- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Müslümanların Şeref ve İzzeti, Ramazan Ayını Şerefli Kılan (Allah'ın) Kitabı İle Amel Etmektir
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır.” [Bakara 185]
Allah Subhanehu ve Teala, Kuran-ı Kerim'i inzal ederken bu mübarek ayı seçtiği gibi peygamberlere ilahi kitapların indirildiği ay olarak da bu ayı seçmiştir;
Vâsile ibn Eska’dan Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: أُنْزِلَتْ صُحُفُ إِبْرَاهِيمَ فِي أَوَّلِ لَيْلَةٍ مِنْ رَمَضَانَ، وَأَنْزِلَتِ التَّوْرَاةُ لِسِتٍّ مَضَيْنَ مِنْ رَمَضَانَ، وَالْإِنْجِيلُ لِثَلَاثَ عَشَرَةَ خَلَتْ مِنْ رَمَضَانَ، وَأَنْزَلَ اللَّهُ الْقُرْآنَ لِأَرْبَعٍ وَعِشْرِينَ خَلَتْ مِنْ رَمَضَانَ “İbrahim'in sahifeleri Ramazan ayının ilk gecesinde, Tevrat ise Ramazan ayının altıncı gecesinde, İncil Ramazan ayının on üçüncü gecesinde, Kur'an-ı Kerim ise Ramazan ayının yirmi dördüncü gecesinde nazil olmuştur.”
Allah Azze ve Celle, Kerim Kitabı'nı sadece okunacak ayetlerden ibaret kılmamış, aksine insanın Rabbi ile, kendi nefsiyle ve diğer insanlarla olan tüm ilişkilerini düzenlemesi için bir metot kılmıştır; yani Kitap, hayatın her yönü için kapsamlı ilahi bir metottur.
Kur'an'a yönelik bu övgü, ona iman eden, onu tasdik eden ve ona göre amel eden insanlar için bir hidayet olmasıdır; zira Kur'an'da, sapkınlığı ve azgınlığı ortadan kaldıran, hak ile batılın ve helal ile haram arasını ayıran doğruluk ve hidayete dair açık ve net deliller ve hüccetler vardır.
Müslümanlar ona uyup sımsıkı sarıldıklarında, dünyada hükmetmişler ve zilletten izzete kavuşmuşlardır; yani Araplara hükmetmişler ve Acem olanlar da onlara boyun eğmişlerdir; tıpkı Sadıkul Musaddık Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, kavmini ona iman etmeye davet ettiğini haber vermesi gibi. İbn Abbas Radıyallahu Anhuma’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ebu Talib hastalanmıştı. Kureyş onu ziyarete geldi. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem de amcasına gelmişti; nihayet eve girdi ve onlarla Ebu Talib’in arasında bir kişilik oturacak yer vardı. Ebu Cehil, Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Ebu Talib’in yanına oturması halinde ona karşı nazik olmasından korktu; bu yüzden Ebu Cehil hemen kalkıp o yere oturdu; bunun üzerine Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem amcasının yanında oturacak yer bulamamış ve kapının yanına oturmuştu. Ebu Talib şöyle dedi: Ey kardeşimin oğlu! Bunlar senin kavminin ileri gelenleri; sana bir şeyler vermek ve senden bir şeyler almak için toplandılar; bunun üzerine Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: نَعَمْ، كَلِمَةٌ وَاحِدَةٌ تُعْطُونِيهَا تَمْلِكُونَ بِهَا الْعَرَبَ، وَتَدِينُ لَكُمْ بِهَا الْعَجَم “Evet, söyleyecekleri bir kelimeyle Araplara hükmedecekler ve Acem olanlar da onlara boyun eğecekler.” Başka bir rivayette de şöyle geçmektedir: تَدِينُ لَهُمْ بَهَا العَرَبُ، وَتُؤْدِّي لَهُمْ بِهَا العَجَمُ الجِزْيَةَ “Araplar onlara boyun eğecek ve Acemler de cizye ödeyeceklerdir.” Onun kelime ve sözlerinden korktular ve oradaki topluluk şöyle dedi: Tek bir kelime mi istiyorsun? Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Evet, dedi. Bunun üzerine Ebu Cehil şöyle dedi: Biz sana on kelime yine söyleriz. Derken Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: تَقُوُلونَ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ، وتَخْلَعُونَ مَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِهِ “Allah’tan başka ilah yoktur diyeceksiniz ve O’ndan başka taptıklarınızdan vazgeçeceksiniz.” Bunun üzerine ellerini çırptılar. Sonra şöyle dediler: Ey Muhammed! Sen tanrıları, tek tanrı mı yapmak istiyorsun?! Senin bu işin şaşılacak bir şey. Dedi ki: Sonra birbirlerine şöyle dediler: Vallahi bu adam size istediğiniz şeyi vermeyecek; haydi gidin atalarınızın dini üzere devem edin; ta ki Allah sizinle O’nun arasında hüküm verinceye kadar; sonra dağıldılar.”
Allah'ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vaadinin ve bu izzetin gerçekleşmesi, Müslümanların Rablerinin metoduna sımsıkı sarılmalarıyla bağlantılıdır; ne zaman ki bu azim metottan uzaklaştılar işte o zaman zelil olup bölündüler, düşmanlarının elinde kolay bir lokma oldular; böylece Müslümanların, yönetim, ekonomi, toplum ve hayatın diğer alanlarındaki yaşamlarının haritasını düşmanları çizmeye başladılar, Allah'ın hükmünü tağutların hükmüyle değiştirdiler, yatırımlar, özelleştirmeler ve faizli krediler yoluyla servetleri çarçur ettiler, böylece fesat ve rezillik yayıldı ve kadın hakları ve kişisel özgürlük bahanesiyle toplum ve aileler parçalandı.
Bu nedenle yaratıcı Azze ve Celle, zararı sadece zulmedenleri değil, insanların genelini ateşiyle yakıp kavuracak olan fitneye karşı uyarıda bulunmuştur; zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَاصَّةً وَاعْلَمُوا أَنَّ اللهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ “Sadece içinizden zulmedenlere dokunmakla kalmayacak olan fitneden sakının ve bilin ki Allah’ın cezası şiddetlidir.” [Enfal 25] Peki Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyi askıya almaktan daha büyük bir fitne var mı Allah aşkına?! Allah Azze ve Celle'nin herkese, yani zalimlere, sessiz kalanlara ve oturanlara şiddetli bir ceza vaat ettiği işte bu fitnedir.
Tüm bu bunlardan dolayı diyoruz ki: Allahu Teala'nın emrettiği şeylere uyarak ve Kur'an'ı gece gündüz okumuş olsak bile aziz Kitabı'na uygun olarak amel ederek geçirmediğimiz sürece bu azim ayı onurlandırmış olmayız.
Allah'ın Kitabı'nı tilavet edip yönetim, hadler, ukubatlar ve cihad hükümlerini okuduğu halde ancak bu onu, bunların hayat vakıasında tatbik etme keyfiyetini düşünmeye sevk etmeyen bir Müslümanın haline şaşıyoruz!
Ey Müslümanlar: Eğer içinde bulunduğunuz perişan durumunuzu, Rabbinizin sizin için razı olduğu bir durumla değiştirmek istiyorsanız, tek yapmanız gereken Rabbinizin emrine uymak, O'nun şeriatıyla hükmetmek ve İkinci Raşidi Hilafeti kurmak için ciddiyetle çalışmaktır; işte o zaman bu mübarek ayı onurlandırmış olursunuz, Rabbinizin rızasına nail olursunuz ve O'nun azabından güvende olursunuz; böylece selefleriniz sahip olduğu izzet ve onuru geri elde ederseniz ve tüm kâfir milletler de size boyun eğerler. Bunu, Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu kavli doğrulamaktadır: إِنَّ اللَّهَ زَوَى لِي الْأَرْضَ، فَرَأَيْتُ مَشَارِقَهَا وَمَغَارِبَهَا، وَإِنَّ أُمَّتِي سَيَبْلُغُ مُلْكُهَا مَا زُوِيَ لِي مِنْهَا “Gerçekten Allah bana yeri topladı da, onun doğusunu batısını gördüm. Hiç şüphe yok ki, ümmetim bana toplanan yerlerin mülküne ulaşacaktır.”
Allah’ım Senden, bu mübarek günlerde ve bu kerim ayda bizlere, ümmeti birleştirecek, ülkeleri ve insanları kurtaracak Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafeti ve Raşid bir İmamı bahşetmeni diliyoruz; şüphesiz Sen, işiten ve icabet edensin.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ahmed Et-Tâi – Irak