حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Avustralya
Medya Bürosu
| No: AVL-BA-2026-MB-TR-07 |
H. 26 Raceb 1447 M. Perşembe, 15 Ocak 2026 |
Hizb-ut Tahrir / Avustralya’dan Avustralya Güvenlik ve İstihbarat Teşkilatı (ASIO) Genel Direktörü Sayın Mike Burgess’e Açık Mektup
Sayın Burgess,
Bir istihbarat şefi olarak Avustralyalılar sizden hem hükümete hem de kamuoyuna net, nesnel ve tarafsız tavsiyeler sunmanızı beklemektedir. O yüzden zaten doğası gereği çok boyutlu ve karmaşık olan konuları kasıtlı olarak daha da belirsizleştirmek için kamusal tartışmaya girmeniz kabul edilemez. Özellikle kamuoyuna açıklayabileceklerinizin sınırlı olduğu bir ortamda, Avustralyalılar sizden belirsizliği artıran değil, belirsizliği gideren açıklamalar beklemektedir.
2025 yılında Lowy Enstitüsü’ndeki konuşmanız ve sonrasındaki medya görünürlüğünüz, tarafsızlık iddialarınızı yerle bir etmiştir. Bu konuşmayı yapmayı kabul etmeniz başlı başına tartışmalı bir durumdur. Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden soykırımın ardından, uluslararası alanda tanınmış savaş suçlarını Mübarek Toprak Filistin’de övmüş bir kurucusu olan bir kuruma yakınlık ve meşruiyet kazandırmayı uygun görmeniz zaten başlı başına sıkıntılı bir durumdur. Konuşmanızda hiçbir tarafsızlık gözetmeden, soykırımı kutlayan kişilerin arasında toplumsal uyumun öneminden bahsettiniz.
Daha da vahimi; Siyonizm karşıtlığını antisemitizmle (Yahudi düşmanlığıyla) eşitlemeye çalışan ve güvenilirliğini çoktan yitirmiş Siyonist çabalara meşruiyet kazandırmanızdır. Bu mantık ancak, Filistin’i destekleyen her faaliyetin antisemitik olduğunu iddia ederseniz savunulabilir. Bu noktada artık istihbarat toplama görevini değil, açıkça siyasî propaganda yapmayı tercih etmiş görünüyorsunuz.
Hizb-ut Tahrir’e gelince; kurulduğumuz günden bu yana duruşumuz ve eylemlerimizde hiçbir değişiklik olmamıştır. Selefleriniz bunu çok iyi bilir. Madem ki bizim tutumumuz değişmemiştir, o hâlde Hizb-ut Tahrir’e ilişkin değerlendirmeniz hangi temele dayanarak değişmiştir? Siyonistlerin Filistin yanlısı faaliyetleri suç sayma çabaları göz önüne alındığında, sizin vereceğiniz cevabı tahmin etmemiz bizim için zor değildir!
Hukuka bağlılığı sorunlu bir husus gibi sunarak hukukun değerini ayaklar altına aldınız. Hukuka bağlılık, hukuktan kaçmak değil, bizzat hukukun kendisidir. Hukuka uymanın gizli niyetler barındırdığı imasında bulunmak, hukuka riayet eden herkes için üstü kapalı bir suçlamadır.
Hizb-ut Tahrir’in Avustralya’da şiddet eylemlerine çağrı yapmaktan kasten kaçındığını iddia ettiniz; bunu ideolojik bir duruşumuz nedeniyle değil de sadece yasalar buna engel olduğu için kaçındığımızı öne sürdünüz. Oysa bunun kuruluşumuzdan beri değişmeyen temel metodumuz olduğunu çok iyi biliyorsunuz. İma ettiğiniz alternatif nedir? Bu yasalar olmasaydı şiddet çağrısı mı yapacaktık? Yoksa çatışmanın yeri, ülke içi veya dışı olması, ahlaki duruşumuzu mu değiştiriyor? Ya da Müslümanlardan gelen her siyasi değerlendirme mutlaka şiddete teşvik olarak mı yorumlanmalı?
Hilafet meselesine gelince; konferans sonrası tartışmalarda konuyu saptırma çabalarınız zirveye ulaştı. Öncelikle, İslamofobide sıkça kullanılan ifadelerle Müslümanları, sırf bu ülkede yaşadıkları için “beşinci kol” gibi resmetmeye kalktınız. Bu, her türlü objektiflik ve tarafsızlık sınırını aşan bir sözdür. Konferans, olguları sunmak için değil, belirli ajandaları dayatmak için kullanılmıştır.
Hizb-ut Tahrir’in Avustralya’da Hilafet kurmaya çalıştığını iddia ettiniz. Daha da kötüsü, Partinin bunu güç kullanarak gerçekleştirme eğiliminde olduğunu ileri sürdünüz. Oysa bu iki iddianın da bütünüyle asılsız olduğunu, kurumunuzun tüm değerlendirmelerinin bunu teyit ettiğini çok iyi biliyorsunuz. Buna rağmen, İslam’ın ve Müslümanların imajını zedelemeye çalışanların borazanı olmak için mesleki ahlakın tüm sınırlarını çiğnemeyi seçtiniz.
Hizb-ut Tahrir’i bu ülkede Anti-Semitizmi körüklemekle suçladınız. Oysa gaspçı Yahudi varlığının diasporadaki Yahudilik ve antisemitizmle ilgili kendi raporunda dahi Hizb-ut Tahrir’in adı geçmemektedir. Bu durumda ikinizden birinin yalan söylediği açıktır. Argümanınızın, her zamanki gibi Siyonizm karşıtlığı ile antisemitizmi eşitleyen o köhne söyleme dayandığı açıktır.
Konuşmanızda kelimeleri kurnazca seçtiniz; antisemitizmin böyle bir yöne evrilebileceğinden endişe ettiğinizi söylediniz, bunun kanıt ve delillerle ispatlandığını söylemediniz. Ancak bu korku tiyatrosu, sonraki tartışmada bu endişelerin sadece izlenimlere dayandığını itiraf ettiğinizde deşifre oldu. Soykırımı gerekçelendirmedeki insanlık dışı tutumunuzu kınamakla birlikte, kişisel insanlığınızı teslim etmeye hâlâ hazırız. Ne var ki bir güvenlik ve istihbarat teşkilatının değerlendirmeleri duygulara değil, istihbarata dayanmalıdır. Hizb-ut Tahrir’i, Müslüman topluluğu ve tüm Filistin yanlısı faaliyetleri karalamaya yönelik başarısız girişiminiz, aslında bizzat sizin mesleki tarafsızlığınızı idam sehpasına mahkûm etmektedir.
Yayınladığınız yalanları ve yanıltıcı bilgileri kamuoyu nezdinde düzeltmek yerine, propagandanızı ikiye katladınız ve önceki iddialarınızı tekrarlamakla kalmadınız, daha da ileri gittiniz. Sky News kanalında Hizb-ut Tahrir ile ilgili olarak şunları söylediniz: “Bu, yalnızca Orta Doğu ve İsrail hakkında konuştuklarını iddia eden bir gruba örnektir. Ancak İsrail hakkında konuşup ona karşı intifadaya çağırdıklarında—bunun barışçıl olacağını söyleseler bile—insanlar bu ortamda İsrail devletiyle Avustralyalı Yahudileri karıştırıyor… Bu da toplumumuzda şiddet için bir gerekçe oluşturuyor ve onlar bunu yaptıklarını biliyorlar.”
Hayır, Sayın Burgess, insanlar Yahudi varlığı ile Avustralyalı Yahudileri birbirine karıştırmıyor. Bunu yapan sizsiniz; anti-siyonizmi antisemitizmle eşitlediğinizde bu karışıklığı bizzat siz üretiyorsunuz. Eğer Avustralyalı Yahudi vatandaşların güvenliği konusunda gerçekten samimiyseniz, artık Anti-Semitizmi besleyen bu çelişkili ve tehlikeli iddiaları pompalamaktan vazgeçmelisiniz.
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Avustralya Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi Telefon: (+61) 438 000 465 www.hizb-australia.org |
E-Mail: media@hizb-australia.org |



