- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Hürmüz'den Enerjiye: Kurtuluşumuz Hakkında Yeniden Düşünmek
Haber:
İran Devrim Muhafızları: Trump, İran'ın enerji kaynaklarına yönelik tehditlerini uygularsa İran, Hürmüz Boğazı'nı tamamen kapatacaktır. (Reuters)
Yorum:
İran Devrim Muhafızları, ABD Başkanı Trump'ın İran'ın enerji tesislerini hedef alacağına dair tehditlerini uygulaması halinde stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nı tamamen kapatacağı uyarısında bulundu. Bu açıklama, Trump'ın Tahran'ın 48 saat içinde boğazı tamamen yeniden açmaması halinde İran'ın enerji santrallerini yok etmekle tehdit etmesinin ardından geldi. Hürmüz Boğazı, küresel petrol sevkiyatları için son derece önemli bir su geçidi olarak kabul edilmektedir; yani buradaki herhangi bir aksaklığın, uzun vadede ekonomik ve jeopolitik sonuçları olabilir. İran, ticaret ortaklarına ait gemiler için güvenli geçiş talebiyle boğazı fiilen kapatmıştır.
Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının, dünya petrol fiyatları üzerinde muazzam bir etkisi olmuştur. Zira Amerika'da normal benzinin galon başına ortalama fiyatı, Amerika ile Yahudi varlığının 28 Şubat'ta İran'a karşı savaş başlatmasından önce tüketicilerin ödediği fiyat olan 2,98 dolardan 3,94 dolara sıçramıştır.
Tek bir ekonomik darboğaz noktasının bile, ABD ekonomisinin büyük bir ekonomik çöküşe neden olmadan uzun süre dayanamayacağı muazzam bir domino etkisi yarattığı gayet açıktır. Şimdi, tek bir varlık olarak İslam ümmetinin, Süveyş Kanalı’nı, Bab el-Mendeb Boğazı’nı ve İstanbul Boğazı’nı kapatmasıyla doğurabileceği etkiyi bir düşünelim. Ümmetin, Amerika ve Yahudi varlığına yaptığı petrol ihracatının tamamen durduğunu bir hayal edin. Yine Amerikan gemilerinin sularımızda devre dışı bırakıldığını da bir düşünün. Ekonomik başarılar elde etme olasılığı garantidir. Buna ek olarak İran, Pakistan ve Türkiye'nin birleşip ulusal sınırları kırarak ekonomilerini uyumlu hale getirdiklerini, petro-dolar sisteminden ayrılıp ABD'nin hakimiyetine karşı koymak için siyasi ve askeri güçlerini stratejik bir şekilde koordine ettiklerini bir hayal edin. Dolayısıyla gereken şey, siyasi irade ve kolektif gücümüzden ve stratejik konumumuzdan istifade edecek olan Hilafettir. Aşağılanmamızın ve boyun eğdirilmemizin devam etmesinin yerine kurtuluşumuzu garanti altına alacak olan işte bu vizyondur.
Artık ümmetin şu iki gerçeğin farkına varmasının zamanı gelmiştir: Birincisi, siyasi ve ekonomik büyüklüğe ulaşma potansiyelimiz; ikincisi ise ABD’nin askeri ve ekonomik olarak bariz zayıflığı. Artık bu bariz zayıflığı değerlendirmenin, Hilafeti kurma projemizi başlatmanın ve Allah Subhanehu ve Teala'nın izniyle kısa sürede şeref ve izzete kavuşmanın zamanı gelmiştir.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ
“Ey iman edenler! Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.” [Muhammed 7]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Heysem İbn Sabit - Amerika