Salı, 28 Ramazan 1447 | 2026/03/17
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu

No: PK-BA-2026-MB-TR-10 H. 22 Ramazan 1447
M. Çarşamba, 11 Mart 2026

Ulus Devlet ve İslam Dünyasındaki Yöneticilerin Amerikan Liderliğindeki Küresel Sisteme Boyun Eğmesi, İslam Ümmetini Batı İçin Kolay Bir Av Haline Getirmiştir! Müslümanların Kanını, Malını, Topraklarını ve Akidesini Yalnızca Hilâfet Koruyabilir

Amerika’nın İran’a karşı yürüttüğü savaş; sömürgeci kâfir güçlerin İslam Ümmetine karşı yürüttüğü Haçlı savaşlarının bir devamıdır. Amerika ve müttefiklerinin 1991’de Irak’a saldırısı, 1992-1995 yılları arasında Sırbistan ve Hırvatistan’ın Bosna’daki soykırımı, Amerika’nın 1998’de Sudan ve Afganistan’a saldırıları, 2001’de Afganistan’ın ve 2003’te Irak’ın işgali, Yahudi varlığının 2006’da Lübnan’a saldırısı, 2011’de Amerika ve NATO’nun Libya’ya müdahalesi, 2014-2019 yılları arasında Suriye’de Amerika ve Rusya eliyle gerçekleştirilen katliamlar ve son olarak Yahudi varlığı ile Haçlıların Gazze ve İran’a yönelik saldırıları; son kırk yıldır İslam coğrafyasında süregelen Haçlı seferleri zincirinin halkalarıdır.

Buna rağmen yöneticilerimiz, bu saldırılara İslam Ümmetine karşı yürütülen kasıtlı bir Haçlı savaşı olarak bakmamış; aksine meseleyi ulus devlet merceğinden okumuşlardır. Bu sakat bakış açısının doğal sonucu olarak kendilerini “ulusal çıkarlar” peşinde koşmakla sınırlandırmışlardır. Bu slogan altında, kendi ülkelerine ve halklarına karşı yürütülen Haçlı saldırıları için kolaylaştırıcı rolü üstlenmişler, o haçlı seferlerine yardımcı olmuşlar ve işbirliği yapmışlardır. Hatta Irak-İran savaşı, Suudi Arabistan’ın Yemen saldırısı ve Pakistan’ın mevcut Afganistan operasyonlarında olduğu gibi, “ulusal çıkar” adına birbirlerine saldırmışlardır.

Böylelikle ulus devlet eksenli siyasi zihniyetin, Müslüman beldelerini Haçlı saldırıları için kolay bir av haline getirdiği, kolektif gücümüzü parçaladığı ve kâfirlere topraklarımızı işgal etme imkânı verdiği gün gibi ortadadır. Oysa ulus devlet mefhumu, İslam’ın ümmetin birliği ve İslam’ın hakimiyeti vizyonuyla taban tabana zıttır. İslam; ümmetin parçalanmasını, araya ulusal sınırların çekilmesini ve ister birbirleriyle dost isterse düşman olsunlar Müslümanların başında birden fazla yöneticinin bulunmasını kesinlikle reddeder. Peygamberimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem bizi bu gerçeklikten sakındırmış ve bize bu konudaki şer’i hükmü açıklamıştır:

إذا بُويِعَ لِخَلِيفَتَيْنِ، فاقْتُلُوا الآخِرَ منهما “İki Halifeye biat edildiği zaman, onlardan sonuncusunu öldürün.” [Müslim]

İslam’ın siyaseti, ulus devletlerin siyaseti değil, tek Ümmet siyasetidir. İslam, milliyetçi asabiyetlere dayanan bu suni sınırları kesinlikle reddeder. O halde güç ve kuvvet ehli ile Pakistanlı alimler, Müslümanların başına gelen yıkımdan en başta ulus devlet ve ulusal çıkarlar temelli siyaset yürütenlerin sorumlu olduğunu bilmelidirler.

Haçlı Batı, dünya siyasetini ve İslam beldelerinin siyasetini kontrol etmek için Uluslararası sistemi kurmuştur. Bu sisteme katılmak bizim için bir beka meselesi değil; aksine, Batı’nın işlerimizi doğrudan kontrol etmesini sağlayan Tağut’a teslim olmaktır. Birleşmiş Milletler (BM), Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası, Mali Eylem Görev Gücü (FATF), Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ve Trump’ın Barış Konseyi; bunların hepsi Batı’nın çıkarlarına hizmet eden araçlardır. Bunlar Müslümanların gücünü yok etmek, beldelerini parçalamak ve devletlerini Batı’ya boyun eğmiş halde tutmak için kurulmuştur. Bu uluslararası kurumlar, Amerika’nın ve onun dış politikasının aparatları olarak işlev görmektedir.

İslam, bu uluslararası sistemin tâğût olarak değerlendirilip reddedilmesini emreder. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ آمَنُوا بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُوا إِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ أُمِرُوا أَن يَكْفُرُوا بِهِ وَيُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلَالاً بَعِيداً “Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu hâlde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.” [Nisa 60]

Ey güç ve kuvvet ehli! Ey ümmetin âlimleri! Dünya işlerinin Epstein gibileri koruyan ve üreten bir uygarlık tarafından yönetilmesi nasıl kabul edilebilir? İnsanlığın liderliğini üstlenmekle görevli Müslümanlar, nasıl olur da Batının ve Amerika’nın uydusu olmaya rıza gösterebilirler? Dünya siyasetine ve uluslararası konjonktüre yön vermek, dünyayı İslam’a göre yönetmek, bu yozlaşmış kapitalist-liberal akideye ve şeytana tapanların sistemine son vermek, bizim şer’î hakkımız ve görevimiz değil midir? Allah Subhânehu ve Teâlâ Kuran’ı Kerimde şöyle buyuruyor:

هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ “O, kendisine ortak koşanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlere üstün kılmak için Rasûlünü hidayet ve hak din ile gönderendir.” [Saff 9] O halde, zamanın Firavun’u Trump’ın, Müslümanların kanının dökülmesi pahasına “Yeni Ortadoğu” projesi adı altında bölgeyi Amerika’nın çıkarlarına göre yeniden şekillendirmesine neden izin veriliyor? Bu bölgenin gerçek sahipleri olarak biz Müslümanlar; niçin bölgeyi Hilafet sancağı altında birleştirmek, Yahudi varlığını ortadan kaldırmak ve Amerika’yı bu topraklardan söküp atmak için çalışmıyoruz?

Amerika’nın İran’a, daha önce Gazze’ye, Afganistan’a ve Irak’a karşı yürüttüğü savaşlar onun uygarlığının zayıflığını ve askeri gücünün kırılganlığını ortaya koymuştur. Bugün, güç sahipleri arasında Hilafet’in ikamesinin şer’i bir zorunluluk olduğunu kavrayacak muhlis adamlara ihtiyaç vardır. Bu değişimi gerçekleştirecek vizyon ve hazırlık, bugün sadece İslam beldelerinin en büyük siyasi partisi olan Hizb-ut Tahrir’de mevcuttur. Öyleyse haydi ulus devletin ve uluslararası sistemin paslanmış zincirlerini kırmak için ilerleyin ve Nübüvvet metodu üzere Hilafeti kurun.

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
P.O. Box 1924, Lahore / Pakistan
Telefon: +(92) 345–428–7323 / +(92) 333–561–3813
https://bit.ly/3hNz70q
Fax: +(92) 21–520–6479
E-Mail: spokesman@hizb-ut-tahrir.com.pk

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER