Logo
Bu sayfayı yazdır
Amerika’ya Boyun Eğmek ile İslam’a Dayalı Gerçek Bağımsızlık Arasında İran

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber - Yorum

Amerika’ya Boyun Eğmek ile İslam’a Dayalı Gerçek Bağımsızlık Arasında İran

Haber:

12 Nisan 2026'da İran'ın Tesnim Haber Ajansı şu açıklamayı yaptı: “Müzakereler odasında Amerikalılar, Hürmüz Boğazı meselesi ve ülkeden nükleer malzemelerin çıkarılması da dahil olmak üzere İran'a karşı savaşta başaramadıkları hedefleri gerçekleştirmek niyetindeydiler; ancak İran heyeti bu girişimi boşa çıkarmıştır.”

Yorum:

İran henüz tehlike çemberinden çıkmamış olsa da, nükleer kapasite ve Hürmüz Boğazı konusunda taviz vermeyi reddetmesi, Allah’ın izniyle daha büyük bir tehlikenin ortaya çıkmasını engellemektedir. Müzakere üslubuna gelince; Amerika’nın savaş alanında korkak ordusuyla elde edemediği şeyleri müzakereler yoluyla elde etmeye çalıştığı doğrudur; ancak Amerika müzakereleri aynı zamanda daha büyük bir askeri güç konuşlandırmak için zaman kazanmak amacıyla da kullanmaktadır. Askerleri nedeniyle aciz kalan Trump, Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır ve Türkiye’deki ajanlarını ve yandaşlarını bir araya getirerek Müslüman silahlı güçlerden oluşan bir koalisyon kurmuştur; bu koalisyon Müslümanlara, Amerika’nın 1990 ile 1991 yılları arasında Irak’ı yok etmek için kullandığı koalisyonu hatırlatmaktadır; nitekim o dönemde her iki taraf için de son Müslüman askere kadar savaşılmıştı!

Stratejik olarak Amerika için İran’ın nükleer kapasitesi ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolü meseleleri iç içe geçerek, İran’la olan yeni ilişkisini belirleyecek tek bir sınav oluşturmaktadır. Daha önce onlarca yıl boyunca Amerika, İran’ı kendi yörüngesinde dönen bir ülke olarak ele almış ve bu nedenle de İran’ın güvenliğiyle ilgili ağır tavizler talep etmemişti. Daha önceki stratejisi kapsamında İran'ı, yaklaşık elli yıl boyunca Yahudi varlığına karşı bir denge unsuru olarak görüyordu. Ancak ABD’nin yeni Ortadoğu stratejisi göre ve Yahudilerin hegemonyasının muazzam bir şekilde genişlemesiyle birlikte, ABD artık İran’ın kendi çıkarları uğruna kendi güvenlik çıkarlarından ödün veren tabi bir devlet haline gelmesini talep etmektedir. Bu nedenle, İran’daki derin devlet içinde olanlar bilsin ki, Amerika’nın yörüngesinde dönme seçeneği artık söz konusu bile değildir.

Şüphesiz ki Amerika’yı, İran’ı, Pakistan’daki ajanlarıyla muamele ettiği gibi tabi bir devlet haline getirme çabasında cesaretlendiren şey, nüfusu ve silahlı kuvvetleri İran’ınkinden daha fazla olan ancak on yıllardır Amerika’ya aşağılayıcı bir şekilde boyun eğme yolunu izleyen Pakistan devletidir. Zira Amerika'nın İslamabad'daki ajanları, işgal altındaki Keşmir, ekonomik istikrar ve Afganistan ile kardeşçe ilişkiler de dahil olmak üzere hayati önem taşıyan güvenlik çıkarlarının heba edilmesine nezaret etmişlerdir. Şu anda ise Pakistan yöneticileri, büyük bir çabayla elde ettikleri nükleer silahlarına yönelik ABD tehditlerini bile görmezden geliyorlar ve Hindistan ile ilişkileri normalleştirmek için güven artırıcı önlemler bahanesini kullanarak ve karşılıklı kaçınılmaz yıkımı önlemek gerekçesiyle Pakistan’ın nükleer kapasitesinden vazgeçmeleri bile beklenmektedir! Bu nedenle Pakistan yöneticilerinin örneği, İran’daki Müslümanlar için bir uyarı olmalıdır. Pakistanlı yöneticiler için Amerika'ya kölelik artık bir alışkanlık haline gelmiştir; hatta Müslümanlara ve dinlerine yönelik maliyeti ne olursa olsun, Amerika'yı memnun edecek her türlü eylemi kutlamaktadırlar. Hegemonya ve zulme karşı direnen Müslümanlar için kırmızı çizgiler, bedeller ve fedakârlıklar vardır; hak üzerinde sebat etmenin büyük ecri ise Allahu Teala’nın katındadır.

Peki İran'daki Müslümanlar için bundan sonra ne olacak? Amerika’nın yeni Ortadoğu stratejisine göre, Amerika’nın yörüngesinde dönme seçeneği artık hesaplardan çıkmıştır. Tiranlara boyun eğme seçeneği ise, dünyada zillet, ahirette ise azaptır. Geriye sadece son peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hazırladığı gerçek bağımsızlık yolu kalmıştır. Bu yol, Allah’ın indirdikleriyle hükmetme yolu olduğu gibi Allah’ın kullarından takva sahibi olanlar için hazırladığı geniş cennetine nail olmak için canları ve malları feda etme yoludur. Bu yol, Allahu Teala ve Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emirlerine uyma ve yasaklarından uzak durma yoludur. Bu yol, ittifaklar, anlaşmalar ve koordinasyon protokolleri de dahil olmak üzere muharip kâfirlerle olan tüm bağları koparma yoludur. Bu yol, milliyetçilik ve mezhepçilik putlarını yıkmak yoluyla Endonezya'dan Fas'a kadar tüm Müslümanların genel liderliği olmanın yoludur. Bu yol, İmamet ve Hilafet yoludur.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr – Pakistan

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.