- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Libya Krizi, Dışarıdan Nasıl Yönetiliyor?
Haber:
Doğu Libya güçleri, Cuma günü resmi bir davete yanıt olarak, Kuvvetler Komutan Yardımcısı Saddam Hafter'in Paris ziyareti sırasında Fransa ile askeri ilişkileri geliştirme arzusunu dile getirdi.Doğu Libya Güçleri'nden yapılan açıklamaya göre, Saddam Hafter, Elysee Sarayı'nda Fransa Cumhurbaşkanı'nın Genelkurmay Başkanı General Vincent Giraud ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Özel Temsilcisi Paul Soler ile bir görüşme gerçekleştirdi.Hafter, işbirliğinin Libya'da istikrarı destekleme ve çeşitli güvenlik tehditleriyle mücadele etme açısından olumlu ve verimli sonuçlar verdiğini söyledi. (El Cezire)
Yorum:
Libya, iki hükümet arasında bir çatışma krizi yaşıyor; bunlardan biri uluslararası alanda tanınan, merkezi başkent Trablus'ta bulunan ve ülkenin batısını kontrol eden Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti'dir.Diğeri ise 2022 yılının başında Temsilciler Meclisi tarafından atanmış olup başkanı Usame Hammad'dır ve merkezi Bingazi'de bulunmakta ve doğu ile güney şehirlerinin çoğunu yönetmektedir.
Hafter'in Fransa ile ilişkilerini geliştirmesi, geçici bir diplomatik ayrıntı değildir, aksine bölgesel ve uluslararası alanda askeri ve siyasi konumunu güçlendirmeyi amaçlayan çok boyutlu bir strateji kapsamına girmektedir. Hafter, ne yazık ki Libya'da (meşruiyetin) saha kontrolünden değil, Batı'nın tanınmasından kaynaklandığının farkındadır.
Dolayısıyla o, özellikle Muhammed Haddad'ın suikastından sonra, askeri sahnede kendini kabul ettirmeye çalışıyor; ancak bunu savaşarak değil, isyancı bir generalden güvenlik ortağına dönüşen imajını yeniden sunarak yapıyor. Nitekim Hafter'in söylemi, kendisini “terörizmle” mücadelede bir lider ve siyasi İslam'ın karşıtı olarak sunması nedeniyle, Kuzey Afrika ve Sahel bölgesindeki Fransız güvenlik doktriniyle kesişmektedir.Fransa'nın Libya'daki etkisi güçlü olmasa da, kendisini Afrika'nın giriş kapısının koruyucusu ve Türkiye'nin etkisine karşı bir denge unsuru olarak sunmaktadır; bu da Avrupa'daki kendisine muhalif olan fikir birliğinin kırılmasına olanak sağlayabilir.
Hafter askeri bir çözüm üzerine bahis oynamıyor, aksine kendisini, gelecekteki herhangi bir siyasi çözümde ana bir taraf ve çatışma sonrası Libya'da temel bir konum olarak dayatmaya çalışıyor. Zira o, mevcut aşamanın misilleme amaçlı bir yanıt vermekten ziyade güvenlik kontrolü aşaması olduğunu sezmiştir; bu yüzden belki de bu hamle, onu uluslararası alanda müzakere edilebilir emrivaki bir güç olarak yeniden sunmak için yapılmıştır.
Libya’nın gerçekliği, kazananın veya kaybedenin olmadığı, aksine dışarıdan yönetilen ve içeriden finanse edilen geçici bir dengenin söz konusu olduğu kırılgan bir istikrar aşamasına doğru ilerlemektedir. Burada tehlike, bu dengenin kalıcı bir duruma dönüşmesinde, devletin yerini kriz yönetiminin almasında ve bölünmenin, istikrar adı altında yeniden üretilmesinde yatmaktadır.
Libya halkı için gerçek çözüm, kendilerine sunulan iki seçenekten birini temsil eden dış diktelere boyun eğmeyi reddetmekte ve üçüncü bir seçeneğe gitmelerinde yatmaktadır; bu üçüncü seçenek ise, köklü ve nihai bir çözüm olan şeriatın tatbik edilmesidir; zira şeriat, kapitalizmin pençesinden kurtaracak ve makam ve sahte otorite için tavizler vermek amacıyla yarışan bu hükümetleri devirecektir.
Ey İslam ehli, çözüm Hilafeti kurmak ve onu yeniden kurmak için çalışanlarla birlikte çalışmaktır;Allah'ın izniyle Hilafetin şafağı yaklaşmıştır, zira Batı ülkelerini saran bu histeri, İslam devinin uluslararası arenaya geri döneceğine dair kesin bilgilerinden kaynaklanmaktadır.
Allahu Teala şöyle buyurmuştur: يُرِيدُونَ أَنْ يُطْفِئُوا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَيَأْبَى اللَّهُ إِلَّا أَنْ يُتِمَّ نُورَهُ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ * هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ “Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Kâfirler istemese de Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır. O (Allah), müşrikler hoşlanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kılmak için Rasulü’nü hidayet ve hak din ile gönderendir.” [Tevbe 32-33]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Nebil Abdulkerim