بسم الله الرحمن الرحيم
Azerbaycan Yetkililerine Açık Mektup Başörtüsü Yasağı Laikliğinizi Koruyamayacak
Azerbaycan’daki baskıcı laik rejime,
Nüfusunun %96’sını Müslümanların oluşturduğu bir ülkede, okullarda ve kamu kurumlarında İslami kıyafeti —başörtüsü/ cilbab/kamusal hayatta giyilen dış kıyafet— yasaklamanız, öyle iddia ettiğiniz gibi yalnızca masumane bir kılık kıyafet düzenlemesi değildir. Aksine bu uygulama, kokuşmuş Batılı laik ideolojiye olan körü körüne bağlılığınızın açık bir ifadesidir. Şüphesiz Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın şeriatına savaş ilan etmekle İslam’ın ve asil İslam ümmetinin açık düşmanları safında yer almayı yeğliyorsunuz.
Sizin rejiminiz de, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın indirdikleriyle hükmetmeyen Müslüman ülkelerdeki diğer bütün yöneticiler gibi, Batı’nın elindeki bir kukladan başka bir şey değildir. Kaçınılmaz olan İslami uyanıştan duyduğunuz korku nedeniyle, Azerbaycan’daki Müslümanları dini kimliklerinden koparmaya ve iflas etmiş Batılı modeline boyun eğmeye zorluyorsunuz. İslam’dan tamamen koparılmış laik bir toplum dayatmak için kız kardeşlerimizin şerefine ve iffetine dil uzatıyorsunuz.
Bunun yanı sıra, Yahudi varlığı ile kurduğunuz utanç verici siyasi ve askeri ortaklık, Filistin’deki erkek ve kız kardeşlerimizin maruz kaldığı soykırım karşısındaki korkakça sessizliğiniz ve aktif suç ortaklığınız, omuzlarınıza yüklenmiş affedilemez bir günah ve ağır bir yüktür. Sanki İslam ümmetine yaptığınız bu ihanet yetmezmiş gibi, şimdi de kız kardeşlerimizin taktığı başörtüsünü yasaklayarak içerideki mücadelenizi daha da tırmandırıyorsunuz.
Yahudi varlığındaki müttefiklerinizle iş birliği yaparken bu zalimlerin nüfuzunun Azerbaycan’ın eğitim sistemine bilinçli biçimde sızmasına izin vermeniz tesadüf değildir. Yozlaşmış rejiminiz ile Siyonist işgalci arasındaki ortak payda apaçık ortadadır: İslam’a karşı duyulan köklü ve derin bir kin ve Allah Celle Celâluhu’nun dinini yok etmek için ortaklaşa verilen zavallı ve umutsuz bir çaba.
Bununla birlikte, tıpkı Ermenistan’la yaşanan son savaşta olduğu gibi, iktidarınız tehlikeye girdiğinde, halkın samimi İslamî duygularını istismar etmek için bir an olsun bile tereddüt etmediniz. Mümin erkekleri cepheye gönderdiniz. Onlar da tekbirler getirerek savaşmışlardır ve hatta ülkeyi savunmak uğruna canlarını feda etmişlerdir. Savaş meydanında onların savaşma arzularının birer yakıt ve top mermisi olarak görülmesine izin verilmiştir.
Peki ya sizin onlara teşekkürünüz nasıl oldu? Savaşın dumanı dağılır dağılmaz ve laik tahtlarınız güvence altına alınır alınmaz, tıpkı korkaklar gibi o kahraman askerlerin ailelerine yöneldiniz. Bu mümin erkekler grubu kanlarını sizin savaşınızda feda ettikleri halde şimdi siz onların kızlarının başından başörtüsünü acımasızca çekip çıkarıyor, onları okullardan dışlıyorsunuz. Sizin için savaşan erkeklerin kızlarını, diktatör laikliğinizi İslam’ın emirlerinin üzerinde tutmaya zorluyorsunuz. Bu, ihanetin en büyüğü ve en ileri derecesidir.
Şunu iyi bilin ki başörtüsü; öyle Batılı kurumların iddia ettiği gibi kişisel tercih, demokratik hak veya “insan hakları” meselesi değildir. Bilakis o, göklerin ve yerin Yaratıcısının ilahî bir emridir. Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın bir farzına karşı savaş açan her kim hem bu dünyada hem de ahirette Allah’ın gazabına davetiye çıkarmış olur.
Azerbaycan’daki Müslümanlar, laik zorbalığın ve yabancı Batılı etkilerin eritip yok edemeyeceği asil ve küresel bir ümmetin parçasıdırlar. Tarih bize İslam’ın kökünü kazımaya çalışan her rejimin sonunda bizzat kendisinin tarih olup yerle yeksan olduğunu öğretmiştir.
Müslüman kadının şerefini gerçek anlamda korumak ve İslam’ın kapsamlı bir şekilde uygulandığı bir toplumun kurulmasını güvence altına almak; İslam düşmanlarıyla iş birliği yapan bağımlı rejimlerden hak dilenmekle olmaz, ancak gerçek İslami liderliğin yeniden dönmesiyle olur. Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet, düşmanlarla olan bağları koparacak, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın şeriatını uygulayacak, istibdadı ortadan kaldıracak ve dünyanın dört bir yanındaki Müslümanları dinlerine karşı savaş açan yöneticilerden kurtaracaktır.
Şunu iyi bilin ki zafer İslam’ındır ve baskıcı rejimlerin çöküşü ise yalnızca bir zaman ve an meselesidir. O halde bu dünyada zillete, ahirette ise azaba uğramadan önce haydi Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın emirlerine geri dönün.
وَاللَّهُ غَالِبٌ عَلَى أَمْرِهِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ “Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” [Yusuf 21]
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Hollanda
H. 8 Cumâde’l Ûlâ 1448
M. Pazartesi, 19 Ekim 2026



