- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
Dikenden Üzüm Hasat Edilmez
Haber:
Salı akşamı ABD'nin başkenti Washington'da, Yahudilerin sahada sürdürdüğü askeri tırmanışla paralel olarak Lübnan ile Yahudi varlığı arasında doğrudan görüşmeler başlarken, Lübnan’da ise bu görüşmelerin şekli ve içeriği konusunda şiddetli bir iç bölünmeye tanık olunmaktadır.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington'da Lübnan ile Yahudi varlığı arasında yürütülen görüşmelerin tarihi bir fırsat olduğunu belirterek, “İlerleme kaydetmeye başlayabilir ve genel bir çerçeve oluşturabiliriz” dedi; ayrıca Rubio, “Karmaşık sorunların tamamının önümüzdeki altı saat içinde çözülmeyeceğini” ve “Meselenin, İran'ın partisinin 20 ya da 30 yıldır süren etkisine kesin bir son vermekle ilgili olduğunu” vurguladı.
Haaretz gazetesi Salı günü, ismini açıklamadığı Yahudi varlığı içindeki kaynaklara dayanarak, Netanyahu'nun müzakerelerin başlamasını “çatışmayı durdurmadan zaman kazanmak için bir taktik” olarak gördüğünü ve bununla birlikte “Amerikalılar ve Başkan Donald Trump'a karşı iyi niyetini göstermeyi” amaçladığını aktardı. (El Cezire Net, 14/04/2026)
Yorum:
Bir yöneticinin ihaneti ve ajanlığı hangi dereceye ulaşırsa ulaşsın, ülkesini bombalayan, yakıp yıkan ve halkını katleden bir düşmanla nasıl müzakere masasına oturup onunla barış ve güvenlik hakkında konuşabilir?!
Ruveybida yöneticilerimiz, Trump'a olan köleliğin doruk noktasına ulaştılar; peki bu aşağılanmanın zincirlerini ne zaman kırıp utanç tahtlarını ne zaman yıkacağız?
Kanlarımız ihlal ediliyor, ülkemiz yağmalanıyor, servetlerimiz çalınıyor, özgür insanlarımız düşmanın hapishanelerinde tutsak olarak gece gündüz işkenceye maruz kalıyor ve erkekler ve kadınlar hapishanelerde tecavüze uğruyor; o halde hala neden korkuyorsunuz ve neyi bekliyorsunuz?!
Dünya ülkeleri yeni bir sistem aramaya başlamış olup Trump ve onun yapışık ikizi Netanyahu'dan uzaklaşmaya çalışmaktadır; işte burada, her türlü gecikme ve ihmalkârlık karşısında sorumluluğumuzun iki katına çıktığını hissetmemiz gerektiği gibi İslam hadaratının nurunu ve adaletini yeniden dünyaya yaymak için dinimizde sebat edip farzların tacı olan Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafeti kurmak için çalışırsak, Allah'ın bizim yanımızda olacağını da hatırlamamız gerekir.
Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَنُرِيدُ أَن نَّمُنَّ عَلَى الَّذِينَ اسْتُضْعِفُوا فِي الأَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ أَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ الْوَارِثِينَ وَنُمَكِّنَ لَهُمْ فِي الأَرْضِ وَنُرِي فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا مِنْهُم مَّا كَانُوا يَحْذَرُونَ “Biz ise, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları vârisler kılmak, o yerde onları iktidar yapmak; Firavun ile Hâmân’a ve ordularına, onlardan (İsrailoğullarından gelecek diye) korktukları şeyi göstermek istiyorduk.” [Kasas 5-6]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Müne Semih