Logo
Bu sayfayı yazdır


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Yemen Vilâyeti
Medya Bürosu

No: YM-BA-2026-MB-TR-05 H. 25 Ramazan 1447
M. Cumartesi, 14 Mart 2026

Husiler, Gençlerini Gözaltına Alarak Hizb-ut Tahrir’in Sesini Kısabileceklerini Sanıyorlar, Ama Bunu Nasıl Başarabilirler Ki?!

Daha düne kadar Husiler, Sana hapishanelerinde ve Sa’da’daki gözaltı merkezlerinde, eski rejimin güvenlik aygıtlarının mahkûmları sıralarda Hizb-ut Tahrir’e karşı yapılan baskıları ve zorbalıkları sert bir dille eleştiriyorlardı. Ama bugün ise aynı yolu ve yöntemi izliyorlar. Bıkmadan usanmadan Hizb-ut Tahrir’in gençlerinin peşine düşüyorlar, işledikleri bir suçtan dolayı değil, sadece İslam’ın hâkim kılınmasına davet ettikleri için her defasında onları tutuklayıp hapse atıyorlar! Bu yapılanlar, onların hakkı reddettiklerinin ve Batı’ya karşı olduklarını iddia etseler bile küfürle hükmeden rejimlerin safında durduklarının açık bir kanıtı ve göstergesidir.

يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ “Onlar her çığlığı kendi aleyhlerinde sanırlar.” [Münafikun 4]

Bu seferki gözaltı dalgası Taiz vilayetinde gerçekleşti. Husiler bağlı güvenlik birimleri, 22 Ramazan 1447 (11 Mart 2026 Çarşamba) gece yarısına doğru Macid Müsenna kardeşimizin evine baskın düzenleyerek, evde bulunan Halid Musenna, Saddam Naci ve Muhammed Ahmed adlı gençleri gözaltına aldılar. Böylece bu gözaltı eylemleriyle birlikte Kasım 2025’ten beri Taiz’de tutuklu bulunan Saddam el-Mukerdi ile Şubat 2026’dan beri Umran’da tutuklu bulunan Abdülvehhab el-Buruşiye yenileri eklenmiş oldu. Sadece gençleri gözaltına almakla kalmadılar, evin mahremiyetine ve mübarek Ramazan ayının son on gününe de saygı göstermeyerek ev sahibini de gözaltına aldılar. Ramazan-ı Şerif’in ve yaklaşan Ramazan Bayramı’nın manevi ikliminde Allah’a itaatle yakınlaşmak yerine, zulüm ve günah işleyerek O’na meydan okumaya kalkıştılar!

İnsanlara zorla dinlettikleri derslerinde İslam akidesinden, ahiretten, hesaptan ve mücrimlerin kötü akıbetinden bahseden bu “Kur’anî Yürüyüş” liderlerine bu iddiaları neye yarar?! Eğer bu İslam akidesi fikirleri, bizzat onu dinleyen takipçilerinin üzerinde hiçbir etki bırakmıyor ve onlara yaptıkları işin helal mi haram mı olduğunu sorgulatmıyorsa, o zaman bu derslerin ne faydası var ki? Yeryüzünde Kur’an’ın hakimiyeti için çalışanlara karşı savaş açanların, “Kur’anî Yürüyüş”ten bahsetmesi akla mantığa uygun mudur?

كَبُرَ مَقْتاً عِنْدَ اللهِ أَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ “Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir.” [Saff 3]

Hizb-ut Tahrir gençlerinin bu seferki suçu, partinin 28 Şubat 2026 tarihinde yayımladığı “Tâğût Trump ve Beselemesi Yahudi Varlığı İran’a Karşı Vahşi Bir Saldırı Başlattı” başlıklı bildiriyi dağıtarak; Amerika’nın kalleşliğini ve müzakere masasını nasıl tekmelediğini ifşa etmeleridir. Bu bildiride Hizb, İran rejiminin Afganistan, Irak ve bölgedeki birçok yerde Amerika’ya sunduğu hizmetlere rağmen, Amerika’nın müzakere masasını nasıl tekmelediğini ve vahşi bir saldırı başlattığını ortaya koymuştur. Trump, İran’ı Amerika’nın yörüngesinde dönen bir devletten, doğrudan ona bağlı bir uşak devlete dönüştürmek istemiştir.

Soruyoruz, kâfirlere dostluk beslemenin haram olduğunu, bunun dünyada rüsvaylık, ahirette azap olduğunu beyan etmek; Müslümanların uşak yöneticilerinin bu saldırı karşısındaki sessizliğini kınamak, failinin hapse atılmasını gerektiren bir suç mudur? Bu güvenlik güçlerine ne oluyor da Amerika ve beslemesi Yahudi varlığına karşı sözle ve hak duruşla cihat edenleri gözaltına alıyorlar? Onlara ne oluyor da Müslümanlarla savaşan küfür ümmetlerine düşmanlık edenleri ve onları ifşa edenleri hapse atıyorlar? Onlara ne oluyor da Müslümanların safında yer alan, onların birliği ve Gazze’de, İran’da ve diğer yerlerde Müslümanların maruz kaldığı soykırım, bombardıman, yıkım ve saldırıların intikamını alacak bir devlet kurmak için çalışanları susturuyorlar?! Siz kimin tarafındasınız? Aklı selim sahipleriniz nerede? Ya Hizb-ut Tahrir gençlerini derhal serbest bırakıp onlara yardım eder ve beraberce Hilâfet’i kurarsınız ya da Allah üzerinize öyle bir zillet musallat eder ki dininize dönene kadar o zilleti üzerinizden kaldıramazsınız! Allah’ın katından bir azap göndermesi yakındır; o zaman O’na dua edersiniz de duanıza icabet edilmez!

Bu gözaltılar, küstahlıklar ve baskınlar, Hizb-ut Tahrir gençlerinin sadece sebatını ve kararlılığını artıracak; insanların da bu davaya ve onun yüce hedefine olan inancını daha da sağlamlaştıracaktır. Çünkü vaat Allah Subhânehu ve Teâlâ ’nın vaadidir, müjde ise Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesidir. Allah için çalışan kimseyi Allah yalnız bırakmaz. Allah onlarla beraberdir. Dava taşıyıcılarının atıldığı zindanlar, hak nurunu söndüremeyecek, adam gibi adamların ellerine vurulan prangalar onların azimlerini kıramayacaktır. Zira onlardan önce peygamberler, davetçiler ve Salihler de hapse atılmış, fakat hapis onların sadece sebatını artırmıştır. Tarih, hakkın sesini susturabileceğini sanan her tağutun tarihten silinip gittiğinin, savaştığı davanın ise baki kaldığını şahididir. Hizb-ut Tahrir’in davası ideolojik bir davettir, şahıslar üzerine kurulu değildir ki onların tutuklanmasıyla yenilsin, bilakis Ümmetin kalplerinde yer eden köklü bir akide ve azametli bir fikir üzerine kuruludur. Zalimleri bu yolda devam etmenin vahim sonuçları konusunda uyarıyoruz. Zira hak davası, Allah’ın izniyle hedefine ulaşana ve Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet geri dönene kadar yoluna devam edecektir. İşte o zaman zulmedenler, nasıl bir inkılapla devrileceklerini bileceklerdir!

Hizb-ut Tahrir bugün ortaya çıkmış bir hareket değildir. Bazılarının sandığı gibi geçici bir fenomen de değildir; aksine on yıllardır var olan küresel bir partidir. Kökleri derinlerde, dalları ufuklardadır. Onun daveti ideolojik bir davettir; Hizb-ut Tahrir; Cumhuriyet, Monarşi veya diğer tüm laiklik biçimlerini yıkmak ve İslam’ı hâkim kılmak için çalışan küresel bir partidir. İslam’a aykırı bu nizamları uygulayan her yöneticinin boğazında, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın emrettiği gibi İslam’ı uygulayan devleti kuruncaya kadar bir diken olmaya devam edeceğiz!

Ey güç ve kuvvet ehli! Ey Güney’deki ve Kuzey’deki iman ve hikmet ehli kabileler! Tüm Müslümanların izzeti, Hilafet Devleti’nin yeniden kurulmasıyla mümkündür. İşte Hizb-ut Tahrir, kendini Hilafet Devletini kurmaya adamıştır. İşte onun gençleri aranızdadır ve sizi davet etmektedirler. İkinci Akabe Biatı gibi bir biatla, Nübüvvet Metodu üzere İkinci Raşidi Hilafet’i kurarak dünyanın izzetine ve ahiretin şerefine nail olmak için kollarını sıvayacak bir yiğit yok mu? İşte o zaman kâfir Batı, kapitalist sistem ve gayrimeşru çocuğu Yahudi varlığıyla birlikte yerle yeksan olacak ve İslam’ın sancağı yeniden dalgalanacaktır. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ “Sonra Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır.”

 

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Yemen Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Telefon: 735417068
http://www.hizb-ut-tahrir.info
E-Mail: yetahrir@gmail.com

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.