Logo
Bu sayfayı yazdır

بسم الله الرحمن الرحيم

Dış Müdahaleler: Kırılgan Devletin ve Kokuşmuş Siyasi Ortamın Bir Suçudur

Laik iktidarda Tunus, her zamankinden daha fazla dış müdahalelere maruz kalmış ve uluslararası çatışmaların sahnesi haline gelmiştir. 21 Ekim Perşembe günü AP Genel Kurulunda Tunus ile ilgili karar tasarısı 45’e karşı 534 oyla kabul edildi. Tasarıda, Tunus’taki devlet kurumlarının normal işleyişine dönmesi, işleyen bir hükümetin kurulması, 2014 anayasasına saygı duyulması, açık bir yol haritasının açıklanması, kapsayıcı ulusal diyaloğun devam etmesi, sivil davaların askeri mahkemelerde görülmesine son verilmesi, miras dâhil olmak üzere her alanda kadın-erkek eşitliğinin sağlanması gerektiği belirtildi.

14 Ekim Perşembe günü ABD Kongresi’nde düzenlenen bir oturumda, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Alt Komitesi, “Tunus’ta demokrasinin durumu ve buna yönelik ABD yönetiminin atacağı adımlar” başlıklı varsayımsal bir oturum gerçekleştirdi. Alt Komite, Tunus’taki demokrasinin durumu hakkında uzman görüşlerini dinledi, ardından ülkedeki demokratik durumun tehdit altında olduğu ve tehlike barındırdığı uyarısı yaptı. ABD’li ve Avrupalı heyetlerin Tunus ziyaretlerinin kesintisiz devam ettiği, yabancı büyükelçilerin ülkenin egemenliği ve politik kararına ihlal ettiğini unutmuyoruz.

Siyasi sınıfın (Yöneticiler ve muhalefet) zayıflığı olmasaydı, düzenbaz Batı, Tunus’un içişlerine müdahale edemezdi. Siyasi sınıf, Batıyı yüceltiyor. Batının ülkedeki hegemonyasını kabul ediyor. Siyasi sınıfın varlığı Batıya dayanıyor. Yöneticilerin 25 Temmuz öncesi ve sonrasında kalabalıkları meydanlara yığma operasyonu, Batılı departmanlara bir mesajdır. İktidara gelmek ya da iktidarda kalmak için Batının desteğini kazanma çabasıdır. Bu müdahalelere karşı çıkan Cumhurbaşkanı Kais Said bile, çıkarına olmadığı için bu müdahalelere karşı çıkmıştır. Kais, ülkenin egemenliğini çarçur edenlerin başında gelmektedir. 23 Şubat 2021’de AB elçilerini Tunus’u davet eden Kais, Tunus’taki siyasi istikrarsızlıktan bahsetti. 2 Ekim’de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a, yeni hükümetin bir kaç gün içinde kurulacağını ve ulusal diyaloğun yakında başlayacağını söyledi. Bu, diplomatik örfte, ülkenin egemenliğini çarçur etmek olarak kabul edilir.

Bu müdahaleler Batının Tunus’a bakışını sergilemektedir. Tunus, nüfuzuna bağlı bir manda devletidir. Çizilen siyasi hattan dışarı çıkamaz. Ayrıca siyasi sınıf (yöneticiler ve muhalefet) arasındaki çatışma, yerel araçlarla uluslararası nüfuz çatışmasından başka bir şey değildir. Bu yüzden Hizb-ut Tahrir olarak biz, ister Fransız manda rejiminin takipçilerinden olsun isterse İngiliz veya Amerikan yanlılarından olsun, bu siyasi sınıfla ilgilenmiyoruz. Çünkü bizim gerçek mücadelemiz, sömürgecilik iledir. Kapsamlı değişim operasyonuyla, bir daha asla dönmeyecek şekilde sonsuza dek sömürgeciliğin kökünü kazımak için çalışıyoruz. Kapsamlı değişim, yürürlükteki düzenin yıkılmasını ve İslam temelinde Raşidi bir yönetimin kurulmasını barındırıyor. Bu değişim, anayasanın, politikaların, ajan siyasi ortamın ve rejimi koruyan organların değişimine kadar uzanıyor. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاءَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar. İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet etmez.[Maide 51]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Tunus Vilayeti


H. 18 Rabi-ul Evve 1443
M.  Pazartesi, 25 Ekim 2021

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.