتُهُ جَاهِلِيَّةٌ“Kim de körükörüne çekilmiş cahillik bayrağı altında savaşır, asabiyet (ırkçılık) için gadablanır veya asabiyete çağırır veya asabiyete yardım eder, bu esnada da öldürülürse bu ölüm de cahiliye ölümüdür.” [İbn Mace] Bugün bu çatışmada taraflardan hiçbiri şer’î hükümlere bağlı kalmamaktadır. Pakistan ordusuna yönelik gayrinizami saldırılar Şeriat’tan olmadığı gibi, bir isyan yoluyla Müslümanların askeri gücünün zayıflatılmasının da şer’an hiçbir mazereti yoktur. Öte yandan Amerika’nın baskısıyla Afganistan’daki Taliban yönetimine uygulanan politikalar da şer’an haramdır. Mültecilerin zorla gönderilmesi, sınırların kapatılması ve kabile bölgelerinde yürütülen operasyonlar sonucu binlerce masumun hayatını kaybetmesi kabul edilemez. Dolayısıyla her iki tarafın da İslam’ın hükümlerine geri dönmesi farzdır.

Bu savaş Müslümanların saygınlıklarını çiğnemekte ve kâfirlerin bizi seyretmesine sebep olmaktadır. Pakistan ve Afganistan ordularının İran güçlerine ve Gazze’deki mücahitlere yardım etmek için seferber edilmesi gerekirken, birbirleriyle savaştıkları ve her bir tarafın diğerini öldürmekle övündüğü görülüyor! Bu meselenin çözümü Pakistan-Afganistan sınır hattında değil; ancak İslamabad ve Kabil’in tek bir Hilafet çatısı altında birleşmesiyle mümkündür. Zira Hilafet tıpkı Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in ve ondan sonraki Raşit Halifelerin Arap ve Acemi tek bir ümmet çatısı altında birleştirdiği gibi, milliyetçi ve kabileci asabiyetleri silip atacaktır. Eğer mevcut durum böyle devam ederse, yirmi beş yıldır süren bu problem önümüzdeki onlarca yıl boyunca da devam edecektir. Şüphesiz ki Hizb-ut Tahrir, daima bu şer’i çözüme davet etmektedir ve bu trajediyi sona erdirecek yegâne çözüm de budur.

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
P.O. Box 1924, Lahore / Pakistan
Telefon: +(92) 345–428–7323 / +(92) 333–561–3813
https://bit.ly/3hNz70q
Fax: +(92) 21–520–6479
E-Mail: spokesman@hizb-ut-tahrir.com.pk

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.