Logo
Bu sayfayı yazdır
Avrupa Olmadan Trump ile Putin Arasındaki Zirve Ne Anlama Geliyor?

بسم الله الرحمن الرحيم

Avrupa Olmadan Trump ile Putin Arasındaki Zirve Ne Anlama Geliyor?

Evet, Avrupa, Trump ile Putin arasındaki zirveyi, özellikle ortak savunma, insan hakları, demokrasi ve Batı'nın birliği gibi Batı ittifakının dayandığı ilkeler açısından Batı değerlerine bir ihanet olarak görebilir. Muhtemelen Avrupalılar bu zirveyi, müttefikleri Amerika ile olan mutabakatın ihlali olarak görüyordur;zira bu zirve, egemen bir ülkeyi işgal etmesine rağmen Putin'e meşruiyet kazandırmakta olup belki de bunu Putin için bir ödül olarak değerlendirilebilir. Trump ise çıkarlarını her şeyin üstünde tutmasıyla bilinmekte olup bu da yaptığı anlaşmalarda açıkça görülmektedir.

Bu tek taraflı yaklaşım, Washington'un güç yoluyla liderlik ettiği uluslararası düzeni baltalaması olarak okunabilir; bu ise Polonya Başbakanı'nın şu açıklamasından da anlaşılmaktadır: “Barış takasla gelmez: Sessiz kalmak karşılığında toprak... Bu Avrupa'nın değerleri değildir.” Dolayısıyla zirve, Batı ittifakında bir çatlak meydana getirebilir ve müttefike olan güveni zayıflatabilir.

Amerika'nın politikası artık netleşti: Sonuç odaklı ve tamamen pragmatik bir politika; sanki kibirli bir şekilde biz müttefiklerimizi memnun etmek için değil, kendi çıkarlarımıza hizmet etmek için hareket ediyoruz diyor. Zira Amerika, çıkarlar ortadan kalktığında müttefikini terk ediyor. Buna dair en iyi örnek, Afganistan'daki ajanlarını terk ettiğinde ve daha önce de Vietnam'da güneyde bir hükümet kurduktan sonra onu terk ettiğinde yaptığı şey de buydu. Belki de bugün Ukrayna ya da yarın Tayvan ile çıkarları değiştiğinde de aynı şey tekrar edecektir; dolayısıyla Amerikan politikası, uluslararası ilişkilerdeki dalgalanmalarıyla bilinmektedir.

Belki de güç ve konum faktörleri, onu kibirli davranmaya itmiş olabilir. Şöyle ki, sanki sözde “uluslararası hukukun” üstündeymiş gibi sadece kendini görüyor; zira istediği zaman anlaşmalardan çekiliyor, itaatsizlik edenlere tek taraflı yaptırımlar uyguluyor ve Birleşmiş Milletler'in onayı olmadan askeri müdahalede bulunuyor ki Irak, Libya ve diğer ülkelerde bunu yapmıştır.

Ve belki de Avrupa bugün, Amerika'nın pragmatik politikasının kurbanı olacağını, Amerika'nın kendi çıkarlarını gözetmediğini ve sanki bu savaşta bir taraf değilmiş gibi Rusya ile arkasından pazarlık yaptığını hissediyor olabilir.

“Büyük Şeytan” ile ittifak kuran herkese şunu söylüyorum: Amerika politikasında dost düşman tanımaz, taahhütlerini yerine getirmez ve ona güvenmek tehlikelidir; zira o, değerlerin konumunu yüceltmez; bilakis kendi çıkarlarını değerlerin önünde tutar. Bu yüzden demokrasi ve insan hakları sloganlarına aldanmayın; çünkü değerler kazançlarla çatıştığında, çıkarlar galip gelir. Trump-Putin zirvesi sadece bir örnektir; dolayısıyla eğer Amerika'nın çıkarları gerçekleşecekse Çin veya Rusya ile anlaşma yapmasını engelleyen hiçbir şey yoktur; ayrıca Amerika, Avrupa'nın ortağı olmasını istemiyor, aksine Avrupa'nın kendi politikalarına tabi olmasını istiyor.

Velhasıl, kendi kararına sahip olamayan, akıbetine de sahip olamaz.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Munis Hamid – Irak

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.