Çarşamba, 24 Cumade’l Ûlâ 1448 | 2026/11/04
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu

No: H. 23 Rabi’-ul Âhir 1448
M. Pazartesi, 05 Ekim 2026

Pakistan Silahlı Kuvvetleri, Pakistan ve Ortadoğu’yu Hilafet Devleti Çatısı Altında Birleştirmek İçin Konuşlandırılmalıdır; Trump’ın Ortadoğu ve Körfez Ajandasını Uygulamak İçin Değil!

İslam beldelerindeki Amerikan sömürgeciliği; ABD’nin askeri kara operasyonlarının ve ekonomik yaptırımlarının uğradığı ağır başarısızlığın ardından, bugün büyük ölçüde güvenlik ittifaklarına dayanmaktadır. Amerika, geniş bir ittifak ağı oluşturarak Müslümanların muazzam ekonomik kaynaklarından ve devasa ordularından, özellikle de en güçlü Müslüman ülke olan Pakistan’ın ordusundan yararlanmayı ummaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump; Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın, İslam beldelerini ve İslami askeri gücü birbirine karşı konumlandıran bir askeri ittifak kurduklarını duyurduklarında sevincini gizleyememiştir. Trump, 16 Ağustos 2026 tarihinde Truth Social platformunda şu paylaşımı yapmıştır: “Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzalamış olmalarını görmekten büyük mutluluk duyuyorum. Söz konusu üç ülkenin büyük liderlerini tebrik ediyorum. Bu büyük, cesur ve önemli bir ilk adım. İnanılmaz” Amerika, Mekke Ortak Savunma Anlaşması aracılığıyla Pakistan’ın muazzam askerî gücünü; İran ve müttefiklerinin artan askeri gücüne karşı koymak, Körfez’deki güç dengesini sağlamak, Amerikan yanlısı Suudi rejimini ve Orta Doğu’daki Amerikan askeri varlığını korumak gibi Amerikan siyasi ve stratejik çıkarlarını savunmak üzere seferber etmeye çalışmaktadır.

Amerika, İslam beldelerinde önce Irak’ta, ardından Afganistan’da ve şimdi de İran karşısında uğradığı küçük düşürücü yenilgilerin ardından, Ortadoğu’daki ve genel olarak İslam beldelerindeki stratejik hedeflerine, bölgeyi Amerika adına yöneten ve Amerikan politikalarını uygulayan işbirlikçi Müslüman yöneticilerin askerî gücü aracılığıyla ulaşmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda Pakistan’a, sınır bölgelerine yönelik sert bir askeri politika benimseyerek Afgan Taliban rejimiyle ilgilenme rolü verilmiş; Suriye, Amerika adına yönetilmek üzere Türkiye’ye devredilmiş; Suudi rejimi ise Körfez’deki Amerikan nüfuzunun savunucusu olarak konumlandırılmıştır.

Pakistan yöneticilerinin ise Washington ile kurdukları ittifaktan ve Amerika’nın Pakistan’ı sömürme planını kolaylaştırmaktan başka hiçbir vizyonları yoktur. Nitekim Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 17 Ağustos 2026 tarihinde ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, “Trump’ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın imzalanmasına ilişkin destek içeren nazik ifadelerinden memnuniyet duyduğunu” vurgulamıştır. Pakistan’ın siyasi ve askerî liderleri, ahmakça bir şekilde Pakistan’ın ancak Amerika’nın öncülük ettiği uluslararası düzene tabi bir devlet olarak kalkınabileceğine inanmaktadır. Batılılaşmış siyasi ve askerî yönetici elitin benimsediği bu köklü inanç, Pakistan Müslümanlarına muazzam acılar, askerî yıkımlar ve ekonomik sefalet getirmiştir. Buna rağmen Pakistan’ın akılsız yöneticileri, Amerika öncülüğündeki uluslararası düzene kölelik yolunda ilerlemeye devam etmekte, Trump’ın Ortadoğu gündemini benimsemek ve ona hizmet etmek için adeta birbirleriyle yarışmaktadırlar. İşte bu nedenle Filistin ve Gazze Müslümanlarını boyun eğdirmek amacıyla Trump tarafından oluşturulan “Barış Kurulu”na katılmışlar, Bab’ül Mendeb’i kontrol altına almak için Trump’ın ajanı Muhammed bin Selman ile birlikte Uluslararası Deniz Savunma İttifakı’na (MMDC) dâhil olmuşlardır. “Trump’ın gözde generali” Asım Münir ise İran’la birlikte hareket ederek Amerika’yı İslam beldelerinden kesin ve tamamen çekilmeye zorlamak yerine, İran’ı Trump ile ittifak kurmaya ikna etmek için uykularından feragat etmiştir. Gerçekte Pakistan yöneticileri, birkaç dirhem karşılığında Pakistan’ın muazzam askerî gücünü Trump’a ve Amerika’ya kiralamayı ilke edinmişlerdir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

الَّذِينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاءَ مِن دُونِ الْمُؤْمِنِينَ أَيَبْتَغُونَ عِندَهُمُ الْعِزَّةَ فَإِنَّ الْعِزَّةَ للهِ جَمِيعاً“Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah’a aittir.”[Nisa 139]

Ey Pakistan Müslümanları! Amerika çöküş halindedir ve Ümmetin gücünden fena halde korkmaktadır. Amerika ve Yahudi varlığının İran’a karşı yürüttüğü savaş, topraklarımızdaki Amerikan gücünün aslında ne kadar kof olduğunu ve sadece Müslüman yöneticilerden aldığı desteğe dayandığını ifşa etmiştir. Müslümanların yöneticilerinin Amerika’ya sağladığı askerî üsler ve lojistik destek olmaksızın Amerikan savaş makinesinin Müslüman topraklarında faaliyet göstermesi imkânsızdır. Amerika’nın topraklarımızı ve su yollarımızı kontrol etmesine imkân tanıyanlar bizzat bu yöneticilerdir. Müslümanların askerî gücünü ve servetlerini, Amerika öncülüğündeki düzenin topraklarımızdaki nüfuzunu genişletmek için kullananlar da yine bu yöneticilerdir. Oysa Ümmet, Amerika’ya karşı koyacak güç ve yeteneğe sahiptir. Hürmüz Boğazı’nın birkaç aylığına kapatılması bile küresel enerji piyasalarını derinden sarsmış ve dünya ekonomisini temelinden oynatmıştır. Allah Subhânehu ve Teâlâ, ümmete muazzam bir askerî güç, petrol, doğal gaz ve maden kaynakları bahşetmiştir. Stratejik su yollarını ve uluslararası ticaret güzergâhlarını biz kontrol etmekteyiz ve dünyada iki milyarı aşkın bir nüfusa sahibiz. Buna rağmen işlerimiz darmadağınık, gücümüz ise paramparçadır. Çünkü bizi birleştirecek Hilafet’ten yoksunuz. Bu nedenle yöneticilerimize karşı çıkacak ve onları hesaba çekecek gücü ve kararlılığı kendimizde bulmalıyız. Amerika’nın öncülük ettiği uluslararası düzene boyun eğmeyi reddetmeliyiz. Zira bu düzen, sınırları aşan bir tağuttur ve Allah Subhânehu ve Teâlâ bize onu reddetmemizi emretmiştir.

فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللَّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَى لَا انْفِصَامَ لَهَا وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ“Kim tağutu inkâr eder ve Allah’a iman ederse, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir.”[Bakara 256]

Ey Pakistan Müslümanları! Dünyada eziyet, ahirette ise azap getiren Amerikan ittifaklar ağını reddedin. Trump’ın ajanları ve uşaklarının bizzat Amerikan devletiyle kurduğu ittifakları da reddedin. Bilin ki Amerika’nın yaptığı gibi, Müslümanlarla savaşan ve başkalarının Müslümanlarla savaşmasına yardım eden kâfirlerle ittifak kurmak şeran haramdır. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

إِنَّمَا يَنْهَاكُمُ اللَّهُ عَنِ الَّذِينَ قَاتَلُوكُمْ فِي الدِّينِ وَأَخْرَجُوكُم مِّن دِيَارِكُمْ وَظَاهَرُوا عَلَى إِخْرَاجِكُمْ أَن تَوَلَّوْهُمْ وَمَن يَتَوَلَّهُمْ فَأُولَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ“Allah, yalnız sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için onlara yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır.”[Mümtehine 9] İslam beldeleri arasında kurulan ittifakları da reddedin ve bunun yerine bu beldelerin tek bir İslam Devleti çatısı altında birleştirilmesini talep edin. Şeriat, Müslüman beldelerindeki mevcut devletlerin tek bir Hilafet altında birleştirilmesini farz kılar. Nitekim Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

وَإِنَّهُ لاَ نَبِيٌ بَعْدِي وَسَتَكُونُ خُلَفَاءُ فَتَكْثُرُ». قالوا: فما تأمرنا؟ قال: «فُوا بِبَيْعَةِ الأَوَّلِ فَالأَوَّلِ“Fakat benden sonra peygamber gelmeyecek, birçok halifeler gelecektir. Bunun üzerine ashâb-ı kirâm: Yâ Resûlallah! Bize bu konuda ne yapmamızı emredersin? diye sordular. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem de “Halifelere başa geçiş sırasına göre bîat edin.”[Müslim] İmam Nevevi Sahihi Müslim’in şerhinde şöyle der: “Bu hadisin anlamı şudur: Bir halifeye biat edildikten sonra başka bir halifeye biat edilirse, ilk halifeye yapılan biat sahihtir ve ona bağlı kalmak vaciptir. İkinci halifeye yapılan biat ise batıldır; ona bağlı kalmak haram olduğu gibi ikinci kişinin bu biati talep etmesi de haramdır. İkinci halifeye biat edenlerin birinci halifeye yapılan biati bilip bilmemeleri arasında fark yoktur. Aynı şekilde iki halifenin aynı beldede veya farklı beldelerde bulunmaları arasında da fark yoktur...”

Ey Pakistan silahlı kuvvetleri! İslam beldelerindeki Amerikan sömürgeciliği, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en kırılgan dönemini yaşamaktadır. Amerika’nın sömürgeci hâkimiyeti, kendi işbirlikçileri ve tâbileriyle kurduğu ittifaklar ağına ve bu işbirlikçiler ile tâbilerin kendi aralarında oluşturdukları ittifaklara dayanmaktadır. On yıllardır Amerikan sömürgeciliğine son verilememesinin en büyük sorumluluğu tüm Müslüman ordularına ait olsa da; Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın size bahşettiği o muazzam güç nedeniyle en büyük sorumluluk sizin omuzlarınızdadır. Bütün İslam beldelerini tek bir Hilafet çatısı altında birleştirmenin doğal sürecini başlatmak için güçlü tek bir Müslüman ülke yeterlidir. Öyleyse bu neden Pakistan olmasın?! Haydi hainleri devirin, Amerika ile yapılan ittifakları yırtıp atın ve Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafeti kurmak için Hizb-ut Tahrir’e nusret verin!

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
P.O. Box 1924, Lahore / Pakistan
Telefon: +(92) 345–428–7323 / +(92) 333–561–3813
https://bit.ly/3hNz70q
Fax: +(92) 21–520–6479
E-Mail: [email protected]

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER