- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
El-Raye Gazetesi
Türkiye ile Yunanistan Arasındaki Anlaşmazlık ve Gerilimin Nedenleri!
Üstad Esad Mansur’un Kaleminden
Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’in 11-13/9/2026 tarihlerinde Akdeniz’de Türkiye sınırına çok yakın mesafede bulunan Yunan adalarına gerçekleştirdiği ziyaretin ve burada konuşlu Yunan güçlerini denetlemesinin, özellikle de Türkiye kıyılarına 2 km uzaklıkta bulunan Meis Adası’nı ziyaret etmesinin ardından Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilim tırmandı. Böylece askerî statüsü olmayan adalarda askerlerin bulunduğunu ortaya çıkardı; bu da Türkiye'yi sınır bölgelerine asker sevk ederek karşılık vermeye sevk etti.
Yunanistan, Osmanlı fatihleri tarafından fethedilmiş ve yaklaşık 400 yıl boyunca İslam’ın adaletiyle yönetilmiştir.
Nitekim İngiltere, Fransa ve Rusya Osmanlı Hilafetine karşı anlaşmış, ona karşı savaş açmış, hatta onu Yunanistan'dan çıkarmış, 1830 yılında da Yunanistan'a bağımsızlık vermişlerdi. Ancak adaların birçoğu Birinci Dünya Savaşı'na kadar Osmanlı Hilafetinin elinde kalmaya devam etmiştir.
Hilafeti ve şeriatı yıkan Mustafa Kemal, 1923 yılında Lozan Antlaşması'nda bu adalardan Yunanistan lehine feragat etmiş ve İngiltere ile Fransa'nın Türkiye'ye bıraktığı adaları kabul etmekle yetinmiştir. Bu adalardan bazılarının Yunan ana karasına yaklaşık 600 km uzaklıkta olup, yaklaşık 1800 küçük-büyük ada ile kayalıktan oluşan ve bunlardan 100’ünün meskûn (yerleşim yeri), 24’ünün ise yüzölçümünün 100 km²’den büyük olduğu Ege Denizi'ndeki Türkiye kıyılarına 2 km kadar yakın olduğu bilinmektedir.
Anlaşmazlıklar aşağıdaki hususlardan oluşmaktadır:
- Birçok adanın kaderi henüz belirlenmemiş olup Türkiye bunlar üzerinde hak iddia ederken, Yunanistan bunu reddetmekte ve Türkiye için sadece Lozan Antlaşması'nın tanıdığı hakları kabul etmektedir.
- Anlaşmazlık, on iki ada olarak adlandırılan ancak gerçekte 14 ada ile birlikte on küçük ada ve kayalıklardan oluşan adalar etrafında dönmektedir.
- Deniz sınırları konusundaki anlaşmazlığa gelince; Yunanistan bunları 12 mile genişletmek isterken, Türkiye ise bunu reddetmektedir.
- Adaların askeri hale getirilmesine ilişkin anlaşmazlık, “Yunanistan’ın Doğu Ege Adaları’nın silahsızlandırılmış statüsünü ihlal edilmesi” olarak adlandırılmaktadır. Türkiye, kendisine yakın olan bu adalardaki Yunan askeri varlığını reddetmekte ve bunu, bu adaların silahsızlandırılmasını öngören 1947 Paris Barış Antlaşması'na aykırı olarak değerlendirirken; Yunanistan ise güvenlik tehdidinin varlığını gerekçe göstermektedir.
- Kıbrıs konusunda ada bölünmüş durumdadır; Yunanistan uluslararası alanda tanınan güneydeki Yunan kesimini desteklemekte ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak ilan edilen kuzey kesimini buna dahil etmek istemektedir; Türkiye ise orada konuşlandırdığı yaklaşık 30 bin askerle koruduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımaktadır.
- Yunanistan ile Kıbrıs Rum Kesimi arasındaki elektrik bağlantısı. Türkiye, bu konuda ve bununla bağlantılı hususlarda kendi onayının alınmasını talep etmektedir.
- Yunanistan ile Yahudi varlığı arasındaki askerî iş birliği; zira bölge, iki taraf arasında ortak deniz tatbikatlarına tanık olmuştur. Ayrıca 31/08/2026 tarihinde "Aşil Kalkanı" (Achilles Shield) adı altında bir hava savunma sistemi projesinin kurulmasına yönelik bir anlaşma ilan edilmiştir.
Yunanistan, özellikle iç meseleler veya sorunlar olduğunda Türkiye ile anlaşmazlıklarını kışkırtmakta ve gücünü öne çıkarmaktadır. Gelecek yılın ilk yarısında genel seçimler yapılacaktır; işte bu nedenle Yunanistan Başbakanı'nın, Türkiye kıyılarına 2 km uzaklıktaki Meis Adası da dahil olmak üzere Akdeniz’de Türkiye sınırına çok yakın mesafede bulunan Yunan adalarını ziyaret ettiği ortaya çıkmış ve iki ülke arasındaki antlaşmaların askeri varlığı yasakladığı bu adada Yunan askerlerinin bulunduğunu ortaya çıkarmıştır.
Yunanistan, Türkiye’ye meydan okuyarak Ege adalarındaki savunma kapasitesini ve askeri altyapısını güçlendirmekte, antlaşmaları ihlal etmekte ve deniz sınırlarını genişletmeye çalışmaktadır; çünkü tüm bunlara rağmen Türkiye’nin daha önce kendisine karşı ciddi bir askeri harekâtta bulunmadığının farkındadır.
Üstelik o ve Türkiye’nin, Amerika'nın komutası altında aynı ittifak içinde olduğu bilinmektedir. Ancak ittifakın diğer ortağı olan Fransa, 2020 yılında Yunanistan'ı Türkiye'ye karşı kışkırtma girişiminde bulunarak bölgeye donanma birimlerini göndermiş ve kendisi için bir nüfuz alanı elde etme çabası kapsamında Yunanistan ile ortak tatbikatlar düzenlemişti. Ancak Amerika buna engel oldu, Yunanistan'a baskı yaptı ve Avrupa'ya ulaşması için Yahudi varlığı ile inşa edeceği doğalgaz boru hattına maddi ve siyasi destek vermeyeceğini açıkladı; bunun üzerine onun eli kolu bağlandı ve proje akamete uğratıldı.
Erdoğan’ın Türkiye’si Amerika’nın yörüngesinde dönmekte ve onun çıkarlarına hizmet etmekte, dışarıda da sadece onunla mutabakat içinde hareket etmekte, böylece Yunanistan’la yaşadığı çatışmada Amerika’ya bel bağlamakta ve onun ne yapacağını beklemektedir. Örneğin Türkiye, Amerika kendisine talimat verdiğinde Suriye, Libya ve Azerbaycan'a doğru harekete geçmiş; ancak Yahudiler tarafından soykırımına maruz kalan ve hala kalmaya devam eden Gazze halkına yardım etmek için harekete geçmemiştir; çünkü Amerika savaşın kapsamını genişletmeme adı altında buna izin vermemiştir. Ayrıca Başkan Trump, Yahudi varlığıyla birlikte İran'ı 40 günden fazla bombalarken müdahale etmediği için Türkiye’yi övmüştür.
Amerika Yunanistan'daki nüfuzunu pekiştirmek istemektedir; bu doğrultuda Yunan adalarındaki askeri üslerini genişletmiş ve bunlara yeni kuvvetler ve askerler ekleyerek güçlendirmiştir. Bu nedenle Türkiye'nin, Yunanistan'la arasındaki gerilimi daha da artırmasını istememektedir. Bu yüzden (Amerika) Türkiye'yi Yunanistan ile uzlaşmaya sevk etmektedir; nitekim her gerilimin ardından iki ülkenin yetkilileri gerilimin fitilini söndürmek için bir araya gelmektedir.
Yunanistan Amerika'dan korkmakta ve Avrupa Birliği üyesi olduğu için Avrupa'nın, özellikle de koşullara ve yöneticilerin ruh hâline göre doğaçlama politikalar belirleyen ve ardından bunlardan geri adım atan Fransa'nın desteğine güvenmektedir. Nitekim daha önce Yunanistan'ı Türkiye'ye karşı desteklediğinde, Amerika'nın harekete geçmesinin ardından geri adım atmıştı. İşte bu yüzden Yunanistan'ın tehditleri belirli bir sınır ve çerçeve içinde kalmaktadır; zira Yunanistan, Türkiye ile askerî olarak yüzleşebilecek bir güce sahip değildir ve Yunanlar Türklerden korkmaktadırlar. Eğer Türkiye yöneticilerinde; Fatih ve Kanuni Sultan Süleyman gibi Osmanlı fatihleri döneminde olduğu gibi samimi, bağımsız, cesur ve ihlaslı bir irade olsaydı, harekete geçip bu adaları kontrol altına alırlardı.
Amerika, siyasi durumu ne olursa olsun Yunanistan'dan vazgeçmiyor; çünkü Doğu Akdeniz'deki İslam beldelerine doğrudan komşu olan bir Batı ülkesidir; dolayısıyla Batı için önemli bir üstür. Bu yüzden Amerika, belki de Türkiye’deki siyasi durumun değişmesi ve ABD’nin üslerini kapatıp askerlerini Türkiye’den çekmek zorunda kalması durumunda bir alternatif olsun diye adalardaki askeri varlıklarını güçlendirmektedir. İşte Amerika bundan korkuyor; çünkü Türkiye halkı Müslümandırlar ve onların arasında köklü bir değişim ve Nübüvvet Minhacı üzere İkinci Raşid Hilafeti kurmak için çalışan muhlis kişiler bulunmaktadır.