Salı, 07 Şevval 1445 | 2024/04/16
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi

No: HT-BA-2024-MB-TR-01 H. 22 Cumâde’s Sânî 1445
M. Perşembe, 04 Ocak 2024

Hizb-ut Tahrir’e Yönelik İftiralar, Müfterilerin İnandırıcılıklarını Kaybetmelerine Yol Açacaktır

Görünen o ki Hindistan Ulusal Soruşturma Ajansı (NIA) yetkilileri, Narendra Modi ve hükümetinin yozlaşmış hedeflerine kulluk etmek ve Hindistan halkını kandırmak için uydurdukları yalanlar ve iftiralarda hiçbir sınır tanımamaktadır. Opindia sitesine göre, NIA yetkilileri, Mayıs 2023’te dosyayı devraldıktan aylar sonra 5 Kasım 2023’te bir basın açıklaması yayınlayarak 16 tutuklu hakkındaki iddialarını açıkladılar. Tutuklanan Müslümanların Hizb-ut Tahrir üyesi olduğunu iddia eden NIA yetkilileri, Başbakan Narendra Modi’nin partiyi yasaklama niyetine gerekçe oluşturmak için gençleri Hindistan’a karşı silahlı mücadele yapmakla suçladılar.

Dünyanın “en büyük demokrasisi” olmakla övünen Modi hükümeti, fikir ve bakış açılarına yaklaşımı konusunda diğer tercihli demokrasi biçimleriyle oldukça tutarlı görünüyor. Hukukun yükünden kurtulmak için gerçeklerin peşinden koşmayı değil, iftiralar atmaya yeğliyor. Protestoların, sözde “bilinmeyen” hainler yüzünden kanun ve düzeni koruma bahanesiyle Modi hükümetinin emriyle nasıl acımasızca bastırıldığına tanık olduk. Bu konuda diğer demokrasiler ile benzerlikler olduğunu görüyoruz. Protestocular, saflarına kimlerin katılacağı konusunda son derece dikkatli olmalarına ve önceden akıllıca incelemelerine rağmen 2021 yılındaki Hintli çiftçi protestocular arasına “bilinmeyen” kişilerin karıştığı görülmüştür.

Güya dünyanın “en büyük” demokrasisi olan ABD’deki yozlaşmış istihbarat ajanlarının, hiçbir şeyden haberi olmayan Müslümanlar arasında farklı görüşler yaydıkları, sonra da bu görüşe inananları ülkenin güvenliğine tehdit teşkil ettikleri ya da “terörist” ve “uyuyan hücre” olarak tanımladıkları, daha sonra da kitlelerde algı operasyonu yaratmak için bunu medyada sansasyonel hale getirdikleri biliniyor. Bu tür davalar, delil yetersizliği nedeniyle ancak yıllar sonra mahkemeden dönmektedir. Dünyanın dört bir yanındaki demokrasilerde, yozlaşmış istihbarat ajanları, İslam’ı insanlığa hükmetmenin yolu olarak kabul eden ya da cihat çağrısında bulunan Müslümanları tuzağa düşürmek için gizlice ajanlar devşiriyorlar. Sonra bu Müslümanlar, herhangi bir şiddet veya terör eylemine karıştıklarına dair somut bir kanıt bulunmamasına rağmen ümmete karşı sahte komplolara bulaştırılıyorlar.

Dünya, medyada belirtilen eğitim kamplarını teşvik eden, kolaylaştıran ve organize eden, yalandan Müslüman olduğunu ve grubun bir parçası haline geldiklerini iddia eden yozlaşmış güvenlik ajanlarının rolünü hiçbir zaman bilemeyecektir. Yozlaşmış ajanların yaptıkları itiraflar, bir kitaptan okumasaydık daha on yıl öncesine kadar bilinmiyordu. Partinin fikri ve siyasi çalışmalarının mahiyetini bilmelerine rağmen NVI yetkilileri, Hizb-ut Tahrir’e attıkları bu iftiralarla yaptıkları işi itibarsızlaştırıyorlar ve güvenilirliklerini zedeliyorlar. Yarattıkları iç karartıcı denklem ışığında bu yetkililer, ulusun güvenliğini koruyucusu faaliyetlerine halel getirmişler, alay konusu yapmışlardır. Bu tür sahtekâr ve aldatıcı maceralar, görevlerine ihanettir. Bu, geçmişleri, şimdikileri ve gelecekteki soruşturmaları hakkında ciddi şüpheler uyandıracaktır. Bu bozgunculuğun zaman kaybı olduğunu belirtmekte fayda var. NVI yetkililerinin bu tür aşağılayıcı davranışları, yalan yere dünyaya göstermeyi çalıştıkları hak ve adalet değerleri pahasına fanatizmi ve çaresizliği temsil etmektedir.

İngiltere’deki Filistin protestoların ardından Hindistan’da Hizb-ut Tahrir hakkında ortaya atılan iddialar, aslında demokrasilerin ne kadar temsili olmadığını ortaya koyuyor. İster dünyanın en büyük demokrasisi olsun isterse en eski demokrasisi olsun fark etmez. Bu aslında Hindistan’ın demokratik halkının siyasi tutumunu temsil ediyor. Bir kez daha çarpıtma girişimleri söz konusu. Demokratik ülkelerde yüz milyonlarca insan, Siyonist varlığın gayrimeşru Filistin işgalini sona erdirmesi çağrısında bulunmasına rağmen bu demokrasiler, 1917’den bu yana işgali desteklemekte ve korumaktadır. Bu konuda İngiltere, Amerika, Avrupa ve Hindistan arasında hiçbir fark yoktur.

Hizb-ut Tahrir, tüm insanlar tarafından gerçeklerin bilinmesi adına daveti ve metodu hakkında gerçekleri dünyaya açıklamaktan asla usanmayacaktır.

1- Hizb-ut Tahrir, Müslüman ülkelerde Hilafeti yeniden kurmak için çalışan siyasi bir partidir. Hilafet, Müslüman ülkeleri tek bir siyasi otorite altında birleştirecek, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın kanunlarını uygulayacak, tüm insanlığa hidayet feneri olacaktır.

2- Hizb-ut Tahrir’in metodu, maddi değil, fikri ve siyasi metottur. Bu metot şeri bir yaklaşımdır. Parti, bu metottan asla sapmamış, belirli bir biçimde dahi olsa başka bir metot benimsememiştir. Üyelerinin en insanlık dışı muameleye maruz kaldığı bazı ülkeler de dahil olmak üzere yetmiş yıldan fazla bir süredir her zaman şeriat metodolojisine bağlı kalmıştır.

3- Yozlaşmış hükümet yetkililerinin kullandığı iğrenç taktikler, ümmete dikkatli olması ve aldatmacaya kapılmaması gerektiğini hatırlatmalıdır. Bunun yerine, Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in yaklaşımına yoğunlaşmalıdır. Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Medine’de İslam ve otoritesini tesis ettiğinde daveti, entelektüel ve siyasi nitelikteydi. İkinci Akabe Biatinde Biat edenler, müşrik Mina halkına karşı savaşmak için izin istediklerinde, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem

إِنَّالَمْنُؤْمَرْبِذَلِكَ“Henüz bununla emrolunmadık” buyurmuştur. Allah Subhânehu ve Teâlâ, önceki peygamberlerin sabrettiği gibi, işkence ve eziyetlere karşı sabretmesini istemiştir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَلَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ فَصَبَرُوا عَلَى مَا كُذِّبُوا وَأُذُوا حَتَّى أَتَاهُمْ نَصْرُنَا “Andolsun ki senden önceki peygamberler de yalanlanmıştı. Onlar, yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine rağmen sabrettiler, sonunda yardımımız onlara yetişti.” [Enam 34]

4- Hizb-ut Tahrir, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın Kur’an-ı Kerim’de iyiliğe çağıran, iyiliği emreden, kötülükten nehyeden bir topluluğun bulunması emrine yanıt olarak kurulmuştur. Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesi olan Nübüvvet metodu üzere Hilafeti yeniden kurma ümidini asla yitirmeyecektir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَمِنَ النَّاسِ مَن يَتَّخِذُ مِن دُونِ اللهِ أَندَاداً يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ اللهِ وَالَّذِينَ آمَنُوا أَشَدُّ حُبّاً لِّلَّهِ وَلَوْ يَرَى الَّذِينَ ظَلَمُوا إِذْ يَرَوْنَ الْعَذَابَ أَنَّ الْقُوَّةَ لِلَّهِ جَمِيعاً وَأَنَّ اللهَ شَدِيدُ الْعَذَابِ“İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da O’na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah’ı severcesine severler. Müminlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi!” [Bakara 165]

Demokrasinin iflas etmesi, Korona salgını sırasında ve sonrasında dünyayı vuran ekonomik krize çözüm üretememesi, değerlerinin çürüklüğü, insanlık dışı gerçekliği, yerel ve küresel boyuttaki düşüşü, Gazze katliamlarındaki çifte standardı gibi birçok neden, ümmetine sadık ve yüksek insani değerleri benimsemek isteyen her insanı, İslam’ı bir akide ve yaşam biçimi olarak benimsemeye sevk eder. Bütün insanların sorunlarına gerçek çözümler yalnızca İslam’da vardır. Ekonomik, sosyal ve insani krizlerden yoksun yegâne ideolojidir. Müslüman ve gayrimüslim Hindistan halkını, işte buna çağırıyoruz. Çeşitli devlet kurumlarındaki akıllı insanları ve ümmetine düşkün kimseleri de yüce İslam’a davet ediyoruz. Ümmetlerini her türlü felaketten ancak İslam ile koruyabilirler, tabii gerçekten korumak için çalışıyorlarsa.

ادْعُ إِلَى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُم بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel, en inandırıcı yöntemlerle tartış. Şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan sapanları da, doğru yolu tutanları da en iyi bilendir.” [Nahl 125]

Mühendis Selâhaddin Adada
حزب التحرير

Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi Müdürü

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
el-Mezra’a, P.K. 5010-14, Kolombiya Merkezi B Blok Kat:2, Beyrut/Lübnan
Telefon: TEL: 0096 113 07 59 4 / GSM: 0096 171 72 40 43
www.hizb-ut-tahrir.info
E-Mail: media [@] hizb-ut-tahrir.info

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER