Perşembe, 17 Jumada al-thani 1443 | 2022/01/20
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

"Şeffaf" Olsa Dahi Seçimlerden Sakınınız!

Nihayet... 11.08 Pazar akşamı karşılıklı sürtüşmeler sona erdi, çıkarlar savaşı son buldu ve milletvekillerinin geneli Kerkük sorununa dair sözde bir çözüm ve bu muzdarip halkın yaralarını iyileştirici bir merhem olarak yansıtılan "açık listeyi" içeren yeni seçim kanununun onaylanması üzerinde anlaştılar. Olayların gidişatını inceleyen bir kimse, medya gürültüsünün ve ondan fazla oturum boyunca ardışık hataların ardından dün kanunun kolayca onaylanması karşısında oldukça şaşırır. O halde bunun sırrı nedir?

"Menfaatçiler" diyorlar ki: Bu, halkın milletvekillerinin özgür iradesidir. Zira kabul eden etmeyen herkes kazançlı! Vallahi yalan söylüyorlar... Zira sır ifşa olmuştur ki o, Amerikan büyükelçisi ile ajanı "Laricani'nin" uyguladığı büyük baskıdır. Dolayısıyla bu baskı sayesinde "düşman kardeşlerin" kalpleri birleşmiştir.

Musibet, ne milletvekillerinin aciz kalmasıdır ne sizlerin duygularıyla oynamalarıdır ne de sizlere verdikleri sözleri inkar etmeleridir. Bilakis daha beter ve acı olanı yakın gelecekte önümüzdeki "dönemin" küresel yatırım şirketlerine bu azim beldenin servetlerini yağmalamalarına imkan verecek ve yeni işgal "hükümetini" tanıyacak olmasıdır... Bu ise Irak'a isabet etmiş salgın bir şerdir ki sizleri zulmün, fakirliğin ve fesadın sıkıntısını çekmeye terk edecektir.

Ey Müslümanlar!

Hizb-ut Tahrir, kurulmasından beri Allah'ın kitabı ve Resulü [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in sünnetinin hidayetine göre aydınlatmak üzere ümmeti gözetme, hayrı ve izzeti hususunda ona nasihat etme ve ona karşı kurulan komploları ifşa etme sorumluluğunu yüklenmiştir. Bu noktadan hareketle sizlere seçimler hakkında şu iki hususu açıklamak isteriz:

Birincisi: Seçimlerin Vakıası ve Şeri Hükmü

Lügatte seçim: Seçmek ve ihtiyardır... Hakikatte ise: Vekalet ve temsildir. Dolayısıyla insanlar, muayyen bir iş için bir şahsı seçtiklerinde bu işi gerçekleştirmede onu kendilerine vekil veya temsilci olarak atamış olmaktadırlar. O halde yöneticiyi seçip ona biat ettiklerinde ise yönetim ve otorite hususunda onu kendilerine vekil tayin etmiş olmaktadırlar. Parlamentoda birisini seçtiklerinde ise görüş bildirmede veya bir maslahatlarını gerçekleştirmede onu kendilerine vekil tayin etmiş olmaktadırlar. Seçim, şahadet değildir. Çünkü şahadet, ne bir kimseyi görevlendirme ne de ona vekalet vermektir. Bilakis şahadet, bildiklerini haber vermedir.

Binaenaleyh seçim hakkındaki şeri hüküm, "vekalet" hükmünü alır. Dolayısıyla bir araba alımı veya bir ev satışı gibi helal olan bir amel hususunda vekalet verildiği zaman vekalet verme helal olur. Ancak içki satışı veya faiz muamelesi gibi haram olan bir amel hususunda vekalet verildiği zaman vekalet verme haram olur.

İkincisi: Seçimlere Katılmanın Hükmü:

Gerek "aday" gerekse "seçmen" olarak önümüzdeki seçimler hakkındaki şeri hükmü bilmek, yasama meclisinin veya "parlamentonun" yaptığı işleri bilmeyi gerektirir ki böylece bu işte vekaletin caiz olup olmadığını görmüş olalım. İşte sizlere parlamentonun yaptığı en önemli işler:

1. Anayasa yapmak, onu onaylamak, yürütme ve yargı otoritelerini bağlayıcı kanunlar çıkarmaktır ki bunlar parlamentonun yaptığı en tehlikeli işler sayılır. Herkes bilmektedir ki Irak anayasasını dayatan mevcut işgaldir. O halde o, batıl bir anayasadır. Çünkü o, dini hayattan, devletten ve toplumdan ayırma esasına dayanan küfür akidesinden kaynaklanmıştır. Dolayısıyla onu onaylamak da kabul etmek de ona sessiz kalmak da haramdır. Allahuteala şöyle buyurmuştur:

وَأَن احْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ "Aralarında Allah'ın indirdikleri ile hükmet!" [el-Mâide 49]

Ve şöyle buyurmuştur:

إِنِ الْحُكْمُ إِلاَّ لِلّهِ "Muhakkak ki hüküm ancak Allah'a aittir." [Yûsuf 40]

Oysa demokrasi, İslam hükümlerinin tatbik edilmesini yasaklamakta ve insan aklıyla hükmetmektedir.

2. Allah'ın inzal ettikleri ile hükmetmeyen bir devlet başkanını veya başbakanı seçmek şeran haramdır. Çünkü bu, kendilerine küfür hükümleri ile hükmetmesi için halk tarafından ona verilmiş bir vekalettir. Allahuteala şöyle buyurmaktadır:

وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ فَأُوْلَئِكَ هُمْ الْكَافِرُونَ "Her kim Allah'ın indirdikleri ile hükmetmezse (yönetmezse), işte onlar kâfirlerin ta kendileridir." [el-Mâide 44]

3. Anayasa esasına binaen hükümete güvenoyu vermek veya geri çekmek; küfür nizamlarına rıza göstermek, günah üzerinde yardımlaşmak ve zalimlere destek vermektir ki bunların hepsi şeran haramdır. Allahuteala şöyle buyurmaktadır:

أَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللّهِ حُكْمًا لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ "Yoksa onlar cahiliyye hükmünün mü peşindeler? Akleden bir toplum için Allah'tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?" [el-Mâide 50]

4. Anlaşmalar ile muahedeleri onaylamak ve bunun Müslümanların geleceklerine hakim olmanın en güçlü yolu olup kafir devletlere, ülkelerin işlerine müdahale etme ve ülke insanları fakirlik, mahrumiyet ve işsizlik sıkıntısı çekerken onlara servetlerini yağmalama imkanı verdiği aşikar bir husustur ki Allah, bunların hepsini haram kılmıştır. Allahuteala şöyle buyurmaktadır:

وَلَن يَجْعَلَ اللّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً "Muhakkak ki Allah, Kâfirler için Mü'minler aleyhine asla bir yol (egemenlik) kılmayacaktır!" [en-Nîsa 141]

5. İslami şeri kanunlar olması halinde kanunları ihsan ile tatbik etmesi hususunda hükümeti muhasebe etmek şeri bir vecibedir. Bu da marufu emretmek ve münkerden nehyetmek babındandır. Ancak bu kanunlar, -mevcut vakıada olduğu gibi- beşeri kanunlar olup hükümeti muhasebe etmenin referansı olursa, yani hükümet, bu kanunlardan hayır ve bereket umarak bağlanır ve bu beşeri kanunlara muhalefet eder veya tatbikinde ihmalkarlık gösterirse onun muhasebesi beşeri kanunların tatbikinde ihmalkarlık gösterilmesinden ötürü olur! Dolayısıyla bu, küfrün tatbikine rıza göstermek ve onu talep olur ki bu da Müslümanın haram olduğunda şüphe etmemesi gereken bir husustur.

Binaenaleyh gerek "aday" gerekse "seçmen" olarak bu seçimlere katılmak şeran haramdır. Çünkü bu, Allahuteala'nın haram kılığı hususlarda vekalet vermektir. Yani ülkeyi, tağut hükmü olan demokratik sistem ile yönetecek kişilere vekalet vermektir. Oysa demokrasi bir küfür sistemidir. Çünkü yasama yetkisini Allahuteala'nın yerine beşere vermesinin yanı sıra ülkeyi ve insanları musibetlere ve felaketlere sürükleyecektir.

Ey Irak'taki Müslümanlar!

İşgalci kafirin beldemize girdiği ilk günden beri sizlere nasihat etmeye sadık kaldık ve meydana gelen tüm olaylar hakkındaki şeri hükmü açıkladık. İşte bugün de Allahuteala'nın şu kavline itaat ederek sizlere hatırlatmada bulunuyoruz:

وَذَكِّرْ فَإِنَّ الذِّكْرَى تَنفَعُ الْمُؤْمِنِينَ "Hatırlat! Şüphesiz ki hatırlatma, müminlere fayda verir." [ez-Zâriyât 55]

Ve de Allah'ın kelimesinin en yüce, kafirlerin kelimesinin ise en alçak olması için Nübüvvet Minhacı Üzere Raşidi Hilafeti kurarak İslami hayatı yeniden başlatmak amacıyla uzun zamandan beri çalışan mümin guruba Allahuteala'nın vaat ettiği nusretine izin verinceye kadar buna devam edeceğiz. O halde sizleri, küfrün, demokrasinin, laikliğin karanlıklarından ve sahteliğinden uzak net bir şekilde samimice çalışmaya davet ediyoruz.

قُلْ هَـذِهِ سَبِيلِي أَدْعُو إِلَى اللّهِ عَلَى بَصِيرَةٍ أَنَاْ وَمَنِ اتَّبَعَنِي وَسُبْحَانَ اللّهِ وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ "De ki: İşte benim yolum budur. Ben, bana tabi olanları basiret üzere Allah'a davet ederim. Allah'ı (noksan sıfatlardan) tenzih ederim ki ben müşriklerden değilim." [Yusuf 108]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Irak Vilâyeti


H. 21 Zilka’de 1430
M.  Pazartesi, 09 Kasım 2009

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER