حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi
| No: HT–BA–2026–MB–TR–66 |
H. 6 Cumâde’l Ûlâ 1448 M. Cumartesi, 17 Ekim 2026 |
Kokuşmuş ve Çürümüş Kapitalizmden Yeni Bir Astronomik Rakam: Dünyada 1,2 Milyar İnsan Yoksul!
Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın insanlığa bahşettiği en büyük nimetlerden biri, Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’i büyük İslam Risâlet’iyle; hidayet, rahmet ve nur mesajıyla göndermiş olmasıdır. Bu Risâlet fakir ve zengin için bir rahmet, zayıf ve güçlü için bir adalet olmuştur. Nitekim Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:
الر كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِ رَبِّهِمْ إِلَى صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ “Elif Lâm Râ. Bu Kur’an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye lâyık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.” [İbrahim 1] İslam’ın hayat sahasında yaklaşık 13 asır boyunca uygulandığı dönemlerde tüm insanlık bu rahmeti bizzat tecrübe etmiştir. Geçen yüzyılın başlarında İslam devleti yıkılıp İslam yönetimden uzaklaştırılınca ve bir süre komünizm ve kapitalizm hüküm sürüp ardından kapitalizm insanlıkla tek başına baş başa kalınca kapitalizm insanlığı bitkin düşürmüş, ona geçim sıkıntısını ve hayatın darlığını tattırmıştır.
Dün, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından Pazartesi günü açıklanan “Küresel Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi”, dünyadaki fakir sayısının 1,2 milyar kişiye ulaştığını kaydetmiştir. Açıklanan bu rakam, 8 milyarlık dünya nüfusunun sekizde birinden fazlasına tekabül etmektedir. Kaldı ki Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen mevcut resmî uluslararası yoksulluk sınırının kişi başına günlük yalnızca 3 dolar olduğu da unutulmamalıdır. Birleşmiş Milletler kuruluşu ile Oxford Yoksulluk ve İnsani Gelişme Girişimi (OPHI) adlı araştırma merkezi, 2026 yılına ait yıllık raporlarında aşırı yoksulluk içinde yaşayanların sayısının bir önceki yıla göre 51,5 milyon kişi arttığını tespit etmiştir. Bu iki kuruluşa göre bu artış, son 16 yılda kaydedilen bu türden ilk artıştır.
Yani küresel üretimin muazzam ölçüde artmasına ve dünya ekonomilerinin büyümesine rağmen bunun faydası halklara, özellikle de fakir ve zayıf kesimlere yansımamıştır. Bütün ileri teknoloji ve hızla ilerleyen ekonomik gelişme, onların açlıklarını gidermeye yetmemiştir. Karınlarını doyuramamış; yiyecek, giyecek, barınma, eğitim, sağlık ve güvenlik gibi hayatın en temel ihtiyaçlarını dahi onlara sağlayamamıştır!
Bu nedenle, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Alexander De Croo yaptığı açıklamada şu itirafta bulunmak zorunda kalmıştır: “Yoksulluk oranlarındaki bu artış, bütün dünya için bir alarm zili olmalıdır... Bu rakamların arkasında açlık, okul terki, içme suyuna veya elektriğe erişememe gibi sorunların oluşturduğu kısır döngüyle mücadele eden 1,2 milyar insan bulunmaktadır.”
Bütün insanlık, içerisinde fakirlere ve zayıflara yer bulunmayan kapitalizmin ateşiyle kavrulmuştur. Dahası kapitalizm, servetin kötü dağılımı, bozuk teorileri ve yöneticilerin yozlaşması nedeniyle bizzat fakirleri üretmekte ve onların sayısını artırmaktadır. Ekonomik problem, İslam’ın gördüğü şekliyle üretimde değil, dağılımdadır. Kapitalizm ise bütün ağırlığını üretime vermiş ve bu konuda büyük ilerleme kaydetmiş; fakat dağılımı, faydalı olduğunu zannettiği hâlde gerçekte öyle olmayan çeşitli mekanizma ve teorilere, örneğin fiyat mekanizmasına bırakmıştır. Yukarıdaki istatistikler ve yaşanan gerçeklik bunun şahididir.
Batı’nın övündüğü kapitalizm, milyarlarca serveti toplumların ve halkların geri kalanının aleyhine olarak büyük sermaye sahiplerinin ve mali sermayenin devlerinin elinde biriktiren sistemin ta kendisidir. İslam ise bunun aksine, hükümleriyle servetin parçalanarak toplum içerisinde dolaşmasını sağlamaya ve yalnızca küçük bir zenginler grubunun elinde kalmasını önlemeye büyük önem vermiştir. Nitekim Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:
مَّا أَفَاء اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ مِنْ أَهْلِ الْقُرَى فَلِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْأَغْنِيَاء مِنكُمْ “Allah’ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah’a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) hâline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir).” [Haşr 7] İslam, malın piyasadan çekilip yalnızca biriktirilmesini ve böylece zenginlerin dışındaki insanların ondan faydalanmasının engellenmesini de haram kılmıştır. Bu bağlamda Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:
وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلاَ يُنفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ اللّهِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ “Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.” [Tevbe 34] İslam ayrıca devlete fakir ve zayıfların ihtiyaçlarını karşılama ve onların işlerini gözetme sorumluluğunu yüklemiştir. Ebu Hurayra’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
أَنَا أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنْفُسِهِمْ، فَمَنْ تُوُفِّيَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ فَتَرَكَ دَيْناً فَعَلَيَّ قَضَاؤُهُ، وَمَنْ تَرَكَ مَالاً فَلِوَرَثَتِهِ، وَمَنْ تَرَكَ كَلّاً فَإِلَيْنَا “Ben müminlere kendi nefislerinden daha yakınım. Müminlerden biri ölür de borç bırakırsa onu ödemek bana aittir. Mal bırakırsa o, mirasçılarınındır. Bakıma muhtaç kimseler bırakırsa onların sorumluluğu bize aittir.” Bunun dışında İslam’ın ekonomik sistemi inşa etmek ve insanların işlerini gözetmek hususunda getirdiği daha pek çok hüküm ve düzenleme de bulunmaktadır.
İnsanlık; kendisini Kapitalizmin bedbahtlığından ve mevcut yönetim sistemlerinin yozlaşmasından kurtaracak, yüce İslam’ın rahmet ve hayrını yeniden insanlığa kazandıracak olan Raşidi Hilafet Devleti’nin geri dönüşüne ne kadar da muhtaçtır! Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:
وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّـلْعَالَمِينَ “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” [Enbiya 107]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Merkezî Medya Ofisi |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi el-Mezra’a, P.K. 5010-14, Kolombiya Merkezi B Blok Kat:2, Beyrut/Lübnan Telefon: TEL: 0096 113 07 59 4 / GSM: 0096 171 72 40 43 www.hizb-ut-tahrir.info |
E-Mail: media [@] hizb-ut-tahrir.info |



