Perşembe, 26 Recep 1447 | 2026/01/15
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Körfez Ülkelerinin Batı'ya Hizmet Etme ve Ümmeti Batılılaştırma Konusundaki Şüpheli İşlevsel Rolü

بسم الله الرحمن الرحيم

Körfez Ülkelerinin Batı'ya Hizmet Etme ve Ümmeti Batılılaştırma Konusundaki Şüpheli İşlevsel Rolü

Son on yıldır, başta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar olmak üzere bazı Körfez ülkeleri, sadece petrol varlıkları olmaktan çıkıp bölgenin şekillenmesinde aktif olan siyasi araçlara dönüşmüşlerdir. Ancak bu rol, İslam ümmetinin lehine değil, aksine Batılı güçlerin çıkarlarına hizmet eden ve İslam beldelerinin fikri, siyasi ve güvenlik açısından parçalanmasına katkıda bulunan dış politikaları uygulamaya yöneliktir...

Otoritenin kökleri: İngiliz koruması ile Amerika’ya boyun eğme arasındadır

Körfez'deki iktidar rejimleri, İngiliz korumasının gölgesinde ortaya çıkmıştır; zira İngiltere, bölgedeki stratejik çıkarlarını güvence altına almak için 19. yüzyılda Körfez şeyhlikleriyle anlaşmalar imzalamıştır. Ardından İngiltere'nin uluslararası zayıflığının gölgesinde Amerika Birleşik Devletleri dikkatini Körfez bölgesine çevirerek birtakım güvenlik ve ekonomik anlaşmaları imzalamıştır ki bunların en öne çıkanları şunlardır:

- Suudi Arabistan ve ABD arasında imzalanan Ortak Savunma Anlaşması (1951).

- Katar (El Udeyd hava üssü) ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (El Zafra hava üssü) ABD’nin askeri üslerine ev sahipliği yapması.

- Karşılıklı bilgi paylaşımı, eğitim ve silahlanmayı kapsayan ilan edilmemiş güvenlik ve istihbarat anlaşmaları.

Batı modeline duyulan hayranlık: Sistematik bir Batılılaşma mı yoksa çarpık bir modernleşme mi?

Son yıllar, Batı'ya yönelik eşi benzeri görülmemiş bir açılıma tanık olmuştur; bu açılım sadece ekonomi ve teknoloji ile sınırlı kalmamış, aksine aşağıdakileri de içermektedir:

- İslami değerler pahasına giyim, sanat ve eğlence alanlarında Batılı yaşam tarzlarını benimsemek.

- Eğitim müfredatını, kâfir Batı medeniyetiyle uyumlu olacak şekilde değiştirmek.

- Dini kurumları kısıtlamak, alimleri ve vaizleri marjinalleştirmek ve Batı politikalarıyla uyumlu resmi bir dini söylem dayatmak.

- İçeriği boşaltılmış bir versiyonu olarak “Ilımlı İslam’ın” propagandasını yapmak ve bunu, normalleşmeyi ve boyun eğmeyi meşrulaştırmak için kullanmak.

Batı modeline duyulan bu hayranlık, aile yapısının parçalanmasına, ahlaki yozlaşmaya ve manevi krizlere rağmen, İslami kimlik tamamen göz ardı edilerek bir medeniyet alternatifi olarak sunulmaktadır.

Bölgesel müdahaleler: Devrimleri desteklemekten savaşları körüklemeye

- Yemen: Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri koalisyon ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin ayrılıkçı gruplara yönelik desteği, ülkenin fiilen bölünmesine yol açmıştır.

- Suriye: Katar'ın muhalif gruplarına verdiği kapsamlı destek, ardından rejimle ilişkilerin yeniden kurulması lehine Körfez ülkelerinin aşamalı olarak geri çekilmesi.

- Sudan: BAE'nin Hızlı Destek Güçlerini desteklediği yönündeki suçlamalar; bu da iç savaşın alevlenmesine katkıda bulunmuştur.

- Libya: Katar'ın Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne verdiği desteğe mukabil Birleşik Arap Emirlikleri'nin Hafter'e verdiği destek, bölünmeyi daha da derinleştirmiştir.

Bu müdahaleler, "terörizmle mücadele" veya istikrarı destekleme gerekçeleriyle haklı gösterilmelerine rağmen, altyapının tahrip olmasına, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve mezhepsel ve etnik çatışmaların alevlenmesine yol açmıştır.

Yahudi varlığı ile normalleşme: Gizlilikten aleniliğe

- İbrahim Anlaşmaları 2020: Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn tarafından, Suudi Arabistan'ın da desteğiyle Yahudi varlığıyla ilişkileri normalleştirmek amacıyla imzalanmıştır.

- Katar: Resmi olarak bir anlaşma imzalamamış olsa da, ancak Yahudi varlığıyla ticari ve spor ilişkileri 1990'lardan bu yana mevcuttur.

- Bu normalleşme, Körfez'in tutumunda stratejik bir değişim olarak değerlendirilmekte ve Filistin davası pahasına Yahudi varlığının bölgeye entegre edilmesi yönünde atılmış bir adım olarak görülmektedir.

Ümmetin servetleri Batı’nın hizmetindedir

- Amerika ve Avrupa'da yüz milyarlarca Dolarlık yatırımlar.

- Müslüman halklara karşı kullanılan silahların fahiş fiyatlarla satın alınması.

- Gazze, Yemen, Suriye, Somali ve Afganistan'daki krizlerin görmezden gelinmesine mukabil devasa eğlence projelerinin desteklenmesi.

Fikri yön: Bilinçle mücadele ve halkları evcilleştirme

- Alimleri ve düşünürleri susturmak, samimi davet taşıyıcılarını ve resmi politikalara karşı çıkanları tutuklamak.

- Batı'nın imajını parlatmaya ve İslami hareketleri çarpıtmaya yönelik yoğun medya propagandası.

- İslami akımları siyasi sahneden dışlamak ve onları kamuoyu nezdinde şeytanlaştırmak...

- Şerî yön: Bağımlık ve zulüm konusunda İslam’ın tutumu

- İslam, gayrimüslimlere bağımlılığı reddetmektedir: وَلَن يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاًAllah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermez.” [Nisa 141]

- Zalimlere yardım etmeyi haram kılmıştır: وَلاَ تَرْكَنُواْ إِلَى الَّذِينَ ظَلَمُواْ فَتَمَسَّكُمُ النَّارُZulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız).” [Hud 113]

- Mazlumu bombalamak veya onu yüzüstü bırakmak değil, ona yardım etmek farz kılınmıştır.

Yeni bir bilinç pusulasına doğru

Bugün talep edilen, sadece bu politikaları ifşa etmek değil, aynı zamanda halklar ve rejimler arasında ayrım yapan ve Siyonizm, sömürgeci ve ümmeti parçalamaya çalışan ve bunun gerçekleşmesi için bazı rejimlerin görevlendirildiği Yeni Orta Doğu projesi gibi pusulayı gerçek düşmana doğru yönlendiren siyasi ve fikri bir bilinç inşa etmektir.

Körfez rejimlerinin Batı projesine hizmet etme, ümmeti Batılılaştırma ve akide ve siyasetin yapısını parçalama konusundaki işlevsel rollerini incelediğimizde, bunun kaçınılmaz bir kader değil, aksine ümmetin vahdeti için doğru ve kapsamlı bir içtihat yoluyla İslam'dan istinbat edilen siyasi projenin yokluğunun sonucu olduğunu gördüğümüz gibi aynı zamanda bağımlılığın yayılmasının, egemenliğin şeriata ve otoritenin ümmete ait olduğu ve bir Halife'yi nasbetmenin farz olduğu mefhumunun yokluğunun bir sonucu olduğunu görürüz.

Bundan dolayı durumun üzerinde olması gereken şerî vizyon, Allahu Teala’nın şu kavline dayanmaktadır: إِنَّ هَذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاعْبُدُونِ İşte sizin bu ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyleyse bana ibadet edin.” [Enbiya 92] Ve Subhanehu’nun şu kavline: . وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُواْ Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, sakın ayrılıp bölünmeyin.” [Al-i İmran 103] Dolayısıyla Arap’ı ve Acemiyle İslam ümmeti, ancak İslam’ın kulpları kulp kulp kırıldığında parçalanmayı tanıdığı gibi ancak dini ikame eden, Allah'ın şeriatıyla hükmeden, safları birleştiren, servetleri sömürgecinin pençesinden kurtaran ve servetleri düşmanlarına değil de ümmete hizmet etmeye yönlendiren şerî Raşid bir liderliğinde etrafında birleştiğinde de izzeti tanıyacaktır.

İslam beldelerinin birliği ütopik bir hayal değildir, aksine yapay engelleri ortadan kaldırarak, işlevsel rejimleri yıkarak ve ümmeti kurtuluşa doğru yönlendirecek ve ümmetin insanlığa rehberlik etme rolünü geri kazandıracak akide temelinde birleştirici bir varlık inşa ederek gerçekleşecek olan şerî bir vacip ve gerçeklik olarak bir gerekliliktir. Tıpkı Allahu Teala’nın şöyle buyurduğu gibi: كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللَّهِSiz insanlar için çıkartılmış en hayırlı ümmetsiniz; marufu emreder, münkeri nehyedersiniz ve Allah’a inanırsınız.” [Al-i İmran 110] 

Bu tek şerî liderliğin gölgesinde, servetler bir güç inşa etmek için yatırılacak, Filistin yeniden tesis edilecek, platformlarda İslam sancağı dalgalanacak, kafir Batı vesveselerini bile unutacak ve insanlar vahyin nuruna davet edilecektir; böylece icabet edenler Allah'ın rızasını ve muttakiler için hazırlanmış genişliği yer ve gök kadar olan cenneti kazanacaktır.

Allah'ım, Sana kavuşuncaya ve Sen bizden razı oluncaya kadar bizi hakka davet edenlerden, onun için çalışanlardan ve onun üzerinde sebat edenlerden eyle.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Hatem El-Attar – Mısır

Bu kategoriden diğerleri: « Sinsi Bir Sızma ve Derin Bir Düşüş!

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER