- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Kinane Ordusu, Ümmetin Davalarına Yardım Etme Şerî Vacibi İle Kemer Sıkma Tuzağı Arasında
Haber:
Silahlı Kuvvetler Askeri Sözcüsü'nün resmi sayfası, enerji tüketiminin rasyonelleştirilmesine ilişkin son kararların stratejik ve ekonomik boyutlarını açıklayan görsel bir rapor yayınladı; raporda, bu adımların, krizler ve savaşların yarattığı çalkantılı küresel bağlamda, dünya çapında yakıt ve enerji kaynaklarını etkileyen mevcut küresel zorluklar çerçevesinde atıldığı vurgulandı.Ayrıca raporda, işyerlerinin saat 22.00'de kapatılmasına ilişkin kararın, birçok kişinin yaşam tarzını etkileyen zor bir karar olduğu belirtilse de, ancak bu önlemin, gelecekte uzun saatler sürecek bir yükü hafifletme veya daha sıkı kısıtlamalar gibi daha zorlu senaryolardan kaçınmak için bir “süreklilik garantisi” niteliğinde olduğu vurgulandı.Rapor, Mısır’ın dünyada yaşananlardan bağımsız olmadığını açıkladı; zira en büyük ekonomilerin ve komşu ülkelerin kaynaklarını korumak için sert tedbirler almak zorunda kaldığına dikkat çekti. Videoda, Hindistan, Pakistan ve Sri Lanka gibi ülkelerin yakıt ve mutfak gazında ciddi kıtlık yaşadığına dair örnekler sunulurken, Arap Körfezi ülkeleri, Avrupa ve Amerika'da ise yakıt fiyatlarında farklı oranlarda büyük artışlara tanık olunduğuna değinildi.Rapor, kriz yönetiminin değerlendirilmesi konusunda insanlara temel bir soru yönelterek dünya çapında uygulanan kemer sıkma önlemleri alınmasının yönetim açısından bir başarı olarak görülürken, yerel düzeyde yanlış anlaşılabileceğine dikkat çekti.Raporda, Mısır’ın mevcut imkânlarıyla durumu mümkün olan en iyi şekilde yönettiği ve vatandaşın onurunu korumak için toplumun tüm kesimlerinin gözetildiği vurgulandı; ayrıca video, sonunda insanlara bilinçli olma çağrısında bulunarak “Bilincin senin sorumluluğundur ve söz de bir sorumluluktur.” ifadelerini öne çıkardı.
Yorum:
Kinane ordusunun, Amerika ve Yahudi varlığının, Filistin, Lübnan ve İran’daki İslam ümmetine karşı açtığı savaşa karşı koyması gerektiği bir zamanda; evet böyle bir zamanda Kinane ordusu, Amerika ve Yahudilerin bölgede ifsat ettiklerini onarmakla meşgul olmaktadır; bu ifsadın arasında enerji kaynaklarının kesilmesi ve fiyatlarının yükselmesi de varken Kinane ordusu, dükkanların kapanma saatleri ve raporun ortaya koyduğu rakamların gürültüsüyle meşgul olmaktadır.
Peki Kinane ordusu, sorunun kaynağını görmezden gelerek bir acziyet bahanesine mi dönüştü, yoksa “Yeni Cumhuriyet” adı altında kemer sıkma politikalarını pazarlayan siyasi bir aktör mü oldu?!
Sri Lanka ve Pakistan gibi başarısız devlet modellerinin resmî bir askerî söylemde gündeme getirilmesi, kurumun, bir somun ekmekten gökdelenlere kadar ekonominin tüm mafsallarına uzanmasının, ümmetin davalarında zafer kazanmak, Allah yolunda cihad etmek, Allah'ın kelimesini yüceltmek ve sapkınlar ile Allah'ın gazabına uğramış olanların elinden gasp edilmiş kutsalları kurtarmak gibi kendisine yüklenen görevden sapmasına yol açtığı gerçeğinden ileriye doğru kaçma girişiminden başka bir şey değildir.
Silahlı Kuvvetlerin enerji meselesini gündeme getirip bu konudaki kullanımın rasyonelleştirilmesine öncülük etmesi, insanların işlerinin gözetilmesi değildir; zira kurum, uzun zamandır bir müteahhitlik ve savaş ticareti kurumuna dönüşmüştür; yani ordu, Süveyş Kanalı’ndan geçen Amerikan ve Batılı gemilerin geçiş ücretlerini, bu gemilerin yaptıklarına karşılık ve onlara bir ceza olarak artırmak yerine, insanlara uygulanan elektrik fiyatlarını yükseltmeye başvurmuştur; zira fiyatlar %16 ile %91 arasında artırılmıştır; böylece insanların yoksulluğu daha da artmış, bu da onları acının kaynağından, hastalığın ve belanın kökünden, yani Amerika ve onun ümmete karşı işlediği suçlardan uzaklaştırmıştır.
Askeri sözcünün açıklamasında özenle seçilmiş bu kelimelerin ardında, rejimin medyası ve onun gerçek yöneticileri olan orduda, tökezlemesinden ayağa kalkıp kıpırdamaya başlayan devin uyandığını ortaya koymaktadır; zira eğer ordu, insanlara en kötü bir şekilde tehdit etmekten başka sunacak bir şey bulamayan bir sistemin ayaklarının altındaki zeminin sarsılmaya başladığını hissetmeseydi, asla çıkıp bir gerekçe videosu yayımlamazdı.Bu resmi endişe, insanların çıkarlarına veya onların işlerinin gözetilmesine yönelik bir korku değildir; aksine ülkenin kaynakları üzerinde sıkı bir kontrol kurmuş olan çıkarlar ağının yok olmasına yönelik bir korkudur.Bu dar bakış açısıyla sınırları koruma görevi, ayrıcalıkları korumaya ve bağımlılık zincirlerini kıracak bir patlamadan korkulduğu için ümmet devini kontrol altında tutmaya dönüşmüştür.
Bu acı verici sahne, İslam akidesinden kaynaklanan askeri doktrine ve Allah'ın Kitabı ve Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sünnetinden istinbat edilen şerî hükümlere geri dönmeyi gerektirmektedir;zira ordunun şerî hakikatinde, pazarlarda ticaret yapmak ve bölgesel düzenlemelerin bekçisi olmak yoktur; aksine ümmeti düşmanlarından korumak ve cihad yoluyla İslam risaletini dünyaya taşıyan vurucu bir güç olmak vardır.Müslüman bir askerde asıl olan, ümmetin kılıcı olup ümmete karşı olmak ve Camp David Anlaşması ya da rezil diplomatik yalvarışlar gibi hain anlaşmalara karşı kendisini zincire vurmak değildir. Tıpkı rejimin, İran'a karşı savaşı durdurması için Trump'a yalvarmasında ve aşağılık bir şekilde düşmanın kararının rehinesi olup ondan çözüm dilenen askeri gücün aşağılanmayı yansıttığı bir tabloda savaşı durdurabilecek tek kişinin Amerika olduğunu iddia etmesinde yaptığı gibi. Böylece büyük bir ordu, Batı'nın dayattığı ve işlevsel rejimlerin uyguladığı uluslararası dengeler denkleminde sadece rakamdan ibaret bir hale gelmiştir!
Ey Kinane Ordusu: Devletin işlerine karışmak ve geçim krizlerini yönetmek, sizleri ümmetinizin davalarından uzaklaştırmak ve sizi dünyayı ve ahireti kaybettiren politikaların bataklığında boğmak için kurulan bir tuzaktır.
Kinane'nin kararlarını Trump’ın işaretinin rehinesi yapan ve ordusunu, insanlara boyun eğdirmek için bir araç haline getiren bir rejimin arkasında durmak, serap üzerine bahis oynamaktır. Bu labirentten çıkmanın tek yolu, raporun savunduğu daha fazla kemer sıkma politikası değil, aksine Hizb-ut Tahrir'in sunduğu gerçek ümmet projesine yardım etmektir. Bu yardım sizi, Nübüvvet Minhacı üzere Hilafetin ordusu olarak yüce konumunuza geri döndürecektir; böylece sizler, Mescid-i Aksa'ya doğru ilerleyen cihad ordularına liderlik edecek ve dar hesaplarla ve ofislerin büyük güçlerin emirlerine boyun eğmesiyle heder edilen ümmetin onurunu geri kazanacaksınız.Şu anda sizler, safların ayrıldığı bir dönemden geçiyorsunuz;ya Batı'nın ajanları olan yöneticilerinden dolayı yaralı olan ümmetin haykırışından korkarak, sallanıp titreyen bir koltuğu koruyan müteahhitlik rolüne devam edeceksiniz, ya da Hakim olan Şari'nin emrettiği gibi ülkeyi fetheden ve insanlara yardım etmek için savaşan mücahitler görevine geri döneceksiniz.
Gazze’nin çığlıkları ve Kahire’nin dar sokaklarındaki mazlumların yardım haykırışları, kaybedilen denklemi tersine çevirip gücünüzü, sizi gözetleyip duran çevrelerin aşağılayıcı boyunduruğundan uzak bir şekilde sizi dünyanın izzetine ve ahiretin nimetine doğru götürecek sadık bir liderliğin elinin üzerine koyarak kurtuluşu tercih etmeniz için size yönelik çağrılardır.Peki aranızda, fani dünyayı satıp baki olan ahireti satın alan, orduyu esaretin zindanlarından çıkarıp Rabbani liderliğin ferahlığına kavuşturacak yeni Ensarlar yok mu?
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ انْفِرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ اثَّاقَلْتُمْ إِلَى الْأَرْضِ أَرَضِيتُمْ بِالْحَيَاةِ الدُّنْيَا مِنَ الْآخِرَةِ فَمَا مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فِي الْآخِرَةِ إِلَّا قَلِيلٌ “Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.” [Tevbe 38]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu İçin Yazan
Said Fazıl - Mısır