حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu
| No: PK-BA-2026-MB-TR-01 |
H. 21 Şevvâl 1447 M. Çarşamba, 08 Nisan 2026 |
Pakistan Yöneticileri Ümmete İhanet Etmeye Devam Ediyorlar ve Amerika’yı İran Bataklığından Kurtarmak İçin Canhıraş Çalışıyorlar
7 Nisan akşamı, Amerika’nın Firavunu Trump, Truth Social platformunda yaptığı açıklamada, “Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Mareşal Asım Münir ile yaptığım görüşmelere istinaden ve onların bu gece İran’a gönderilen yıkıcı gücü durdurmamı talep etmeleri üzerine; İran İslam Cumhuriyeti’nin Hürmüz Boğazı’nı Tamamen, derhal ve güvenli bir şekilde açmayı kabul etmesi şartıyla, İran’a yönelik bombalama ve saldırıları iki haftalık bir süre için askıya almayı kabul ediyorum.” ifadelerini kullandı. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de yaptığı bir paylaşımında, Orta Doğu’daki süregelen savaşın barışçıl yollarla çözümüne yönelik diplomatik çabalar, yakın gelecekte somut sonuçlar doğurabilecek bir potansiyelle kararlı, güçlü ve etkin bir seyir izlemektedir. Diplomasinin devam edebilmesi için Başkan Trump’tan son tarihi iki hafta uzatmasını içtenlikle talep ediyorum. Pakistan, İranlı kardeşlerden iyi niyet göstergesi olarak Hürmüz Boğazı’nı iki haftalık bir süre için açmalarını samimiyetle rica etmektedir.” dedi. Ardından Şahbaz Şerif, 15 günlük bir ateşkes ilan edildiğini duyurdu ve her iki ülke liderliğini kapsamlı bir anlaşmayı müzakere etmek üzere 10 Nisan 2026 Cuma günü İslamabad’a davet etti.
Pakistanlı yöneticilerin iki taraf arasında yürüttüğü bu haince arabuluculuk; Amerika ve beslemesi Yahudi varlığının İmam Müslim ve İmam Buhari’nin ülkesine karşı yürüttüğü savaşta Amerika’nın yenilgi emarelerinin görülmeye başladığı bir vakitte gerçekleşmiştir. Nitekim Reuters, 6 Nisan 2026’da “Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in gece boyunca ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, özel elçi Steve Witkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile sürekli temas halinde olduğunu” aktarmıştır. Pakistan yöneticileri, daha önce Amerika’nın Afganistan’dan çekilirken uğradığı askeri hezimeti siyasi zafere dönüştürmek ve itibarını kurtarmak için nasıl canhıraş çalışmışlarsa bugün de Amerika’nın savaş meydanında kazanamadığı zaferi masada elde etmesi için İran meselesinde canhıraş çalıştıkları görülmektedir.
Geçtiğimiz on yıllar boyunca ve Pakistan devletinin kuruluşundan bu yana Pakistan yöneticileri; daima sömürgeci kâfirin hizmetkârları ve kolaylaştırıcıları olmuşlar, Ümmetin kalkınmasına veya çıkarlarından herhangi birinin hizmetine yönelik tek bir adım dahi atmamışlardır. Örneğin 1980’lerin başlarında, ülkenin askeri ve beşeri kapasitelerini kullanmışlar, insanların İslami duygularını, imanlarını ve Allah yolunda cihat arzularını istismar ederek Afganistan sahasındaki iki süper güç arasındaki savaşta Amerika öncülüğündeki Batı bloğunu desteklemişlerdir. Bu durum bölgedeki Müslümanların Sovyetler Birliği’ni yenmesini sağlamış olsa da, nihayetinde Afganistan’da Amerikan nüfuzunun önünü açmıştır.
Pakistan yöneticileri; Amerika’nın “Teröre Karşı Savaş” adıyla İslam’a karşı başlattığı, Afganistan’ı işgal edip Kabil’de kendisine bağlı kukla bir hükümet kurduğu Haçlı ittifakı bünyesinde de Amerika ile birlikte çalışmaya devam etmişlerdir. Hatta Amerika Afganistan’dan çekilirken bile Pakistan yöneticileri, Afganistan’da Allah’ın indirdikleriyle hükmedilmemesini şart koşan ve Amerika’nın bölgedeki çıkarlarını güvence altına alıp onlara dokunulmamasını garanti eden bir çekilme anlaşması imzalaması için Taliban’ı Amerika ile müzakerelere zorlamışlardır.
Amerika; İslam ülkelerindeki hegemonyasını ve zorbalığını kurtarmak için Pakistan, Mısır ve Türkiye yöneticilerini seferber etmiştir. Onlar da kendi aralarında koordinasyon sağlamak üzere toplantılar düzenlemeye, Amerika’ya hizmetlerini sunmaya ve Trump’ın kendilerine dikte ettiği girişimleri sanki kendi inisiyatifleriymiş gibi sunmaya başlamışlardır. Onların, İslam ve İslam Ümmeti ile hiçbir bağları yoktur. Eğer kalplerinde zerre kadar iman ve onur olsaydı; Pakistan’ın nükleer başlık taşıyan balistik füzelerinin menzili içinde olan, tek bir füzesiyle bile haritadan silebileceği mücrim Yahudi varlığının Mübarek Toprak Filistin’de ayakları altına aldığı Allah’ın mukaddesatı için başına dünyayı yıkarlar ve Mübarek toprağı kurtarırlardı! Peki bu yöneticiler ve askeri rütbeliler, ilk kıblemiz ve üçüncü haremimizin tüm Ramazan ayı boyunca hatta daha fazla kapalı kalmasına neden sessiz kaldılar? İmam Müslim, İmam Buhari ve İmam Tirmizi’nin torunlarından olan din kardeşlerine, komşularına ve aşiretlerine neden yardım etmiyorlar? Demek ki bu yöneticiler kâfirlerin dostlarıdırlar, onları korumakta ve onlara hizmet etmektedirler; Müslümanların dostları değildirler. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:
المُنَافِقُونَ وَالمُنَافِقَاتُ بَعْضُهُم مِّن بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِالْمُنكَرِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ أَيْدِيَهُمْ نَسُوا اللَّهَ فَنَسِيَهُمْ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ هُمُ الْفَاسِقُونَ“Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridirler). Onlar kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar ve ellerini sıkı tutarlar (cimrilik ederler). Onlar Allah’ı unuttular, Allah da onları unuttu (kendi hallerine bıraktı). Şüphesiz ki münafıklar fasıkların ta kendileridir.” [Tevbe 67]
Ey Pakistan Müslümanları! Ey Pakistan ordusunun dürüst subayları! Sizler Müslümansınız, savaş ve azamet sahibi bir topluluksunuz. Rusları ve İngilizleri bu bölgede yerle yeksan ettiniz. Bugün Amerika’yı da yenebilirsiniz. Tek bir İslami gücün bile kendi ulusal çıkarları uğruna Amerika’yı nasıl zillete düşürdüğünü, beslemesi Yahudi varlığına nasıl zarar verdiğini ve küresel ekonomiyi nasıl rehin aldığını yakinen gördünüz. Hal böyleyken dünyanın en önemli deniz geçitlerini kontrol eden ve Yahudi varlığını kökünden söküp atan Hilâfet’in liderliğinde birleşik bir İslami güçle karşı karşıya kaldığında Amerika’nın durumun nasıl olacağını hiç düşündünüz mü? Petrol tedariki için sizin şartlarınızı birer birer kabul eden ve ülkenizde ticaret yapabilmek için sizin şartlarınıza göre anlaşmalar imzalayan Avrupa ülkelerinin halinin nice olacağını hiç düşündünüz mü? Amerikan hegemonyasının kibir ve küstahlığı, Amerika’nın gerçek güç kaynağı olan bu uşak yöneticileri devirdiğiniz gün sona erecektir. Hilâfet projesinin bayraktarlığını yapan Hizb-ut Tahrir aranızdadır. Hizb tüm Müslüman beldelerini Hilafetin gölgesi altında toplayacak, Ümmetin güçlerini ve imkânlarını birleştirerek onu sadece İslam coğrafyasında değil tüm dünyada süper güç haline getirecektir. Haydi Pakistan’ın mücahit ordusu içerisindeki evlatlarınızı; dünyada zafer, ahirette kurtuluş olan bu kutlu hedefe ulaşmak için Hizb-ut Tahrir’e nusret vermeye davet edin!
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ“Ey iman edenler! Siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder, ayaklarınızı savaşta sabit kılar.” [Muhammed 7]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Pakistan Vilâyeti Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi P.O. Box 1924, Lahore / Pakistan Telefon: +(92) 345–428–7323 / +(92) 333–561–3813 https://bit.ly/3hNz70q |
Fax: +(92) 21–520–6479 E-Mail: spokesman@hizb-ut-tahrir.com.pk |