Çarşamba, 17 Safar 1441 | 2019/10/16
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Türkiye Ekonomik Krizinin Derinliği, Çözümlerin Kısırlığı ve Erdoğan’ın Başarısızlığı

بسم الله الرحمن الرحيم

Türkiye Ekonomik Krizinin Derinliği, Çözümlerin Kısırlığı ve Erdoğan’ın Başarısızlığı

-Üstad Esad Mansur’un Kaleminden-

Ekonomi, mülk edinme ve mülkiyette tasarrufta bulunma keyfiyetine çözüm getiren bir düşünceye dayalı olmalıdır. Bu da mülk edinmenin sebeplerini araştırarak mülkiyeti geliştirme keyfiyetini düşünmeyi ve kendisine izin verdiği ölçüde kaynaklarını araştırmayı insana bıraktığı gibi borç batağına düşmeyecek şekilde harcamaların nasıl sınırlandırılacağını düşünmeyi de insana bırakır.   Türkiye, yüzyıllardır dünyanın en güçlü devleti olan, ekonomik krizlerin yaşanmadığı ve yıkılmasından sonra bile altın para biriminin sabit kaldığı Osmanlı Hilafet’in gölgesindeki İslam fikrine dayanıyordu.

Modern Türkiye'ye gelince! Bu düşünceyi terk etmesi ve küfür düşüncesi olan kapitalizmi benimsemesi nedeniyle sömürgeciliğin diktelerinin esiri olduğundan kalkınmayı gerçekleştiremediği gibi daha da bozuldu. Zira Mustafa Kemal’in Hilafet’i yıkmasının, sömürgecilerin hesabına Hilafet’in politikasını, yetkilerini ve mülkiyetlerini terk etmesinin ardından tesis etmiş olduğu Türkiye’nin akabinde ekonomisi kırılgan bir hale geldi.  Böylece dış borcunun şişmesi, geri ödeme gücünün zayıflaması, sömürgeci alacaklıların fonlarına ve bankalarına ağır şartlar getirmesi, para biriminin hızla düşmesine neden oldu. Zira bir liraya eşit olan dolar, 2001 yılında İngiliz yanlısı Ecevit zamanında bir milyon 650 bin liraya eşit oldu. Bunun üzerine onun hükümeti düştü ve Erdoğan ile partisinin Amerika’nın desteği ile kazanması için 2002 yılında seçimler yapıldı. Böylece Türkiye üzerindeki baskılar durdu, IMF’nin borcu ise sömürgeci güçlere ait yatırımcıların ve yabancı bankaların borçlarına dönüştü. 

Para birimi düşmeye devam etti ve dolar bir milyon 790 bin lira oldu. Bunun üzerine hükümet, altı sıfırın silinmesi kararı aldı ve 01/01/2005 yılında çalışma başladı ve dolar 1.79 liraya eşit oldu. Bu durum 2013 yılına kadar stabil olarak kaldı. Daha sonra lira tekrar düşmeye başladı, 2014 yılının başına kadar dokuz ay içerisinde %30’luk bir düşüş kaydetti, bugüne kadar hiç durmadı, Erdoğan hükümeti düşüşü sınırlamaya ve istikrarı korumaya çalıştı ama bunu yapamadı. Zira Türk Lirası 2018 yılının başından bu yana dikkat çekici bir şekilde düşmeye başladı. Dolayısıyla altı ay içerisinde %21 değer kaybetti.  Nitekim düşme faktörleri çoğunlukla ekonomikti. Sonrasında özellikle 15/07/2016 tarihindeki darbe girişiminin başarısız olmasının ardından Erdoğan’ın siyasi durumu istikrara kavuşmaya, nüfuzu artmaya ve işleri kontrol altına almaya başlasa da ekonomi çökmeye devam etti. 

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 24/07/2018 tarihinde Erdoğan’ın isteği üzerine faiz oranının %17,75 olarak istikrara kavuştuğunu açıkladığında para birimi % 20 değer kaybetti ve enflasyon % 15,85’e ulaştı. Zira Avrupa Birliği’ne (AB) girmeye çalıştığı ve ekonomisinin kırılganlığının boyutunu onayladığı için AB standartlarına uygun olması amacıyla enflasyonun %5’in altına düşmesi gerekiyordu. Bunun akabinde Amerikan Başkanı’nın, ani bir şekilde Amerikalı Rahip casus Brunson’un derhal serbest bırakılmaması durumunda Türkiye’ye yaptırımlar uygulama tehdidinde bulunduğu ortaya çıktı, nitekim para biriminin düşmeye devam etmesi ve enflasyonun iki ay sonra %25 yükselmesi için 10/08/2018 tarihinde yaptırımlar bizzat uygulandı ve ticari açık %37.5’e yükseldi. 

Düşüş faktörleri ekonomikti ama onun düşüşünü durdurmada aciz kalması nedeniyle Amerikan yanlısı Erdoğan’ı korumak için ekonominin çöktüğü gerçeğini örtbas etmek amacıyla politik bir faktör eklendi. İnsanların birçoğu da bunun sebebinin Amerika olduğu zannetti ve Erdoğan da bunu kullandı.  Nitekim yaptırımların 12/10/2018 tarihinde casus Rahibin serbest bırakılmasından sonra kaldırıldığı ve taraflar arasındaki ilişkilerin de iyileştiği bilinmektedir.

Para biriminin birkaç yıl boyunca istikrar kazanması ve ekonominin büyümesinin bir göstergesi olması, Türkiye ekonomisinin kırılganlığının nedenlerine dair çözümler üretilmesi, güçlü sütunlar ve koltuk değnekleri üzerine inşa edilmesi nedeniyle değil, bilakis öncelikli olarak politik faktörler nedeniyledir. Nitekim alacaklıların Erdoğan hükümeti üzerindeki baskıları hafifledi ve Batı’nın bineğindeki diğer laik demokratların onun yaklaşımını takip etmesini sağlayarak Müslümanları aldatmak için başarılı bir model olarak gösterildi. Dolayısıyla Avrupa bu konuda Amerika ile işbirliği yaptı ve özellikle Avrupalılar olmak üzere yatırımcılara kapılar açıldı. Ama dış borç üç katına çıktı ve çoğunluğu da Erdoğan döneminde oldu. Zira yönetimi teslim aldığı günlerde 130 milyar dolar olan dış borç Maliye ve Hazine Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre 453 milyar dolara ulaştı. Bunun üzerine Merkez Bankası, durgunluğa benzer durumun meydana gelmesinin ardından ekonomiyi canlandırmak için faiz oranını %19.75’e düşürdü. Nitekim her durumda Türk Lirası düştü dolar karşısında %8 oranında değer kaybetti. Türkiye İstatistik Kurumu'na göre enflasyon hala yüksek olup geçen Temmuz ayında % 16,65’e ulaşmış ve geçen Ağustos ayında ise % 15,1’e düşmüştür.       

Trump’ın 28-29/06/2019 tarihlerinde Japonya’daki G-20 zirvesinde Erdoğan ile yaptığı görüşme sırasında yaptığı açıklamaya göre Amerika, ticaret hacmini dört katına, dahası 100 milyar dolara çıkararak Erdoğan’ı desteklemeye çalışıyor. Nitekim bunun geçen yıl 18.7 milyar dolara ulaştığı ve Amerikan lehine yaklaşık 11 milyar dolara doğru meyledeceği bilinmektedir.   Bu nedenle şayet aralarındaki ticaret hacmi gerçekten artarsa, Amerikan hesabına meyilli olacağı gibi şu anda 160 milyar dolara ulaşan ve Avrupa hesabına meyilli olan Avrupa’nın hesabına olacaktır. Böylece sanki Amerika, Erdoğan’ı desteklemek için önce yatırımlarını yapmalarına izin vermesinin ardından düşmanlarına ve dostlarına karşı başlattığı ticari savaşın gölgesinde Avrupa’yı vurmak istiyor.  

Aslında Türkiye’nin sorunu, dayalı olduğu düşünce, bu düşünceden kaynaklanan çözümlerin uygulanması, buna dayalı politikaların takip edilmesi ve bunların sömürgeciler tarafından denetlenmesidir. Nitekim Türkiye’nin onlarla olan ilişkisi bir vebal olup kapsamlı bir hayat sisteminden ve İslami ekonomik nizamdan kaynaklanan Hanif dinlerine sımsıkı sarılan insanlara demir yumruğu dayatan bu düşünceyle kalkınması imkansızdır.  Mustafa Kemal döneminden bu yana İngiltere ile ilişkisi olan Türkiye, Menderes, Demirel ve Özal gibi yöneticilerin gelmesiyle birlikte onu İngiltere’den ayırmaya ve Amerika ile birlikte yürümeye çalıştılar. Erdoğan bunu başarıncaya kadar bu şekilde oldu ve böylece Türkiye Amerika’nın yörüngesinde hareket etmeye başladı. Bu yüzden gerek iktidarını gerekse Türkiye ekonomisini desteklemesi için özellikle Suriye olmak üzere bölgede Amerika ne isterse onu yapar hale geldi. Böylece ekonomisi, dış borçlara ve yabancı yatırımcılara bağlı hale gelmiş olup sağlam bir ekonomik politikaya ve güçlü ekonomik kaynaklara dayanmıyordu. Dolayısıyla sanayi, teknolojik ve elektronik bir devrim gerçekleşmedi, dahası dışarıya bağımlı olmaya devam ettiği gibi ekonomisi, İslam’ın belirlediği kendi kendine yeterlilik siyasetine dayanmadığından dolayı siyasi ve ekonomik dalgalanmalardan ve baskılardan etkilenmeye de devam etti. Erdoğan ekonomik başarısını göstermeye hırs gösteriyor ve gerek seçimlerde gerekse iktidarda kalmada siyasi bir başarıya ulaşması için de Amerika ona destek veriyor.  Şimdi ise krizin derinliğinin, çözümlerin kısırlığının ve politikaların başarısızlığının boyutları ortaya çıktı ve ona olan güven azaldı. Böylece geleceği sarsılmaya, kendi partisi içerisindeki muhalefet artmaya başladığı ve seçimlerde sert bir tokada maruz kaldığı için başarısızlığını 2012 yılından beri bulunan Suriyeli mülteciler sorunuyla örtmeye çalışıyor. Oysa onların ekonomide olumsuz bir rolleri olmadığı gibi bilakis olumlu rolleri olmuştur. Zira onlar kardeşlerimiz olup bu şekilde nitelendirilmelidirler.  Ama şimdi onlar, gerek onun gerekse onun gibi sapkınların nazarında yabancılar haline geldiler!

Kaynak: 09/10/2019 tarihinde yayınlanan Raye Gazetesi’nin (255.) sayısı.

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER