- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
Onu Ya Ben Yerim, Ya Da Sen Yersin!
Haber:
İngiliz gazetesi The Independent'ta yayınlanan kapsamlı bir haber analizinde, yazar Katie Rosinski, Danimarka'nın Grönland ile ilişkisinin karanlık dönemini inceleyerek, burada sömürgeciliğin ağır hatırası ile Başkan Trump'ın emellerine ilişkin artan endişesinin arasını ilişkilendirdi.Trump'ın adayı satın alma, hatta NATO'ya ciddi bir darbe vuracak olmasına rağmen askeri güç kullanarak onu ele geçirme arzusunu gizlemediğini belirtti.Ada, yüzyıllar boyunca, yani 1721 yılında Danimarkalı-Norveçli misyoner Hans Eiche'nin gelişinden bu yana NATO üyesi bir ülke olan Danimarka'nın bir parçası olmuştur.
Yorum:
Kanada'nın kuzeyinde yer alan ve iki milyon kilometrekareden fazla bir alanı kaplayan bir ada, son aylarda Kuzey Kutbu'ndaki kaynaklar ve stratejik konumlar üzerindeki çatışmanın tırmanmasıyla uluslararası çatışmanın ve açgözlülüğün merkezi haline gelmiştir ki bu ada Grönland'dır. (Sakinleri tarafından “halkın ülkesi” olarak adlandırılan) Grönland, daha önce Danimarkalılar tarafından kolonileştirilmiş, ardından 1979 yılında Danimarka tacı altında özerklik kazanmıştır.Bugün buzulların bir kısmının çekilmesiyle ortaya çıkan gizli zenginlikler ve mesafeleri kısaltan deniz yolu sayesinde buraları kontrol etmek için Trump’ın ağzı sulanmaktadır.
Peki açgözlülük ve hırs, Trump'a özgü bir özellik mi, yoksa kapitalizmin tarihinde derin kökleri mi vardır?
Söz konusu rapor, Danimarka'ya özgü suç sayfalarını ortaya koymakta olup bu suçlar arasında, Danimarka'nın 1960'lar ve 1970'lerde nüfus artışını sınırlamak ve Danimarka'nın mali yükünü azaltmak amacıyla binlerce kadının zorla hamile kalmasını önlemek için uyguladığı programlar da yer almaktadır.
Ayrıca yerli çocuklar (Eskimolar) kültürel kimliklerini silmek için ebeveynlerinden çekilip alınıyorlardı; bu yüzden rapor, Danimarkalı ailelerle yaşamaları için gönderilen 22 çocuğun örneğini vermektedir; dolayısıyla bu çocuklar, Danimarkalıların dilini ve yaşam tarzını öğrenmek ve adada “yeni bir yönetici sınıf” oluşturmak amacıyla gönderilmiştir... Peki bu bize bir şeyleri hatırlatıyor mu?
Oğul Trump, 2025 yılında babasının göreve başlamasından önce, başkent Nuuk'a yaptığı turistik ziyaret sırasında sömürgeci misyoner Hans Egede'nin önünde gülümseyerek durduğu bir fotoğrafını paylaşmıştı. Rapora göre, bu fotoğraf yeni üstünlüğün bir sembolü olarak kabul edilmektedir.
Tüm bunların ortak noktası, dünyayı yöneten kapitalist ideolojinin aslı ve doğasıdır; zira bu ideoloji, bireyciliğe, halkların sömürgeleştirilmesine ve ondan ayrılmaz bir özellikle olan servetlerinin yağmalanmasına dayanan bir ideolojidir; dolayısıyla onun lisanı hali en güçlü olanın hayatta kalmasını söylemekte olup insanlara bakış açısı da şöyledir:Bu somun ekmeği ya ben ya da sen yersin.En azından onu sizinle paylaşıyorum sözüne gelince; bu onların aklına bile gelmez ya da ekmeğin asıl sahibi kimdir; dolayısıyla bu onları hiçbir şekilde ilgilendirmez; bugün Grönland'da durum işte böyle olup Trump'ın lisanı hali şöyle diyor: Onu ya ben yerim ya da sen yersin.
Kapitalist açgözlülük ve çatışma bugün, daha önce hakikati halklara yanlış tanıtıldığı gibi hiçbir belirsizlik, gizleme veya sahte vaatlerle örtbas edilmeden açıkça görülmektedir.Ama Müslümanlar bunu deneyimlediler ve İslam Devleti'nin zayıfladığı, kapitalist ülkelerin dişleri, Müslümanların ülkelerini kemirmeye, onları parçalamaya ve hiçbir hesap verebilirlik veya denetim olmaksızın onları yağmalamaya başladığı gün, yani 200 yıldan fazla bir süredir bunun sonuçlarıyla yaşamaya devam ediyorlar.
Zaman zaman kısa da olsa bir an durup, hiçbir zaman servet yağmalamak veya halkları yok etmek amacıyla gerçekleştirilmeyen İslami fetihler ile kapitalizm ve onun devletlerinin dünyada yaptıklarını ve yapmaya devam ettiklerinin arasını karşılaştırmak gerekir.
İslam Devleti'nin, onun yönetim sisteminin ve yaşam tarzının yokluğundan dolayı dünya ve Müslümanlar ne kadar da çok şey kaybettiler!
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Hüsameddin Mustafa



