Salı, 20 Şevval 1447 | 2026/04/07
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Özbekistan
Medya Bürosu

No: ÖZ-BA-2026-MB-TR-05 H. 17 Şevvâl 1447
M. Cumartesi, 04 Nisan 2026

Yahudi Varlığının Vahşeti ve Hain Yöneticilerin Sessizliği

Yahudi varlığı parlamentosu Knesset’te, Filistinli esir kardeşlerimiz hakkında idam cezasını öngören yasanın onaylaması; gazaba uğramış Yahudilerin zorbalığının ne dereceye vardığının apaçık bir delilidir. Bu mücrim yasanın; Gazze’de eşi benzeri görülmemiş katliamların sürdüğü ve Mescid-i Aksa’nın kapatıldığı bir dönemde onaylanmış olması da ayrıca çok daha vahim bir durumdur. Bu sadece yasal bir belge olmaktan öte Mübarek Toprak Filistin ve çevresinde Müslümanlara karşı yürütülen soykırım savaşının yasallaştırılması anlamına gelmektedir.

30 Mart 2026’da, sözde Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir başkanlığındaki bir lanetliler çetesi, Knesset koridorlarında bu kararı kutlamak için kadeh tokuşturdular. Ben-Gvir’in idam sehpası şeklinde bir rozet takması ve bunu “ulusal bir gurur” olarak adlandırması, iki milyarlık İslam Ümmeti ile alay etmektir ve Müslümanlara yönelik düşmanlığın en aşağılık tezahürüdür.

Yahudi varlığı Gazze halkının oluk oluk kanını akıtırken, Mescidi Aksa’yı kapatıp 6 bin Filistinli esir için idam sehpaları kurarken, İslam ülkelerindeki hain rejimlerin ölüm sessizliğine bürünmesi ise işin daha da acı ve can yakıcı tarafıdır! Bu rejimler, sanki hiçbir şey olmamış gibi Yahudi varlığıyla diplomatik ilişkilerini, resmi görüşmelerini ve ticari bağlarını sürdürmektedirler; böylece işlenen katliam ve zulümlerde ona ortak olmaktadırlar. İçi boş kınamaları ise, halkların öfkesini yatıştırmak için kullandıkları bir maskeden başka bir şey değildir.

Bu ihanet silsilesinde, Özbekistan rejiminin ve Müftü yönetimindeki Din İşleri İdaresi’nin rolü de ayrıca ibretliktir. Zira Özbek rejimi, mazlum Müslümanların çıkarlarını kararlılıkla korumak yerine, Yahudi varlığıyla siyasi ve ekonomik işbirliğini ve diplomatik ilişkilerini güçlendirmeye devam etmektedir. Hakkı haykırarak halkı uyandırması ve mazlumlara yardım etmeye çağırması gereken o sözde “âlimler” ise; idama mahkûm edilen kardeşlerimizin haklarını savunmak yerine Başkan’ın icraatlarına dua etmekten ve şükür vaazları vermekten başka bir şey yapmamaktadırlar.

Özbek rejimine, diyanet işlerine ve Müftüye diyoruz ki: artık hiçbir mazeretiniz ve hüccetiniz kalmamıştır; Tüm kırmızı çizgileri aşmış bulunuyorsunuz. Mücrim Yahudi varlığı ile dostluk kurduğunuz gün tüm kırmızı çizgileri aştınız. Özellikle din adına konuşan o “cübbeli ve sarıklı” güruha da diyoruz ki siz Allah’ın dinini az bir dünya menfaati karşılığında sattınız ve yöneticilerinizi Allah’tan başka rabler edindiniz! Bunun sonucunun her iki cihanda da zillet ve rüsvaylık olduğunu göreceksiniz. Bilin ki, bugün desteklediğiniz bu yöneticiler yarın işleri bitince sizi kolayca terk edecekler; Hesap günü Allah’ın huzurunda “Neden hakkı söylemediniz?” diye yakalarınıza yapışacaklardır. Bunun olacağında hiç bir şüphe yoktur. Eğer tövbe etmezseniz, o gün hâliniz son derece acı ve utanç verici olacaktır.

Ülkemizdeki Müslümanlara da diyoruz ki, Mübarek Filistin davası, tüm Ümmetin davasıdır. Yahudilerin esaretinde bulunan kardeşleriniz sadece sizin dualarınıza değil, aynı zamanda sizin pratik eylemlerinize de muhtaçtırlar. Gaspçı Yahudi varlığı onların idamına hükmederken, sadece dua etmekle ve af dilemekle yetinmek üzerinizdeki sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Elinizden gelen her yolu kullanmalı; rejime, müftüye ve dinî kurumlara doğrudan ya da dolaylı baskı kurmalısınız. En azından onların duruşunun sizin duruşunuz olmadığını, aksine Filistin’deki kardeşlerinizin, yani hakkın ve adaletin safında yer aldığınızı açıkça göstermelisiniz.

Ve en önemlisi; sömürgeci Amerika ve Yahudi varlığının Gazze’de, Libya’da ve Irak’ta Müslümanlara karşı had safhaya varan katliamlarına, zulmüne ve zorbalığına son vermenin yegâne yolunun Hilafet Devleti’ni ikame etmek olduğunu idrak etmelisiniz! O zaman o mübarek devletimiz Hilafet, Mescidi Aksa’nın prangalarını parçalayacak, bölgedeki katliamlara son verecek ve Müslüman kardeşlerimizin boyunlarına dolanan o darağacı iplerini, bizzat o lanetli Yahudilerin boynuna geçirecektir. Nitekim Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

إِنَّمَا الإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ “İmam ancak bir kalkandır. Arkasında savaşılır ve onunla korunulur.”

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Özbekistan
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Telefon: 

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER