- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
İran, İdeolojik Bir Devlet Olmadığını Defalarca Kanıtlamış, Füzelerini ve Milislerini Müzakerelere Dahil Etmeyi Kabul Etmiştir
Haber:
Washington-Tahran müzakerelerinde füzeler ve milisler ele alınacak. (Sky News Arabia, 05/02/2026)
Yorum:
Amerika'nın, özellikle de New York Times'ın yetkililere dayandırdıkları haberlere göre, Amerika ve İran, H. 18 Şaban 1447 M. 6 Şubat 2026 Cuma günü yapılması planlanan müzakerelerin kapsamını, nükleer programın yanı sıra füze ve silahlı milis dosyalarını da içerecek şekilde genişletme konusunda anlaştılar; nitekim İran Dışişleri Bakanı Arakçi, elektronik iletişim araçları yoluyla, Amerika'nın Arap Denizi'nde büyük bir filo konuşlandırmasının ve İran'ı müzakerelerde kendi şartlarını kabul etmeye zorlamasının -ki bu şartlar Yahudi varlığı tarafından daha önce açıklanan şartlarla uyumludur- ardından siyasi süreci yeniden canlandıran bu görüşmeyi düzenledikleri için "Ummandaki kardeşlerine" teşekkürlerini ifade etmiştir. Ayrıca Trump da şunları söyledi: "İran'a doğru büyük bir filomuz gidiyor... Bizimle müzakere ediyorlar, çünkü onlara saldırmamızı istemiyorlar." (TRT Arabi)
İran'ın bu tavizi ve teslimiyeti, ideolojik bir devlet olmadığını, aksine rejimini ve iktidar koltuğunu korumak için İran’ın nükleer programından, hatta balistik füzelerinden vazgeçtiğini kanıtlıyor; zira tüm bunlar, Amerika'nın dayattığı bir programa göre gerçekleşecek ve bölgedeki milis güçlerini de terk edecektir. Böylece İran, Amerika'nın Körfez devletçiklerine şantaj yapmak için kullandığı bir "korkuluk" devleti olarak kalacaktır. Dahası Amerika’nın desteklediği Yahudi varlığı karşısında pençeleri koparılmış bir devlet olarak kalacak, böylece Yahudi varlığı, bölgede en güçlü hale gelecek ve Trump’a boyun eğen devletçiklerle normalleşme sürecini sürdürecektir.
Bu da İslam beldelerindeki mevcut tüm devletlerin, düşmanlarına zarar verebilecek gelişmiş silahlara sahip olmalarına rağmen, egemen devletler olmadıklarını, aksine kendileri için çizilen yol ve kendilerinden talep edilen rol doğrultusunda hareket ettiklerini kanıtlamaktadır!
İslam’ı yönetimde ve hayat sistemlerinde tatbik edecek, İslam’ı davet ve cihat yoluyla dünyaya taşıyacak Raşidi Hilafet Devleti olmadıkça, Amerika ve müttefiklerini hiçbir şey caydıramayacaktır. Nitekim bugün Müslümanlar, Hilafeti kurmanın yollarını aramaya başlamıştır. Eğer kiralık liderler ve sömürgeci kafirin İslam ülkelerine ektiği Batı kültürü olmasaydı, Hilafetin geri dönüşü, göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşirdi. Allahu Teala şöyle buyurmuştur: إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا “Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.” [Talak 3]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdulaziz El-Hamid – Yemen