Pazartesi, 07 Şaban 1447 | 2026/01/26
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Avustralya
Medya Bürosu

No: AVL-BA-2026-MB-TR-08 H. 25 Raceb 1447
M. Çarşamba, 14 Ocak 2026

Hizb-ut Tahrir’i Yasaklama Önerisi İslam’a ve Müslümanlara Karşı Yürütülen Küresel Kampanyanın Bir Parçasıdır

Terörle Mücadele, yirmi beş yıl önce, Hilafetin geri dönüşünü engellemek amacıyla başlatılmış bir savaştır. Ancak bu savaşın gerçek amacı, II. Dünya Savaşı’ndan sonra şekillenen Amerikan sömürgeci hegemonyasını korumak için Orta Doğu üzerinde doğrudan kontrolü yeniden tesis etmekti; Washington’ın tarihsel olarak bel bağladığı diktatörlüklerin yerine, demokratik yönetim biçimini güç kullanarak dayatmak ve böylece bölgede yükselen tansiyonu dindirmek umuluyordu.

Amerika’nın bu hayalı kısa sürede bir kâbusa dönüşse de Hilafet’in geri dönüşünü engelleme hırsı hiçbir zaman azalmamıştır. Zira ABD’nin dünyayı sömürmeye devam edebilmesi, basitçe kendisine rakip olacak bir uygarlık alternatifin yokluğuna bağlıdır.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Orta Doğu’daki hâkimiyetinin temel dayanaklarından biri, bölgede ileri bir karakol işlevi gören Yahudi varlığının mevcudiyetidir. Bu varlığın bekası, Amerikan politikasının temelidir. Bu varlık vazgeçilmez olmasa bile, bugün itibarıyla onu ayakta tutmanın faydalarının yokluğunun doğuracağı zararlardan daha büyük olduğuna inanılmaktadır. Bu yüzden, Yahudi varlığı ABD’ye bağımlı olmanın barındırdığı varoluşsal tehlikeyi acı bir şekilde fark etse de, Amerika ona can suyu olmaya devam etmektedir.

Ömrünü uzatmak için Yahudi varlığı, kendisini “Radikal İslam”a ve onun Batı’ya yönelik oluşturduğu sözde tehlikeye karşı aşılmaz bir set olarak sunarak önemini pekiştirmeye çalışmıştır. Bugün Washington’da bu kez Başkan Donald Trump, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard gibi isimlerin ağzından radikal İslam tehlikesi çanları yeniden çalmaya başlamıştır.

Oysa bu çağrılar gaspçı varlığın devamlılığını meşrulaştırmanın bir maskesidir. Zira Siyonist proje tüm meşruiyetini yitirmiştir. Bu yüzden İslam’ın bizzat kendisini hedef alan “Radikal İslam” karşıtı söylem, ABD’nin küresel ölçekte ve özelde Orta Doğu’daki zorbalığını meşrulaştırmak için köpürtülmekte ve araçsallaştırılmaktadır.

Gazze’deki soykırım dünyanın çehresini sonsuza dek değiştirmiştir. “Amerikan istisnacılığı” maskesi düşmüş; II. Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel düzenin otoriter yapısı ve Gazze’deki soykırım gibi suçların işlenmesine olanak tanıyan rolü tüm çıplaklığıyla açığa çıkmıştır. Ayrıca kapitalistlerin şiddeti körüklemek ve bundan alaycı bir şekilde kâr elde etmek için oynadıkları rol herkes tarafından anlaşılan bir hakikat haline gelmiştir.

Gazze, dengeleri altüst etmiştir. Sadece Siyonizm meşruiyetini kaybetmekle kalmamış; II. Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel düzenin tamamı da hem Doğu’da hem Batı’da meşruiyetini yitirmiştir. Bugün insanlar bir safta, kapitalistler ise karşı safta yer almaktadır.

Hepimizin gördüğü bu kaosun tek alternatifi İslam’dır. Hizb-ut Tahrir, İslam beldelerde İslami uygarlık alternatifi çağrısının öncüsüdür. İşte bugün yasaklanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmamızın yegâne sebebi budur.

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Avustralya
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Telefon: (+61) 438 000 465
www.hizb-australia.org
E-Mail: media@hizb-australia.org

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER