Pazar, 14 Cumade’l Ûlâ 1448 | 2026/10/25
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi

No: HT–BA–2026–MB–TR–67 H. 12 Cumâde’l Ûlâ 1448
M. Cuma, 23 Ekim 2026

Avrupa ve Batı, Mefkûrelerinin Kokuşmuşluğu ve Hükümetlerinin Çöküşü Nedeniyle Gerçek Bir Kriz Yaşıyor

2 Ekim 2020 tarihinde Fransa Cumhurbaşkanı Macron, “İslam bugün dünyanın her yerinde kriz yaşayan bir dindir” açıklamasında bulunmuştu. Bugün ise, üç haftayı aşkın bir süredir Avrupa’da devasa bir protesto dalgası yaşanıyor. Fransa’da başlayan bu dalga kısa sürede Belçika, İtalya, Portekiz, İspanya, Yunanistan, Avusturya ve hatta Arnavutluk’a kadar yayılmış durumda. Geçim sıkıntısı ve sektörel krizler birleşerek Avrupa’daki öfke patlamasını tetiklemiştir. Fransa’da eğitim krizi ve öğretmen yetersizliği öğrenci protestolarının fitilini ateşlerken, İspanya ve Portekiz’de konut ve kira fiyatlarındaki çılgın artışlar halk hareketlerinin yakıtı olmuştur. Gösterilerin yayılmasıyla birlikte talepler; İtalya ve Belçika’da enflasyona, hayat pahalılığına ve kemer sıkma politikalarına karşı genel bir başkaldırıya dönüşmüş, Arnavutluk’taki siyasi yolsuzluk karşıtı protestolarla da iç içe geçmiştir. Bütün bu krizler, hükümet politikaları ile halkın alım gücü arasındaki uçurumun giderek büyüdüğünü göstermektedir.

Bu, Avrupa’da patlak veren ilk büyük halk protestosu değildir. Son on yıl boyunca art arda geniş çaplı toplumsal huzursuzluk ve protesto dalgaları yaşanmıştır. 2019-2024 yılları arasında Almanya, Hollanda, Fransa, Polonya ve İtalya’da çiftçiler; çevre yasalarını ve üretim maliyetlerini protesto etmek amacıyla traktörleriyle ana ulaşım arterlerini kapatmış, bu da ciddi trafik felçlerine yol açmıştır. Bu ekonomik ve insani çatlak, Fransa’da 2023 yılında emeklilik yaşının yükseltilmesine ilişkin yasa değişikliğine karşı işçi sendikalarının milyonluk gösterileriyle, 2022’de ise Belçika ve İtalya’da enflasyon ve enerji faturalarındaki rekor artışları kınayan öfkeli kitlelerin sokağa dökülmesiyle daha da derinleşmiştir. Bu geçim krizleri, 2020’de Belarus’ta, 2023 ve 2024’te Sırbistan ve Gürcistan’da yaşanan siyasi sarsıntılar ve yolsuzluk karşıtı protestolarla eş zamanlı gerçekleşmiştir. Bunun yanında 2020-2021 yılları arasında İngiltere, Avusturya, Almanya, Belçika ve Hollanda’da koronavirüs salgını nedeniyle getirilen kısıtlamalara karşı şiddetli protestolar meydana gelmiştir.

Böylece Avrupa’nın geneli, halkların beklentileri ile hükümetlerin aldığı kararlar arasındaki uçurumun giderek büyüdüğünü gösteren kesintisiz toplumsal hareketlerin yaşandığı açık bir sahaya dönüşmüştür. Batı ise bu protestoların arkasındaki gerçek sebeplere yönelip sorunun kökenlerini araştırarak çözüm üretmek yerine, yine suçu başkalarına atmayı tercih etmiştir. Nitekim ABD Başkanı Trump, 18 Ekim 2026 Pazar günü Fransa’da yaşanan huzursuzlukların sebebinin göç olduğunu ileri sürmüş ve Paris yönetimini “sınırları kapatmaya” çağırmıştır. Truth Social platformundaki paylaşımında “Fransa yanıyor! Tamamen farklı bir dünyadan gelen, kalplerinde nefret taşıyan insanların göçü, bir zamanlar büyük olan bu ülkeyi paramparça etmiştir.” diyerek yine Müslümanları hedef göstermiştir. Trump daha önce de Fransa’da geçen Eylül ayından bu yana devam eden kitlesel öğrenci protestolarından göçü ve İslam’ı sorumlu tutmuştu. Böylece gerçeklere gözlerini kapatıp, sorumluluk almaktan ve hakikatle yüzleşmekten kaçmak için suçu başkalarının üzerine atmaktadırlar.

Oysa onlar gerçek bir kriz yaşamaktadırlar. Kapitalist ideolojiye dayalı siyaset ve hükümetleri yıpranmıştır. Kapitalist ideolojinin insanların işlerini gözetmekte ve durumlarını düzeltmekte yetersiz kaldığı ayan beyan ortadadır. Her kriz ve dönüm noktasında sorunun asıl kaynağına ve başarısızlığın sebebine yönelmek yerine birtakım önleyici tedbirler ve geçici yamalar ortaya koymaktadırlar. Halkları ise kapitalizmin ve onun çözümlerinin ateşiyle kavrulmuştur, artık bıçak kemiğe dayanmış ya da dayanmak üzeredir. Bu, kapitalist ideolojinin doğal ve kaçınılmaz bir sonucudur. Bu ideolojinin —tarihsel açıdan görece kısa sayılabilecek— bu kadar süre devam edebilmesi, ancak İslam ideolojisiyle temsil edilen alternatifin ortadan kaldırılması sayesinde mümkün olmuştur. Hilafet Devleti’nin yıkılmasıyla İslam siyasi hayattan uzaklaştırılmış ve böylece insanlık İslam’ın hayrından ve rahmetinden mahrum bırakılmıştır. Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın onlar hakkındaki şu kavli ne kadar da doğrudur:

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ بَدَّلُواْ نِعْمَةَ اللّهِ كُفْراً وَأَحَلُّواْ قَوْمَهُمْ دَارَ الْبَوَارِ “Allah’ın nimetini nankörlükle değiştirenleri ve kavimlerini helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi?” [İbrahim 28]

Kapitalist ideoloji artık sendelemektedir; kusurları açığa çıkmış ve çürümüşlüğü ve kokuşmuşluğu artık gün yüzüne vurmuştur. Buna rağmen Batı’daki yöneticiler, bu sistemin devamından çıkar sağladıkları için ona hâlâ sımsıkı sarılmaktadırlar. Çünkü bu sistem, çoğunluğun sırtından geçinip sefa sürsünler diye kapitalistlerin ve nüfuz sahiplerinin boyunun ölçüsüne göre tasarlanmıştır. Bu nedenle, ya halklar onları devirip yakalarına yapışmadıkça ya da kendisine ve yozlaşmış devletlerine öldürücü darbeyi indirerek insanlığı kapitalizmin azabından ve darlığından İslam’ın rahmetine ve adaletine çıkaracak olan İkinci Raşidi Hilafet Devleti kurulmadıkça kapitalist ideolojinin çöküşüne asla izin vermeyeceklerdir. Hilafet, Allah’ın izniyle yakında kurulacaktır. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّـلْعَالَمِينَ “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” [Enbiya 107]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
el-Mezra’a, P.K. 5010-14, Kolombiya Merkezi B Blok Kat:2, Beyrut/Lübnan
Telefon: TEL: 0096 113 07 59 4 / GSM: 0096 171 72 40 43
www.hizb-ut-tahrir.info
E-Mail: media [@] hizb-ut-tahrir.info

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER