حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu
| No: PK-BA-2026-MB-TR-22 |
H. 27 Safer 1448 M. Pazartesi, 10 Ağustos 2026 |
Pakistan Yöneticileri, Amerikan Askeri Üslerini ve İleri Karakolu Olan Yahudi Varlığını Korumak İçin Bir Anlaşma İmzalayarak Efendileri Trump’ın İmdadına Koşuyorlar
Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile ilgili olarak Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, 9 Ağustos 2026 tarihinde X platformunda yaptığı paylaşımda, “Mekke Anlaşması’nın niteliği itibarıyla tamamen savunma amaçlı olduğunu, herhangi bir ülkeyi hedef almadığını ve yegâne amacının bölgede barış, istikrar ve refah için yürüttüğümüz çabaları daha da güçlendirmek olduğunu” belirtti. Ancak gerçekte Mekke Anlaşması tamamen savunma amaçlı değildir. Amacı da Müslümanlara istikrar ve refah getirmek değildir. Bilakis bu anlaşma, Müslüman ülkelerinde bozgunculuk çıkaran yılanı, yani Amerika’nın askerî üsler ağını ve ileri karakolu olan Yahudi varlığını korumak için oluşturulan bölgesel ittifaklar ağının bir parçasıdır. Bu anlaşma, Trump’ın yeni Ortadoğu’sunu kurma projesinin temel taşlarından biridir. Bu projede İslam beldelerinde mevcut ulus-devletler Amerika’ya tabi ve Yahudi varlığının müttefiki olacaktır. Aynı zamanda bu anlaşma, Mübarek Toprak ve Mescid-i Aksa’nın işgalini karşı çıkan, sömürgeci Batı’nın Müslümanlar üzerindeki hâkimiyetini reddeden herhangi bir Müslüman ülkeyle savaşmak için yapılmış bir anlaşmadır.
Ey Pakistan Müslümanları! Pakistan yöneticileri kim oluyor da Müslümanlara istikrar ve refah sağlayacaklarmış? Bu yöneticiler, Hindistan’ın Hindu devleti Ağustos 2019’da Keşmir üzerindeki işgalini pekiştirdiğinden beri Pakistan silahlı kuvvetlerinin Keşmir’i özgürleştirmesine engel olmuşlardır. Hatta bu yöneticiler, 2025’te Pakistan hava kuvvetleri işgal altındaki Keşmir semalarında hava üstünlüğünü ele geçirdiğinde ve Keşmir’in özgürleştirilmesine ramak kalmışken, Amerikan Başkan Yardımcısı J. D. Vance’ın emirlerine boyun eğerek derhâl ateşkes emri vermişlerdir. Bugün bile Afganistan’ın Hindistan’ın vekili olduğunu iddia ettikleri bir zamanda, ABD adına Afganistan’daki Müslümanlarla savaşmak için Hindu devletine karşı savaş cephesinden on binlerce askeri geri çekmişlerdir!
Mübarek Toprak Filistin ve Mescid-i Aksa konusunda ise Pakistan yöneticileri, Müslümanların Gazze’ye yardım için orduların seferber edilmesi taleplerini kabul etmezlerken Trump’ın Barış Kurulu’ndaki üyeliklerini sürdürmektedirler. Oysa bu kurulun temel amacı, Siyonist varlığı tehdit eden her Müslümanı silahsızlandırmaktır.
Amerikan Haçlıları ile Yahudilerin İran Müslümanlarına karşı yürüttüğü savaşa gelince, bu yöneticiler yalnızca Pakistan silahlı kuvvetlerini kısıtlamakla kalmamışlar; aynı zamanda İran’ı müzakere tuzağına düşürmek ve kibrinin gözlerini kör ettiği Trump’ı içine düştüğü bataklıktan kurtarmak için gece gündüz uykusuz kalmışlardır. Hal böyleyken Siyonist varlığı ve Amerikalı Haçlıları korumak için Müslümanların Müslümanlarla savaşacağı yeni bir Orta Doğu inşa edilmesinde Trump’a yardımcı olacak bir anlaşmaya neden katılmasınlar ki?!
Peki Pakistan yöneticilerinin, kendisiyle Müslümanlara istikrar ve refah sağlamak için çalıştıklarını iddia ettikleri Türkiye yöneticisi Erdoğan tam olarak kimdir? O Erdoğan ki, Gazze’de kadınların, çocukların, yaşlıların ve hastaların başlarına evleri ve camileri yıkılırken dahi Yahudi varlığına temel ikmal maddeleri tedarik etmeye devam etmiştir. Suriye’de Amerika’nın nüfuzunu güvence altına alma meselesinde ise o Erdoğan, Müslümanlar Şeriatın uygulanması çağrısında bulundukları ve Beşşar Esed’i devirdiklerinde Ahmed eş-Şara’yı iş başına getirmiştir. Hal böyleyken Amerikan ajanı olan Pakistan yöneticileri, neden İslam beldelerinin tamamında Amerikan nüfuzunu güçlendirmek için Erdoğan’la birlikte çalışmasınlar ki?!
Peki Pakistan yöneticilerinin, kendisiyle Müslümanlara istikrar ve refah sağlamak için çalıştıklarını iddia ettikleri Suudi yöneticisi Selman da tam olarak kimdir? O ibn Selman ki Yahudi varlığının Gazze soykırımının zirve yaptığı bir dönemde; Yahudi varlığı deniz ikmal hatlarının Müslümanlar tarafından tehdit edildiğini görünce, İbn Selman Körfez yöneticileriyle koordinasyon halinde Yahudi varlığının imdadına yetişmek için kara ikmal hatlarını güvence altına almıştır. O İbn Selman ki Yemen’deki Amerikan nüfuzunu güçlendirmek için Müslümanlara saldırılar düzenlemiş, okul otobüslerindeki çocukları bile es geçmemiştir.
Amerika ve Yahudi varlığının İran’a karşı yürüttüğü savaşa gelince; İbn Selman Suudi Arabistan içindeki Amerikan üslerinin kapatılması çağrılarını reddetmiş, bunun yerine Pakistan ve Türkiye ordularının kendisini savunmak için harekete geçeceği bir anlaşma ayarlamıştır. Hal böyleyken Trump’ın hizmetkârları olan Pakistan yöneticileri; Trump’ın emirlerini reddeden her Müslüman ülkeyi vurabileceği İslam beldelerinin kalbindeki Amerikan askeri varlığını korumak için neden İbn Selman ile işbirliği yapmasınlar ki?!
Ey Pakistan Müslümanları! İhanetin acısını daha da artıran husus, Pakistan yöneticilerinin en zayıf anında Trump’ın yardımına koşmalarıdır. Siyasi açıdan Trump, Yahudi varlığına verdiği destek nedeniyle devasa bir iç muhalefetle karşı karşıyadır ve üstelik Kongre’nin kontrolünü Demokrat muhalefete kaptırmak üzeredir. Ekonomik açıdan Trump; borçlar, enflasyon ve işsizlik altında ezilen Amerikan ekonomisini canlandırmaktan acizdir.
Askerî açıdan Trump; değil İran’ın geniş dağlık arazilerindeki aslanlarıyla yüzleşecek bir kara harekâtı başlatmak, İran’ı havadan ve denizden bile boyunduruk altına alamamıştır. Askeri olarak korkak Amerikan askerlerinin morali tükenmiştir; Amerikan askeri liderliği kara harekâtı fikrinden dehşete düşmektedir. Ayrıca Amerika’nın silah stokları tükenmiş durumdadır; buna kilit bir füze savunma sistemine ait önleme füzelerinin yaklaşık %80’i de dahildir.İşte Amerika’nın böylesine zayıf olduğu bir dönemde; Müslüman beldelerindeki Amerikan nüfuzunu yok etmek için Ümmetin geniş çaplı bir saldırısına liderlik etmek yerine, Pakistan yöneticileri Pakistan’ın güçlü silahlı kuvvetleri ve nükleer caydırıcılığı dahil tüm kaynaklarıyla Trump’ın yardımına koşmaktadırlar.
Ey Pakistan Müslümanları! Tıpkı Pakistan yöneticilerinin Müslümanları ve davalarını terk ettikleri gibi, biz de onları terk etmeliyiz. Onlara nasihat etmenin, onları ıslah etmenin ve hatta onlara çağrıda bulunmanın artık hiçbir faydası yoktur. Çünkü karar alma konusunda bağımsız bir iradeye sahip değillerdir. Onlar kâfir bir efendiye tabi ajanlardır. Bağımsız düşünme kabiliyetleri yoktur. Tek görevleri emirleri uygulamak, bizi kandırmak için de çeşitli anlatılar üretmektir. Onlar Yahudiler ve Hristiyanlarla ittifak kurmuşlardır. Oysa Allah Subhânehu ve Teâlâ , böyle yapanların onlardan olacağı konusunda bizi uyarmıştır: Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاءَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar. İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet etmez.” [Maide 51]
Ey Pakistan Müslümanları! Kâfirler karşısındaki bu ihaneti ve zilleti bitirecek tek bir yol vardır: O da tüm insanlığın Rabbi olan Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın şeriatını temiz ve güzel Pakistan topraklarında hâkim kılmaktır. Bu yol aynı zamanda bütün İslam beldelerinin tek bir İslam Devleti, yani Nübüvvet Minhacı Üzere Raşidi Hilafet altında birleştirilmesini güvence altına alma yoludur. Pakistan da bunun çekirdeği olmalıdır. Zira Pakistan maddi açıdan bunu gerçekleştirebilecek güce sahiptir ve onun temiz halkı bu şerefe layıktır. Öyleyse haydi Allah’ın dinini Yahudilere, Hindulara ve Amerikalı Haçlılara karşı üstün kılmak için Hizb-ut Tahrir gençleriyle birlikte çalışın. Silahlı kuvvetlerdeki evlatlarınızı, kardeşlerinizi ve babalarınızı; Celil âlim Ata bin Halil Ebu Raşta liderliğindeki Hizb-ut Tahrir’e nusret vermeye yönlendirin. Kâfirler ve münafıklar bundan hoşlanmasa da dinin hâkim kılınması için gayret edin; Allah Subhânehu ve Teâlâ yolunda fedakârlıkta bulunun, O’ndan bağışlanma ve ecir dileyin. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:
وَسَارِعُوا إِلَى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمَاوَاتُ وَالْأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ “Rabbinizin mağfiretine ve Allah’tan korkanlar için hazırlanmış eni gökler ve yer kadar olan cennete koşuşun.” [Ali İmran 133]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Pakistan Vilâyeti Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi P.O. Box 1924, Lahore / Pakistan Telefon: +(92) 345–428–7323 / +(92) 333–561–3813 https://bit.ly/3hNz70q |
Fax: +(92) 21–520–6479 E-Mail: spokesman@hizb-ut-tahrir.com.pk |



