Cumartesi, 19 Jumada al-thani 1443 | 2022/01/22
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Britanya
Medya Bürosu

No: BR-BA-2021-MB-TR-15 H. 23 Rabi-ul Evve 1443
M. Cumartesi, 30 Ekim 2021

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26) Aldatmacadır, İnsanlığa Yardım İçin Samimi Bir Çaba Değildir

Kapitalizm gezegeni yıkımın eşiğine getirdi. İnsanlığın geleceği tehlikede. Yine de kapitalistler, insanlığı kurtarmak için ciddi değişiklikler yapma arzusunda değiller. Maalesef bu, kar ve fiziksel arzuları her şeyin önüne koyan kapitalist ideolojinin üzücü gerçekliğidir. Kapitalist medya makinesinin pompaladığı sahte söylemlere rağmen yıkıcı iklim değişikliği, kapitalist ideolojinin bir başka olumsuz sonucudur. İki dünya savaşı geçirdik. Milyonlarca insanın ölümüne yol açan kitle imha silahları kullanıldı. Kapitalizm, kendi kazanımları için tüm ulusları köleleştirmek ve yok etmek için iğrenç diktatörlük rejimleri kurdu. Milyonlarca canı yok etmek için sömürgeciliği kullandı. Savaşlarda bile bu kadar can kıyımı olmadı. Kapitalizmin rekabetçi doğasının, gezegeni kurtaracak herhangi bir girişimi istismar edeceği sürpriz değil.

Bu hafta Glasgow’da düzenlenecek COP26 konferansı, birçok sahte vaatlere ve timsah gözyaşlarına tanık olacak. Konferansta iklim krizinin altında yatan gerçek nedenler ele alınmayacağı için krize yönelik ciddi çözümler ortaya konulmayacak. Çin ve Rusya’nın konferansa katılmaması ve kapitalist Batının ikiyüzlülüğü, bu konferansların insanlığın sorunlarını ele almaktan ziyade jeopolitik mücadeleler için gerçekleştiğini ortaya koymaktadır.

Temel sorun, iklimin kendisi değil, hatta sanayi de değil, aksine sorun, kapitalizm ve doyumsuz arzusudur. İnsanları ve çevreyi kontrolsüzce sömürüyor, uzun vadeli sonuçlarına aldırış etmiyor. Sınırsız büyüme dürtüsü, sürekli daha fazla kar elde etme arzusu, çevre kirliliğine izin politikalar, aşırı tüketim için daha fazla borçlanma, daha fazla endüstriyel büyümeye, daha fazla enerji kullanımına, daha fazla atık ve kirliliğe, sonuçta da daha fazla CO2 emisyona yol açtı.

Katılımcı ülkeler öncelikle ulusal çıkarlarını umursuyor. ABD, Çin’in büyümesini frenlemek istiyor, işte bu konferans ABD’nin Çin’i frenleme yöntemlerinden biri. İngiltere, yeşil teknolojide kendisini küresel bir lider olarak konumlandırmaya çalışıyor ve istihdam olanaklarını artırmak için bu gündemini desteklemek istiyor. Avustralya ve Hindistan, çevreyi kirleten en önemli ülkeler olarak görülüyor, dolayısıyla kendi çıkarları için hedef ve zaman çizelgelerini yumuşatmak için çalışacaklar. Bu nedenle COP26 konferansı, suçu başkalarına atmaya, gezegeni ve halkını önemsedikleri imajını vermeye çalışan ulusların buluşması olarak görülmelidir. Ama hiçbir şey gerçeğin üstünü örtemez.

Ana akım medyada, insanların özgürce bireysel arzu ve zevkleri peşinde koşması gerektiği düşüncesine veya insan toplumlarının temelde ‘tüketici’ toplumlar olduğu kanaatine ya da ekonomik büyümenin en önemli ekonomik amaç olduğu algısına meydan okuyan hiçbir yorum ve programa rastlamadık. Medyada, ulus devlet modeline dayalı rekabetçi ekonomik büyüme yorumları yapılmadı.

Yorumlar daha çok arz yönlü ekonomik büyümeyle ilgiliydi. İnsanların daha az et yemesi gerektiğini savunan iklim değişikliği eylemcilerini saymazsak, modern elektronik cihazlar, ucuz hava yolculuğu, moda vb. maddi şeylerin talebinde önemli bir değişiklik olması gerektiğini söyleyen kimse olmadı. Dünyaya egemen olan sistem, daha temiz ve daha çevre dostu şeyler üretilmesi gerektiğini öne sürse de insanların tüketmesi, işletmelerin üretmesi gerektiği fikrini desteklemeye devam ediyor.

Ek olarak birçoğu, CO2 emisyonlarını azaltma çabalarının ekonomilere zarar vereceğini düşünüyor. Gelişmiş dünya, ekonomik ve endüstriyel büyümenin başını çekiyor. Bugüne kadarki emisyonlardan gelişmiş dünya sorumludur. Bu nedenle küresel konferanslar, bir çerçeve belirleme aracıdır, insanlığın değil devletlerin çıkarlarını gözetirler.

Öte yandan İslam, maddi şeylerin peşinde koşma arzusunu daha büyük bir bağlamda ele almaktadır. Dahası İslam’ın farklı bir ekonomik sistemi var. İslam’da alışverişi helal, faiz haramdır. Kapitalizmde olduğu gibi faiz büyümenin ayrılmaz bir parçası değildir. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’den rivayet edildiğine göre

لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ  Zarar vermek ve zarara zararla mukabele etmek de yoktur.

Başkalarına zarar veren herhangi bir şey, ne kadar küçük olursa olsun, insanlar ondan hesaba çekilecektir. Dahası, İslam, insanları israfa teşvik etmez. İslam’ı uygulayan Hilafet Devleti olmadan kapitalist rekabete, sömürgeci istismara ve yolsuzluğa gerçek hiçbir muhalefet olmayacaktır. Bunlar, iklim ve çevre krizinin temel nedenleridir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَإِذَا تَوَلَّىٰ سَعَىٰ فِي الْأَرْضِ لِيُفْسِدَ فِيهَا وَيُهْلِكَ الْحَرْثَ وَالنَّسْلَ ۗ وَاللَّهُ لَا يُحِبُّ الْفَسَاد O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmeye çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.[Bakara 205]

Yahya Nisbet
حزب التحرير

Hizb-ut Tahrir
Britanya
Medya Temsilcisi

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Britanya
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Telefon: (+44) 070 74 – 19 24 00
www.hizb.org.uk
E-Mail: media@hizb-ut-tahrir.info / press@hizb.org.uk

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER