Logo
Bu sayfayı yazdır


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Yemen Vilâyeti
Medya Bürosu

No: YM–BA–2026–MB–TR–14 H. 26 Rabi’-ul Âhir 1448
M. Perşembe, 08 Ekim 2026

Ey Yemen Halkı! Kanınız Birbirinizi Öldürmek İçin Değil, Beytülmakdis’in Kapılarında Yahudilerle Savaşırken Akmalıdır Peki Aklıselim Sahipleri Nerede?!

 Sözde Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin 5 Ekim 2026 Pazartesi günü, Husi grubunu ortadan kaldırmak amacıyla “Yemen Şafağı” askerî operasyonunun başlatıldığını duyurmasıyla birlikte Yemen’deki çatışmaların ve ölümlerin şiddeti daha da artmıştır. Kan sel gibi akmakta; etrafa saçılmış cesetler vadileri, sahilleri ve dağları doldurmaktadır. Buna sosyal medyada tarafların mensupları arasında yürütülen çirkin kışkırtmalar, bölgesel ve mezhebi temelde yapılan iğrenç karşılıklı suçlamalar da eşlik etmektedir. Bu katliam, uzun süredir yalnızca Yemen halkına değil, genel olarak Müslümanlara karşı suç işleyen ve Amerika’nın talimatlarıyla bu savaşın çarkını döndüren Suudi Arabistan’ın destek ve yardımıyla gerçekleşmektedir.

Bu operasyonun duyurulması, genel seferberlik ilanından ve askerî çatışmaların tırmanmasından birkaç gün sonra gerçekleşmiştir. El-Alimi’ye bağlı güçler Muha’ya ve Husi grubunun kontrolündeki diğer bölgelere doğru ilerlemeyi hedeflerken, Husi grubu ise hâlihazırda şiddetli çatışmaların yaşandığı Taiz vilayetini kontrol altına almayı, ardından el-Alimi Konseyinin kontrolündeki diğer bölgelere ilerlemeyi amaçlamaktadır. Özellikle batı sahili ve Marib cephelerinde hangi tarafın ilerlediğine ilişkin birbiriyle çelişen haberler gelirken, Husiler Necd ve Hicaz şehirlerindeki havalimanlarına balistik füze saldırıları düzenlemektedir. Buna karşılık Riyad da başkent Sana’nın yanı sıra Taiz, Saada, Marib, Beyda ve Yemen’in batı sahilindeki Hudeyde vilayetlerine hava saldırıları düzenlemeye devam etmektedir.

Amerika ise aynı gün, yani Pazartesi günü operasyonla ilgili iki açıklama yapmıştır. Bunlardan ilki ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya aittir. Rubio yaşananları, toprakların geri alınmasına yönelik bir “karşı saldırı” olarak nitelendirmiş ve “Washington bunun gerçekleşmesini bekliyordu.” demiştir. İkinci açıklama ise Trump’tan gelmiştir. Trump, Nebraska eyaletindeki bir seçim mitingine katılmak üzere Beyaz Saray’dan ayrılırken gazetecilere yaptığı açıklamada “Yemen Şafağı” operasyonuyla ilgili olarak “Operasyonun son derece iyi ilerleyeceğini.” söylemiştir. Bütün bunlar, Yemen’de 12 yıldır süren çatışmaların tamamının, nesli ve ekini yok etmek ve Yemen’i tamamen kendisine tabi kılmak için Amerika’nın gözetimi altında gerçekleştiğini göstermektedir.

 Avrupalılar da gelişmelerin dışında değildir. Yemen Şafağı Operasyonu’nun başlamasıyla eş zamanlı olarak İngiltere ve Fransa, Husi saldırılarına karşı koyabilmesi için Riyad’a gelişmiş askerî kaynaklar ve hava savunma sistemleri sağlama taahhüdünde bulunmuşlardır. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise Kızıldeniz’deki AB Aspides Operasyonu’na katılan savaş gemilerinin sayısının artırılması çağrısında bulunmuştur. Avrupa Birliği, Husilerin Yemen içindeki ve dışındaki saldırılarını kınayarak bunları bölgesel istikrarı ve barış çabalarını baltalayan “tehlikeli bir tırmanış” olarak nitelendirmiş ve saldırıların derhâl durdurulmasını talep etmiştir.

Hizb-ut Tahrir / Yemen Vilayeti olarak biz, Yemen halkımıza şunları söylüyoruz:

1- Çatışan her iki taraf da yani hükümet de Husiler de İslam ile hükmetmemekte; bilakis kapitalist sistemle hükmetmekte ve Birleşmiş Milletler ile onun özel temsilcisinin yönlendirmelerine boyun eğmektedirler. Oysa Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً“Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah’a ve Rasûl’e götürün; bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.”[Nisa 59] Dolayısıyla gerek bu tarafların gerekse arkalarında bulunan Suudi Arabistan, BAE ve İran gibi bölgesel devletlerin tamamının reddedilmesi gerekir.

2- Devam eden bu çatışmanın amacı, sizi kontrol altına almak ve Rabbinizin şeriatına aykırı olan bir sistemin çatısı altında tutmaktır. Böylece tağutun hükümlerine boyun eğmeniz, üzerinize vergilerin ve çeşitli mali yükümlülüklerin yüklenmesi ve sıkıntılı, dar bir hayat içerisinde yaşamaya devam etmeniz amaçlanmaktadır. Gerçeklik de bunu açıkça göstermektedir. Her iki tarafın kontrolündeki bölgelerde halkın kötü şartlar altında yaşadığı ayan beyan ortadadır. Her iki taraf da özellikle Babülmendep Boğazı’nda, genel olarak ise Yemen’de Batılı sömürgeci devletlerin hâkimiyet kurmasına hizmet etmek ve bunu kolaylaştırmak konusunda birbiriyle yarışmaktadırlar. Yaptıkları açıklamalar bunun en iyi kanıtıdır. Nitekim sözde meşru hükümetin Başbakanı Şayi ez-Zindani, 6 Ekim 2026 tarihinde bölgenin güvenliğinin korunmasından ve Kızıldeniz ile Babülmendep’te uluslararası deniz ulaşımının güvence altına alınmasından söz etmiştir. Diğer tarafta ise Husi grubunun resmî sözcüsü Muhammed Abdüsselam da Maskat’taki Amerikan Büyükelçiliğini ziyareti sırasında Amerika’ya, Amerikan gemilerinin seyrüsefer güvenliği konusunda güvence vermiştir!

3- Bütün savaşçılar derhâl kendi bölgelerine dönmeli ve cephelerde yüzlerce askerin, şehir ve köylerde ise yaşlıların, kadınların ve çocukların hayatına mal olan bu kan gölüne ve vahşi çatışmaya son vermelidirler. Dolayısıyla işbirlikçi liderliklerin savaş çağrılarına kulak vermeyin. Zira sizler tek bir akidenin mensuplarısınız. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِناً مُتَعَمِّداً فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِداً فِيهَا وَغَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَأَعَدَّ لَهُ عَذَاباً عَظِيماً“Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası içerisinde ebedi kalmak üzere cehennemdir. Allah ona gazap eder ve lanet eder. Onun için büyük bir azap da hazırlamıştır.”[Nisa 93] Bu kanları birbirinizle savaşırken değil, Mescid-i Aksa’nın kapılarında Yahudilerle savaşırken akıtın; çünkü bu kanın akması gereken yer orasıdır.

4- İçinden geçtiğiniz bu fitne, eğer aklınızı başınıza alıp doğru yolu izleyenlerin yoluna dönmezseniz sizi ezip geçecektir. Akide kardeşlerinize karşı nasıl silah doğrultabiliyorsunuz? Kendi bölgelerinizden kalkıp kardeşlerinizle savaşmak için nasıl onların bölgelerine gidebiliyorsunuz?! Bir taraf Suudi Arabistan’ın, Amerika’nın ve Yahudi varlığının araçlarını ortadan kaldırma bahanesiyle savaşırken, diğer taraf ise İran’ın ve Amerika’nın araçlarını ortadan kaldırmak iddiasıyla savaşmaktadır. Savaşın en önemli tarafı Amerika iken tek bir askeri bile ölmemekte; sizin aranızdaki savaşı gülerek ve sevinerek yönetmektedir... Hiç öğüt alacak kimse yok mu?

5- Yemen’in yönetimi için birbiriyle çatışan her iki taraf da bu ülkeyi yönetmeye layık ve ehil değildir. Tepeden tırnağa kadar kana bulanmışlardır ve onu basite almışlardır. Oysa Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

لَزَوَالُ الدُّنْيَا أَهْوَنُ عَلَى اللَّهِ مِنْ قَتْلِ مُؤْمِنٍ بِغَيْرِ حَقٍّ“Şüphesiz dünyanın yok olması Allah katında Müslüman bir kişinin öldürülmesinden daha ehvendir.” Onlar, altmış yıldır ülkeyi bölünmüşlük içinde yönetenlerin birer kopyasıdır; Zira Yemen halkını kalkındıracak şer’î bir projeye sahip değillerdir.

Halbuki insanları yönetmek isteyen kimselerin izlemesi gereken yol bellidir, bir sır değildir. Allah’ın Kitabı’nda yazılıdır ve asla silinmeyecektir; Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in sünnetinde zikredilmiştir ve asla unutulmayacaktır. İzlenmesi gereken yol; Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmek, beşerî sistemleri reddetmek ve sömürgeci kâfirlerin elini kesmektir. Bu yol izlendiğinde Yemen, Arap Yarımadası birliğinin nüvesi haline gelecek, diğer İslam beldeleri ona katılacak, İslam, tüm dünyaya bir nur ve hidayet risaleti olarak taşınacak, insanlar İslam’ın gölgesinde huzur bulacaklardır. Yemen halkı da Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın vadettiği ve Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdelediği Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafet Devleti’ni kurarak hem bu dünya da hem de ahirette kurtuluşa ereceklerdir. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ“Sonra Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır.”

İşte Hizb-ut Tahrir olarak bizim, iman ehlinden olan Yemen halkına sunmakla yükümlü olduğumuz köklü çözüm budur. Bizim söylediğimiz bu köklü çözüm bir hayal ürünü değildir; aksine bir realitedir, zira biz bu çözümü gerçekleştirecek tüm hazırlık ve kadroya sahibiz.

هَذَا بَلَاغٌ لِّلنَّاسِ وَلِيُنذَرُوا بِهِ وَلِيَعْلَمُوا أَنَّمَا هُوَ إِلَهٌ وَاحِدٌ وَلِيَذَّكَّرَ أُولُو الْأَلْبَابِ“İşte bu, kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek İlah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.”[İbrahim 52]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Yemen Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Telefon: 735417068
http://www.hizb-ut-tahrir.info
E-Mail: yetahrir@gmail.com

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.