Cuma, 16 Zilkâde 1445 | 2024/05/24
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Başarısız Sistem ve Rejimin Sorumsuz Yüzü: Kayıp Çocuk Vakası

بسم الله الرحمن الرحيم

Başarısız Sistem ve Rejimin Sorumsuz Yüzü: Kayıp Çocuk Vakası

Haber:

Türkiye’yi acıya boğan minik Eylül ve Leyla’dan sonra, üç kayıp çocuk haberi daha Hatay, Diyarbakır ve Siirt'ten geldi. Silvan’da çoban Yusuf Yılmaz’dan 2 gündür haber alınamıyor. [03.07.2018 Habertürk]

Yorum:

Bir kaç gündür Türkiye, kayıp çocuk vakası ile çalkalanıyor. Siyasiler, sanatçılar ve toplumun her kesiminden çocuk katillerine lanet mesajları yağıyor. Kimi siyasiler, kayıp çocuk vakasındaki artışı uygulanan yanlış ekonomik, siyasi ve sosyal politikalar nedeniyle ailesinden kopan, kaçan çocuklara bağladılar. Dertleri idam cezası vermek değil, idam cezası üzerinden oy devşirmek ve kamuoyundaki popülerliklerini artırmak olan kimi siyasiler ve sanatçılar da çocuk katilleri ve istismarcıları için çözüm olarak idam cezası isteminde bulundular. İdam cezası uygulandığında, sanki sorun çözülecekmiş gibi idam cezasını dillerine pelesenk eylediler. Hükümet tarafından yapılan açıklamada ise Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ “Cinsel kastrasyon dediğimiz tedbiri de bütün yönleriyle yeni dönemde devreye sokacağız” şeklinde konuştu.

Her zamanki gibi yozlaşmış rejimin başı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan da, bu ve benzeri olaylar karşısında “Hainlerden hesap sormaya devam edeceğiz” diyerek halkın duygularına yönelik içi boş kahramanvari şablonik açıklamalar yapmakta, varlık-yokluk meselesi olarak gördüğü başkanlık seçimlerinde aldığı güvenlik önlemlerini halkın güvenlik ve huzurunu sağlamak için almamaktadır. Hayat memat meselesi olarak gördüğü seçimleri kazanmak için kesenin ağzını açan, cebinden verircesine hazineden halka bol kepçeden rüşvet dağıtan Erdoğan, halkın barış ve refahını sağlamak için “Dağlara buğdaylar serpin. Müslüman ülkede kuşlar aç demesinler.” ve “Kenarı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu, Gelir de adli İlahi sorar Ömer’den onu” diyen gerçek bir yönetici gibi hareket etmemektedir. Sadece ve sadece kendi bekasını düşünmekte, bekası için halka başsağlığı dileğinde bulunmakta, iftar sofralarında arzı endam etmekte, halk adamı gibi değil halkın adamıymış gibi davranmaktadır.         

Kayıp çocuk müracaatı hakkında bir istatistik yayınlanan Türkiye İstatistik Kurumu, 2008-2016 yılları arasında resmi kayıp müracaatı yapılan çocuk sayısının 104 bin 531’e ulaştığını belirtti. Bu acı gerçek, Türkiye’deki rejim ve sistemin çürümüşlüğünü, başarısızlığını, küçük çocukları bile koruyamayacak kadar çaresizlik ve zavallılık içerisinde çırpındığını gösterir. Seçim güvenliği için her türlü önlemi alan, kolluk kuvvetlerini 7/24 saat seferber eden Türk yetkilileri, söz konusu insan canı olunca, saçma sapan, akla ziyan açıklamalar yapmaktan hiç mi hiç utanmıyorlar. Dahası, sorumsuz ve bozuk zihniyetten çıkan akıllara durgunluk veren bir yanıtla kendince kayıp çocuk vakasını haklı göstermeye çalışıyorlar. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, son zamanlarda çok fazla kayıp çocuk haberinin alındığına ilişkin bir soru üzerine “Kaybolan çocuklar bazen üst üste gelir. Başka olaylar da üst üste gelebilir. Trafik kazaları üst üste gelebilir, cinayetler üst üste gelebilir. Bizim teknik kabiliyetimiz geliştikçe, bu tür olayları yapmak isteyenlerin de kabiliyetleri gelişiyor.” yanıtını verdi. [02.07.2018 BBC Türkçe]

Siyasiler tarafından yapılan açıklamalarda, sorunun etken ve etmeni üzerinde değil de daha çok sonucu yani cezalar konusu üzerinde odaklanıldığını görüyoruz. Neden-sonuç ilişkisi hiç kayda alınmıyor. Başka bir deyişle çocuk katli ve istismarına neden olan olgular ele alınmaz, sadece sonuç yani idam ve hadım gibi konular üzerine yoğunlaşılırsa, sorun kesinlikle çözülmez. Nedenler doğru tespit edilir, uygun ceza verilmezse sorun gene çözülmez. Öyleyse sorunu doğru çözümleyebilmek için doğru çözüm ve çözümü koruyan caydırıcı ve önleyici cezalar konulmalı ki sorun doğru ve bir daha tezahür etmeyecek şekilde çözümlenmiş olsun.

Kısacası kayıp çocuk olaylarını önlemek için sorumlu devlet adamı mantalitesine sahip Ömer RadiyAllahu Anh gibi gerçek ve muhlis yöneticilerin yanı sıra insanlara Allah korkusunu yerleştiren, Allah korkusundan doğan çözümler getiren, bu çözümleri korumak için önleyici ve caydırıcı cezalar koyan İslam Şeriatı kayıp çocuklar vakasının yegâne çözümüdür. 

Hizb ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Adına

Ercan Tekinbaş

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER