Salı, 07 Şevval 1445 | 2024/04/16
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

Tek Kelime! Filistin'e Yardım, Cepheler Açmak ve Orduları Harekete Geçirmek ile Olur, Aksi Takdirde Allah'a, Rasulü'ne ve Mü'minlere Hıyânet Olur

Yahudilerin azgın lavları Gazze üzerine yağdırılıyor, insanlar, ağaçlar ve taşlar yakılıyor, yaşlıların, kadınların ve çocukların kanları sel olup akıyor, hatta süt çocuklarının cesetleri paramparça etrafa saçılıyor... Yahudinin işlediği bu korkunç katliamın dehşetini anlatmaya kelimeler yetmiyor... Bütün bunlara rağmen başımızdaki yöneticiler, ne bir cephe açıyorlar, ne bir ordu gönderiyorlar, hatta soyut bir savaş açma tehdidinde bile bulunmuyorlar! Aksine şehitlerin ve yaralıların sayısını sayıyorlar, âdeta şahit olduklarından haz alırcasına! Yürüyüşler ve gösteriler ile insanların öfkelerini "boşaltmalarına" yol verenler yada eleştirip kınayanlar, Güvenlik Konseyi'nin bir açıklama veya karar yayınlaması için toplanmasını isteyenler de onlar gibidir! Bilmezler mi ki o öncelikle Yahudinin cürümleri karşısında nefs-i müdâfaa edenlere kinini kusmadıkça hiçbir şey yayınlamayacaktır?!

Filistin'de katledilenlere, cesetleri paramparça edilenlere yardım; eleştiriyle, kınamayla, açıklamayla, hatta yürüyüşlere ve gösterilere izin vermekle mi olur? Hiç şüphesiz yardım, cepheler açarak, orduları harekete geçirerek olur. Aksi takdirde bu ordular ne için vardır? Allah'a ve Rasulü'ne hıyânet edip mü'minleri yüzüstü bırakanların tahtlarını, taçlarını ve koltuklarını korumak için mi vardır? Yoksa masum yavrucakların akan nezih kanlarını "izleyenler" için mi vardır? Sanki bunlar, başımızdaki yöneticilerin hiç umurunda olmayan bambaşka bir âlemde meydana geliyormuşçasına! Onlar ki kördürler, sağırdırlar, dilsizdirler, hiç mi hiç akletmezler?!

Heyhat, ne hazin, ne acıdır... Bir yandan insanın tüylerini ürperten vahşi katliamları görecekleri kadar gördükleri, öte yandan modern silahlarla donatılmış, saldırganlığa bürünmüş düşman karşısında hafif silahlarla gösterilen yüce kahramanlıkları gördükleri halde, nasıl olur da kışlalarına kapatılmış bu orduların kanları kaynamaz?! Bütün bunları gördükleri halde nasıl olur da kardeşlerinin imdadına koşmadan yerlerine çakılır kalırlar, önlerine dikilen her yöneticiyi ezip geçmezler?! İşlenen bunca katliam, bu orduların zafere yahut şehâdete... böylece kendilerine dünyada ve Âhirette konumlarını yükseltecek pırıl pırıl ak sayfaların açılması için koşmalarına yetmez mi?! Şâirin dediği gibi: "Kedâe'de tozu dumana katar halde bulmuyorsak şu atlarımızı, olmaz olsunlar!"

Bu ordular, Allah'a, Rasulü'ne ve mü'minlere nusret vermiyorlarsa, olmaz olsunlar! Uçaklarımız, Nebîlerin ve mü'minlerin katillerini vurmuyorlarsa, olmaz olsunlar! Tanklarımız, mustazafların kanlarını yerde bırakmamak için bombalar yağdırmıyorlarsa, olmaz olsunlar! Füzelerimiz, bir mü'min hakkında ne bir ahit ne de bir zimmet gözeten Yahudi varlığının kalbine çarpmıyorlarsa, olmaz olsunlar!

Ey Müslümanların Beldelerindeki Ordular! Doğrusu bu yöneticiler, {قَدْ يَئِسُوا مِنَ الآخِرَةِ كَمَا يَئِسَ الْكُفَّارُ مِنْ أَصْحَابِ الْقُبُورِ } "Onlar, Kâfirlerin kabir ehlinden (dirilmelerinden) ümit kestikleri gibi, Âhiret'ten ümit kesmişlerdir." [el-Mumtehine 13] Ancak sizler, Yahudi varlığını bilezik gibi saran devletler olan Mısır'dan, Ürdün'den, Suriye'den ve Lübnan'dan bir cephe açmaya nasıl güç yetiremezsiniz? Sonra uzun menzilli füzeler ve savaş uçakları sahibi o İran, Türkiye ve Pakistan'dakilere ne demeli? Nasıl olur da bunları Filistin halkının yardımına âmâde kılmazlar? Savaşmadan kuru laf kalabalığı yapmak, riyâkârlık değil de nedir? Çığlık atmak, silah çekmeyi tutar mı hiç?

Ey Müslümanlar! Filistin halkına yardım etmek ve Filistin halkını mihnetlerinden kurtarmak, muhakkak ki cepheler açmak ve orduları harekete geçirmek ile olur... Üstelik Yahudi varlığının işini bitirmek ve Filistin'i bir bütün olarak Diyâr-ul İslâm'a katmak da ancak ve sadece böyle olur. Gerçek şu ki bu yöneticiler; yürüyüşler ve gösteriler yoluyla öfkelerinizi "dindirmek" ve meseleyi kapatmak isterler. Her ne kadar bunlar, öfkenizi lisân-ı sıdk ile dile getirmenizin vesîlesi olsalar da, asıl olan bu öfkenizi doğru ve etkin istikâmete yönlendirmenizdir.

İşte Hizb-ut Tahrir sizleri çağırıyor; öfkenizi yöneticilere yöneltiniz ki savaşmaları için orduları harekete geçirsinler. Onlar bunu yapmazlarsa, öfkenizi ordulara yöneltiniz ki harekete geçip Yahudi'ye karşı savaşsınlar ve kendilerini engelleyen yöneticileri ezip geçsinler. Onlar da bunu yapmazlarsa, köklü değişim yoluyla adâletli ve mücâhit Hilâfet'i kurmak için azimlerinizi keskince bileyiniz. Artık sizler de bunu yapmazsanız, Ey İnsanlar, Allah emrini getirinceye kadar bekleyedurun!

وَإِن تَتَوَلَّوْا يَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ ثُمَّ لاَ يَكُونُوا أَمْثَالَكُمْ "Eğer yüz çevirirseniz, (Allah) sizi, sizden başka bir toplum ile değiştirir, artık onlar sizin gibi de olmazlar." [Muhammed 38]

 

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir


H. 25 Safer 1429
M.  Pazar, 02 Mart 2008

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER