- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
İmam Bir Kalkandır!
Haber:
Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto, 19 Şubat 2026 Perşembe günü Washington'daki Donald Trump Barış Enstitüsü'nde düzenlenen Barış Kurulu’nun açılış toplantısına katıldı.Toplantı, özellikle Gazze'de olmak üzere, çatışma bölgelerinde istikrarı ve çatışma sonrası iyileşmeyi desteklemek için küresel bir işbirliği platformu olarak Uluslararası Barış Kurulu mekanizmasının başlatılmasına resmi bir ivme kazandırmıştır.Bu vesileyle Prabowo şunları söyledi: “Bu sürecin başarısını sağlamaya bağlı kalacağız. Birçok engelin ve zorluğun olacağını biliyoruz ancak Başkan Trump'ın liderliğinde gerçek barış vizyonunun gerçekleşeceğine dair çok iyimseriz.”Prabowo forumda şunları da vurguladı: “Endonezya, bu barışın başarıya ulaşması için önerilen güce 8.000'e varan askerle katkıda bulunacaktır.”Endonezya Din İşleri Bakanı Nasaruddin Umar, daha önce Barış Kurulu'nu Hudeybiye Antlaşması'na benzetmişti (8/2/2026).Bunun nedeni ise Hudeybiye Antlaşması'nın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Kureyş arasında imzalanan tarihi bir barış antlaşması olmasıdır. Ona göre Barış Kurulu da bundan farklı değildir.
Yorum:
Endonezya dahil İslam beldelerinin Trump'ın başkanlığındaki Barış Kurulu'na katılmaları, zımnen sömürgeci gücü tanımak anlamına gelmektedir. Zira kurulun üyeleri, aralarında Yahudi varlığının da bulunduğu ülkelerden oluşmaktadır. Bu da zımnen gaspçı varlığın meşruiyetini kabul etmek anlamına gelmektedir. Bu eylem, Yahudiler tarafından uygulanan sömürgeciliğin tanınması olarak sayılmakta olup bu da Allah Subhanehu ve Teala'nın şu kelamıyla çelişmektedir:وَلَن يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً “Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermez.” [Nisa 141]
Endonezya'nın, Trump'ın kuruluna katılması, Endonezya'nın konumunun, Amerika'ya tabi olan bir devlet olduğunu göstermektedir. Bu ise Barış Kurulu'nun açılış toplantısı sırasında Trump'ın Prabowo'yu övmesinden açıkça ortaya çıkmaktadır. Zira Trump, Endonezya'yı defalarca büyük bir ülke olarak nitelendirmiş ve Prabowo'nun barış girişimine şahsen katılma kararını övmüştür.Prabowo'yı işaret ederek şöyle demiştir: “Sertliğinin boyutuna bir bakın. Onunla başa çıkmanın kolay olduğunu mu sanıyorsunuz? Onun yüzüne bir bakın, siz de öyle. O güçlü ve zeki biri. Ama zekâ bundan daha önemlidir.”Öte yandan Endonezya'nın Gazze'de barışın sağlanması yönündeki arzusu, Yahudilerin tutumuyla çelişiyor gibi görünmektedir. Zira toplantıya katılan Yahudi Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, Trump'ın planını tam olarak destekledi ama Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılmasının Barış Kurulu'nda müzakere edilemez bir şart olduğunu vurgulamıştır.Ayrıca Yahudi, tünel ağı ve onlara karşı kullanılan silah üretim tesisleri dahil olmak üzere tüm “terörist” altyapının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.Zira Sa'ar şöyle demiştir: “Hamas silahsızlandırılmalıdır. Bu, tüm silahlarını, terörist altyapısını, yeraltı tünel ağını ve silah üretim tesislerini de içermektedir.”Şimdi soru şudur: Yahudiler Barış Kurulu'nda üyelerken ve Filistin halkı bu kurulda yokken, o halde Filistin, rakiplerine karşı bu kadar güçlü bir müzakere gücüne nasıl sahip olabilir ki?!
Barış Kurulu'nu, Hudeybiye Antlaşması ile eşdeğer görmek fahiş bir hatadır:
Birincisi: Hudeybiye Antlaşması, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Kureyş kâfirleri arasında yapılmışken, Trump'ın liderliğindeki barış kuruluna katılmak bir antlaşma değil, aksine Yahudiler, Amerika ve Endonezya da dahil Müslümanların başındaki yöneticiler arasındaki bir ittifak veya iş birliğidir.
İkincisi: Hudeybiye Antlaşması'nda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bağımsızdı; oysa Barış Kurulu'na katılmak Trump'a bağlıdır, çünkü kurulun başkanı odur.
Üçüncüsü: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Hudeybiye sırasında yaptığı şey, (sünnet olan) umre ibadetini yapmaktan geçici olarak vazgeçmektir; oysa sömürgeci Barış Kurulu'na katılım başlamıştır. El Cezire'nin Ağustos 2024'te yayınladığı, Yahudi varlığının Gazze'de binlerce Filistinlinin buhar olup gitmesine neden olan silahlar kullandığını ifade ettiği raporunu yeniden gözden geçirmek faydalı olacaktır.Adli tıp ekibi ve uzmanların yaptığı analizler, Yahudi ordusunun 3.500 santigrat derece (6.332 Fahrenheit) üzerindeki sıcaklıklara ulaşan termal ve basınç silahlarının, insan bedenini saniyeler içinde küle çevirebileceğini ve geride hiçbir kalıntı bırakmayacağını ortaya koymaktadır.
Dördüncüsü: Hudeybiye Antlaşması sırasında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, sahabelerine bunun bir vahiy olduğunu vurgularken, liderlik bağlamındaki Barış Kurulu ile ilgili olarak Kur'an-ı Kerim, kâfirlerin, özellikle de sömürgeciliği destekleyen büyük ülkelerin liderlerinin atanmasını haram kılmaktadır.
Beşincisi: Hudeybiye Antlaşması, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in liderliğindeki bağımsız ve özgür bir egemen devlet ile kâfir Kureyş arasında imzalanan bir antlaşmadır. Oysa Filistin, sömürgeleştirilmiş Müslüman beldelerden biridir.
Kısacası Barış Kurulu'nun barış planını Hudeybiye Antlaşması ile eşdeğer görmek fahiş bir hatadır.Dolayısıyla sanki küresel siyasi oyunların ortasındaki aciz kimselermiş gibi Müslümanların karşı karşıya olduğu gerçeklik işte budur. Bu yüzden bizim, İslami siyasi liderlik konusunda bilinçli olmaya ihtiyacımız vardır. Nitekim Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: إِنَّمَا الْإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ “İmam bir kalkandır, onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur.” [Buhari rivayet etti]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Rahmet Kurnia – Endonezya