- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haberlere Bakış
11/10/2026
- Bakü, barışı koruma operasyonları üzerine NATO ortaklığı eğitimine ev sahipliği yapıyor. (www.azernews.az, 9 Ekim 2026).
NATO’nun, Müslümanları tehdit eden sömürgeci bir haçlı ittifakı olduğu uzak yakın herkes tarafından bilinen bir durumdur; bunu en iyi bir şekilde özetleyen 1990'larda ABD'nin NATO'daki eski komutanı Wesley Clark’ın şu cümlesidir: “NATO, saldırganlığına hedef olarak Sovyetler Birliği'nin yerine İslam'ı koymuştur.” Ancak Azerbaycan da dahil Müslüman ülkelerdeki mevcut devletler İslami olmayan devletler olduğu için Müslüman olan halklarını temsil etmedikleri gibi bu devletlerin yöneticileri de Amerika ve Batı'nın ajanlarıdır; bu nedenle Amerika başta olmak üzere kafir Batı’nın bu ajan devletlerle değil de bu ülkelerin halklarıyla olan savaşını meşrulaştırmak için köktendincilik, terörizm ve aşırıcılık gibi terimler ortaya çıkarmışlardır; böylece bu terimler kullanıldıklarında, İslam’a ve Müslümanlara karşı düşmanlıktan başka bir anlam ifade etmeyen Batılı siyasi terimlere dönüşmüştür.
BM barış gücü operasyonları ise; barışı sağlama amacı taşıyan insani misyonlar değildir; aksine Batılı egemen güçlerin (özellikle ABD, İngiltere ve AB) Müslüman coğrafyasındaki stratejik çıkarlarını korumak, işgalleri yasallaştırmak ve bölgedeki zenginlikleri kontrol etmek için kullandığı modern birer sömürgecilik aracıdır. Ayrıca barış gücü operasyonları Müslümanların yaşadığı topraklarda kalıcı çözümler üretmemekte; aksine bölünmeyi, iç çatışmaları ve bağımlılığı körüklemektedir; aslında operasyonların arkasındaki asıl amaç ise Müslümanların siyasi olarak birleşmesini engellemektir. Afganistan, Irak ve Suriye başta olmak üzere bu gerçekliği tüm İslam ülkelerinde net bir şekilde görmek mümkündür. Dolayısıyla Müslümanların sömürgecilerin bu kirli araçlarından kurtulmalarının tek yolu, İkinci Raşidi Hilafeti kurmalarıdır; işte o zaman Müslümanlar hem Allah'ın düşmanlarını hem kendi düşmanlarını hem de Haçlı sömürgecilerin ajanları ve dostlarından aralarına sızmış kendileri dışındaki diğer düşmanları korkutacaklardır.
- Ulusal STK Forumu, Azerbaycan toplumunu yabancı etkilere karşı dikkatli olmaya çağırdı. Azerbaycan Ulusal STK Forumu, okullardaki kıyafet kuralı hakkında bir açıklama yayınladı ve toplumu dış etkilere karşı dikkatli olmaya çağırdı.
Bu durum Ulusal Denetim Ofisi tarafından bildirildi.
Açıklamada, son günlerde İran ve diğer yabancı ülkelerin internet kaynaklarında bilgi saldırılarının gözlemlendiği, Azerbaycan'ın örnek laik devlet modelini hedef aldığı, ülkemizde şeriat ilkelerine dayalı devlet yapısının uygulanmasını teşvik ettiği ve Azerbaycan'daki kamuoyunu kafa karıştırmayı ve toplumda yapay bir çatışma yaratmayı amaçladığı belirtiliyor: "Özellikle okullarda, öğrenci ve öğretmenlerin giyim kuralları üzerine yapılan tartışmalar amaçlıdır. Bu konuyu dini çatışma seviyesine taşımak için siyasallaştırma ve kışkırtmanın kullanılmasını şiddetle kınıyoruz. Yüzlerce STK'yı bir araya getiren bir şemsiye kuruluş olarak, Azerbaycan toplumunu ulusal çıkarlarımıza, anayasal değerlerimize ve kamusal dayanışmamıza yönelik bilgilendirme provokasyonlarına karşı dikkatli olmaya çağırıyoruz. (www.azerbaijan-news.az, 11 Ekim 2026).
21 Eylül'de Azerbaycan, devlet okullarında başörtüsü takılmasını fiilen yasaklayan bir karar çıkardı. Başbakan Ali Esedov tarafından imzalanan belgeye göre, öğrencilerin "tek tip okul kıyafetine aykırı olan veya genel eğitimde laiklik ilkesine uygun olmayan herhangi bir kıyafet" giymeleri yasaklanmıştır. Karar metninde başörtüsü kelimesi açıkça geçmemiştir; ancak dini başörtüsü, onaylanmış okul üniformasının bir parçası olmadığından, yapılan değişiklikler özellikle başörtüsü takılmasının yasaklanması olarak yorumlanmıştır. Nitekim bu karar, Cumhurbaşkanı Aliyev'in 7 Temmuz 2026'da imzaladığı Genel Eğitim Kanunu'na dahil edilen değişikliklere dayanmaktadır.
Müslüman ülkelerin başındaki hain yöneticiler, kafirlere olan dostluklarını aleni bir şekilde göstermekle yetinmeyip, Allah’tan, Rasulünden ve müminlerden hiç utanmadan İslam’a ve Müslümanlara karşı düşmanlıklarını da aleni bir şekilde göstermeye başlamışlardır. Aliyev rejiminin; İslam’ın mümin kadınlara yönelik farzı olan başörtüsüne yönelik çıkarmış olduğu yasa bunun en bariz örneklerinden biridir. Aslında Aliyev rejimi, 2010 ile 2011 yılları arasında da başörtüsüne tam bir yasak getirmeye çalışmıştı ancak o dönemde bu karar, ülke genelinde halkın öfkeli tepkilerine ve kitlesel protestolara yol açtığından dolayı geçici olarak kamuoyunun gündeminden kaldırılmıştı.
Aslında İslam ile savaş, Sovyetler Birliği sonrası coğrafyadaki her rejimin politikalarının ayrılmaz bir parçası olmuş ve bu politikaların temelleri, Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri'nin ortaklığında atılmıştır. İşte o zamanda bu yana laikliği neredeyse halkın bir akidesi haline getirmek için mücadele eden Aliyev rejimi, toplumun laikliği benimsediğine kanaat getirmiş olmalı ki İslam’a olan düşmanlığını mümine kadınların süsü olan başörtüsünü yasaklayan bir yasa çıkarmıştır. Kafirleri dost edinen, Yahudi varlığının Gazze’ye yönelik katliamında ona tüm destek ve yardımı sağlayan ve sömürgeci kafir Amerika’nın, Orta Asya’da vaftiz babalığını yapan zalim ve münafık Aliyev’in böyle bir yasa çıkarması şaşılacak bir durum değildir. Bilakis asıl üzücü olan; özelde Azerbaycan’daki Müslümanların, genelde ise özellikle Türkiye olmak üzere tüm İslam ülkelerindeki Müslümanların başörtüsü yasağına karşı gereken tepkiyi vermemiş olmasıdır. Oysa İslam’ın tarihine baktığımızda Müslüman bir kadının onuruna yönelik bir saldırı sürgün ve fetihlerle sonuçlanmıştır. Örneğin Allah'ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zamanında, bir Yahudi Beni Kaynuka pazarında bulunan Müslüman kadının elbisesinin ucunu bağlamış ve kadın ayağa kalkınca mahrem yeri açılmış, bunun üzerine kadın çığlık atmış ve Yahudiler de gülmüştü; bunun üzerine bir Müslüman adam ayağa kalkıp Yahudi adamı öldürmüştür; sonra Yahudiler Müslüman adama saldırmış ve onu öldürmüştü; bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, onlar hükmüne boyun eğene kadar on beş gün boyunca onları kuşatma altında tutmuş, onları teslim olmaya zorlamış ve sonra da onları Medine'den sürgün etmiştir. Ayrıca Anadolu'da tek bir Müslüman kadın kendisinden yardım istediğinde Mu'tasım, ordularını seferber edip Amuriye ve Ankara'yı fethetmek için büyük bir ordu seferber etmiştir.
Ey Azerbaycan Müslümanları; işte sizler; İslam ile izzetli olan ve tarihi Müslüman kadınların onurunu koruyan kahramanlıklarla dolu olan İslam ümmetinin ayrılmaz bir paçasısınız. O halde bu ajan Aliyev rejimine İslam’a yakışır bir tepki verin, onun tahtını devirin ve onun enkazının üzerine tüm İslam dininin ve Müslümanların hamisi ve koruyucusu olan Raşidi Hilafet Devleti’ni kurun ki hem dünyada hem de ahirette kurtuluşa erenlerden olasınız. Şüphesiz güzel akıbet, Allah’a karşı muttaki olanlarındır.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ramazan Ebu Furkan