Logo
Bu sayfayı yazdır
Tek Bir Adam, Bir Ümmetin Kaderini Değiştirdi!

بسم الله الرحمن الرحيم

Tek Bir Adam, Bir Ümmetin Kaderini Değiştirdi!

 

Büyük milletler, sadece silaha ve servete sahip olanlar değil, insanı en iyi şekilde yetiştirenlerdir. Nebevî siretin sayfalarını okuduğumuzda, en büyük dönüşümlerin devasa ordularla ve görkemli saraylarla başlamadığını; aksine vahyin nurunu taşıyıp insanlar arasında onunla yürüyen mümin bir kalple başladığını görürüz. Buna dair en büyük delillerinden biri de, Celil Sahabi Mus‘ab bin Umeyr Radıyallahu Anh’ın kıssasıdır; zira rahatlığı ve zenginliği arkasında bırakan bu genç, Mekke’den çıkarken altın veya otorite taşımamış, sadece okuduğu Kur’an’ı, kalbini dolduran imanı ve Allah’ın, bir süre sonra da olsa dinine mutlaka yardım edeceğine dair kesin inancı taşımıştı.

O günlerde Yesrib, kabile çatışmalarının dalgalandığı, savaşların bitkin düşürdüğü, asabiyetlerin (ırkçılık/kabilecilik) yorduğu ve bağlılıkları Evs ile Hazrec arasında bölünmüş bir şehirdi; öyle ki Yesrib, sanki tek bir kelimenin üzerinde birleşmesi zor olan bir yer gibiydi. Fakat Nebi Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem, orada davetin geleceğini gördü; bu yüzden oraya Mus'ab bin Umeyr'i bir elçi, bir öğretmen ve bir davetçi olarak gönderdi.

Mus‘ab Medine’ye sessizce girmiş, çarşılarda sesini yükseltmemiş, hiç kimseye görüşünü dayatmamış ve kısır tartışma savaşlarına girmemiş; aksine oturup insanlara Kur’an okumuştu; zira o, dünyanın bitkin düşürdüğü kalpleri ancak semanın kelamının iyileştireceğini ve cahiliyenin kararttığı nefisleri ancak vahyin nurunun aydınlatacağını biliyordu.

Onun davetindeki en büyük durumlardan biri de kavmin ileri gelenleriyle yaşananlardı. Zira Useyd bin Hudayr öfkeli bir şekilde gelerek onu kovmak istemişti; ardından Sa'd bin Muaz da aynı tavrı taşıyarak gelmişti. Ancak Mus‘ab Radıyallahu Anh öfkeye öfkeyle ve şiddete şiddetle karşılık vermemiş; aksine şu ölümsüz sözünü söylemişti: “Önce oturup dinlemez misin?” İşte bu, bir davetçinin, Rabbine ve risaletine olan güveni ve hakkın, selim bir kalbe ulaştığında orada yerleşeceğine dair kesin inancıdır.

Kavim dinlemek için oturmuş; derken Kur'an, cahiliye örf ve adetlerinin yıllar boyunca inşa ettiği ne varsa anlar içinde yıkıvermişti. Nitekim Mus'ab (Kur’an) tilavetini bitirir bitirmez nefisler değişmiş ve kalpler yumuşamıştı; böylece Useyd bin Hudayr Müslüman olmuş; ardından da İslam’a girmesi tüm Medine için bir fetih demek olan o adam Sa'd bin Muaz Müslüman olmuştu. Sır sadece Useyd ve Sa'd'ın şahsiyetinde değildi, bilakis Mus'ab Radıyallahu Anh’ın takip ettiği metottaydı; çünkü o, toplumları değiştirmenin kalpleri değiştirmekle başladığını ve samimi bir kalpten çıktığında doğru sözün, kılıçtan daha güçlü olduğunu idrak etmişti.

Bu nedenle Medine zorla fethedilmemiş, aksine Kur’an ile fethedilmişti; insanlara karşı zafer kazanılmamış, aksine onlar için bir zafer olmuştu; zira onları cahiliyenin karanlıklarından iman nuruna taşımıştı. Böylece günler geçip gitmiş; derken daha dün asabiyetlerin (ırkçılık) birbiriyle çatıştığı Medine’nin evleri Allah'ın zikriyle dolmaya başlamış, savaşların bitkin düşürdüğü kabileler tek bir akide üzerinde birleşmiş; böylece de toplum, oraya hicret eden Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i karşılamaya hazır bir hale gelmişti.

Nitekim Mus‘ab bin Umeyr, Medine’nin tarihindeki en büyük dönüşümü gerçekleştirmiştir; çünkü o; davetin, tabi olanların çokluğuyla ya da sloganların gürültüsüyle değil; aksine Allah'a karşı samimiyetle, insanlara hitap ederken hikmetli olmakla, yolda sabretmekle ve Kur'an'ın insanı değiştireceğine, dolayısıyla da tarihi de değiştireceğine dair güvenle yapılacağını idrak etmişti.

Bugün ümmetimizin bu büyük dersi yeniden hatırlamasına ne kadar da ihtiyacı vardır; zira gerçek değişim saraylardan değil, kalplerden başlar; onu gerçekleştirecek şey ise bağırıp çağırmak değil, aksine ihlaslı bir kalpten çıkan ve Allah'ın izniyle kalplere ulaşan iman dolu bir sözdür.

Mus‘ab Uhud günü şehit olarak bu dünyadan ayrıldı ama ümmete, şu ölümsüz dersi bırakmıştır: Allah’a karşı samimi olan tek bir adam bile bütün bir şehrin hidayetine neden olabilir ve Kur’an’ı ihlasla taşıyan bir davetçi, orduların ve paraların gerçekleştirmekten aciz kaldığı dönüşümleri gerçekleştirebilir.

Böylece Mus’ab bin Umeyr’in adı; en büyük zaferlerin bir sözle ve en büyük fetihlerin de imanlı bir kalple başladığının ve imanın nuru nefislere yerleştiğinde, mustazaflardan liderler ve paramparça olmuş şehirlerden ise semanın risaletini alemlere taşıyan bir ümmet çıkardığının şahidi olmaya devam etmektedir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Munis Hamid – Irak

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.