حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi Kadın Kolları
| No: HT–BA–2026–MO–TR–39 |
H. 20 Cumâde’l Ûlâ 1448 M. Cumartesi, 31 Ekim 2026 |
Güven İçerisindeki Savunmasız Müslümanları Hedef Almak, Sömürgeci Kâfirlere Sadakat Göstermenin Değişmez Kuralıdır
Suriye halkı, 27 Ekim 2026 Salı günü korkunç bir katliam haberiyle uyandı. Ürdün rejimine ait savaş uçakları Dera’nın doğu kırsalındaki Lecat bölgesinde bulunan Lutf köyünde bir aileyi hedef aldı. Katliamda üçü çocuk, biri kadın yedi kişi şehit oldu, çok sayıda kişi de yaralandı. Ürdün rejimi, söz konusu bombardımanın Kerek vilayetine bağlı Hamud beldesinde bir kilisenin cenaze törenini hedef alan saldırıya karşılık olarak gerçekleştirildiğini iddia etti. Bunun ardından Ürdün ordusu, Dera kırsalındaki Muzeyrib ve Nasib gibi bölgelerde “terör örgütlerinin yuvaları” olarak nitelendirdiği yerlere yoğun hava saldırıları düzenlediğini duyurdu. Ürdün güvenlik birimleri ise Kerek saldırısını gerçekleştirenlerin tekfirci düşünceye sahip olduklarını ve Suriye’nin güneyindeki silahlı örgütlerle bağlantılarının bulunduğunu ileri sürdü.
Ne garip bir çelişkidir ki Müslümanların beldelerindeki savaş uçakları ya hangarlarda üzerlerini toz kaplayana yahut paslanıp hurdaya dönene kadar bekletilmekte ya da bizzat Müslümanların kendilerine karşı kullanılmaktadır.
Daha önce de benzer olaylar üzerine yayımladığımız pek çok basın açıklamasında çocuklarıyla, kadınlarıyla, yaşlılarıyla ve erkekleriyle güven içerisinde yaşayan savunmasız sivilleri hedef almanın haram olduğunu vurgulamıştık. Bugün bir kez daha bu iğrenç suçun haram olduğunu yineliyoruz; zira Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى“Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.”[Fatır 18]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُونُوا قَوَّامِينَ للهِ شُهَدَاءَ بِالْقِسْطِ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَى أَلَّا تَعْدِلُوا اعْدِلُوا هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَى وَاتَّقُوا اللهَ إِنَّ اللهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ“Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”[Maide 8] Dolayısıyla Kerek’te işlenen suç ve bu olayda can kayıplarının yaşanması, söz konusu suçla hiçbir ilgisi bulunmayan, evlerinde güven içerisinde yaşayan masum insanların hedef alınmasını haklı çıkarmaz. Aynı şekilde bu saldırı, suça misliyle karşılık verme hakkı öne sürülerek de meşrulaştırılamaz zira misilleme ancak saldırgana yapılır, başkasına değil!
Biz Müslümanların tutumu ise İslam’ın harp siyasetinde açıkça ortaya konulmuştur. Zira İslam, güven içerisinde yaşayan sivillerin hedef alınmasını haram kılmıştır. Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, bir ordu gönderdiğinde şöyle buyururdu:
انطلقوا باسم الله، لا تقتلوا شيخا فانيا ولا طفلا صغيرا ولا امرأة ولا تغلوا، وضموا غنائمكم وأصلحوا وأحسنوا إن الله يحب المحسنين“Allah’ın adıyla yola çıkın! Yaşlı bir ihtiyarı, küçük bir çocuğu ve bir kadını öldürmeyin! Ganimete hıyanet etmeyin! Ganimetlerinizi bir araya toplayın! Islah edin ve iyilikte bulunun! Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever.”[Ebu Davud] İlk Râşit Halife Ebu Bekir RadıyAllahu Anh da şöyle demiştir:
لا تقتلوا صبيا ولا امرأة ولا شيخا كبيرا ولا راهبا ولا تقطعوا مثمرا ولا تخربوا عامرا، ولا تذبحوا بعيرا أو بقرة إلا لمأكل ولا تغرقوا نخلا ولا تحرقوه “Bir çocuğu, bir kadını, yaşlı bir kimseyi ve bir rahibi öldürmeyin! Meyve veren ağaçları kesmeyin! Mamur yerleri harap etmeyin! Yemek ihtiyacı dışında deve veya sığır kesmeyin! Hurma ağaçlarını suya boğmayın ve yakmayın!”[Beyhakî] Bu sözler, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın şu ayetinin tefsiri niteliğindedir:
وَقَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوا إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ“Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın; fakat haddi aşmayın. Şüphesiz Allah haddi aşanları sevmez.”[Bakara 190] Dolayısıyla savaş, Müslümanlara karşı doğrudan savaşan kimselerle yapılır. Savaşmayan sivillerle savaşmak ise saldırganlık olarak değerlendirilir.
Ey Ürdün yöneticileri! Yahudi varlığı Gazze’deki halkımıza saldırmaktadır ve şehit edilen çocuk ve kadınların sayısının 21.500 çocuk ile 12.400 kadını bulduğu tahmin ediliyor. Saldırganın kim olduğu bellidir ve apaçık ortadadır. Bu, saldırgana bir karşılık verilmesini gerektirmez mi?! Karşılık verilmemesinin, gecenin karanlığında da gündüzün aydınlığında da Müslümanlara düşmanlık beslemenizden başka hiçbir gerekçesi yoktur; küstahça kınama açıklaması yayınlamanız, özür dilemeniz ve hatta soruşturma açıldığını ileri sürmeniz bile bu düşmanlığı gizleyemez.
Ey Ürdün yöneticileri! İşgal zindanlarındaki Müslüman kadın esirlerin durumundan ve yaşadıkları sıkıntılardan da mı haberiniz yok?! O gasıp varlık, nasıl oluyor da sizin savaş uçaklarınızdan emin olabiliyor? Tarihte İslam’a ve Müslümanlara saldıranların başlarına neler geldiğini ve karşılaştıkları güçlü karşılıkların kimi zaman beldelerin fethine kadar uzandığını hiç okumadınız mı?! Nitekim Sind beldesinde yaşanan hadise de böyledir. Sind yöneticisi, içerisinde Müslüman kadınların bulunduğu bir gemiye saldırarak onları esir aldığında halife, valisine bu zalim yöneticiden hesap sorulmasını emretmiştir. Bunun üzerine Muhammed bin Kasım bir orduya komuta ederek harekete geçmiş, Müslüman kadınları kurtarmış, söz konusu zalim yöneticiden hesap sormuş ve Sind beldesini fethetmiştir. İşte bir devletimiz olduğu dönemde verilen karşılıklar böyleydi! Allah’ın izniyle yeniden de böyle olacaktır. O zaman zalimler ve tağutlar, ne terör bahanesiyle ne de saldırılara karşılık verme gerekçesiyle bize saldırmaya cesaret edebileceklerdir. Zira biz Müslümanlar, hakka hidayet edenleriz; Allah Azze ve Celle’nin kelimesini yüceltmek, adaleti tesis etmek, zulmü ortadan kaldırmak ve insanlar için gerçek güvenliği ve huzuru sağlamak istiyoruz.
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Merkezî Medya Ofisi Kadın Kolları |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi el-Mezra’a, P.K. 5010-14, Kolombiya Merkezi B Blok Kat:2, Beyrut/Lübnan Telefon: TEL: 0096 113 07 59 4 / GSM: 0096 171 72 40 43 www.hizb-ut-tahrir.info |
E-Mail: media [@] hizb-ut-tahrir.info |



